Faiz, Döviz, Enflasyon!

Ahmet Müfit yazdı...

Faiz, Döviz, Enflasyon!

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bakanlığının bütçe sunuşunda: "Döviz kuruna ilişkin son dönemde yapılan yanlış yorumlara değinmek istiyorum. Hükümetimizin ihracatı desteklemek amacıyla, yüksek döviz kuru hedeflediğine yönelik yorumlar doğru değil” şeklinde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan, bu iddiasını, “Türkiye dalgalı kur rejimi uygulamaktadır, kurun değeri de piyasada belirlenir. Bir ülkedeki rekabet artışı; üretkenlik artışından, inovatif kabiliyetlerden ve teknolojiyi kullanma becerisinden gelir. Verimlilik artışıyla desteklenmeyen bir büyüme modeli, sürdürülebilir bir model değildir" diyerek, dolaylı yoldan da olsa ihracatta yaşanan artışı “verimlilik artışı” ve “inovasyon” yani yenilik/yaratıcılık katkısı artırılmış üretim ile gerekçelendirmiş.

TL’nin değerinde yaşanan değer kaybı, TÜİK tarafından açıklanan, Eylül 2021 dönemine ait Dış Ticaret İstatistikleri ve Endeksleri ile birlikte değerlendirildiğinde ise Elvan’ın, “serbest piyasacılığımıza” halel gelmesin, sermaye hareketlere kısıtlama mı geliyor denilerek aba altından sopa gösterilmesin diyerek utangaç bir dille ifade ettiği iddialarının tam tersinin doğru olduğunu ortaya koyuyor.

Sizlerle paylaşacağım ilk tablo, ihracattaki artış ve TL’nin değer kaybı arasındaki pozitif ilişkiyi son derece açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Gelelim Dış Ticaret Endeksleri’nin ne gösterdiğine.

Bu tablo da son derece açık şekilde durumu anlatıyor. Enerji, emtia, navlun başta olmak üzere küresel ölçekte aşırı artan fiyatlara karşın İhracat Birim Değer Endeksi yani bir birim ihracat karşılığı kazandığımız döviz geçen yılın aynı ayına göre yalnızca yüzde 11,8 artarken, İthalat Birim Değer Endeksi yani bir birim ithalat karşılığı ödediğimiz döviz yüzde 23,4 artış kaydetmiş.

İthalat Birim Değer Endeksindeki yüzde 23,4 değişim, küresel ölçekte artan fiyatların doğrudan göstergesi olarak kabul edildiğinde, bunun anlamı ihracata konu mallarımızı bir yıl öncesine göre daha ucuza sattığımız olacaktır. Nitekim, İhracat birim değer endeksinin, ithalat birim değer endeksine oranlanmasıyla elde edilen  ve 100'ün üzerinde bulunması durumunda; dış ticarete konu malların baz yılına göre pahalıya satılıp, dışarıdan ucuza satın alındığını, tersi olduğunda ise ucuza satılıp, pahalıya alındığı anlamına gelen Dış Ticaret haddinin 88,4 olarak, tarihin en dip seviyelerinde gerçekleşmiş olması da bunun kanıtı.

İhracatta “inovasyonun” katkısını doğru şekilde ölçmemizi sağlayabilecek bir diğer önemli parametre, Türkiye'nin RCA Değeri En Yüksek -Göreli olarak rekabet üstünlüğüne sahip olduğumuz ürünler- İhraç mallarının ne olduğu. Lütfü Elvan’ın iddiasının doğru olmadığını görmek için, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yayınlanan ve linkini kaynaklar arasında sizle paylaştığım RCA 1000 Raporuna bakmanın yeterli fikir sahibi olmanızı sağlayacağını da ekleyip, gelelim Sayın Elvan’ın ihracat artışına neden olduğunu ima ettiği diğer husus yani “verimlilik artışı” konusuna.

Verimlilik artışı konusunda ne durumda olduğumuzu görebileceğimiz en önemli ölçüt, ihracata konu ürünlerin üretim sürecinde yer alan insan gücünün yani emeğin durumu. Bunun için bakılması gereken yer T.C. Cumhurbaşkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yayınlanan Temel Ekonomik Göstergeler arasında yer alan ABD Doları bazlı olarak hesaplanmış olan Reel Birim Ücret Endeksi.

Tablodan da görüldüğü gibi, endeks verileri tartışmaya neden olmayacak kadar net ve bunun ihracata konu mallar açısından anlamı, üretim maliyetleri içerisinde emeğin payının sürekli gerilediği, ihraç malları açısından bahsedilen “verimliliğin”, üretim maliyetleri içerisinde emeğin payı düşürülerek sağlandığı.

Sonuç olarak, TL’deki değer kaybının ihracat artışı açısından iki yönlü olarak destekleyici olduğunu, ülke insanının ucuz emek, ihracata konu ülke varlıklarının batan geminin malı durumuna düşürüldüğünü, Bakan Elvan’ın TL’nin değer kaybının ihracat artışı açısından bir araç olarak kullanılmadığı savının en azından pratikte doğru olmadığını söylemek mümkün.

Gelelim benim için en önemli olan sorunun yani TL’nin değer kaybının ihracatı artırmak, ithalatı ise kısıtlamak için araç olarak kullanılmasının, söylemekten dahi korkulacak kadar kötü bir şey olup olmadığı sorusuna.

Piyasanın yani para satıcılarının hassasiyetlerini çok da umursamayan, ekonomik bağımlılığın siyasi bağımlılık anlamına geldiğini düşünen biri olarak yanıtımın, ekonomi hakkında konuşmayı enflasyon-döviz kuru-faiz açmazına sıkışmış olarak tartışanlardan, yaptığını savunmaya utanıp hala piyasacı görünmeye çalışanlardan farklı olması sanırım son derece doğal. Kişisel olarak, faizleri artırıp, dışarıdan daha fazla borç alarak yani TL’yi değerli hale getirerek, “enflasyonu kontrol altında tutmaktansa”, daha fazla borçlanmayı azaltacak şekilde TL’nin değer kaybına ve kontrollü bir süre için enflasyona izin vermenin orta/uzun vadede bu ülkenin sıradan insanları ve ülke yararına gördüğümü söyleyip, bitireyim. Tek koşul, dar gelirli toplum kesimlerinin ve ulusal sanayinin enflasyon altında ezilmesine izin vermemek. İktidar izlediği ikircikli, ilkeli olmayan tutumla bunu gerçekleştirebilir mi? Çok ümitli olmadığımı ve bu konuyu tartışmaya devam edeceğimi belirterek bitireyim.

 

Kaynaklar:

  1. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Dis-Ticaret-Istatistikleri-Eylul-2021-37421
  2. https://www.tcmb.gov.tr/kurlar/kurlar_tr.html
  3. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Dis-Ticaret-Endeksleri-Eylul-2021-37402&dil=1
  4. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=%C4%B0%C5%9Fg%C3%BCc%C3%BC-%C4%B0statistikleri-Eyl%C3%BCl-2021-37483&dil=1
  5. https://www.bloomberght.com/elvan-enflasyonun-seyri-temkinli-olmayi-gerektiriyor-2291929
  6. https://www.sbb.gov.tr/temel-ekonomik-gostergeler/#1594716589132-d3a64e97-2238