Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
“Sözlerimin hemen başında, 27 Mayıs darbesi sonrası burada istiskale, işkenceye maruz kalan şehitlerimiz, Başbakan Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Hazine ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı rahmetle yad ediyorum. Rabbim ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin. Yıllarca ‘Yaslı Ada’ olarak milletimizin hafızasına kazınmış bu adanın, yeni kimliğiyle bu tür toplantılara ev sahipliği yaptığını görmekten bahtiyarım. Muhtevası ve formatıyla öne çıkan Boğaziçi Diplomasi Forumu’nu bu yıl da başarıyla tertipleyen Genç Diplomasi Derneğimizin tüm üyelerine ve programda emeği geçen her bir kardeşime tebriklerimi iletiyorum. Gerek panel ve konferanslarla gerekse atölye ve okuma programlarıyla gençlerimizin ufkunu açan, bugünün liderlerini yarının mimarlarıyla buluşturan derneğimize gönülden teşekkür ediyorum.
Kongre kapsamında üç gün boyunca düzenlenen etkinliklerin, uluslararası ilişkiler ve diplomasiye gönül veren gençlerimiz başta olmak üzere hepimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. ‘Tarihin Işığında Diplomasi’ başlığıyla icra edilen bu önemli forumda temsil, müzakere, çözüm üretme becerilerini geliştiren genç arkadaşlarımızı ayrıca kutluyorum. Sahip oldukları birikimi büyük bir titizlikle gençlerimize aktaran kıymetli katılımcılara da ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Şunu buradaki genç kardeşlerimizle paylaşmakta fayda görüyorum.
Sizler gibi üniversite çağındaki gençlerimizin yalnızca bilgi değil derinlik, uzmanlık, deneyim ve heves gerektiren bu alandaki gayretleri, ülkemizin geleceği adına son derece önemlidir. Ülkemizin güçlü yarınları için fedakarca çalışan, ortaya fikir ve eser koyan, geleceğin Türkiye’sini inşa etmenin gayretinde olan her bir gencimiz bizim için değerlidir, umudumuzu artıran bir istikbal yıldızıdır.
Asra yön vermekle kalmayıp, kendi mührümüzü de vuracağımız Türkiye Yüzyılı, gençlerimizin çabası ve çalışmalarıyla vücut bulacaktır. İlerleyen yıllarda her birinizin siyaset, akademi, bürokrasi, medya, sivil toplum ve diplomaside üstleneceğiniz vazifelerle ülkemizin, milletimizin ve özellikle de Türk dış politikasının çok daha önem kazandığı bir yapıya kavuşacağına inanıyorum. Hepinize şimdiden başarılar diliyor, Rabbim yolunuzu da bahtınızı da açık etsin diyorum.
‘KÜRESEL REKABETİN DOZU ARTIYOR’
Uluslararası sistemde kırılmalar yaşanıyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra galipler eliyle kurulan düzen işlevliğiyle birlikte itibarını da yitirmiştir. Küresel rekabetin dozu her geçen gün artarken belirsizlikler de dalga dalga yayılıyor. Küresel barış ve güvenlik yerini bitmek bilmeyen savaş ve istikrarsızlık girdabına bırakmıştır. Su ve iklim krizlerinden ticaret savaşlarına, türlü meydan okumalarla karşı karşıyayız. Evrensel değerler rafa kalkmış, uluslararası sistem tamamıyla felce uğramıştır. İnsanlık hakları ve insanlık onuru yara almış, merhamet gibi duygular sessize alınmıştır. Çok büyük bir sistem krizi vardır.
‘İNSAN KOMŞUSUNA SIRTINI DÖNEMEZ’
Ülke olarak biz iflas etmiş bu sistemin tüm yükünü çeken bir bölgede yer alıyoruz. Türkiye bölgesinde bir istikrar abidesi olarak yükselse de hadiselerin uzağında bir ülke değildir.
İnsan komşusuna sırtını dönebilir mi? Bu ülke ve bu aziz millet tarihin hiçbir döneminde bana ne dememiştir. Gönül coğrafyasına sırtını dönmemiştir. Yardım çağrılarına kulaklarını tıkamamıştır. İmdat diyenin yardımına koşmuştur. Bu dün böyleydi, bugün de böyle.
Herkes kayıtsız kalsa dahi biz coğrafyamızdaki acılara, zulümlere, sonu gelemeyen çatışmalara duyarsız kalamayız.
Gazze, Yemen ve Suriye sokaklarında yere düşen her can bizim canımızdan can koparıyor.
Filistin’de neler oluyor gördünüz? Ellerinde tencerelerle oradan bir kap çorba, bir kap yemek alayım diye nasıl çaba gösteriyorlar izlediniz. Açlıkla mücadele eden yavruların dramını kalbimizin derinliklerinde biz de hissediyoruz. Yüreklerimi yakan bu manzara karşısında sadece elimizi değil, çoğu zaman tüm gövdemizi ortaya koyuyoruz.
‘TEK AMACIMIZ BÖLGEDE BARIŞIN SAĞLANMASI’
Genç arkadaşlarımızın şunu bilmesini isterim, bizim tek bir amacımız vardır; o da bölgede barışın, huzurun, istikrarın güçlü bir şekilde sağlanmasıdır. Türkiye olarak, işte buna giden yolu açmanın derdindeyiz. Binlerce yıldır süzülüp gelen devlet aklıyla, 500 seneyi geride bırakan hariciye geleneğimizle, büyüyen ekonomimiz, köklü kurumlarımız ve ilkeli dış politikamızla coğrafyamızdaki yangınları söndürmeye gayret ediyoruz. Dış politikayı asla sıfır toplamlı bir oyun olarak görmüyor, barış, refah ve istikrarı paylaştıkça çoğaldığına yürekten inanıyoruz.
Türkiye hiçbir kompleksi olmadan büyüklüğüne yakışır biçimde barış ve huzur için çalışan her kesimle çalışabilen herkesin güven duyduğu bir ortaktır. Bölgesel ve küresel meselelerin çözümüne azami katkı sunuyoruz.
Savaş baronları ateşe benzin dökerken biz adil bir barış için çalıştık. Şimdi de Filistin’de, Gazze’de bunu yapıyoruz.
Gazze’de tam 2 yıldır dünyanın gözleri önünde hem dehşet hem de utanç verici bir soykırım yaşanıyor. Sivillerin üzerine bomba yağdırıyorlar. Gazze’de açlık bir kitle imha silahı olarak pervasızca kullanılıyor.
‘NETANYAHU DENEN KATİL BOŞ KOLTUKLARA KONUŞTU’
Netanyahu denen katil BMGK’da salondaki boş koltuklara seslenmek zorunda kaldı. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.
Sumud Filosu yelkenlerini şişirmiş Gazze’ye doğru ilerliyor. Gönüllüler Gazze’ye yardım götürüyorlar. İsrail’in devlet terörüne maruz kalan Sumud Filosu’nun umut yolcularına selamlarımızı yolluyoruz. Cenabı Allah yollarını açık etsin onları esirgesin diyoruz.
Unutmayın zalimlerin bir hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır. O hesap galip gelecektir. Bu hesap bambaşka.
Gazze’de çok kayıplar verildi. 2 buçuk milyon insan tarihin en vahşi soykırımına maruz bırakıldı. Dün soykırım şebekesinin başı BMGK’da yalanlarını ve tehditlerini dinleyecek kimseyi bulamadı boş koltuklara konuştu.
‘CANAVARIN DURDURULMASI ŞART’
Canavarın durdurulmasının şart olduğu görüldü. Filistin’i tanıyan ülke sayısı 150’yi geçti. Filistin’in tanınması geç de olsa önemlidir. Şu soruyu sormadan edemiyoruz; Bu adımlar daha erken atılamaz mıydı? 65 bin masum ölmeden de Filistin’e sahip çıkılamaz mıydı? Katliam kadrosu eliyle tanınmaz hale getirilmeden önce Filistin tanınamaz mıydı?
İsrail saldırganlığının önüne geçilmesi için bu özeleştirinin yapılması gerekiyor. İsrail durdurulmadan Filistin Devleti için konulan irade eksik kalacaktır. Netanyahu, kabinesi ve soykırım kadrosu derhal yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır
Uluslararası spor turnuvalarından men dahil, İsrail’e caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. İspanya’nın aldığı kadar bir kenara konulamaz. Şu anda Futbol Federasyonu Başkanımız da bu konuyla ilgili duruşunu ortaya koydu. Biz de bunun değerlendirmesini mutlaka yapacağız.
Yaslı Adayı güçlü bir Demokrasi ve Özgürlükler Adası’na çevirecek gençler olarak sizleri görüyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.”