Ergenekon’da bir garip karar: Örgüt yok ama bir şeyler de oldu!

FETÖ'nün en büyük kumpaslarından biri olan Ergenekon davasının gerekçeli kararı açıklandı. Veryansın Tv, 739 sayfalık karara ulaştı. Kararda, skandal değerlendirmeler de yer aldı. Mahkeme, Ergenekon davasının FETÖ üyeleri tarafından yürütüldüğünü kabul etse de 'iftira iddiaları ispatlanamadı' görüşünü savundu. 

Ergenekon’da bir garip karar: Örgüt yok ama bir şeyler de oldu!
HALIL IBRAHIM KARACAY/, DHA\n

Yargıtay’ın bozma kararının ardından görülen 235 sanıklı Ergenekon davası geçen 1 Temmuz’da karara bağlanmıştı. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen davada, tüm sanıkların “silahlı örgüt kurmak, yönetmek, üyelik, yardım ve yataklık” suçlarından beraatına karar verilmişti.

Beraat kararının ‘delil yetersizliğinden’ verilmesi Ergenekon sanıkları ve avukatları tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Ortada bir suç olmadığı vurgulanmış ve davanın FETÖ’nün bir kumpası olduğuna dikkat çekilmişti.

Veryansın Tv’nin ulaştığı 739 sayfalık gerekçeli kararda, mahkeme Ergenekon davası soruşturma ve kovuşturmasının FETÖ üyesi polis ve savcılarca yürütüldüğünü kabul etse de, “iftira iddiaları ispatlanamadı” değerlendirmesinde bulundu.

‘DELİLLER HUKUKA AYKIRI OLARAK TOPLANDI’

Gerekçeli kararda, hükümde örgüt gerekçesinde kullanılan bazı delillerin CMK 134. maddesine aykırı olarak toplandığına dikkat çekilerek, kabule esas alınamayacağı vurgulandı.

‘ERGENEKON ADLI SUÇ ÖRGÜTÜNÜN VARLIĞI TESPİT EDİLEMEDİ’

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nde “İrtica İle Mücadele Eylem Planı ile bağlantılı Erzincan Davası” olarak bilinen davada ve Balyoz Davası’nda yeniden yargılama üzerine beraat kararı verildiği anımsatılan gerekçeli kararda, şu ifadeler yer aldı:

“Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının yazılarında Ergenekon örgütünün varlığına ilişkin bilgiler bulunmadığı, Emniyet Genel Müdürlüğü yazısına göre ise örgüte ilişkin bilgilerin ilk defa bu soruşturma ve dava kapsamında ortaya çıkmış olduğu, örgütün; nerede, ne zaman, kim ya da kimler tarafından ne amaçla kurulduğunun somut olarak ortaya konulamadığı, dosyadaki dokümanların örgütün varlığını açıklamak için yeterli olmadığı, örgüt faaliyeti kapsamında daha önce işlenmiş suçların ortaya konulamadığı, sanıkların örgütle nerede ne zaman kimler vasıtasıyla organik ilişki kurdukları açıklanmadan ve somut delilleri ortaya konulmadan hüküm tesis edilemeyeceği, kişiler arasındaki yaş kıdem gibi farklılıklardan ve askerler arasındaki astlık üstlük ilişkisinden kaynaklanan saygı sevgiye dayalı münasebetlerin örgüt ilişkisine delil olarak kullanılamayacağı, sanıkların örgüt hiyerarşisinde konumları somut olarak ortaya konulamadığı gibi, hücreler arasındaki köprü elemanları ve irtibatın ne suretle sağlandığının da ortaya konulamadığı, hiyerarşisi ortaya konulamayan örgütün, sevk ve idaresinin ve kendisini gizlemesinin mümkün bulunmadığı, 1971 yılında da varlığından bahsedilen örgütten Milli İstihbarat Teşkilatı, Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün dahi haberdar olmamasının olağan kabul edilemeyeceği hususları dikkate alındığında Ergenekon adı altında suç işlemek için kurulmuş bir örgütün varlığına hükmedilemeyeceği sonucuna varılmıştır.”

‘DELİL YETERSİZLİĞİ’ TARTIŞMASI

Ergenekon davası sanıkları ‘delil yetersizliğinden’ verilen beraat kararlarına tepki göstererek, ‘suç işlemediklerinin sabit olduğundan’ beraat kararı verilmesini talep etmişti. Mahkeme gerekçeli kararında, Ergenekon soruşturma ve kovuşturmasının FETÖ’cüler tarafından yürütüldüğünü kabul ederken, “Bu konuda açıkça bir olayda delil uydurulduğu ispatlanmadıkça o olayla ilgili hükümde zorunlu olarak delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi sonucuna varıldığını” kaydetti.

Gerekçeli kararda ‘beraat gerekçesi’ tartışmasına ilişkin şu ifadeler yer aldı:

‘FETÖ ÜYESİ POLİS VE SAVCILAR GÖREV ALDI’

“Mahkememizce de Ergenekon soruşturma ve kovuşturmalarında görev yapan kolluk görevlileri, savcı ve hakimlerin Fetö/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla yapılan soruşturma ve kovuşturma örnekleri incelenerek bu dosyalarda görev yapanların yaptıkları işlemlere şüpheyle yaklaşılmasına ilişkin örnekler toplanmış, bu olgular var kabul edilmiştir.

Fetö/PDY örgütünü açıklayan bu belgelerde de belirtildiği üzere Fetö, toplumda kabul görebilecek ve destek bulabilecek bazı yanlışların yaşandığını iddia ettiği alanlara el atarak gerçeği aydınlatmak suçluları yakalayıp cezalandırmak toplum vicdanını tatmin etmek adına girdiği izlenimi vererek kamuoyu desteği sağlamakta, bu soruşturma ve kovuşturmalarla elediği kişiler yerine kendi üyelerini ve/veya etki alanındaki kişileri yerleştirerek zemin kazanmaktadır.”

‘DELİL UYDURULDUĞU İSPAT EDİLEMEDİ’

Mahkeme gerekçeli kararında, özetle ‘suçlama konusu deliller yasal delil kabul edilmese de kesinlikle yalan olduğuna dair de kesin delillerin bulunmadığı’ görüşü savunuldu.

İşte gerekçeli karardaki ilgili bölümler:

“Fetö, amacına ulaşabilmek için de her türlü yöntemi mübah görmektedir. Bu manada bazı sanıklar ve müdafilerinin aramalarda ele geçen suç unsurlarını da Fetö/PDY üyesi kolluk mensuplarının yerleştirmiş olacakları iddiaları bir kenara atılamaz ise de, bu konuda açıkça bir olayda delil uydurulduğu ispatlanmadıkça o olayla ilgili hükümde zorunlu olarak CMK 223/2-a veya b değil de e bendi gereğince delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi sonucuna varılmaktadır.”

“Durum böyle olmakla birlikte ortada iddianamelere konu bazı vakıaların da olduğunu kabul etmek gerekir” denilen kararda, “Yani soruşturmaların tamamının ortada hiç bir şey yokken ortaya atılmış tamamen uydurulmuş delillere dayandığına dair de elde somut deliller yoktur” denildi.

Kararda ayrıca şu ifadeler yer aldı:

“’Ordu göreve’ pankartının açıldığı Cumhuriyet mitingleri düzenlenmesi, Cumhuriyet çalışma grubu adı altında TSK’nın görevi kapsamında olmayan idarenin alanına müdahale eden işlemlerin yapılması, irtica.org internet sitesinde yayınlananlar, bunlardan bazı haberlerin Ak Partinin kapatılması davasında delil olarak sunulması, Ümraniye’de el bombalarının bulunması, aramalarda Yargıtay binasının krokisinin bulunması, NATO tesislerinin fotoğraf ve komutan isim listesinin ele geçirilmesi ve bunlara yönelik saldırı hazırlığı iddiaları, sanık İbrahim Şahin’in ilgili adreslerinden bulunan patlayıcı madde, silah ve mühimmatlar, mahkememizce uyma kararı verilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bozma ilamında yasal delil olmadığı belirtildiğinden hükme esas alınmayan sanıklar Fikret Emek ve Mustafa Dönmez’in ilgili oldukları adreslerde yapılan aramalarda ele geçen silah ve patlayıcı maddeler bulunduğu gerçekleri, sanık Mustafa Dönmez’in ajandasından ele geçen krokiyle ilgili Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin kanaat belirtememesi, aynı ajandanın 8. Sayfasındaki krokiyle ilgili kanaat verici bir raporun bulunmaması, bu sanığın mahkememize sunduğu aramalardaki kolluk görevlilerinin konuşma ve görüntüleri içeren videonun sanığa Emniyet Genel Müdürlüğünce verildiğinin teyit edilememesi, yasal delil elde olmaması sebebiyle delil olarak kabul edilmese de iddialara konu teşkil eden bazı vakıaların dosyaya yansıması (Kuvayı Milliye Derneğinde silah üzerine yemin edilmesi, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği hareketi, Türk İntikam Tugayı adı altında faaliyetlere dair iddialar), sanık Doğu Perinçek ve arkadaşlarına yönelik yapılan soruşturmalarda elde edilen deliller yasal kabul edilmeyerek hükme esas alınmamış ise de bunlarla ilgili yapılan iddiaların şüphe düzeyinde kalması bu iddiaların kesinlikle yalan olduğuna dair de kesin delillerin bulunmaması, irtica ile mücadele eylem planı belgesindeki imzanın sanık Dursun Çiçek’in eli mahsulü olduğu ya da olmadığına dair kesin bir delile ulaşılamaması, keza internet andıcı olayında olduğu gibi TSK’nın görev tanımında olmayan hükümetin yetki ve görevinde bulunan konularla ilgili propaganda çalışmalarının yapıldığının anlaşılması hususları bir arada değerlendirildiğinde gerek Ergenekon adı altında bir örgütün kurulduğu gerekse bu örgüte üye sanıkların olduğu ve bu örgüt faaliyeti çerçevesinde başta anayasayı ihlal ve hükümete karşı suç olmak üzere birçok suçun işlendiği iddialarıyla ilgili delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.”

DAVA 1 TEMMUZ’DA KARARA BAĞLANMIŞTI

Yargıtay’ın bozma kararının ardından görülen 235 sanıklı Ergenekon davası geçen 1 Temmuz’da karara bağlanmıştı. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen davada, tüm sanıkların “silahlı örgüt kurmak, yönetmek, üyelik, yardım ve yataklık” suçlarından beraatına karar verilmişti.

Davanın tutuklu sanığı Alparslan Arslan, “Anayasa’yı ihlal” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılırken, Osman Yıldırım, Erhan Timuroğlu ve İsmail Sağır, “Anayasa’yı ihlal” suçundan müebbet hapisle cezalandırılmıştı. Osman Yıldırım hakkında da tutuklama kararı çıkarılmıştı. Emekli Astsubay Oktay Yıldırım ile Mehmet Demirtaş’a ise “tehlikeli madde bulundurmaktan” 3 yıl 4 ay hapis cezası verilmişti.

İşte Ergenekon gerekçeli kararının tamamı