1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Eski AKP’li vekil Hüseyin Kocabıyık’tan 72 günlük tutukluluk süreciyle ilgili açıklama: ‘Siyasi cezalandırma’

Eski AKP’li vekil Hüseyin Kocabıyık’tan 72 günlük tutukluluk süreciyle ilgili açıklama: ‘Siyasi cezalandırma’

“Cumhurbaşkanına hakaret" ve “iftira” suçlamasıyla tutuklanmasının ardından 72 gün sonra tahliye edilen eski AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, yaşananları “siyasi cezalandırma” olarak nitelendirdi. Kocabıyık, hakkında açılan dosyanın Terör Soruşturmaları Bürosu tarafından hazırlandığını ve Adalet Bakanlığı izninin dosyada yer almadığını belirtti. 

featured

Eski AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, 72 gün süren tutukluluk süreci hakkında açıklama yaptı.

Kocabıyık, “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla açılan dosyanın Terör Soruşturmaları Bürosu tarafından hazırlandığını ve Adalet Bakanlığı izninin dosyada yer almadığını belirtip tutuklama kararını “siyasi cezalandırma” olarak nitelendirdi.

Kocabıyık’ın açıklaması şöyle:

“72 günlük “siyasi cezalandırma”nın öyküsü:

7 Ekim 2025 tarihinde sabahın köründe evim iki araba polis tarafından basıldı ve arandı. Beni emniyete veya savcılığa çağırsalardı gitmeyecek miydim?

Bunu geçtik; benim için hukuk ilkeleri bakımından uyduruk bir iddianame hazırlandı. Iddianameyi hazırlayan kim? Terör Soruşturmaları Bürosu. İddia edilen suç “cumhurbaşkanına hakaret” ama terör savcısı iddianame hazırlıyor. Bu yetmiyor, bir de yargılama konusu olamayacağını bildikleri halde suç uyduruyor terör savcısı. İddianameye “iftira” suçu ekliyor• İddianame bir felaket. Benim konuşmalarım cımbızlanmış, cümleler arasındaki bağlantılar koparılmış; neyin suç olduğu belirtilmemiş, yargıtay veya Anayasa Mahkemesi kararlarına hiçbir atıf yapılmamış. Bunları yapamazlardı, çünkü benim yazdıklarımda tek bir suç yoktu.

‘ADALET BAKANLIĞI İZNİ DOSYADA YOKTU’

Bunu da geçelim, cumhurbaşkanına hakaret suçları için Adalet Bakanlığı izni gerekiyordu, bu izin dosyada yoktu.

Söz konusu suçun işlense bile yatarı olmadığı halde terör savcısı benim için 8 yıl hapis isteyerek bir tür itibarsızlaştırma çabası içinde oldu.

Beni tutuklayan sulh ceza hakimi , yüzüme bakamadı, başı önde kararı açıklayıp kaçarcasına çıktı gitti.

Ve tutuklandım.

Geçmişte yaptığım bazı görevleri ve statüleri bir tarafa bırakıyorum.

İki dönem TBMM’de iki kez “Anayasayı koruyacağıma” yemin ettim.

Milli Savunma Komisyonu üyeliği,

İstihbarat Ve Güvenlik Komisyonu Üyeliği,

Darbe Araştırma Komisyonu Üyeliği yaptım.

Devlet işlerine dair çok şey bilen biriyim.

Bana yapılan muameleden bağımsız olarak, ortaya çıkan somut durum şudur:

Devlette hukuk ve adalet şuuru zayıflayınca devlet terbiyesi de zayıflıyor.

Gazi dedesinden intikal “İstiklal Madalyası”nı emaneten taşıyan birine bunlar yaşatılıyor.

‘HUKUK ÖNÜNDE MUTLAKA HESAPLAŞACAĞIM’

Bunları yaşatanlara mesajım şudur: bana yönelik bu terbiye eksikliğini hiç mesele yapmıyorum, herhangi bir kızgınlık ve kırgınlık içinde değilim; ancak devlet nedir bilen biri olarak devleti ayağa düşürdüğünüz için sizlerle günü gelince hukuk önünde mutlaka hesaplaşacağım, bunu bilin.

Sonunda hapishane hayatım başladı. Daha önce de söyledim, kalbinde inandığı bir davası, zihninde bir çalışma programı olan biri için cezaevi bir yusufiyedir, taş medresedir, bir akademidir. Odaklanırsınız, bütün hayat birikiminiz size daha sağlıklı düşünme imkanı sunar. Kitap üstüne kitap okur zihninizi derinleştirirsiniz. Bir derviş gibi inancınızı güçlendirirsiniz. Ve tabi yazarsınız, kalem sizin elinizde bir mızrak gibi verdiğiniz mücadeleye zaferler armağan eder. Spor yaparsınız, bedeniniz güçlenir, dışarda bir türlü kontrol altına alamadığınız bazı sağlık sorunlarınızı çözersiniz.

72 gün sonra hakim karşısına çıktım. Yasalar ve hukuk müktesebatımız esas alınsaydı beraatle sonuçlanacak bir dava olduğunun aksini söyleyen bir tek hukukçuya rastlamadım. Sayın hakim zaten hapse girmemem gereken bir davada beni tahliye etti ama ceza verdi.

Bu sonucu haksız buluyorum ama bir mahkeme kararı olduğu için de bir şey demiyorum. Hukuki süreç bitmedi ve suçsuz olduğum İstinaf ve Yargıtay süreçlerinde mutlaka ortaya çıkacaktır, buna inanıyorum.
Mahkemede kadın savcıya seslendim, “savcı hanım benim hangi cümlemin, hangi kelimemin, hangi sözümün suç olduğunu söylesin, ben cevap vereyim” dedim. Sayın hakim savcıya “bir diyeceği olup olmadığını” sordu. Savcı “bir diyeceği olmadığını” söyledi. Cumhurbaşkanının avukatına sordu, o da “bir diyeceği olmadığını”söyledi.

İddiasının arkasında duramayan ve iddiasını savunamayan bir savcılık ve müşteki.

İşte benim mahkemem böyle bir mahkemeydi.

Şimdi normal hayatıma döndüm.

Yine günlerimi okuyarak ve yazarak geçiriyorum.

Acaba hakkımda bu kararları verenler, bu süreçleri yaşatanlar burnumun sürtüldüğünü mü düşünüyorlar?

Böyle düşünüyor olabilirler, onlar böyle düşünmeye devam etsinler.

‘SUSARSAN ÖLÜRSÜN’

Ben Sincan L Tipi Cezaevi’nde Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç’in “Zindan Notları” kitabını okudum. O kitapta Aliya İzzet Begoviç şöyle diyordu:

“Susarsan ölürsün” .

Benim henüz ölmeye hiç niyetim yok, çünkü susarsak ölürüz, millet ölür!

Mahkemede savunmamı şu cümlelerle bitirmiştim, bu cümlelerdeki duygu, talep ve özlemler bundan sonra da mücadele hayatımın temel ekseni olacaktır:

– Ülkemde herkes anayasamıza uysun istiyorum!

– Siyasi rekabet yargı üzerinden yapılmasın istiyorum!

– Hukukun üstünlüğü ilkesine halel gelsin istemiyorum!

– Bunu ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için olmazsa olmaz bir şart olarak görüyorum!

– Demokratik geleneklerimizin geriye gitmesinin milletimizin ve devletimizin hayrına olmadığını düşünüyorum!

Cezaevinde bulunduğum sürede beni hiç yalnız bırakmayan sayın genel başkanlarımıza, sayın milletvekillerimize, bana hep destek veren arkadaşlarıma;

Tahliyem sonrasında günlerdir beni geçmiş olsun ziyaretleriyle yalnız bırakmayan vefalı dostlarıma çok teşekkür ederim. Şahsıma gösterilen sevgi ve ilgi milletim için taşıdığım ümidi büyütmüştür.

2026 yılının ülkemiz için huzur getirmesini kalbimin sıcaklığıyla dilerim.”

NE OLMUŞTU?

Kocabıyık, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı gün “Recep Tayyip Erdoğan… geleceğin yer burası mıydı? Biz bunlar için mi mücadele ettik? Bunun için mi mahkemelerde süründük yıllarca? Sen aslında kendine darbe yaptın haberin yok!” mesajını paylaşmıştı. Paylaşımdan üç gün sonra kesin ihraç talebiyle AKP Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edilen Kocabıyık, 26 Mart tarihinde ise partisinden ihraç edilmişti.

Kocabıyık, 6 Ekim’de Cumhuriyet’e verdiği röportajda, AKP saflarında olduğu dönemde yaşadıklarına dair çok çarpıcı ifadeler kullanmıştı. Kocabıyık, “AK Parti herkese bir şey dağıtıyor. Bana da verdiler. Eşimi vali yapmışlardı. O zaman iki bakan arkadaş beni arayıp ‘Seni nasıl ayağından çiviledik’ diye espri yapmıştı. Birtakım şeylere itiraz ettiğim için de geri aldılar. Sistem bu. O nedenle susuyorlar” demişti.

Kocabıyık, Cumhuriyet gazetesine verdiği röportaj ve sosyal medya platformu X’te yer alan son iki paylaşımı gerekçe gösterilerek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma kapsamında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla Ankara’daki evinden gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Ardından, şikayet üzerine dosyaya bir de “iftira” suçu eklenmişti.

Kocabıyık hakkında 8 yıla kadar hapis cezasının istendiği iddianamenin İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek dava açılmasının ardından ilk duruşma 16 Aralık’ta görülmüştü. İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesi, 72 gün tutuklu bulunan Kocabıyık hakkında “cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 2 yıl 5 ay 5 gün hapis cezası vermişti. Kocabıyık’ın tahliyesine karar verilmişti.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Az bile yatırmışlar çok iyi olmuş. Siz kim oluyorsunuz da koskoca padişaha laf söyleme cüretin de bulunuyorsunuz

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!