Feyzioğlu mahkemenin yolunu gösterdi

TBB Başkanı Feyzioğlu, 12 baronun istifa ve olağanüstü genel kurul çağrısına ilişkin, 'Bunu yapanlar hain değildir, düşman değildir. Siyasi parti ideolojilerini bu mesleğe, baroculuğa karıştırmaktadır. Biz karıştırmıyoruz. Süreci uzatmaya gerek yok. İstenirse idari mahkemesine gidilir, dava açılır. Biz hukukçuyuz, yargı ne derse o' dedi.

Feyzioğlu mahkemenin yolunu gösterdi

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Rize Baro Başkanlığı Sosyal Tesisleri’nde gazetecilere yaptığı açıklamada, milli birliği sağlamanın yolunun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vazgeçilmez olduğunu bilmekten geçtiğini söyledi.

Yargıdaki reform paketinin büyük kazanımlar sağladığına değinen Feyzioğlu, bu kazanımların partiler üstü olduğunu, bir siyasi düşüncesinin olmadığını, kendi milliyetçiliğinin ise Mustafa Kemal Atatürk’ün yapıcı milliyetçiliği olduğunu belirtti.

Feyzioğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmelerin çok verimli geçtiğini ancak birlikte çalıştığı görünen FETÖ, PKK ve DHKP-C mekanizmasının, her yerde kara propaganda yürüttüğünü vurgulayarak, “Sivil toplum örgütlerini öyle bir pençesine almış ki Türkiye’ye karşı inanılmaz kara propaganda savaşı üretiliyor. Kitap vererek ya da film seyrettirmek yetmiyor. Onları sıkıştıracak olan halk kitleleridir.” diye konuştu.

Akçakale’ye gerçekleştirdiği ziyarette, Türk askerine yönelik olumlu sözleri nedeniyle, bir siyasi partinin kendisi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ifade eden Feyzioğlu, bu suç duyurularının kendisi için madalya gibi olduğunu aktardı.

‘BUNU YAPANLAR DÜŞMAN DEĞİL’

Metin Feyzioğlu, olağanüstü genel kurul çağrısının hak olduğunu dile getirerek, “Bunu yapanlar hain değildir, düşman değildir. Benim kanaatime göre siyasi parti ideolojilerini bu mesleğe, baroculuğa karıştırmaktadır. Biz karıştırmıyoruz.” dedi.

Kendilerinin siyasi particilik yapmadığını vurgulayan Feyzioğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Arkadaşlarımız daha ziyade siyasi parti ideolojileri ile hareket ediyorlar. Siyasi parti ideolojilerini, meslek örgütlerinin yönetimine karıştırırsanız eğer, her siyasi düşünceden meslek mensubunu kucaklaması gereken yapıların belli bir siyasi partinin renklerine büründüğünü görürsünüz. Bu haksızlık olur. Siyasi mekanizma ile iş yapmak zorundayız. Meslek örgütümüzün çalışabilmesi için iş yapmak zorundayız. Herkes bulunduğu yerden farklı okuyabilir. Biz Türkiye penceresinden okumak zorundayız meseleleri. Arkadaşlarımız haklarını kullandı. Başkanlar için aynı şeyi söyleyemem ama yönetim kurullarının eksik bilgilendirildiğini düşünüyorum. Görüşme imkanım olsa hepsine anlatırım. Hepsi baş tacımızdır. Bizim aramızda düşmanlık olmaz.”

Türkiye Barolar Birliğinin kanundan kaynaklanan hakkı ile olağanüstü genel kurul çağrısını reddettiğini anımsatan Feyzioğlu, “Süreci uzatmaya gerek yok. İstenirse idari mahkemesine gidilir, dava açılır. Biz hukukçuyuz, yargı ne derse o. Bunu büyütüp Türkiye gündemi yapamayız, Türkiye’nin gündemi bu değil” diye konuştu.

100 YILDIR HAYALİNİ KURDUKLARI KUKLA DEVLET…

Feyzioğlu, Türkiye’nin Suriye meselesinde önemli adımlar attığına, ABD ve Rusya ile gerçekleştirilen mutabakatların önemli başarı olarak görüldüğüne işaret ederek, “Birileri her seferinde tökezleyelim diye bekliyorlar. Çünkü, 100 senedir hayalini kurdukları o kukla devlete tam ulaşacaklardı, Türkiye oyunu bozdu. Depresyondalar, anlıyorum depresyonlarını ama bu depresyonun tedavisi bizde değil. Bizi mutlu ediyor, rahatsız değiliz. Paramparça ettik hayallerini.” dedi.

‘ESAD’LA ARACISIZ GÖRÜŞMELİYİZ’

Cenevre’de yeni Suriye anayasasının yazıldığının ve bazı tehlikelerin ortaya çıkabileceğinin altını çizen Feyzioğlu, şöyle devam etti:

“Suriye anayasası yazılırken oradaki silahlı PKK güçlerinin Suriye ordusuna beşinci kol olarak katılması yolu açılırsa bizim bütün fedakarlıklarımız maalesef boşa çıkar. Suriye anayasası yazılırken eğer ABD’nin, Almanya’nın girişimiyle; umarım Rusya buna dahil olmaz; bir özerk bölge yaratılmak istenirse beş sene sonra PKK devleti kurulur. O sebeple bizim burada üstün menfaatimiz Suriye devletinin menfaatleriyle örtüşüyor. Suriye hükumeti kendi ülkesinde bir özerk devlet, özerk bölge kurulmasını istemiyor. Türkiye de Suriye’de bir özerk bölge kurulmasını istemiyor. Dolayısıyla artık yaşadıklarından ders almasını beklediğimiz Esad yönetimi ile aracısız görüşmek zorundayız. Rusya’nın sağladığı altyapı ile, moderatörlük ile zaten belli noktaya geldik. Suriye ile Türkiye komşudur. Yabancılar, üçüncü devletler gidecektir. Biz komşuyuz, biz kalacağız. Suriye rejiminin, kendi vatandaşlarına artık hak ettikleri güvenceleri vermesi, insan hakları ihlallerini önlemesi, bunun bir daha gerçekleşmemesi için Rusya’nın, Türkiye’nin, İran’ın garantör olması gibi şartlar da konularak Suriye ile direkt ilişki kurulmalıdır.”