Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı’ndaki TEKNOFEST’e katıldı.
Erdoğan burada yaptığı açıklamada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “(Kudüs) Bu bizim şehrimiz Erdoğan. Sizin şehriniz değil. Bizim şehrimiz. Her zaman bizim şehrimiz olacak. Bir daha bölünmeyecek” sözleri hakkında “(Silvan Kitabesi) Çıkmış bir de utanmadan halen kitabenin peşine düşüyor. Değil size o kitabeyi, Kudüs-ü Şerif’e ait tek bir çakıl taşını dahi vermeyiz” dedi.
“Sultan Abdülhamid verdi mi? Alabildiniz mi? Biz Sultan Abdülhamid’lerin torunuyuz, aynı yolda gidiyoruz” diyen Erdoğan, “Bu can bu tende olduğu müddetçe ecdadın emanetlerini sahip çıkacak Kudüs’ten elimizi hiç çekmeyeceğiz” diye konuştu.
Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
“Hayallerin fikirlere, fikirlerin projelere, projelerin de teknoloji ürünlerine dönüştüğü özel ve güzel bir etkinlikte İstanbul’umuzda sizlerle bir aradayız. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji şöleni Teknofest’in 13’üncüsünü gerçekleştirmenin haklı kıvancı içindeyiz. Şunu bir defa öncelikle söylemek isterim. Buradaki atmosfer, siz gençlerimizin heyecanı, beni farklı bir ruh iklimine götürüyor. Genç beyinlerin, genç yüreklerin başarılarına bizzat tanıklık etmek, ülkemizin aydınlık geleceği adına beni fazlasıyla umutlandırıyor.
Dünyaya mührümüzü vuracağımız Türkiye Yüzyılı’nın en kilit aktörü olarak gördüğümüz Teknofest kuşağı, maşallah, yine göz dolduruyor. Gençlerimiz duruşlarıyla, cesaretleriyle, özgüvenleriyle, işte bugün olduğu gibi ortaya koydukları muhteşem eserlerle büyük ve güçlü Türkiye’nin taşlarını döşüyor. Milli teknoloji hamlemizin genç akıncıları, milletimizin gurur kaynağı olmayı sürdürüyor. Rabbime sonsuz hamd-ü senalar olsun. Cenab-ı Allah ayaklarınıza taş değdirmesin.
Bakın tüm samimiyetimle, bütün kalbimle inanarak söylüyorum: Sizin gibi zihni ve ufku açık, merak ve iştiyakı diri, hem şahsiyetiyle hem de geliştirdiği ürünlerle göz kamaştıran genç arkadaşlarımızı gördükçe, inanın, istikbale daha bir güvenle bakıyoruz. Alanlara, meydanlara, şehirlere ve ülkelere sığmayan coşkunuz için, teknolojiye olan tutkunuz için her birinize teşekkür ediyorum. Sınırlarımızı aşan bu başarı tablosunu fikir ve icatlarıyla süsleyen siz genç kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Hayallerinizin peşinden koşma iradesi gösterdiğiniz için sizleri ayrı ayrı tebrik ediyorum. Mevla sizlerden razı olsun. Bahtınızı daima açık etsin. Gözlerinizdeki ışık hiç sönmesin.
‘ZORLUKLAR ÇEKTİK, BEDEL ÖDEDİK’
Teknofest 2025 İstanbul’u başarıyla tertip eden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, Türkiye Teknoloji Takımı T3 Vakfımıza, festivale katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkürlerimi iletiyorum. Şunu da öğrenmekten büyük memnuniyet duydum: Bu yıl Teknofest İstanbul’daki 64 farklı yarışmaya 81 ilimizin yanı sıra 96 ülkeden 565 bin takım ve 1 milyon 200 bin yarışmacı katıldı. Bitmedi. Şimdi, finale kalan 13 bin yarışmacıyla birlikte ödül kazanacak takımlarımızı da şimdiden kutluyor, başarıları inşallah daim olsun diyorum. Tüm yarışma süreçlerini son derece titiz bir şekilde değerlendiren jüri üyelerimize de emek ve gayretleri için teşekkürlerimi sunuyorum.
Küresel bir markaya dönüşen Teknofest bugüne kadar 11 milyon ziyaretçiyi hamdolsun ağırladı. Bu ziyaretçilerin önemli bir kısmı hamdolsun gençlerimizdi. Teknofest’in yine rekorlar kırmaya devam edeceğine inanıyorum. Vakti ve imkanı olan tüm vatandaşlarımızı, bilhassa da gençlerimizi, Teknofest 2025’in havasını solumaya, bu güzellikleri yerinde görmeye davet ediyorum. Buyurun, Teknofest 2025’e.
Artık tüm dünyanın ikrar ettiği bir hakikati burada ifade etmek isterim. Türkiye olarak teknolojide ve özellikle savunma sanayiinde çok farklı bir ivme yakalamış durumdayız. Bölgemizden başlayarak tüm dünyada artık Türk savunma sanayinin hamleleri konuşuluyor. Tüm ambargolara rağmen elde ettiğimiz kazanımlar asla tesadüf değildir. Türkiye’nin yerli ve milli teknolojide eriştiği bu nokta, birileri tarafından bize, gençler, altın tepsi de sunulmadı. Biz buralara dişimizle tırnağımızla geldik. Alın teri, yürek teri dökerek geldik. Gecemizi gündüzümüze katarak geldik. Sabırla ve samimiyetle çalışarak geldik. İnancımızı ve umudumuzu koruyarak geldik. Her aşamasında adeta canımızı ortaya koyarak geldik. Şüphesiz çok uğraştık, çok zorluk çektik, çok bedel ödedik. Ama hedeflerimizle aramıza hiçbir engelin girmesine izin vermedik.
‘DÜNYADA İLK ÜÇTEYİZ’
Şimdi bakınız sevgili gençler. Türkiye’nin başarılarının gerisinde zorluklar, baskılar, tehditler karşısında yılmadan mücadele eden vatan evlatlarının tertemiz emekleri vardır. Ürettiğimiz her üründe, geliştirdiğimiz her teknolojide ülkesi için tüm varlığını ortaya koyan fedakar insanların gayretleri vardır. ‘İsterim ki bizlerin gayreti, bizden sonrakiler için örnek olsun’ diyen Kafkas İslam Ordusu komutanı Nuri Killigil Paşa’nın vizyonu vardır. ‘Göklerine hakim olamayan milletler, yerin dibinde çürür’ diyerek ilk uçak fabrikamızı kuran Nuri Demirağ’ın ufku vardır. ‘Milli bağımsızlığa giden tek yol milli üretimden geçer’ sözünün sahibi, Türk havacılığına ömrünü adayan Vecihi Hürkuş’un fedakarlığı vardır. Hayatını savunma sanayimize vakfeden merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin ve daha nice ismin inancı, imanı, azmi, mücadelesi vardır.
Bütün bunlarla birlikte vatanımız için gözlerini kırpmadan ölüme yürüyen şehitlerimizin ve gazilerimizin kahramanlığı vardır. Bugün burada sizlerin gönlümü ısıtan bakışları altında tarihimize adını şanla, şerefle yazdıran tüm kahramanlarımızı, savunma sanayimizin öncü şahsiyetlerini bir kez daha rahmetle anıyorum. Hepsinin ruhları şad, mekanları inşallah cennet olsun.
Sevgili gençler, şunu da özellikle belirtmek isterim. Bugün karada, havada ve denizde kendi ürettiğimiz ürün ve sistemlerle yeni başarı hikayeleri yazıyoruz. Savunma ihracatında dünyanın en büyük 11. ülkesi konumundayız. İHA ve SİHA teknolojisinde dünyada ilk üçteyiz. Tasarımda, seri üretimi, kendi savaş gemisini denize indiren 10 ülkeden biriyiz.
‘YENİ ADIMLAR ATIYORUZ, BUNDAN GERİYE DÖNÜŞ OLMAYACAK’
İHA ve SİHA’larımızla, tamamı yerli üretim uçak ve helikopterlerimizle Gök Vatan’da, çıkarma gemilerimiz, insansız deniz araçlarımız, fırkateynlerimiz, korvetlerimiz, karakol ve mayın gemilerimizle Mavi Vatan’da, yeni nesil insansız araçlarımızla, tanklarımız ve otonom zırhlı muharebe araçlarımızla kontrol, radar ve elektronik harp sistemlerimizle karada gücümüze güç katıyoruz. Son olarak 27 Ağustos’ta toplam 47 araçtan oluşan Çelik Kubbe’yi envanterimize katarak tarihi bir eşiği daha geride bıraktık. Bütün bunlar sadece birer başlangıç. Savunma sanayi destanımızı yazmaya henüz yeni başladık. İnşallah önümüzdeki dönemde daha gurur verici müjdelerimiz olacak.
Sadece savunma sanayi alanında değil, yapay zeka teknolojilerinde de yeni atılımların hazırlığı içindeyiz. Türkiye’nin sosyal medyası NSosyal hizmete girdi. Biz de orada yerimizi aldık. Dijital tekelleşmeye karşı bir itiraz olarak gördüğümüz Elektronik Sosyal’in 1 milyon 300 bini aşkın kullanıcıya ulaşması son derece sevindirici. Nereden, nereye? Türk yaparsa yapar. Dezenformasyonun etrafımızı kuşattığı bir dönemde bu platform hakikate arayan gençlerimiz için bir çıkış yolu olacaktır. Gençler, buna hazır mıyız?
Genç kardeşlerim, şunu lütfen hiçbir zaman unutmayınız. Kızıl Elmamız olan Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Milletçe asra mührümüzü vuracağımız kutlu bir yolculuğun ortasındayız. Ne diyor şair: Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz? Gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmişiz. Biz bunu yaptık. Şimdi yeni adımları atıyoruz. Artık bundan geriye dönüş olmayacak. Emin adımlarla hedefe doğru yürüyoruz ve yürüyeceğiz. Bu mübarek kervan, inşallah, kazasız, belasız menziline ulaşacaktır.
‘BİZ ABDÜLHAMİD’LERİN TORUNLARIYIZ’
Son günlerde kan tüccarlarının şahsımız ve Kudüs’le ilgili hezeyanlarının arka planında bu hakikatin onlar tarafından da bilinmesi vardır. Türkiye artık bu artan gücüyle mazlumlara umut, zalimlere korku veriyor. İşte siz de gördünüz. Geçen gün bir tanesi çıkmış ecdadın emaneti olan Silvan Kitabesi’ni vermediğimiz için bize nefret kusuyor.
Kim olduğunu anladınız değil mi? Siz anladıysanız mesele kalmadı. İlk kıblemiz Kudüs-ü Şerif’le ilgili hadsiz ifadelerle kendince bir şeyler deniyor. Onların ne yapmaya çalıştığının bilincindeyiz. Kudüs tüm insanlığın onurudur, izzetidir, şerefidir. Kudüs’ü savunmak barışı ve insanlığın ortak değerlerini savunmaktır. Kudüs’e yönelik her saldırı karşısında bu mübarek beldeye, övünmüş şehre kara sevdalı serdengeçtileri bulacaktır. Bir de utanmadan halen kitabenin peşine düşüyor. Değil size o kitabeyi Kudüs-ü Şerif’e ait tek bir çakıl taşını dahi vermeyiz.
Sultan Abdülhamid verdi mi? Alabildiniz mi? Biz Sultan Abdülhamid’lerin torunuyuz, aynı yolda gidiyoruz. Bu can bu tende olduğu müddetçe ecdadın emanetlerini sahip çıkacak Kudüs’ten elimizi hiç çekmeyeceğiz.
‘FİLİSTİN DEVLETİ KURULUNCAYA DEK MÜCADELEMİZ SÜRECEK’
Biz müslümanlarla birlikte tüm insanların haklarını savunmaya devam edeceğiz. 1967 sınırları dahilinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen Filistin devleti kuruluncaya dek mücadelemiz sürecek.
Rabbim inanıyorum ki bunun gerçekleştiğini görmeyi nasip edecek. 23 aydır maruz kaldıkları onca barbarlığa rağmen topraklarını terk etmeyen Gazzeli kardeşlerimizi bir kez daha hürmetle selamlıyorum. Sizlere veda etmeden önce Ali Fuad Başgil’in şu sözünü her birinize özellikle hatırlatmak isterim: Başarılı olmanın ilk şartı irade sahibi olmaktır.
Evet bizim TEKNOFEST kuşağından beklentimiz budur. Azim ve iradenizi daima koruyacaksınız. Elde ettiklerinizle yetinmeyecek, kendinizi sürekli geliştireceksiniz. Bu ülke için hayal kurmayı sonra da bu hayalleri gerçekleştirmeyi kararlı bir şekilde sürdüreceksiniz.
Her fikriniz, her projenizle tam bağımsız ve müreffeh Türkiye idealini inşallah kuvveden fiile çıkaracaksınız. Her birinizle iftihar ediyorum. Güçlü ve şuurlu gençlikle yol yürüdüğüm için Cenab-ı Allah’a hamdediyorum. TEKNOFEST 2025 İstanbul’un ülkemiz, milletimiz; bilhassa gençlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”
NETANYAHU NE DEMİŞTİ?
Netanyahu, 1998’de eski başbakanlardan Mesut Yılmaz ile aralarında geçen bir diyalogu da naklederken Yılmaz’dan Osmanlı devleti döneminde Kudüs’te bulunan ve İstanbul’a getirilen Silvan Yazıtı’nı istediğini belirterek, “Müzelerimizde binlerce Osmanlı eseri var. İstediğin birini seç, Silvan Yazıtı ile değiştirelim” teklifinde bulunduğunu aktardı.
Önerilerinin kabul görmemesi üzerine Yılmaz’a ret nedenini sorduğunu belirten Netanyahu, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik ettiği büyüyen bir seçmen kitlesi bulunduğu ve kitlenin tabletin İsrail’e verilmesine öfkeleneceği şeklinde bir yanıt aldığını öne sürdü.
Netanyahu, konuşmasının devamında “Bay Erdoğan, bu (Kudüs) bizim şehrimiz, sizin değil. Her zaman bizim şehrimiz olacak. Bir daha tekrar bölünmeyecek” ifadelerini kullandı.
Güzel film önerim var ve martılar nasiplensin diye buraya bırakıyorum “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar”