1. Haberler
  2. Gündem
  3. İBB davası gergin başladı: Reddi hakim talebi reddedildi… İşte yaşananlar!

İBB davası gergin başladı: Reddi hakim talebi reddedildi… İşte yaşananlar!

Tutuklanıp İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 106'sı tutuklu 402 sanıklı İBB davasının ilk duruşmasında, sanık avukatlarının usule ilişkin talepleri alındı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti ara kararında, avukatların reddi hakim ve tefrik taleplerinin, "duruşmayı uzatmaya yönelik olduğu" gerekçesiyle geri çevrilmesine karar verdi. Duruşmaya yarın devam edilecek.

featured

İBB’ye yönelik yolsuzluk iddiasıyla açılan ve aralarında Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 106’sı tutuklu 402 sanıklı davanın ilk duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No’lu salonda başladı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İstanbul il Başkanı Özgür Çelik, Dilek Kaya İmamoğlu, Selim İmamoğlu, saat 09.52’de duruşma salonuna giriş yaptı.

Duruşmada, Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu tutuklu sanıklar jandarma eşliğinde salona getirildi. Tutuksuz sanıklar da duruşma salonunda hazır bulundu.

SANIKLARA ‘İZLEYİCİLERE EL SALLAMAYIN’ UYARISI

Duruşma salonuna getirilen sanıklar alkışlarla karşılandı. İmamoğlu’nu ise izleyiciler ayağa kalkarak ıslıklarla karşıladı.

Bunun üzerine salondaki görevliler sanıkları izleyicilere el sallamamaları yönünde uyardı. İzleyiciler bu uyarıya alkışlayarak tepki gösterirken, sanıklara “Sizi seviyoruz” diyerek seslendiler. İzleyici tarafından “İstanbul ve Cumhuriyetin muhafızları, sizlerle gurur duyuyoruz” şeklinde sanıklara seslenildi.

DURUŞMA SALONU ÇEVRESİNDE YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINDI

İlk duruşmayı takip etmek için CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İstanbul il Başkanı Özgür Çelik, Dilek Kaya İmamoğlu, Selim İmamoğlu, CHP Grup Başkanvekilleri Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın, Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftci, Gökçe Gökçen, Burhanettin Bulut, Güldem Atabay, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Evrim Rızvanoğlu, Serkan Özcan, CHP Sözcüsü Zeynel Emre, Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Turan Taşkın Özer, milletvekilleri Suat Özçağdaş, Engin Altay, Türkan Elçi, Aliye Coşar, Nail Çiler, Tahsin Ocaklı, Mahmut Tanal, İlhami Özcan Aygun, Nurten Yontar, Kadim Durmaz, Sibel Suiçmez, Umut Akdoğan, Murat Çan, parti meclisi üyeleri ve 81 İl Başkanı, Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ahmet Özer, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezeoğlu, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros’un da arasında yer aldığı parti heyeti ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık da salonda yer aldı.

Duruşmanın görüldüğü Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ne giden yollarda ve kampüste yoğun güvenlik önlemleri alındı. Duruşma salonunun çevresinde TOMA’larla çok sayıda kolluk kuvveti bulunuyor.

DİLEK İMAMOĞLU’NDAN ‘CANLI YAYIN’ TALEBİ

Duruşma öncesi Dilek İmamoğlu basın mensuplarının bulunduğu alana gelerek kısa bir açıklama yaptı.

Duruşmanın canlı yayınlanması taleplerini sık sık dile getirdiklerini ancak bunun gerçekleşmediğini söyleyen Dilek Kaya İmamoğlu, Ekrem İmamoğlu ile en son geçen hafta görüştüğünü ve moralinin yerinde olduğunu belirtti.

İmamoğlu, Ekrem İmamoğlu’nun duruşma için hazır olduğunu, savunmasına hazırlanırken tüm dokümanlara erişiminin olduğunu dile getirdi.

DURUŞMALAR PAZARTESİ-PERŞEMBE GÜNLERİ GÖRÜLECEK

Mahkeme başkanı, duruşmanın tutuksuz sanıklarla başlayacağını, sonra tutuksuz sanıklara geçileceğini, duruşmaların pazartesi-perşembe günleri görüleceğini tekrar etti.

Görüntü ve ses kaydı alınmaması konusunda da uyarılarda bulundu. Görüntü ve ses kaydının paylaşılması halinde duruşmaya izleyicisiz devam edileceğini söyledi.

Etkin pişmanlıktan yararlanıp tutukluluğu devam eden sanıklar; tutuklu kısmının en arkasında oturtuluyor. Yanlarında ek önlem olarak jandarma ekipleri yer alıyor.

İMAMOĞLU CEPHESİ VE MAHKEME BAŞKANI ARASINDA GERİLİM

Duruşmada, avukatların, ilk önce Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının alınması talebi üzerine Mahkeme Başkanı, İmamoğlu ve örgüt yöneticiliğinden yargılanan isimlerin savunmalarının en son alınması yönünde bir planlama yaptıklarını bildirdi.

Bunun üzerine İmamoğlu, söz almak istedi. Mahkeme Başkanının izin vermemesi üzerine İmamoğlu ve Mahkeme Başkanı arasında gerginlik yaşandı, Başkanın İmamoğlu’na, “sen” şeklinde hitap etmesine de izleyiciler tepki gösterdi.

Savunma listesine ulaşamadığını belirten bir avukatın sözlerinin de izleyiciler tarafından alkışlanması üzerine Mahkeme Başkanı ise “Salonu komple boşaltıyoruz. İzleyici bölümünü boşaltıyoruz. İzleyici bölümü boşaltıldıktan sonra avukatlara söz vereceğim” dedi. Gerginlik üzerine heyet izleyici bölümü boşaltılana kadar salondan ayrıldı. Aileler, izleyici kısmının boşaltılması kararına, “Biz kaç aydır bu günü bekliyoruz, neler yaşıyoruz haberiniz var mı?” şeklinde tepki gösterdi. Duruşmaya, saat 13.30’a kadar ara verildi.

Bu arada, salonda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in salondaki milletvekillerine, “salondan ayrılmama” talimatını verdiği belirtildi.

‘BURAYI BOŞALTMIYORUZ’

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Mahkeme Başkanı’nın, “Burayı boşaltın” dediğini belirterek, “Biz burayı boşaltmıyoruz” dedi.

Mahkeme salonundan sanıklar çıkartıldı, CHP Genel Başkanı Özel, milletvekilleri ve bazı sanık yakınlarının salonda bekleyişi sürüyor.

‘BU SENARYOYU ERGENEKON VE BALYOZ’DA DA YAŞADIK’

CHP Milletvekili Mahmut Tanal da “Amaç, salonu boşaltmak ve duruşmayı izleyiciye kapatmak gibi görünüyor. Bu senaryoyu daha önce Ergenekon ve Balyoz davalarında da yaşadık. Bu nedenle milletvekilleri olarak duruşma salonundayız, ayrılmıyoruz. Duruşmaların aleniyeti hukuk devletinin temelidir. Öte yandan ara kararın mahkeme heyeti tarafından açıklanması gerekirken, saat bilgisi mübaşir aracılığıyla yüksek sesle duyuruldu. Ara kararların heyet tarafından tutanağa geçirilerek açıklanması gerekir. Bu tablo yargılamanın ciddiyeti ve usulü açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır” açıklamasını yaptı.

ÖZGÜR ÇELİK’TEN İZLEYİCİLERE UYARI

Verilen ara sonrası CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, izleyicilerin yanına giderek, yakınlarını çıkarken alkışlayabileceklerini ancak savunmalar sırasında sessiz olunması gerektiğini ifade etti.

Aranın ardından saat 14.00 itibarıyla, tutuklu sanıklar jandarma eşliğinde salona alındı. Jandarma eşliğinde salona getirilen tutuklu sanıklar, alkışlarla karşılandı. Ekrem İmamoğlu salona getirildiği sırada izleyicilerden “Seninle gurur duyuyoruz” sesleri yükseldi.

Duruşma başlamadan önce Özgür Çelik izleyicilere, “Tüm yol arkadaşlarımız salona girdi. Bundan sonra avukatlarımız konuşacak. Ses ve görüntü konusunda dikkatli olalım” şeklinde uyarıda bulundu.

Bu arada, İBB davasını izlemek üzere Fransa, Almanya, Hollanda, İsveç, ABD, Belçika, Birleşik Krallık ve Norveç’in büyükelçilik ve konsolosluk temsilcileri de Silivri’ye geldi.

REDDİ HAKİM TALEBİ

Duruşmada, sanık avukatlarının usule ilişkin talepleri alındı.

Tutuklu sanık Gürkan Akgün’ün avukatı Sinem Keleş Akgün, “CMK’ya göre reddi istenen hakim, reddi hakim talebini karara bağlayana kadar yalnızca gecikmesinde sakıncası olan işleri yapar. Talebimizin karara bağlanmasını istiyoruz” talebinde bulundu.

Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş de “İddianameyi hazırlamakla yükümlü iddia makamı, kovuşturmanın da sınırını belirler. Huzurdaki iddianamede ‘Ekrem İmamoğlu suç örgütü’ ifadesi ile daha iddianamenin en başında varlığı kabul edilmekte ve kesin kabul üzerinden hareket edilmektedir. Peşin kabulden sonra da 143 eylem sıralanmıştır. Hiçbir somut delile yer verilmeksizin bir örgütün varlığı kabul edilmiştir iddianamede. İddianame okunduğunda anlatı odaklı bir soruşturma yürütüldüğü rahatlıkla tespit edilecektir” dedi.

İddianamede suç isnadına dayanak olarak tanık beyanlarının gösterildiğini vurgulayan Daniş, “Bu tip soruşturmalar neticesinde düzenlenen iddianamelerin hukuken geçerlilik kazanmayacağı ortadadır. Huzurdaki iddianame her ne kadar 15 günlük sürede iade edilmese de hukuki olarak bir yeterlilik kazanılmamıştır. Sanıklar hakkında bir hüküm kurulması mümkün değildir. Sayın Mahkemenizce yargılamaya devam edilmemesi talep ediyorum” beyanında bulundu.

‘BUNLAR MÜNFERİT DEĞİL, SİSTEMATİK HALE GELMİŞ HUKUKİ MAYKIRILIKLARDIR’

Usule ilişkin beyanda bulunan avukat Hüseyin Ersöz de diğer avukatların reddi hakim taleplerine katıldığını belirterek, şunları söyledi:

“Özellikle parti yöneticilerine yönelik arama, el koyma ve gözaltı işlemleri, Türkiye’de siyasal faaliyetler açısından son derece önemli ve dikkatle değerlendirilmesi gereken müdahalelerdir. Neredeyse her gözaltı dalgasında en az 10, 20 hatta 30 kişinin gözaltına alındığına şahit olduk. Özellikle soruşturmanın başlangıcında onlarca insanın gözaltına alındığına hep birlikte tanık olduk. Bunları kamuoyundan duyduk, televizyonlardan izledik ve yapılan yorumlarla birlikte takip ettik. Bu süreç yalnızca bir yargılama süreciyle sınırlı kalmamış, aynı zamanda kamuoyu önünde bir algı oluşturma sürecine de dönüşmüştür.

Her gözaltı sürecinde masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı açıkça ihlal edilmiştir. Basın üzerinden yapılan açıklamalarla kişiler henüz yargılanmadan suçlu gibi gösterilmiştir. Hangi kişilerin hangi suçlamalarla karşı karşıya olduğu, daha resmi işlemler tamamlanmadan kamuoyuna servis edilmiştir. Bu çerçevede, heyetiniz önüne gelen bu dosya yalnızca bugünden ibaret değildir. Soruşturma aşamasından itibaren başlayan bir hukuka aykırılıklar silsilesinin devamı niteliğindedir.”

Özellikle müvekkili Aykut Erdoğdu açısından, soruşturma aşamasında kendisine yönelik herhangi bir kısıtlama tedbiri bulunmamasına ve iddianamede de kendisine yöneltilmiş bir örgüt suçlaması olmamasına rağmen, bu süreçte çeşitli kısıtlamalar uygulandığını söyleyen Ersöz, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ciddi usul sorunlarıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.

Avukat Ersöz, henüz tensip düzenlenmeden ve şüphelilerin tutukluluk sürelerinin dolmasına çok az bir zaman kala yapılan incelemede tutukluluğun devamına karar verildiğini, daha sonra tensip düzenlendiğini ve yine aynı gerekçelerle 107 tutuklu hakkında tutukluluğun devamına karar verildiğini aktardı.

Dosya kapsamındaki bazı belgelerin yer değiştirdiğini, hatta bazı evrakların dosyadan çıkarılarak başka esaslara kaydedildiğini gördüklerini dile getiren Ersöz, avukatlar olarak dosyayı incelemeye çalışırken, bu tür düzensizliklerle karşılaşılmasının savunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını da zorlaştırdığını anlattı.

Ersöz, mahkeme heyetinin görevlendirilme şeklinin, “doğal hakim” ilkesine aykırılık teşkil ettiği yönünde ciddi tartışmalar bulunduğunu, iddianamenin kabul edilmesinden sonra ortaya çıkan bu hukuka aykırılıkların, mevcut yargılama sürecinden bağımsız olarak değerlendirilemeşeceğini söyledi.

Müvekkili Aykut Erdoğdu hakkında verilecek mahkumiyet kararının ya da hapis cezasının kapalı ceza infaz kurumunda infaz edilip edilmeyeceği dahi tartışmalı iken, buna rağmen tutukluluğun devamına karar verildiğini, yalnızca kişisel verilerin korunmasıyla ilgili düzenlemeler kapsamında suçlanan, henüz 20’li yaşlarında olan bazı kişiler hakkında da tutukluluğun devamına kararı çıktığını aktaran Hüseyin Ersöz, “Bu kararlara yapılan itirazların genel ve kalıp gerekçelerle reddedildiğini görmekteyiz. Bu durum, mahkeme heyetinin tarafsızlığı konusunda ciddi şüpheler doğurmaktadır” dedi.

‘BURADA METRELERCE UZAKTAN MÜVEKKİLİMİZE HUKUKİ YARDIMDA BULUNMAYA ÇALIŞIYORUZ’

Avukat Ersöz, duruşmanın yapılış şeklinin, bu salona giriş düzeni ve yargılama sürecinde müdafilerin müvekkilleriyle temas kurma imkanının fiilen ortadan kaldırılmasının da savunma hakkını zedeleyen hususlar olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Bugün burada metrelerce uzaktan müvekkilimize hukuki yardımda bulunmaya çalışıyoruz. Bir savunma evrakını dahi müvekkilimize veremediğimiz, onun yanına gidip kimsenin duyamayacağı şekilde savunma stratejisini konuşamadığımız bir ortamda adil yargılanma hakkının sağlandığını söylemek mümkün değildir. Oysa olağan bir yargılamada, Çağlayan, Anadolu ya da Bakırköy adliyelerinde olduğu gibi, müdafilerin müvekkillerinin yanına giderek onlara belge vermesi ve savunma konusunda hukuki destek sağlaması son derece olağan ve gerekli bir durumdur. Ne yazık ki son yıllarda ‘Silivri yargılamaları’ olarak adlandırılan bu tür uygulamalarda savunma hakkının ciddi biçimde kısıtlandığına tanıklık ediyoruz. Bugün burada da benzer bir tabloyla karşı karşıyayız.

Bir diğer önemli husus ise iddianamenin kamuoyuna sunuluş şeklidir. İddianamenin sanıklara ve müdafilerine tebliğ edilmediği bir aşamada, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı tarafından Çağlayan Adliyesi’nde yapılan açıklamalar ve iddianamenin kamuoyuna bu şekilde lanse edilmesi de adil yargılanma hakkına gölge düşüren bir durumdur. Dahası, o dönemde başsavcı olarak görev yapan kişinin bugün Adalet Bakanı sıfatıyla görev yapıyor olması ve aynı zamanda Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun başkanı konumunda bulunması da yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından tartışılması gereken bir husustur. Zira hâkimlerin özlük hakları ve görevleriyle ilgili kararları imzalayan merciin başında aynı kişinin bulunması, ilerleyen aşamalarda adil yargılanma hakkı bakımından sorunlar doğurabilecek bir durumdur.”

‘JANDARMA, HEPSİNİ BOŞALTIN’ ŞEKLİNDEKİ BİR TALİMATIN KANUNDA BİR KARŞILIĞI YOK’

Yalnızca mahkeme başkanına ait olan duruşma salonunda düzeninin sağlanması yetkisinin kullanımının, kanunun çizdiği sınırlar içerisinde olması gerektiğini vurgulayan Ersöz, “Ancak duruşma sırasında izleyicilerden gelen bir tepki veya ses üzerine tüm izleyicilerin salondan çıkarılması ve duruşma salonunun tamamen boşaltılması, kanunda düzenlenmemiş bir uygulamadır ve hukuka aykırıdır. Bu nedenle ‘Jandarma, hepsini boşaltın’ şeklindeki bir talimatın kanunda bir karşılığı bulunmamaktadır. Böyle bir uygulama savunma makamı üzerinde psikolojik baskı oluşturabilecek niteliktedir ve adil yargılanma hakkının ihlaline yol açabilecek sonuçlar doğurabilir. Sonuç olarak; soruşturma aşamasından bugüne kadar gerçekleştirilen işlemler hukuk devleti, hukuk güvenliği ve yetki saptırması yasağı ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu süreçte ortaya çıkan hukuka aykırılıklar münferit değil, sistematik nitelik taşımaktadır. Mahkeme heyetinin özellikle iddianamenin kabulü aşamasından bugüne kadar aldığı kararlar ve gerçekleştirdiği işlemler de tarafsızlık konusunda ciddi tereddütler doğurmuştur. Bu nedenle heyetinizi reddediyoruz” diye konuştu.

‘MAHKEMENİZİN İKİ ÜYESİ KURA ÇEKEREK 2024 YILINDA ATANMIŞLAR 2 YILLIK DAHİ DENEYİMLERİ YOK’

Sanık Melih Gecek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu da “Bu dosyada birbirinden farklı hapis cezası istenenler var. Hepsinin tutuklu yargılanması sizin tarafsızlığınıza gölge düşürmektedir. Bu yüzden reddi hakim talebinde bulunuyoruz” dedi.

Ali Ayçiçek’in avukatı Akın Atalay da reddi hakim talebinde bulundu ve ret gerekçelerini ise şöyle dile getirdi:

“Adaletin yerine getirilmesi yetmez, yerine getirildiğinin de gösterilmesi gerekir. Bu dava, davanın görüleceği mahkeme belli olduktan hemen sonra her nasılsa bu davaya özel hakim atamalarıyla, bu özel kurulmuş mahkemeyle adaletin nasıl yerine getirildiği de bize gösterilmiş oldu. Bu durum, bu mahkemenin meşruiyetini toplum nezdinde tartışmalı hale getirmiyor mu? Hukukta teknik bilgi kadar yargısal bağışıklık yani dış etkilere karşı direnç ve deneyim de önem taşır. Bu davaya atanan yeni heyetin deneyimi nedir diye baktık Resmi Gazete ve HSK’dan. Mahkemenizin iki üyesi kura çekerek 2024 yılında atanmışlar yani 2 yıllık dahi deneyimleri yok.

Siz Sayın Başkan, avukatlık mesleğinizden yargıçlığa geçtiğiniz için tek birinci sınıfa ayrılmış hakimsiniz. Diğer kıdemli üye bu mahkemeye atandığında 7 yıllık kıdeme sahipmiş.Türkiye’deki en önemli davada, 400’ün üzerinde sanığın örgütlü suç kapsamında yargılandığı bu hacimde dosyadaki heyet bu şekilde oluşturulmuş. Sizlerin bu davada kendi isteğiniz ile çekilmenizi kabul edilmediği takdirde de heyetin reddedilmesini talep ediyorum.”

‘İLK ÖNCEİMAMOĞLU’NA SÖZ VERİLMESİNİ TALEP EDİYORUM’

Ali Kurt avukatı Mehmet Selim, örgüt liderliği iddiasıyla yargılandığı için ilk olarak sanık Ekrem İmamoğlu’na söz verilmesini isteyerek şunları kaydetti:

“Ret talebi, hukuki niteliği itibarıyla hiyerarşik bir taleptir. Yani red talebi ileri sürüldükten sonra diğer taleplerin ele alınması mümkün değildir. Alegorik olarak ifade edecek olursak, henüz çeyrek final oynanmadan yarı final planlamasının yapılmasına benzer bir durum ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, öncelikle red talebinin karara bağlanması gerekir. Red talebi sonuçlandırılmadan diğer taleplerin değerlendirilmesi hukuken doğru değildir. Bu noktada, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin Ergenekon davasına ilişkin kararındaki yaklaşımına da dikkat çekmek isterim. Söz konusu kararda savunma hakkının önemine özellikle vurgu yapılmış ve sanığın kendisini savunma hakkının, avukatın savunma faaliyetinden dahi önce geldiği açıkça ifade edilmiştir. Bu nedenle örgüt üyeliği iddiasıyla yargılandığı için sanık Ekrem İmamoğlu’na söz verilmesini talep ediyorum.”

Sanık Hasan İmamoğlu’nun avukatı Nusret Yılmaz da “Bu dava sıradan bir dava değil. Belki de Türkiye’nin siyasi tarihindeki en önemli davalardan birisidir. O yüzden tartışmalara mahal vermeyecek şekilde yargılamanın gerçekleşmesi beklenmektedir. Bizler, devletin sözcüsü gibi çalışan popüler isimlerden davanın seyrini öğrenmemeliyiz. Başta İmamoğlu olmak üzere şüphelilerin ifadesine başlanması beklenmektedir. Usuller ve yetkilerin taraflara açıkça bildirilmesini istiyorum. Bu talebimin de reddi hakim taleplerinin değerlendirilmesini ardından karara bağlanmasını istiyorum” dedi.

Müşteki Sedat Kapıdağ avukatı Hatice Bulguroğlu ise müvekkiline ait dosyanın ana dosyadan tefrik edilmesini istedi.

Bir başka avukat ise “İmamoğlu konuşurken kendisine ‘sen’ diye seslendiniz ama tüm avukat ve sanıkların saygı görme hakkı var. Dolayısıyla biz size ‘siz’ şeklinde hitapta bulunuyorsak siz de bize aynı şekilde hitap etmelisiniz” dedi.

REDDİ HAKİM TALEBİ REDDEDİLDİ

Diğer avukatların da reddi hakim taleplerinin alınmasının ardından duruşma savcısına söz verildi. Savcılık, avukatların reddi hakim ve tefrik taleplerinin reddine karar verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti ara kararında, reddi hakim ve tefrik taleplerinin “duruşmayı uzatmaya yönelik olduğu” gerekçesiyle geri çevrilmesine karar verdi.

Heyetin ret kararının ardından Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarından Tora Pekin, söz alarak, “Reddi hakim talebimizi reddetmenize itiraz edeceğiz. Yarın aslında duruşmayı yapmamanız gerekiyor. Müvekkilim de sabahtan beri söz almak istiyor” diye konuştu.

İMAMOĞLU’NA SÖZ VERİLMEDİ

Söz almak isteyen İmamoğlu’na Mahkeme Başkanı, “Ekrem Bey sabahtan beri duruşmayı sabote ediyorsunuz” dedi. Bunun üzerine Ekrem İmaoğlu’nun, yeniden söz almak isteyerek, “Siz bu davada sağlıklı yargılama yapamazsınız. Böyle olmaz” sözlerine, Mahkeme Başkanı, “Söz vereceğiz sıranız gelince, gayet de yaparız” şeklinde karşılık verdi.

Heyet, duruşmaya yarın devam edileceğini belirterek, salondan ayrıldı.

Ekrem İmamoğlu, “Yazıktır bu millete, yazıktır bu memlekete. İşte böyle kaçarak gidersiniz” şeklinde konuştu. Salonda bu sırada, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganı atıldı.

Duruşma Savcısına yönelik de konuşan Ekrem İmamoğlu, “Biraz mertliğiniz varsa bu insanları bırakın, tek başıma benimle mücadele edin” ifadelerini kullandı. Bu sırada Savcının İmamoğlu’na parmak salladığı görüldü.

İmamoğlu salondan ayrılırken de “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganı atıldı.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!