Festivallerin gözde filmlerine yolculuk

Film festivallerinden ödüllerle ayrılmış ancak kimisinin hafızalarına kazınmış sahneleriyle bir türlü koparıp atamadığı 5 filmi sizler için derledik.

Festivallerin gözde filmlerine yolculuk

Gece KALAYCI/ VeryansınTV


KÖPEKLER PANTOLON GİYMEZ -KOİRAT EİVÄT KÄYTÄ HOUSUJA / JUKKA-PEKKA VALKEAPÄÄ

They Have Escaped, The Visitor gibi filmlerin yönetmenliği ve senaristliğini üstlenmiş Jukka-Pekka Valkeapaa'nın 2019 yılında izleyicileri ile buluşturduğu Köpekler Pantolon Giymez filmi korku, komedi ve dramı içerisinde barındıran kurgusuyla alışılmamış bir aşkı sergiliyor. Naif ama bir o kadar sarsıcı sahnelere ev sahipliği eden film oyuncuların cesaret isteyen sahneleri ile fikrimizce oldukça beklenmedik bir film. 

Filmin konusu kısaca şöyle;
Juha yıllar öncesinde kaybettiği eşinin ardından derin bir pişmanlık ve üzüntü içerisindeyken yolunun bir şekilde kesiştiği sadomasoşizm mekanı kurtuluşu oluyor.Kederinden kurtuluşunu Mona adında bir dominatrix'te bulan Juha bu yoldan cezalandırılarak çıkabileceğini düşünüyor ve Mona cezalandırmaları ile ona bir şekilde yardımcı oluyor. Anlaşılacağı üzere Juha cezalandırılmaya, Mona ise cezalandırmaya arzulu. Ancak ne kadar ileri gidileceğine karar veremeyen ikili için olaylar içinden çıkılmaz bir hal alıyor. 


SİVAS/ KAAN MÜJDECI

Sivas filmi ile karşımıza çıkan Kaan Müjdeci Venedik ödüllü çıkış filminde hayatta kalmak için ayrıcalıksız, hayata öfkeli ve ne olursa olsun güçlü kalmanın zorunda olduğu bir hayata pencere açıyor. Bir büyüme hikayesi ile Anadolu'daki ataerkil anlayışa ayna tutarken gerçeklik penceresinde rahatsız edici ve inanılması güç bir karşılaşmayı izleyicilerine sunuyor. 

Filmin konusu kısaca şöyle; 
Anadolu'nun kasvetli bir köyünde yaşayan Aslan, bir dövüş sonrası ölmeye bırakılmış Sivas adındaki kangal köpeğinin yaralarını şefkati ile sarmaya çalışıyor. Sınıf arkadaşlarını ve özellikle ilk aşkını etkilemek için Sivas'ı kullanan Aslan başka bir çocuğun köpeği ile amatör bir dövüş düzenliyor ve yüzleşme zamanı başlıyor. 

YEŞİL PAPAYANIN KOKUSU-MÙİ ĐU ĐỦ XANH - L'ODEUR DE LA PAPAYE VERTE/ TRẦN ANH HÙNG

İmkansızın Şarkısı, Eternite, I Come With The Rain ve Cyclo gibi filmleri ile güncel olarakta tanıdığımız Tran Anh Hung'ın 1993 yapımı Papaya'nın Kokusu filmi 10 yaşındaki Mui zengin ama sıkıntısı hiç bitmeyen bir ailenin yanına hizmetli olarak katılması ile başlıyor. Yaş aldıkça küçüklüğünde hayran gözlerle baktığı piyanist ile ilişkisini anlamlandırmakta güçlük çeken Mui'nin hikayesini konu eden film savaş öncesindeki Vietnamı ve ilk aşkın dokunuşunu bir çocuğun gözünden görmemize imkan sunuyor. 

Vietnamlı auteur Tran Anh Hung 90’lı yılların sanat sinemasında en uzun soluklu başarılardan biri olan İmkansız'ın Şarkısı ile imzasını atmıştı. Cannes’da Altın Kamera’yı, En İyi İlk Film César’ını ve En iyi Yabancı Film Oscar’ını kazanan aile draması yarattığı psikolojik yansıma ile aslında dokunaklı bir iz bırakıyor.


OLLA / ARINANE LABED 

İlk kez Cannes'de gösterilen Olla kadınlık ve göçmenlik ile ilgili inanışları darmaduman etmeyi hedeflemiş. Filmi takip ederken nedensizce anımsadığımız Madam Bovary rüzgarları yaşamın sıradanlığı ve heteronormatifliğin kıyıcılığını anlatırken aslında özgürlüğünüz ve keskin uçlarda bulunan tutkularınız hakkında. İki keskin uçtan bahsetmişken filmin aldığı yorumlarında iki ayrı dengede toplandığını söylemeden edemeyeceğiz.

Filmin konusu ise kısaca şu şekilde;
Film arkadaşlık sitesinde Doğu Avrupalı kadınlara yönelik bir ilana karşılık veren Olla'nın Ukrayna'dan ayrılışı ile başlıyor. Fransız banliyölerinde annesi ile yaşayan Pierre'in yanına gittiğinde banliyö yaşamının tutkularını dizginlemesi için yeterli olmadığı ile yüzleşiyor. 


SESSİZ- BE DENG / REZAN YEŞiLBAŞ

Sessiz filmi ile izleyicileri ile buluşan Rezan Yeşilbaş genç bir kadının hayata başkaldırısını dilin bir baskı aracı olarak kullanılışını değerlendiriyor. Kadın Üçlemesi'nin ikinci filmi olan Sessiz Cannes Film Festivali'nde ve En İyi Kısa Film dalında Altın Palmiye ödülüne ev sahipliği yapmıştı. Filmden bahsedecek olursak 2012 yapımı olan Sessiz, 80'li yıllarda Diyarbakırlı Zeynep'in hapiste olan eşini ziyaret ettiğinde Türkçe konuşmak zorunda olması nedeniyle başlayan hikayesini konu ediyor.