Enver Altaylı'dan dikkat çeken ifşa: Gül 100, Arınç 200 kez görüştü!

CIA bağlantılı eski MİT'çi Enver Altaylı, FETÖ'nün 2 numarası olan Mustafa Özcan'la ilişkisi konusunda açıklamalarda bulundu. Altaylı, "Çankaya'da Mustafa Özcan'ın Abdullah Gül ile en az 100 görüşmesi, Bülent Arınç'ın Mustafa Özcan ile en az 200 görüşmesi vardır" dedi.

Enver Altaylı'dan dikkat çeken ifşa: Gül 100, Arınç 200 kez görüştü!

FETÖ'den tutuklu eski istihbaratçı Enver Altaylı'nın da arasında bulunduğu 3 sanığın yargılandığı Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) ilişkin dava dün görüldü.

Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Altaylı ve Mehmet Barıner katıldı.

Tutuksuz sanık Seda Chamatzoglou'nun ise gelmediği duruşmayı izleyenler arasında sanık yakınlarının yanı sıra Alman Büyükelçiliği görevlileri de yer aldı.

Mahkeme Başkanı Sebahattin Sarıdoğan, önceki celse alınan ara karar gereği dava dosyasına gelen evrakı okudu, ardından sanık Altaylı'nın çapraz sorgusuna geçildi.

FETÖ'nün firari tepe yöneticilerinden Mustafa Özcan ile ilişkisi sorulan Altaylı, söz konusu isimle 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel aracılığıyla tanıştığını söyledi. O dönem Orta Asyalı öğrencilere burs verileceği bilgisinin duyulması üzerine çok sayıda gencin Türkiye'ye geldiğini anlatan Altaylı, bu durumun neden olduğu kargaşanın giderilmesi için Demirel'in kendisini aradığını bildirdi. Cumhurbaşkanı Demirel'in, "Mustafa Özcan diye biri seni arayacak" dediğini aktaran Altaylı, daha sonra görüştüğü Özcan ile Orta Asya'dan Türkiye'ye gelen öğrencilerin yurtlara yerleşmelerini sağladıklarını kaydetti.

Altaylı şöyle konuştu:

"Mustafa Özcan'ı tanıyorum. Mustafa Özcan'la beni Süleyman Demirel tanıştırdı. Orta Asya'dan çocuklar gelmişti. Demirel aradı. Diyanet'ten birinin beni arayacağını söyledi. Mustafa Özcan da beni bu şekilde aradı. Zaman zaman kendisiyle görüştüm. Yüz yüze görüşmemizin nedeni hastane yönetim kurulu başkanıydı. Ben de kronik hastaydım. Özcan, 17/25 Aralık'a kadar Türkiye'de herkesin itibar ettiği birisi. Abdullah Gül'ü suçlamak istemiyorum. Çankaya'da Mustafa Özcan'ın Abdullah Gül ile en az 100 görüşmesi, Bülent Arınç'ın Mustafa Özcan ile en az 200 görüşmesi vardır. Mustafa Özcan ile 17/25 Aralık sonrası görüşmedim. 17/25 Aralık sonrası bir kez görüşmüş bunda da kendisiyle görüşmek istemediğimi söylemişimdir. Enver Altaylı'nın Fetullahçı olmadığını bütün Türkiye bilir. Rusçu, Çinci, ulusalcı çevreler cımbızla isimler çekiyor. Ben hayatımda hiç kimse ile suç amaçlı görüşme yapmadım.”

Altaylı, FETÖ'nün 17/25 Aralık kumpas soruşturmalarından sonra Özcan ile görüşmeme kararını aldığını öne sürdü.

İFADELERİNİ KABUL ETMEDİ

Hazırlık aşamasında emniyet ve savcılıkta, avukatı eşliğinde verdiği ifadeleri kabul etmeyen Altaylı, "Polis ve savcılık ifademi tamamıyla reddediyorum. Hayatın doğal akışına aykırı şeyleri kabul etmem mümkün değildir. Benden kendimi suçlamamı kimse beklemesin." dedi.

Bunun üzerine Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusunda avukatı huzurunda polis ve savcılık ifadesinin kabul ettiğinin hatırlatılması üzerine Altaylı, "O zaman hukuki bilgisizlik mi, telaş mı ne denilecekse artık o dönem polis ve savcılık ifadesini kabul etmediğimi belirtmemişim" demekle yetindi.

Mahkeme Başkanı Sarıdoğan'ın dijital materyallerden elde edilen dosyadaki delilleri okumaya başlaması üzerin Altaylı, "Dijital verileri reddediyorum, her seferinde reddediyorum çünkü bunlar delil değildir. Bunlar doğru değildir, gerçekle ilişkisi yoktur." iddiasında bulundu.

FETULLAH'IN KİTAPLARI

Altaylı, arama esansında el konulan dijital materyaller arasında yer alan "hizmet harekatı ve siyasete yaklaşım" başlıklı 10 sayfalık belgeye ilişkin, "Benim ne bilgim var ne de duydum, benim söyleyeceğim bir şey yok" diye konuştu.

Evindeki aramada ele geçirilen örgüt elebaşı Fetullah Gülen'e ait kitaplara ilişkin soruya Altaylı, "Kütüphanemde yaklaşık 10 bin kitap var. Bunların arasında Lenin'in de Abdullah Öcalan'ın da kitapları var. O dönem Fetullah Gülen bir fenomen, herkesin görüştüğü biriydi. Bu adam ne yazmış, merak edip almaktan daha doğal ne olabilir, bu suç mu?" cevabını verdi.

Duruşmaya, 13 Kasım Cuma günü devam edilecek.

KABUL ETMEDİĞİ DELİLLER

Altaylı'nın "dijital olduğu" iddiasıyla kabul etmediği deliller arasında, örgüt bağlantısının yanı sıra yabancı istihbarat servisleriyle ilişkisini ortaya koyan belgeler de bulunuyor.

İddianameye göre Altaylı'nın bilgisayarında ele geçen raporlarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan bazı ifadelerin yanı sıra Türkiye'nin mevcut askeri durumu hakkında bilgilere yer verildi.

Türkiye'de askeri darbe gerçekleştirmenin ABD yönetimine bir seçenek olarak sunulduğu raporlarda, "Erdoğan kendisine en çok bu isimle hitap edilmesini seviyor. Arapça Re's (baş) kökeninden gelen Reis; lider, daha doğrusu führer veya duçe anlamına geliyor." ifadesi dikkati çekti.

Altaylı, bilgisayarında ele geçen bir mektubunda, "Hizmet kervanınızda benim de payım olursa bu da Rabb'imin bana bir büyük lütfu olacaktır." diyerek Gülen ile birlikte hareket etme iradesini ortaya koyuyor.

Mektupta, "Zatıalilerinizin taraftarı oldukları iddia ve gerekçesi ile 20 MİT görevlisi son derece sıkı bir takibe alınmışlardır." bilgisini veren Altaylı, "Başbakan, müsteşar nezdinde teşebbüste bulunarak, Kaşif Kozinoğlu'nun etkisiz hale getirilmesini ve bu 20 görevli hakkındaki izlemenin durdurulmasını temin edebilir. Ancak Başbakan'ın böyle bir inisiyatif kullanacağı kanaatinde değilim" ifadesiyle örgüt elebaşı Gülen'den Kozinoğlu'nun etkisiz hale getirilmesini istedi.

İddianamede, Altaylı'nın çok sayıda CIA çalışanı ile irtibatının bulunduğu, bunlarla Türkiye'deki sosyal ve siyasal gelişme hakkında yazışmalar yaptığı, kritik gelişmelere ilişkin raporlar hazırladığı aktarıldı.

KİM BU MIKE?

Altaylı'nın eski CIA çalışanı Duane Clarridge'in ile fotoğraflarının bulunduğu, söz konusu karenin 23 Şubat 2016'da çekildiği bildirildi.

Enver Altaylı'nın, oluşturduğu "Dear Mike" ile başlayan bir mail içeriğine yer verilen iddianamede, "Muhatabına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı düşman ve diktatör olarak tanıtmakta olduğunun görüldüğü, metin içinde ülkemizde 15 Temmuz 2016'da yaşanan darbe teşebbüsün ardından gözaltına alınan veya tutuklanan örgüt üyelerinden 'masum insanlar' diye bahsettiği, tasfiye edilen darbeci askerlerden 'milli ordu' olarak bahsedildiği ve yok edildiğinin belirtildiği anlaşıldı." ifadeleri kullanıldı.