VERYANSIN TV
Bölücü açılım sürecine karşı emekçilerden bilim insanlarına, gazetecilerden sanatçılara, aydınlardan siyasi parti temsilcilerine kadar geniş bir kesim dün Atatürk’ün Ankara’ya gelişin yıl dönümünde Anıtkabir’de bir araya geldi. Gencinden yaşlısına binlerce vatandaş, hem iktidara hem de muhalefete gövde gösterisi yaptı.
Anıtkabir buluşmasının yankıları devam ederken, gazeteci Serdar Akinan da dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
‘UMUTLANDIRAN FOTOĞRAF’
Youtube yayınında konuşan Akinan, “Dün Anıtkabir’de yaşanan görüntüler var… Yani muazzam muazzam bir fotoğraf. Ben uzun zamandır ilk defa böylesine tüylerimi diken diken eden, beni umutlandıran bir görüntüyle bir fotoğrafla karşı karşıya kalmamıştım” dedi.
“Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganlarının atıldığı Anıtkabir buluşmasından görüntüleri gösteren Akinan, “Bu görüntüler öyle sıradan, otobüslere doldurulmuş… Arkasında çok güçlü örgütlü bir siyasi partinin olmadığının altını çiziyorum” diye vurguladı.
Toplumda gerek ekonomik durumdan gerekse açılım sürecine dair süren umutsuzluğa dikkat çeken Akinan, Anıtkabir buluşmasında genç bir kitlenin olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
‘BU BİR ÖZGÜVEN GÖSTERİSİ’
“Bu bir politik siyasi bir kalkışma, bir öfkeseli değil. Bu bir özgüven gösterisi, ‘ben burdayım ve varım.’ Bu gövde senin bir yere hapsedemeyeceğin kadar büyük, renkli, çeşitli, derinlikli ve kararlıdır. Mesaj bu ve bu mesajı veren bir kolektif…
Yan yana hizalanan bu kimliklerin üzerinde bir kimlik bu. ‘Ben bu ülkenin vatandaşıyım
bu ülkenin genciyim ama senin siyaset sınıfının bana sunduğu gelecek bana hiçbir şey vadetmiyor.
Huzursuz, mutsuz ve talepkarım’ budur bu fotoğraf.”
‘BU ÇOCUKLARI DAYATILAN KALIPLARI REDDEDİYOR’
Bir araya gelen çeşitliliği “çok kıymetli bulduğunu” ifade eden Akinan, “Derdi ne bu çocuğun? Bu çocuk Anıtkabir’e gelip, ‘Mustafa Kemal’in askerleriz’ diye bağırıyorsa ve başörtü simgesini taşıyorsa ve aslında esas itibarıyla hem politik olarak hem ekonomik olarak bir itirazı varsa alın bu mozaiğin içine bir taş olarak koyun. Rengarenk bir pırlanta olarak koyun” dedi.
Akinan, şöyle devam etti:
“Bu bahsettiğim çocuklar yan yana hizalanıyorsa, senin dayattığın siyaset aygıtının dayattığı
medyanın dayattığı o kalıpları reddediyor demektir. Diyor ki ‘kardeşim ben devletin dinselleştirmesine, tektipleştirmesine, kompartmanlara hapsetmesine karşıyım. Sen benim geleceğimi gasp ediyorsun. Ben kelimesi burada hepimizi kapsar ve ben buna itiraz ediyorum,
bu kompartmanlaştırmaya da itiraz ediyorum, yaptığına da itiraz ediyorum.’ Bakın ortak bir gelecekte
ortak bir itirazda paylaşlaşan bir koca gövdeden bahsediyoruz.
Oraya gelerek diyor ki; kardeşim ben devletin kurucu meşruiyetine yaslanıyorum. Bakın benim ayağımı bastığım meşruiyet; sizin bana da yattığınız kirlenmiş siyaset değil.
Bunu bir meşruiyet zemini olarak okuyun. İşte o zaman bambaşka bir anlam kazanıyor ve o zaman özgüven duyuyorsun.
‘TEK KELİME İLE SÖYLECEĞİM TEK ŞEY ÖZGÜVEN’
İzah et bir kelime de ifade et dediğinizde; söyleyeceğim bir tek şey var: Özgüven. Dolayısıyla bakın tüylerim diken diken oluyor. Yatayda örgütlenmiş, örgütlenmemiş yatayda kümelenmiş, hiçbir örgütlenme modeline ait olmayan ortak bir iletişim zemini olmayan ortak değerini orada bulan, bunun üzerinden yaptığı paylaşımla profiline girdiğinde bambaşka yerlerde duran insanların bir arada durduğu ve meşruiyet zeminini tarif ettiği bir yer. Koskoca bir iktidara koskoca bir muhalefete bir reddiye, koca bir gövde reddiyesi.
Burada Cumhuriyet Halk Partisi var mı? Burda herhangi bir siyasi partinin bayrağı var mı?
Hangi bayrak var? Al kırmızı bayrak var. Türkiye Cumhuriyeti bayrağı var, bitti!
‘ENSEYİ KARARTMAMAMIZ GEREKTİĞİNİ SÖYLEYEN MÜHTİŞ BİR FOTOĞRAF’
“Bu bir network değil, bu bir parti değil, bu bilmem ne değil hiçbir yere sığmayan
ve çok doğru okunması gereken ve ümidimizi umudumuzu inancımızı hiçbir şekilde
enseyi karartmamamız gerektiğini söyleyen müthiş bir fotoğraf. Ben bunu böyle okuyorum.”
İşte Serdar Akinan’ın ilgili yayını:

Tamam da detaylı anlatımda bogulmuşsunuz. Sürüyle anlaşılmaz terimlerle olayi çok karmaşık anlafmişsiniz. Keşke daha farklı bir konuşma olsaydı.