1. Haberler
  2. Analiz
  3. Feminist bir yazı: Onlyfans

Feminist bir yazı: Onlyfans

featured

Burakhan Başaran yazdı…

Yekten belirtelim: Bu yazının amacı hiçbir kadına “namus” anlatısı dayatmak değil.

Ancak son Onlyfans operasyonunun ardından görünür hale gelen durum, içinde yaşadığımız toplumsal ve ekonomik çürüme üzerine yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor.

***

Kapitalizm, “makine” devrimiyle birlikte kadını evin dışına çıkardı. Çıkardı çıkarmasına fakat bu çıkış kadınları özgürleştirmemesinin yanı sıra fabrika kapıları ardına hapsetti. Uzun çalışma saatleri, ağır çalışma koşulları ve insan bedenini hiçe sayan üretim düzeni; kadın emekçilerin hem sağlığını hem de aile bağlarını paramparça etti. Deforme olan bedenler ve çalışan kadınlarda artan düşük oranları bu sözde ilerleyişin sonradan görünen sonuçları oldu. Burjuva ideolojisi, kadını üretimin parçası haline getirirken aynı anda onu sosyal ve duygusal bağlarından kopararak dönüştürdü.

***

Feodal dönemde lordların kadınlar üzerinde kurduğu “ilk gece hakkı”, sanayileşmeyle birlikte biçim değiştirerek sürdü. Friedrich Engels’in aktardığı gibi “yeterince aşağılık” birçok patron, fabrikalarda kendine adeta haremler kurdu. Üretim biçimleri değişirken kadın üzerindeki tahakküm farklı araçlarla varlığını artırarak sürdürdü.

***

Patronlara “huzurlu aile”yi veren düzen, işçi sınıfına çoğu zaman paramparçalığı ve “yaşamak” için fuhuşu dayattı. (Bkz. günümüz boşanmalarındaki ekonomik gerekçeler) Kadın emeğinin üzerindeki sömürü ile fuhuş arasındaki rezil bağ modern tarih boyunca varlığını korudu.

***

Aynı sistem, günümüzde fuhuş düzenini güncelleyerek yeni sloganlarla sahneye çıkıyor: “Özgürleş, soyun, sergile, kolayca kazan!”

Dün fabrikalarda bedeni yıpratılan genç kadınlar, bugün “kolay kazanç” adı altında dijital platformlara yönlendiriliyor. Geçmişte üretim bantlarında palazlanan sömürü artık ekranların ve sosyal platformların arkasında sürüyor.

Feminist zannedilen anlatının “özgürlük” maskesiyle sunduğu teşhirciliğin ön koşulu haline getirilen estetik operasyonlar, dünün fiziksel yıpranmasının bugünkü tezahürü olarak sahneye çıkıyor. Tarihsel sömürü biçim değiştirirken kadına dayatılan özünde aynı kalıyor.

***

Fuhuşun dijitalleştirilmesi sonucu kadın bedeni, rıza üretimi mekanizmalarıyla “parasını veren” herkese meşrulaştırılıyor. “Kadın görünürlüğü” söylemi, beden metalaştırılmasının yeni adı olarak pazarlanıyor. “Parasını veren” herkese bedenini sunmayı en kolay kazanç yolu olarak sunan sistem, borçlarla kuşatılmış gençliğe bunu bir “tercih” gibi gösteriyor.

***

Doğaya yönelttiği işgalci saldırıyı emek ve beden üzerinde de sürdüren kapital, dün fabrikalarda ve madenlerde saatlerce çalıştırdığı kadınlara bugün dijital platformlar üzerinden yeni bir “kolay yol” sunuyor. “Cam tavan” yalnızca plazalara değil monitörlere de inşa ediliyor.

Düzen, dejenere ettiği genç kadını Akbelen’de ağaçlara sarılan Zehra Nine ve Çamlıhemşin’de ‘devlet benim’ diyen Havva Ana’nın karşısına da dikiyor. Dünyayı, vatanını, toprağını koruması ve kurtarması gereken kadın tecrit edilerek yerine soyunmaya koşullanan kadın yaratılıyor.

Bu bağlamda “Onlyfans” adlı uygulamada vücut bulan çürüme tarihsel bir sonuçtur.

Öznesi olmadığımız mücadelenin sözcüsü de olamayız ancak kadın, bedenini ataerkiye sunmadığı ve emeğiyle var olabildiği bir sistemde gerçek anlamda özgürleşebilir.

***

Bize bu kadar tantana yaptıran operasyondan söz etmeden kadının kurtuluşuna değinmemek de olmaz.

Jokey misali yeni Adalet Bakanı ile hukuksuzlukta dört nala at koşturması beklenen Saray rejimi, uyuşturucudan futbola; belediyelerdeki yolsuzluklardan sosyal medyaya her alandan meşruiyet devşirme çalışmalarına devam ediyor. “Yetmez ama evet” demek yerine Saray’a karşı el artıralım…

***

Söz konusu “müstehcenlik” operasyonunda tutuklanan kadınlar ve geleneksel fuhuşa sürüklenen kadınlar mahkum edilen tek cins olmamalı. Bahis operasyonlarında olduğu gibi malum sitelere üye olan ve para yatıran herkes de soruşturma konusu olabilmelidir.

***

Fuhuşa sürüklenen kadın topluma kazandırılırken, “göster amcana pipini” sözüyle büyütülen “erkeklik” de işin içinden kolayca yırtmamalı, rehabilite edilmelidir.

Yalnızca fuhşa sürüklenen kadın değil pavyon ve genelev “kültürü” ile büyütülen “erkeklik” de mahkum edilmeli, sadece sömürü değil mücadele de biçim değiştirmelidir.

Ulu Önder Atatürk öncülüğünde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılında, dünyayı kurtaracak tüm emekçi kadınların anısına saygıyla.

[email protected]

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!