Libya böyle bir talepte bulunursa…

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim kalın, Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Kalın kabine toplantısında ele alınan gündemlerle ilgili bilgi verdi.

Libya böyle bir talepte bulunursa…

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yapılan Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye konusuyla ilgili Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüşeceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın temaslarına ilişkin bilgi veren Kalın, “Sayın Cumhurbaşkanımızın uluslararası düzeyde devam eden temasları çerçevesinde, önümüzdeki hafta Cenevre’de Küresel Mülteciler Forumu’na eş başkan olarak katılımı planlanmakta.” dedi.

FEYZULLAH KIYIKLI’NIN ZİYARETLERİ

Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönüşüne ilişkin çalışmaların sürdüğünü ifade eden Kalın, “Mültecilerin dönüşü, BM’nin belirlediği üç ana kritere göre olacak. Güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde dönüşler sağlanacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Kalın, Feyzullah Kıyıklı’nın Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ı ziyaretine ilişkin soruya ise “Cumhurbaşkanımızın bu yönde bir görevlendirmesi söz konusu olmamıştır. Kendi girişimleridir.” yanıtını verdi.

Kalın’ın açıklamasından satır başları:

‘SURİYE SINIRINDA GÜVENLİ BÖLGE ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR!’

Suriye ve Libya’da yaşanan gelişmeler hem bizim hem dünya siyasetinin önemli başlıkları oluşturuyor. Barış Pınarı Harekatı’ndan sonra Rusya ve ABD ile yaptığımız anlaşmalar var. Sahadaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Burada teröristlerin sınırımızdan tamamen uzaklaştırılması, 444 kilometrelik hat üzerinde bir güvenli bölgenin kurulmasıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

‘LİBYA’DA AKTÖRLER MEŞRU ZEMİNDE HAREKET ETMELİDİRLER’

Libya’yla ilgili olarak son dönemde Hafter güçlerinin Trablus’a yönelik saldırıların yoğunlaştığını görüyoruz. Bu saldırılar uluslararası toplumun tanıdığı Libya merkezi hükümetine karşı saldırıdır. Nisan ayında Hafter ve Sarrac taraftarlarının mutabık kaldığı Abu Dabi anlaşmasına da aykırıdır. Siyasi sürecin BM çatısı altında ilerletilmesi noktasında çalışmalarımızı yoğunlaştırarak devam edeceğiz. İlgili aktörlerin makul ve meşru zeminde hareket etmesini sağlayacak çalışmalarımıza devam edeceğiz.

‘ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ’Nİ SİYASETE TAŞIMAK GÜNDEM SAPTIRMAK’

Şehir Üniversitesi’yle yürüyen bir tartışma var. Orada YÖK’ün çalışması devam ediyor. Öğrencilerin mağdur olmaması, çalışmaların kesintiye uğramaması için ne yapılması gerektiği hal yoluna koyacaklarını umuyor ve bekliyoruz. Orada bir mağduriyet arzu edeceğimiz bir şey değil. Bu konu üzerinden siyaset yapmak gündem saptırmaktır.

‘S-400’LERDEN GERİ ADIMN ATMAMIZ MÜMKÜN DEĞİLDİR’

Bizim teknik uzmanlarımızla, hava komutanlığındaki uzmanlarımız böyle bir riskin söz konusu olmadığını belirtmiştir. Gelin gerçekleri ortaya koyalım. Konuya aydınlığa kavuşturalım. ABD tarafı bu tekliften hep kaçındılar. NATO zirvesinde bu konuyu etraflı ele aldık. Daha sonra Cumhurbaşkanımızın sayın Trump’la görüşmesi oldu. Biz bu teklifimizi yeniledik, gerekçe buysa, bunu ortadan kaldıracak birtakım izahatın yapılabileceğini biliyoruz. Bizi F-35 programı kongrede kaynaklanan bir sıkıştırılmışlık olduğu anlaşılıyor. Bu tamamen Amerikan iç siyaseti olmuş durumda. Bizim S-400’lerin alınmasıyla ilgili Rusya ile yaptığımız anlaşma 2017 Nisan ayındaydı. O zaman Katsa yaptırımı söz konusu değildi. Amerikan yönetiminin, kongresinin Trump yönetimine bu konuda hat çizmek, mesaj vermek belki de cezalandırmak için gündeme aldığı konuydu. Daha sonra konu başka yerlere gitti. Amerikan yönetiminin belli bir konu YPG’nin oyununun bozulmasından sonra irrasyonel patlamaları gördük hepimiz. Ya hep ya hiç, sıfır toplamlı bir oyun haline geldi bu. Sayın Cumhurbaşkanımız kongre üyelerine de tek tek anlattı. S-400’lerin F-35’lere tehdit oluşturmadığını, bunlarla ilgili düzenlemelerin yapabileceğini söyledi. Konuyu tamamen siyasileştirdiler. Bir pozisyon elde etmeye çalışıyorlar. S-400’den geri adım söz konusu değil. F-35 veya NATO güvenlik sistemi veya F-16’yla ilgili riskin oluşmaması için gerekli düzenlemeyi yapacağız. Patriotları alma konusunda hazır olduğumuzu ifade ettik. Fransa Devlet Başkanı sayın Macron’un açıklaması oldu. Bazı füzeleri teklif ettiklerini söyledi. Türkiye hiçbir zaman bunları almayacağını söylemedi.

Patriot füzelerinin önce Amerika daha sonra Almanya tarafından nasıl çekildiğini hep birlikte gördük. Çektiler ondan sonra bir daha geri getirmediler. Türkiye bu konuda bir sürü adım attı, çaba sarf etti. Neticede S-400’ler alındı. Bu konuda ABD dahil müttefiklerimizle birlikte ortak çalışmaya hazır olduğumuzu ifade ettik. Tek taraflı olarak pozisyon empoze etmek biz de buna doğal olarak itiraz ediyoruz, hayır alternatifler var, ara tonlar var,a bunları bulup çıkarabiliriz. Müzekarelerimiz bundan sonra devam edecek.

‘DOĞA KOLEJİ’NDE ÖĞRENCİLERİN MAĞDUR OLMAMASINA ÇALIŞILIYOR’

Doğa Koleji’yle ilgili Milli Eğitim Bakanımızla görüştüm. Bundan sonra atılacak adımları kendileri açıklarlar. Özel okulların tabi olduğu idari ve mali kurallar söz konusu. Bunlara uydukları sürece Milli Eğitim ve Maliye Bakanlığı’yla denetlenmek şartıyla eğitim hizmeti verirler. Öncelikle öğrencilerin mağdur olmayacağı bir formül üretmektir. Milli Eğitim Bakanlığımızın bir hazırlığı var. Ben finansal kurum ve satışıyla ilgili bir öngörüde bulunamam. Milli Eğitim Bakanlığı’nın konuyu yakın takip ettiğini, sayın bakanımızın da konuyla ilgili olduğunu söyleyebilirim. Milli Eğitim Bakanlığımızın öğrencilerimizin mağdur olmayacağı bir formül için çalışmayı yaptığını söyleyebilirim.

LİBYA’YA ASKER GÖNDERİLECEK Mİ?

Libya konusunda 27 Kasım’da İstanbul’da yapılan iki tane anlaşma var. Deniz yetki alanlarıyla ilgili anlaşma yeni bir anlaşma. Bu konuyla gürültüler koptu, tepkiler geliyor, bu konu kabul edilebilir bir şey değil. Bizi Akdeniz’de Antalya sahiline hapsetmek için İsrail, Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs tarafının anlaşmalar yaptıklarını gördük. Biz Akdeniz’in barış denizi hale gelmesi için bütün taraflarla anlaşma yapabileceğimizi ifade ettik. Tek istisnası Güney Kıbrıs, çünkü resmi olarak tanımıyoruz.

27 Kasım’da İstanbul’da iki anlaşma yapıldı. Deniz yetki alanları tartışması yeni bir anlaşma. İki ülkenin bu konuda karşılıklı anlaşma yapmasını, başka ülkelerin tartışması kabul edilebilir değil. Aynı denize sahip olan ülkeler anlaşmalar yapabilirler. Akdeniz’in bir barış denizi haline gelmesi için tüm taraflarla anlaşma yapabileceğimizi söyledik. Tek istisnası Güney Kıbrıs, resmi olarak onları tanımıyoruz. İkinci anlaşma daha 2011 ya da 2012’de yapılan anlaşmanın güncellenmiş, kapsamı genişlemiş halidir. Libya böyle bir talepte bulunursa anlaşmanın içinde vardır. Umarım buna mecbur kalmazlar. İçerideki çatışmalar sona erer. Böyle bir talep olursa diye Cumhurbaşkanımız atıfta bulundu.