Hrant Dink gerekçeli kararı: Cinayetten sonra adım adım kumpaslar hayata geçirildi

Hrant Dink davası gerekçeli kararında, cinayetin FETÖ'nün yıkıcı emelleri doğrultusunda işlendiği vurgulandı. Cinayet sonrası İstanbul İstihbarat Şubesinin örgüt tarafından ele geçirildiğine dikkat çekilen kararda, uzun yıllar kamuoyunun gündemine oturacak olan kumpas soruşturma ve davalarının bu süreçten sonra adım adım hayata geçirildiği vurgulandı. 

Hrant Dink gerekçeli kararı: Cinayetten sonra adım adım kumpaslar hayata geçirildi

AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu 78 sanığın yargılanarak 26'sının ceza aldığı davanın gerekçeli kararı belli oldu. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Mart 2021'de karara bağladığı 78 sanıklı davada, iki ağırlaştırılmış müebbet, iki müebbet hapis ve çeşitli oranlarda hapis cezası olmak üzere toplam 26 sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmişti. FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in arasında bulunduğu 13 firari sanığın dosyası ise ayrılmıştı. Mahkeme, 4 bin 532 sayfalık gerekçeli kararın yazımını tamamladı.

CİNAYET ÖNCESİNDEN TASARLANIP ADIM ADIM YÜRÜRLÜĞE KONDU

Gerekçede, "En başından itibaren örgütsel işbirliği içerisinde yürütülen sözde soruşturmaların FETÖ/PDY Silahlı Terör örgütü tarafından mensupları eliyle 2007 yılında işlenen sözkonusu cinayet öncesinden tasarlanıp adım adım yürürlüğe konulmak suretiyle gerçekleştirildiği" vurgusu yapıldı. Kararda, "Cinayetin örgütsel hedefe ulaşmak adına faillerinin azmettirilip teşvik edilmesi, cinayetin önlenmesini sağlayacak delillerin, haber mekanizmalarının ve raporların gizlenmesi, cinayet anına değin faillerin takip edilip işlenmesinin sağlandığı, cinayet sonrası delillerin karartılarak örgütün izlerinin temizlendiği, örgüt yayın araçları üzerinden belli bir amaca yönelik yapılan yayınlarla amaca yönelik dejenere edilmiş bilgilerle devlet kurumlarının cinayetle irtibatlandırıldığı" ifadeleri kullanıldı.

BİLGİ, KAYIT VE BELGELERİN YOK EDİLMESİNİ SAĞLADILAR

Örgüt mensubu sanıklardan Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmaer ve Faruk Sarı'nın örgütün çıkarlarını gözeterek birlikte hareket ettikleri, konumları itibariyle gereken tedbirleri alıp müdahale etmek yerine cinayetin gerçekleşmesini, bunun öncesi ve sonrasında bilgi, kayıt ve belgelerin yok edilmesini sağladıkları kaydedildi. Planlı İstihbarat Operasyonları (PİO) uygulaması ve İstihbarat Dairesi Başkanlığında bulunan İstihbarat Değerlendirme Projesi (İDP) kayıtları ile tüm istihbarat ağının bulunduğu bilgi havuzuna ilgili verilerin kaydedilmesi işlemlerini yapmadıkları, yapılan kaydı da cinayetin hemen sonrasında sildikleri de belirtildi.

DİNK'İN EV VE İŞYERLERİNDE KEŞİF YAPTIRILDI

Kendilerinden olmayan sıralı amirlerine bu önemli istihbari bilgileri vermeyip gizledikleri, emri altındakilere tanzim ettirdikleri gerçeğe aykırı tutanaklarla en önemli bilgi kaynağı yardımcı istihbarat elemanının istihbarat görevinin dışına çıkarılmasını sağladıkları da anlatıldı. İşleneceği bilinen cinayetin hazırlık hareketleri ile azmettirici ve faillerinin iletişim araçlarını dinleyip fiziki takiplerini yaptırdıkları da anlatılan gerekçede, olay tarihlerinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde Tim Komutanı Yüzbaşı olarak görevli olan 15 Temmuz 2016'daki darbe kalkışmasında Jandarma Genel Komutanlığı'nda yaralı vaziyette ele geçen ve hakkındaki yargılamada "darbeye teşebbüs" suçundan mahkumiyetine hükmedilen örgüt mensubu sanık Muharrem Demirkale'nin maktulün ev ve işyerlerinin cinayet öncesinde emri altındakilerce keşfinin yaptırıldığı da vurgulandı.

CİNAYET GÜNÜ SAMAST TAKİP EDİLDİ

Demirkale ile sanık Ali Fuat Yılmaer'in önceye dayalı tanışıklıklarının bulunduğu, failin cinayet günü takip edildiği, bu takibi yapan kişilerin sanık Ali Fuat ile irtibat halindeki sanık Muharrem'in emir ve komutasındaki unsur elemanları olduğu da ifade edildi. Cinayetten 10-15 dk sonra sanık Muharrem Demirkale ile sanık Ali Fuat'ın telefon görüşmesi yapması ile bilgi alışverişinde bulundukları, cinayet mahalliyle Levent bölgesi arasında cinayet öncesi ve sonrasında aynı gün içinde sanığın uzunca bir süre ve sürekli şekilde mekik dokumak şeklinde gidip geldiğini ortaya koyan baz bilgilerinin tespit olunmasıyla bu sanığın cinayeti, öncesini ve sonrasını diğer sanık Ali Fuat Yılmaer ile işbirliği içinde takip ettirdiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

CİNAYET FETÖ'NÜN YIKICI EMELLERİ DOĞRULTUSUNDA İŞLENDİ

Bu sanıkların işbirliği içerisinde cinayetin azmettirici ve faillerini desteklemek ve eylemi tasarlayarak mensubu oldukları FETÖ/PDY silahlı terör örgütün yıkıcı emelleri doğrultusunda cinayetin işlenmesini sağladıklarının anlaşıldığı gerekçede belirtildi.  Cinayet sonrası İstanbul İstihbarat Şubesinin örgüt tarafından ele geçirildiği ve uzun yıllar kamuoyunun gündemine oturacak olan kumpas soruşturma ve davalarının bu süreçten sonra adım adım hayata geçirildiği anlatılan kararda, tüm bu eylemler ile birlikte sözde operasyonlar devlet ve meşru hükümet aleyhine, doğrudan örgütün kurucusu ve yöneticisi Fetullah Gülen ve oluşturduğu örgüt yönetim piramidinin sevk ve idaresi, emir ve talimatlarıyla gerçekleştirildiği kaydedildi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Mart 2021'de karara bağladığı davada, tutuklu sanık dönemin İstihbarat C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, "Başkasını araç olarak kullanma suretiyle insan öldürme" ve "Resmi belgeyi yok etme" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı tutuklu sanık Ramazan Akyürek de "Başkasını araç olarak kullanma suretiyle insan öldürme", "Resmi belgede sahtecilik" ve "Resmi belgeyi yok etme" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme sanığın pişmanlık göstermediğini ve mahkeme heyetine karşı tutumunu dikkate alarak cezada indirim uygulamadı. Dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat Bölücü Faaliyetler İstihbarat Tim Komutanı sanık Muharrem Demirkale hakkında "Başkasını araç olarak kullanmak suretiyle kasten öldürmek" ve "Anayasayı ihlal" suçlarından iki ayrı müebbet hapis cezası verildi. Dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli astsubay sanık Yavuz Karakaya hakkında "Anayasayı ihlal" suçundan müebbet hapis cezası ve "Kasten öldürmeye yardım" suçundan da 12 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Toplam 26 sanık hakkında değişen oranlarda ceza verilirken, eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ve dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay hakkında "Kamu görevlisinin görevi ihmal" ve "Kamu görevlisinin görevi kötüye kullanması" suçlarından zaman aşımının dolması nedeniyle davanın düşürülmesine hükmedildi. Sanık dönemin Trabzon İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç hakkında "İhmali davranışla kasten öldürmek" suçundan beraat, "Kamu görevlisinin görevi ihmal" ve "Kamu görevlisinin görevi kötüye kullanması" suçlarından ise zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildi.