1. Haberler
  2. Analiz
  3. Futbolun afyonu: Transfer  

Futbolun afyonu: Transfer  

featured

Erhan Okutan yazdı…

Futbol küreselleşen ve bu küreselleşme etkisiyle de kapitalistleşen bir spor. Emperyal kültüre sahip devletlerin bu kültürünü devam ettirdiği, güçlünün güçsüzü ezdiği bir sirk…

Bu devletler kendi sürdürülebilir sistemlerinin benzerini futbolun daha az geliştiği ülkelere götürmektense ülkesinde oynayamayacak seviyedeki futbolcuları yollayabilecekleri birer çöplük haline dönüştürüyor.

Peki bu emperyal ülkeler bunu yaparken futbolu çöplüğe dönen ülkeler ne yapıyor. Onlar da bu gidişata ayak uyduruyor.

Bunun sebebi futbolun kitleleri oyalama aracı olması. Bu ülkelerde futbol kendini dünyaya şirin tanıtmak için kullanılıyor. Bu sebeple adından söz ettirebilmek adına dünyaca ünlü yıldızlara çok yüksek paralar ödenerek orada bir futbol kültürü illüzyonu oluşturulmaya çalışılıyor.

Bu ülkelere örnek olarak Hindistan, Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan, Katar verilebilir.

Adı geçen toprakların bir kısmında halkın futbolu sevmemesine rağmen sevdirmeye çalışıyorlar. Çünkü futbol, bulunduğumuz dönemde dünyanın her yeriyle etkileşim kurulabilecek bir araç. Bu sayede dünya çapında isimlerinden söz ettirip şirin gözükmeye çalışıyorlar. Bu ülkelerde oynanan futboldan çok transfer dönemlerinde kime ne kadar maaş verildiği ve ne kadar bonservis ödendiği konuşuluyor.

Türkiye’de ise futbol sevdirilmeye çalışılmıyor. Türkiye zaten köklü futbol sevgisine sahip bir ülke. Ancak Türkiye’de futbol, ithal edilemeye çalışılan ülkelerdeki gibi harcamalarla ön plana çıkıyor. Ülkemizde bu sporun en çok takip edildiği dönemler Dünya Kupası, Şampiyonlar Ligi, Süper Lig veya aklınıza gelecek önemli ve zevkli maçlar değil transfer dönemleri.

Futbol kültürümüz tıpkı futbolun zorla ithal edilmeye çalışıldığı ve sportswashing aracı olarak kullanıldığı ülkelerdeki gibi insanların en sıkı takip ettikleri dönem transfer dönemi.

Fakat biz niye futbol ithal edilmeye çalışılan ülkelerdeki gibi harcama saçmalığına bağlı kalıyoruz? Üstelik onlar kadar paramız olmamasına rağmen…

Altyapısıyla nam salmış Beşiktaş, Leandro Trossard’ı transfer ediyor. Üstüne Muhammed Salah konuşuluyor fakat yeni bir Sergen Yalçın çıkartmayı hedeflenmiyor.

Fenerbahçe, 10+4 olan yabancı kuralının belirlediği sınırdan çok daha fazla yabancı futbolcuya sahip olmasına rağmen hala taraftarlar için yeni fakat yabancı kulüpler için eski olan yıldız futbolcuları getirmeye çalışıyor. Yeni bir Arda Güler peşinde değil.

Galatasaray bu sezon özelinde transferde daha düşük viteste ilerliyor fakat bunun da sebebi almaması değil alamaması.

Bu harcamaların kaynakları neler? İktidar tarafından ne kadar destekleniyor? Bu çıktıların girdi miktarı ne kadar? Bunlar ne medya ne de halk tarafından soruluyor.

Futbolumuz inanılmaz bir harcama döngüsü içine girmiş durumda. Her sezon, bir önceki sezonda yapılan transfer hatalarını kapatmak için yeni transferler yapılıyor. Önde gelen futbol ülkeleri bu şekilde yapmıyor. Transferlerin yanında kendi yetiştirdikleri futbolcuları da kullanıyor. Bu şekilde sürdürülebilir bir futbol ortaya çıkıyor.

Bulunduğumuz dönemdeki gibi harcamanın çok olduğu fakat futbolun da bir nebze daha kaliteli hale geldiği dönemlerde bunları söyleyen olmuyor fakat bu yükselişlerin sonundaki çakılmalarda ortalık yangın yerine dönüyor.

Örneğin Galatasaray Ünal Aysal dönemi sonrası, Beşiktaş Fikret Orman dönemi sonrası, Antalyaspor’da ise Eto’o, Menez, Nasri transferleri.

Futbolumuzu, harcama hastalığı içinde değil üretim kültürüyle besleyelim bunun bir yolu da taraftarlardan geçiyor. Çünkü bu harcamalara büyük oranda taraftar sebep oluyor. Taraftarlar, sosyal medyada veya arkadaş gruplarında bunun yayılmasını sağlamamalı üretimi övmeli kulüpleri üretime yönlendirmeli.

Futbolumuz futbol ithal edilmeye çalışılan ülkelerdeki gibi bir gün sönecek bir balon şeklinde değil doğrusal olarak ilerleyen İspanya gibi olsun. Harcama kültürü bugün için başarıları getiriyor ve sonuçlara bakınca başarılı gözüküyor fakat bu gidişatın bir de inişi olacak maalesef.

Eğer bu harcama kültürü yerine üretimle harmanlanmış doğru harcamalarla devam edersek Galatasaray, on üç yılda bir defa değil yılda bir son 16’ya kalır; Liverpool’u yener, Juventus’u eler.

Milli takımımız 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılıp rezil olarak dönmez her Dünya Kupası’na gider ve oradan başarılarla döner.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!