Erdoğan, Putin’le görüşmesini anlattı: ‘Bizi rejimle baş başa bırakın’ dedim

Türkiye iki gündür İdlib’de verdiğimiz şehitlerin acısıyla kavurulurken, Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün ilk kez kameralar karşısına geçti. Erdoğan, 'İdlib harekatımızda önceki gün vermiş olduğumuz şehit sayısı 36'ya çıktı. Şehitlerimiz inanıyorum ki bu milletin vatan kılınması mücadelesinin zirve yaptığı noktalardır' dedi. Putin'e 'Suriye'de ne işiniz var' diye sorduklarını belirten Erdoğan, 'Önümüzden çekilin, bizi rejimle baş başa bırakın' dediklerini söyledi.

Erdoğan, Putin’le görüşmesini anlattı: ‘Bizi rejimle baş başa bırakın’ dedim

Türkiye iki gündür İdlib’de verdiğimiz şehitlerin acısıyla kavurulurken, Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün ilk kez kameralar karşısına geçti. Erdoğan, ‘Şehitler tepesi hiçbir zaman boş kalmayacak. İdlib harekatımızda önceki gün vermiş olduğumuz 34 şehidimiz inanıyorum ki bu milletin vatan kılınması mücadelesinin zirve yaptığı noktalardır’ dedi. Putin’e ‘Suriye’de ne işiniz var’ diye sorduklarını belirten Erdoğan, ‘Önümüzden çekilin, bizi rejimle baş başa bırakın’ dediklerini söyledi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde İstanbul Milletvekilleriyle Buluşma Programı’na katılarak konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki saldırıda şehit verdiğimiz askerlere değinmeden önce ‘ekonomide ve temel hizmet alt yapısında sağladıkları genel iyileşme ile vatandaşların hayat seviyelerini nasıl yükselttikleri’nden ve 2023 hedeflerinden bahsetti. Gezi olayları, 15 Temmuz darbe girişimi gibi olaylarla Türkiye’nin içerden çökertilmeye çalışıldığını anlattı ve sonra Suriye konusuna geldi.

Erdoğan’ın İdlib konusundaki açıklamalarından satır başları şöyle:

Suriye meselesi Türkiye için asla bir macera ve sınırlarını genişletme çabası değildir. gerek siyasette gerek medyada gerekse diğer çeşitli platformlarda ülkemizin Suriye’de yürüttüğü mücadelenin anlamını hala kavramayanlar bulunduğunu üzüntüyle görüyoruz.

‘4 MİLYON İNSAN SINIRLARIMIZA DOĞRU ŞU ANDA HAREKETE GEÇMİŞTİR’

Bölgede etkinlik gösteren güçlerle diyaloğu sürdürmeye özel ehemmiyet verdik. Ne kadar bize verilen sözlerin çoğu tutulmamış olsa da bu yolu açık tutmak için özel gayret gösterdik. İdlib meselesi ise diğer kazanımları elimizden almak için özellikle kurgulanan, kışkırtılan bir konu olarak önümüze geldi. Bölgede yaşayan ve diğer yerlerden kaçarak gelen 4 milyon insan rejimin kanlı saldırıları sebebiyle sınırlarımıza doğru şu anda harekete geçmiştir. Bunların 1,5 milyonu şu anda sınırımızdadır. Biz bütün bunlara yönelik bir güvenli bölge oluşturalım ve iskan edelim diye çalışmalar yürütüyoruz.

‘MERKEL’E DEDİM Kİ…’

Merkel’e dedim ki, bak böyle bir durum var. Sizin bana daha önce verilmiş büyük rakamlarla sözleriniz vardı, şuraya gelin siz de destek verin, bir an önce burayı yapalım. Söyleye söyleye en fazla 25 milyon Euro ben de vereyim dedi. Biz ona da tabi kabul dedik. Ve sonra Kızılhaç’a vereceğini, Kızılhaç’tan da Kızılay’a bu aktarılır. Anlama, tanıma; ve bu rakam takip ediyoruz. Dediler ki BM Mülteciler Başkomiserliğine gitmek durumundadır. Mülteciler, dünya BM mülteciler başkomiserliğine gidecekler oradan da Kızılhaç’a oradan da Kızılay’a yaklaşımını ortaya koydular. Aradım tekrar şansölyeyi. Para hazır dedi. Dedim, hazır olan paranız buraya gelmiyor. Verecekseniz verin, vermeyecekseniz, dün söylediğimi söylüyorum. O zaman bu mültecileri biz size gönderelim, o zaman biz size 25 değil 100 milyon Euro gönderelim. ‘Ben onu istemem’ dedi. ‘Ben sizin pratik olmanızı istiyorum’ dedim. Biz ölüm kalım mücadelesini veriyoruz.

‘SURİYE HALKI TAMAM DEMEDEN ORADAN ÇIKMA NİYETİMİZ YOK’

Üç beş yaşındaki yavruların ne halde olduğunu izlemiyor musunuz dedim. E izliyorum. E o zaman bunu bir an önce göndermeniz lazım. Yani güvenmek mümkün değil. Hep söylüyorum ya biz kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye mahkumuz. Sadece 3,7 milyon Suriyeliyi biz ülkemizde barındırıyoruz. Tabi yeni bir göç dalgasını kaldıracak durumda değiliz. Ayrıca İdlib’deki, onca insanı rejimin insafına terk etmek de bizim ne tarihimize ne inancımıza sığar. Bize diyorlar ki ‘Sizin orada ne işiniz var’, ‘Şu anda Suriye işgal altındaki topraklarını korumak durumundadır’. Bunu da çok açık net söyleyenlere söyledim. Dedim ki, ‘Kusura bakmayın; biz oraya Esad’in davetlisi olarak gitmedik. Biz oraya Suriye halkının davetlisi olarak gittik’.

Suriye halkı ‘bu iş bitti’ demeden bizim oradan çıkma niyetimiz yok.

PUTİN’E ‘BİZİ REJİMLE BAŞ BAŞA BIRAKIN’ DEDİM

Putin’e de söyledim. ‘Sizin orada ne işiniz var’ Üs kuracaksanız üssü yine kurun. Ama şu anda siz bizim önümüzden çekilin, rejimle baş başa bırakın. Biz gereğini yaparız. E tabi ona da ‘biz çekildik’ diyemiyorlar. Menfaatleri nedir? İnanın bunu çözebilmiş değiliz. İki üç tane üs ise kurun. Bununla bizim bir derdimiz yok.

‘TRUMP DİYOR Kİ…’

Dün gece Trump diyor ki, burada Putin’in diyor ne beklentisi var, ne isteği var? Bunları söyledikten sonra Kamışlı’da bir petrol olayı bunların dedim. ‘Orada petrol var mı’ dedi, ‘Orada petrol var dedim. Ama Deyrizor kadar değil’ dedim.

‘BAŞARAMAZSAK TERÖRİSTLERİN ÇOĞU ÜLKEMİZE YÖNELECEK’

Bugün Kamışlı’da Tel Abyad’da Cerablus’da Münbiç’de El Bab’da İdlib’de vermediğimiz savaşı Allah göstermesin yarın Şırnak’ta Hatay’da Gaziantep’te Şanlıurfa’da vermek zorunda kalırız. Karşımızdaki senaryonun asıl hedefi Suriye değil, Türkiye’dir. Suriye’de istediklerini alanlar namlularını yarın Türkiye’ye çevireceklerdir. PKK’nın 1984 yılında gerçekleştirdiği ilk eyleminden itibaren kendi topraklarımızda 7 bin 500’e yakın güvenlik görevlimiz ile 6 bin 800’e yakın sivil vatandaşımızı kaybettiğimizi unutmayalım. Bugün sadece Suriye’de eğitilmiş ve donatılmış bölücü terörist sayısı 40 bin ile 60 bin arasında ifade ediliyor. Suriye’deki mücadeleyi başarıyla sonuçlandıramazsak teröristlerin çoğu ülkemize yönelecektir. Öyleyse Suriye’de verilen mücadelenin hepimizin geleceğiyle ilgili olduğunu herkesin görmesi ve kabul etmesi gerekiyor.

‘BEKA MÜCADELESİ’ DEDİ

Milletime özellikle söylüyorum. ‘Türkiye’nin Suriye’de ne işi var’ sorusu, aslında Türkiye terör örgütlerine ve kendine düşman bir rejime teslim olma önerisini bize tavsiye ediyorlar. Buradan milletime soruyorum. Terör örgütlerine teslim mi olalım? Ülkemize düşman rejime boyun mu eğelim? Vatanımızın bütünlüğüne göz dikenlerin önünde diz mi çökelim? Bölgemizde her yerde evinden yurdundan olanların gidecek yerleri var. En azından onları koyalım bir kenara hiçbir şey olmasa bile Türkiye var.

Peki bizim evimizden yurdumuzdan olduğumuzda gidecek bir yerimiz var mı? Kimileri Avrupa’yı kimileri Amerika’yı aklından geçirebilir. Ama milletimin herhangi bir ferdinin gitmeyi düşünebileceği hiçbir yer olmadığını biliyorum. Değerli arkadaşlar şahsen benim yok. Sizlerin de olmadığına inanıyorum.

‘ŞEHİTLER TEPESİ HİÇBİR ZAMAN BOŞ KALMAYACAK’

Öyleyse ülkemize, devletimize, vatanımıza sıkı sıkıya sahip çıkacak, bunların bekası için nerede, hangi mücadeleyi vermemiz gerekiyorsa verecek, hangi bedeli ödememiz gerekiyorsa ödeyeceğiz. Bu mücadelede şehit düşen her evladımızın acısı yüreğimizi dağlıyor. Bin yıldır bu topraklarımızı vatanımız kılmak için yürüttüğümüz mücadeleyi, verdiğimiz sayısız şehitler kervanına bunu da ilave etmemiz gerekiyor. Ve şehitler tepesi hiçbir zaman boş kalmayacak. Tabii bu vesileyle İdlib harekatımızda önceki gün vermiş olduğumuz 34 şehidimiz inanıyorum ki bu milletin vatan kılınması mücadelesinin zirve yaptığı noktalardır. 20 günlük hareket boyunca vermiş olduğumuz şehitlerin ailelerine şahsım, milletim adına baş sağlığı dilerken, milletimizin de başı sağ olsun diyorum.

Yaralı kahramanlarımıza da rabbimden acil şifalar niyaz ediyorum. Amacımız ülkemizi, şehitler vermediğimiz huzurlu, güvenli, müreffeh bir geleceğe inşallah taşımaktır. Bugün canımız dahil her şeyimizi ortaya koyacağız ki yarın bu hedefe ulaşabilelim. Uğruna nice güneşler batsa da Allah’ın izniyle bu hilal hiçbir zaman oradan inmeyecek. Hamd olsun şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmıyoruz, bırakmayacağız.

‘ARTIK REJİM UNSURU DEMEYELİM, ONLARIN ASKERLERİ…’

Şu ana kadar 2 bin 100’ün üzerinde rejim unsuru; artık rejim unsuru da demeyelim. Onların askerleri öldürülürken aralarında 94 tank, 37 obüs topu, 28 çok namlulu roketatar, 17 zırhlı aracın da bulunduğu 300’e yakın araç gereç imha edilmiştir. Ayrıca aralarında uçak pistlerinin kimyasal silah üretim tesislerinin yer aldığı pek çok yer de ağır ateş altına alınmak suretiyle onlar da tahrip edilmiştir. Her geçen gün bu baskıyı artıracak, rejime de onları destekleyenlere de kararlılığımızı göstereceğiz. Dün akşam itibariyle 7 kimyasal ürünlerin olduğu depo onlar da yine patlatılmıştır. İşin bu noktaya gelmesini asla arzu etmezdik, ama madem ki kendileri bizi buna zorladılar sonuçlarına da katlanacaklar.

‘BEN SENİ NİYE ARAYAYIM YA, SEN ARAYACAKSIN’

Dün gün boyu sürekli liderlerle görüşmelerimiz oldu; ana muhalefetin başı hariç. O arama lütfunda bulunmadı, neymiş ben onu arayacakmışım. Ben seni niye arayayım ya? Dünya bizi arıyor, sen de bizi arayacaksın, biz de sana her şeyi veririz. Milletimiz kendi zihninde bu meseleyi çözdüğü için mücadeleye kayıtsız şartsız destek veriyoruz. Kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.

Suriye’de 30 km derinliğinde bir güvenli bölgeyi oluşturmak için çalışmalarımız devam ediyor. Dün sayın Putin’e de Trump’a da söyledim ve diğerlerine de. Bize verilen söz neydi? “YPG’yi PYD’yi bunlar bu bölgeden çıkaracaklardı. Ne Rusya verdiği sözü tutabildi ne Amerika; çıkaramadılar. PYD YPG buralarda yine terör estiriyorlar. Bunları her iki liderle de paylaştım. Kalkıp şunu diyemiyorlar. “Hayır çıkardık” diyemiyorlar. Ama biz yazılı sözleşmeyle onlardan bunun sözünü aldık, altında imzaları var ve bu sözleri yerine getiremediler.

İdlib’de de mutabakatlara uymadı. Rejim yüz bin defa ateşkesi bozduğu halde bunu asla gündeme getiremeyenler, kendi topraklarını savunan muhalifleri gerekçe gösteriyor. Masum insanlar öldürülürken seslerini çıkarmayanlar, bizim huzuru koruma çalışmalarımıza ateşle karşılık veriyorlar. Bunu sadece seyretmekle kalıp üzüntü beyanlarında bulunanlar samimi değildir. Terör örgütlerine binlerce TIR silah, mühimmat, araç gereç yardımını yapanlar; rejim çok ciddi manada silah mühimmat füze her şeyi yine bu ülkelerden alırken, kimse Türkiye’ye ne bu konuda bir destek veriyor ne de bu mültecilerle ilgili bize destek veriyor.

‘KAPILARI BUNDAN SONRAKİ SÜREÇTE DE KAPATMAYACAĞIZ’

Ne dedik aylar önce ‘Böyle giderse kapıları açmak zorunda kalacağız’ İnanmadılar. Biz dün ne yaptık? Kapıları açtık, bu sabah itibariyle 18 bin oldu. Bugün herhalde 25 bin 30 bini bulabilir. Biz bu kapıları bundan sonraki süreçte de kapatmayacağız ve bu devam edecek. Neden? AB sözünde durması lazım. Sözünü tutması lazım. Biz bu kadar mülteciyi bakmak, onları beslemek durumunda değiliz. Eğer dürüstseniz, samimiyseniz o zaman siz de buradan bir paylaşımda bulunacaksınız. Bulunmadığınız takdirde biz bu kapıları açarız.