Gelecek Partisi'nden tepki çeken Suriye önerisi

Gelecek Partisi Genel Sekreteri Cemalettin Kani Torun, Suriye’de akan kanın özerk bir Kürt yapısıyla durdurulabileceğini savundu. Gelecek Partisi’nden gelen skandal öneri büyük tepki çekti.

Gelecek Partisi'nden tepki çeken Suriye önerisi
Gelecek Partisi'nden tepki çeken Suriye önerisi

Suriye'de Beşar Esad'a karşı başlatılan emperyalist saldırıların mimarlarından olan Ahmet Davutoğlu'nun kurduğu Gelecek Partisi'nden  tepki çeken Suriye önerisi geldi. Gelecek Partisi Genel Sekreteri Cemalettin Kani Torun, Suriye'deki sorunun çözümü için federatif yapının şart olduğunu savundu.

Torun, yaptığı açıklamada, "Birtakım demokratik düzenlemelerin yapılması, oradaki halkların kendilerini ifade edebilecekleri, anayasal sınırlar içinde birtakım yapılar kurulması, otonom, federal, kanton her neyse, oradaki bütün toplumun kabul edilebileceği bir şekilde olması aslında bölgedeki kanın durmasına da bir vesile olur." ifadelerini kullandı.
Barzani aşiretine bağlı televizyona konuşan Gelecek Partili Cemalettin Kani Torun, Kuzey Irak'ı model gösterdi. Torun, "Türkiye sınırlarında bağımsız bir yapının elbette ki oluşmasını istemez.
Ama ben şunu söyleyeyim, Suriye'nin toprak bütünlüğü içinde Kürtlerin kendilerini ifade edebilecekleri bir bölgenin, statüsü Suriye'nin kendi anayasal yapısı içinde olmak kaydıyla, aynen Irak'taki gibi bir yapının oluşmasının Türkiye'ye uzun vadede zarar değil yarar getireceği kanaatindeyim" dedi.
 Torun şunları söyledi:

"Aynı endişeler 1990’larda Irak’taki Kürdistan Bölgesi için konuşulurdu. Ama Irak’taki Kürdistan Bölgesi 2003 Irak savaşı sonrasında federal bir yapıya dönüştüğünde Türkiye’nin en yakın dostu oldu. Halen de bölgede en yakın ilişkileri olan ülke de Türkiye’dir. 2016 sonrasında ilişkiler git gide bozulmuş olsa bile ekonomisi büyük ölçüde Türkiye’ye bağlıdır. Oradaki şirketlerin %90’ı Türk şirketleridir. Aynı şeyin ben Rojava için de olacağını düşünüyorum. Yani burada bu tarihsel korkulardan sıyrılıp daha gerçekçi politikalar yürütmek gerektiğini ama düşünüyorum. Ama dediğim gibi bölgede sınırların değişmesini hiç kimse beklemesin, sınırların değişmesi kan ve gözyaşı demektir. Mevcut sınırlar muhafaza edilerek sınırların içinde birtakım demokratik düzenlemelerin yapılması, oradaki halkların kendilerini ifade edebilecekleri, anayasal sınırlar içinde birtakım yapılar kurulması, otonom, federal, kanton her neyse, oradaki bütün toplumun kabul edebileceği bir şekilde olması aslında bölgedeki kanın durmasına da bir vesile olur."