1. Haberler
  2. Gündem
  3. İBB davasında 16. gün… İmamoğlu: ‘İddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür’

İBB davasında 16. gün… İmamoğlu: ‘İddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür’

Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB davasının 16. günü, tutuklu sanıkların savunmasıyla devam ediyor. Duruşmada söz alan İmamoğlu, "Bana göre birçok insan masumdur ve tamamının tutuksuz yargılanması gerekmektedir. Bu nedenle, yalnızca ara kararları beklemek yerine daha hızlı ve insani adımlar atılmasının, adalet duygusuna büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum" dedi. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan da "Tutukluluk değerlendirmelerinin süreç içerisinde devam edeceğini zaten ifade etmiştik" diye konuştu. İmamoğlu ise salondan ayrılırken “Bu dosya niye çöktü biliyor musunuz? Bu kadar vicdansız bir iddia makamı var ki... İddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür” diye seslendi. Duruşma, yarın devam edecek.

featured

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 89’u tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının duruşması 16. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda, devam etti.

Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu’nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu 89 tutuklu sanık katıldı.

Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız’ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmaya geldi.

Tutuklu sanıklar jandarma eşliğinde salona getirilirken, izleyici kısmında bulunan sanık yakınları, tutukluların isimlerini söyleyerek selamlamaya çalıştı. Ekrem İmamoğlu, salona getirildiği sırada, tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp, sarıldı, bu sırada izleyiciler yine alkışlarla, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” “Ekrem Başkan, seni seviyoruz” ve “Ekrem başkanım, her şey çok güzel olacak” sloganları attı.

AYKUT ERDOĞDU: AŞAĞIDA İŞKENCE BAŞLADI, EKMEK YOK, SU YOK

Daha sonra sanık sandalyeleri arasından, tutuklu yargılanan Aykut Erdoğdu’nun sesi yükseldi. Erdoğdu, “Aşağıda işkence başladı. Ekmeğin arasında incecik kaşar peyniri koyuyorlardı onu da artık vermiyorlar. Aşağıda yemek yok, su yok, etrafımız pislik içinde. Bu kadar olur mu? Ben milletvekiliyim. Benden kimseye zarar gelmez” dedi.

Ekrem İmamoğlu ile Aykut Erdoğdu uzaktan konuştu. Ekrem İmamoğlu, “Benim notlarım arasında var, söz alabilirsem ileteceğim” dedi.

Mahkeme heyeti, saat 10.36’da duruşmayı başlattı.

İMAMOĞLU: ONLARCA MAĞDUR KİŞİNİN HER GÜN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN MAHRUM BIRAKILMASI CAN YAKMAKTADIR

Ekrem İmamoğlu, Erdoğdu’nun bahsettiği konu ile ilgili söz aldı ve ek taleplerini de dile getirerek, şunları söyledi:

“Bu davada hayra ihtiyacımız çok yüksek. Önce güncel bir hususu size aktarmak istiyorum. Arkadaşlarımızın da bu konuda yoğun şikayeti var. Bazı hazır paket ürünleri alıp buraya getirenler, sabah cezaevinden çıkışta bu ürünleri getirememiş, alamamışlar. Bu hususta mahkemenin bir iradesi var mıdır ya da bu uygulama cezaevine mi aittir? Eğer sadece cezaeviyle ilgiliyse, biz de kendi yazılarımızla cezaevlerine bunu iletebiliriz. Ancak sizin de katkınız olabilir mi diye bu notu iletmek istedim. Bir başka husus, öğle vakti yemek meselesidir. Bu hafta çözülebileceği konusunda katkı talep etmiştik. Komutanlarımızla süreci takip ediyoruz. Yine sizin de katkınız olursa memnun oluruz. Çünkü anladığım kadarıyla bu konuda da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ve buradaki yürütme yetkili olabiliyor.

‘YARGILAMAYA FARKLI BİR AÇISIYLA YÖN VERİLMESİ GEREKTİĞİ BİR İHTİYAÇ’

Bir diğer husus Sayın Başkan, Sayın heyet, Perşembe günü çok geç saatte biten savunmalar oldu ve 18 arkadaşımız tahliye edildi. Tahliyeler elbette bizleri sevindirmiştir. Tahliye öncesi, verdiğiniz kararın bir başlangıç olduğu, bizlerin bakış açısından hem vicdani hem de adalet açısından kıymetli bir değerlendirmedir. Bu yaklaşımınızı önemsediğimizi özellikle ifade etmek isterim. Ancak bu çerçevede bazı hatırlatmalar yapmayı da önemsiyorum.

Yargılamaya farklı bir bakış açısıyla yön verilmesi gerektiğini bir ihtiyaç olarak vurgulamak isterim. Gerçekte onlarca mağdur kişinin her gün özgürlüğünden mahrum bırakılması can yakmaktadır. Bu durum, telafisi mümkün olmayan bir zaman kaybına dönüşmektedir. İnsanların bir gün dahi tutuklu kalmaması gerektiği inancı, sadece bu yargılamaya değil, genel olarak yargıya olan güveni de doğrudan etkilemektedir. Daha önce de ifade ettiğim gibi, burada yürütülen yargılama süreci, hepimiz için yaşamsal bir dayanak olan yüce Türk yargısının itibarına doğrudan katkı sunmaktadır. Alınan her karar, bu itibarı ya olumlu ya da olumsuz yönde etkilemektedir.

‘AĞIR AMELİYAT GEÇİRMİŞ, NEKAHAT DÖNEMİNİ CEZAEVİNDE GEÇİRENLER VAR’

Bugün şunu da söylemem gerekir: Sadece tutuklu olanlar değil, adli tedbir uygulanan kişiler de ciddi mağduriyetler yaşamaktadır. Dosyada da yer aldığı üzere, bazı insanların gelirleri tamamen ortadan kaldırılmış, kurumlarına, şirketlerine ve yaşam alanlarına el konulmuştur. Ev hapsinde olanlar ve farklı adli kontrol tedbirlerine maruz kalanlar bulunmaktadır. Bu durum, insanların hayatlarını derinden etkilemektedir. Daha da önemlisi, burada hâlâ babalarından dolayı tutuklu bulunan evlatlar, akrabalık ilişkisi nedeniyle tutuklanan kişiler vardır. Büyük bir ıstırap içinde olan kadınlar, hayatını bürokrasiye ve devletine hizmete adamış insanların yaşadığı acılar ortadadır.

Bana göre birçok insan masumdur ve tamamının tutuksuz yargılanması gerekmektedir. Bu nedenle, yalnızca ara kararları beklemek yerine daha hızlı ve insani adımlar atılmasının, adalet duygusuna büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ayrıca burada olmayan ancak hala bu soruşturma kapsamında tutuklu bulunan şoförler, emekçiler ve bürokratlar da vardır. Ağır ameliyat geçirmiş, nekahat dönemini cezaevinde geçiren kişiler bulunmaktadır. Tüm bunların dikkatle takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

‘KADINLAR, ÇOCUKLAR, AİLELER BU SÜREÇTEN AĞIR ŞEKİLDE ETKİLENMEKTEDİR’

Bir diğer önemli husus ise etkin pişmanlık uygulamalarına ilişkindir. Bu kapsamda bazı uygulamaların, toplumun adalet duygusunu zedeleyecek şekilde, adeta ödüllendirme gibi algılanabilecek biçimde yürütüldüğünü görüyoruz. Hukukçuların da ifade ettiği üzere, bu durum ciddi hak ihlallerine yol açmaktadır. Tüm bu hususları bir hatırlatma ve iyi niyet temennisi olarak ifade etmek istiyorum. Bu tedbirlerin alınması, adil yargılanma sürecine daha sağlıklı bir zemin hazırlayacaktır. Bu da hem bizler hem de tüm Türkiye açısından yargıya olan güveni artıracaktır.

Çünkü bir yandan operasyonlar gündemi yaşanırken, diğer yandan bazı kişiler kısa sürede serbest kalabilmekte, buna karşın hayatını devletine adamış insanların tutuklu yargılanması toplumda ciddi bir çelişki yaratmaktadır. Tekrar altını çizmek isterim, kadınlar, çocuklar, aileler bu süreçten ağır şekilde etkilenmektedir.

‘ADİL BİR YARGILAMA SÜRECİNDE ATACAĞINIZ HER ADIMDA YANINIZDA OALCAĞIZ’

Omuzlarınızda çok büyük bir sorumluluk vardır. Bizler, adil bir yargılama sürecinde atacağınız her adımda yanınızda olacağız. Ancak aksi durumda da gereken tepkiyi göstereceğimizi ifade etmek isterim. İnşallah bu mahkemede, tüm arkadaşlarımız için hayırlara vesile olacak şekilde tutuksuz yargılama süreci sağlanır.”

MAHKEME BAŞKANI: TUTUKLULUK DEĞERLENDİRMELERİNE SÜREÇ İÇERİSİNDE DEVAM EDECEĞİZ

Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan da Ekrem İmamoğlu’nun dile getirdiği hususlara ilişkin, “Tutukluluk değerlendirmelerinin süreç içerisinde devam edeceğini zaten ifade etmiştik. Dosya kapsamında, bildiğimiz kadarıyla konutu terk etmeme tedbirine tabi olan herhangi bir kişi bulunmamaktadır. Zira duruşma başlamadan önce bu tedbirlerin tamamı kaldırılmıştır” dedi.

Kumanya sorunlarıyla ilgili konunun da daha önce kendilerine iletildiğini aktaran Başkan Aylan, “Şu an için yalnızca akşam yemeğine yönelik sınırlı bir servis imkânı sağlanabildiği belirtilmiştir. Mevzuat açısından bunun tam anlamıyla uygun olmadığı ifade edilmekle birlikte, duruşmaların uzun sürmesi nedeniyle bu yönde bir inisiyatif kullanıldığı anlaşılmaktadır. Cezaevinden getirilen yiyecekler konusuna ilişkin ise mevcut uygulama hakkında net bir bilgim bulunmamaktadır. Esasen bu konuda doğrudan müdahale etme imkânımız da yoktur. Ancak, şifahi olarak gerekli görüşmeleri yapabilirim. Mümkün olması halinde, bu konuda bir çözüm yolu bulunması için girişimde bulunacağım” diye konuştu.

Duruşmada, İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel’in savunması dinlendi. Demirel, “ihaleye fesat karıştırma” ve “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” iddiası ile suçlanıyor.

ZAFER KELEŞ DİNLENDİ

Demirel’in ardından İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in ağabeyi Zafer Keleş’in savunması dinlendi. Keleş savunmasında, şunları söyledi:

“11 aydır cezaevinde tutuluyorum. Yani benim burada olmam, kardeşim Fatih Keleş ile alakalıdır. Fatih Keleş’in de olayı, Ekrem İmamoğlu ile beraber bir yol arkadaşı olmasıdır. Bizim çocuklarımız da nihayet burada.

Ben tutuklanırken hakkımda sadece bir beyan verilmiştir. Bir kişi bir beyan vermiş. O beyan ne? ‘Bakırköy Belediye binasında, Florya’da kardeşine para taşırmış!’

Ya böyle bir şey olabilir mi? Bakırköy Belediye binasının olduğu yerde, 100 bin kişinin olduğu bir yerde adam mı yoktu da Zafer Keleş gidip oradan para taşıyacak? Böyle bir isnat olur mu?

Ben 65 yaşındayım. Bankadan 1 milyon lira para çeksem, 3 tane adam çağırıyorum yanıma. ‘Gelin de şu parayı şuraya bırakalım’ diyorum. 3 milyonla, 5 milyonla, 20 milyonla İstanbul içinde vırt atacağım, gezeceğim, para taşıyacağım…

Ben otobüste giderken otobüs şoförünü kolluyorum sabaha kadar, bir yere vurmasın diye. Ha, bu aralar uçakta pilotu da kollamaya başladım. Ben pimpirikli adamım; ne işim var benim burada? Benim ne işim var para taşımakla, bilmem neyle?

‘BENİ KESSENİZ İNANDIRAMAZSINIZ’

Sayın Başkan; bana isnat edilen ne bu eylemleri ne de bu örgüt meselesini asla kabul etmiyorum. Burada 11 aydır, yaklaşık 1 yıldır tutukluyuz. Bir aileden 4 kişi burada adeta bir ‘dikdörtgen’ oluşturmuş durumdayız; kardeşim, oğlum, yeğenim ve ben. Ne yaptık biz?

Ama ben her şeyden önce şunu söyleyeyim: Ben adalete sonuna kadar inanan bir adamım. Burada da adaletin tecelli edeceğine inanıyorum. Arkanızdan da hep söylüyorum, yüzünüze de söyleyeyim: Adalet yerini bulacaktır.

Burada anlattıklarıma lütfen bir bakın. Benim gözümle bu, belki 1 saatte anlatılacak bir şey; ama siz bunu 10 dakikada da çözebilirsiniz, Sayın Başkan.

Ben bu suçlamaların hiçbirisini kabul etmiyorum. Tutuklama gerekçem iddianamede yok; zaten örgüt üyeliğinden tutuklanmadım. 3 ay sonra geldiler, ‘Sen örgütten de dahil edildin’ dediler. Önce bir korktum; ’Bu ne örgütü, bizi neyin içine soktular?’ diye düşündüm. İçeride perişanız, bekliyoruz.

Ayrıca ‘suç örgütü’ denilen bir yapının varlığına da beni kesseniz inandıramazsınız. Nasıl kardeşim Fatih’e güveniyorsam, aynı şekilde Ekrem Başkan’a ve burada tanıdığım arkadaşlara da güvenen biriyim.

Kiminle konuştuysam o kişiyle konuşmuşumdur; gizlim saklım yok. Neysem oyum. Avukatlarıma da söyledim: ‘Her şeyi ben yazdım’ Yaşadığım budur. Ben size sadece yaşadıklarımı anlatıyorum.”

‘İDDİA MAKAMI BİR KAYIT DAHİ KOYMAMIŞ…’

Keleş’in avukatı Yağmur Kavak ise savunmasında baz kayıtlarındaki eksik ve hatalara dikkat çekerek şunları söyledi:

“Şimdi burada savcılığın, yanlış bilgi içeren ifadeleri nasıl daha da yanlış değerlendirdiğini anlatacağım. Selim Özderya’nın dosya kapsamında 3 tane ifadesi var: Biri tanık sıfatıyla verdiği ifade, ikincisi bu eyleme konu olan ifadesi, bir diğeri ise dosyadan adeta gizlenen 23 Ekim 2025 tarihli ifadesi.

Bu son ifadede Selim Özderya, Zafer Keleş’ten bahsederken aynen şöyle diyor: ‘Şantiyeye geldiğinde sadece bir keresinde sohbet etmek amaçlı gelmişti.’ Buyurun, buradan yakın!

Müvekkil hakkında yanlış beyanda bulunan Selim Özderya bile, müvekkilin kendi şantiyesine yalnızca 1 kere ve sadece sohbet amaçlı geldiğini kabul ediyor. Savcılık ise müvekkilin lehine olan bu beyanı eyleme koymuyor.

Gördüğünüz gibi iğneyle kuyu kazıyoruz; ama saklanmaya çalışılsa da müvekkilin lehine olan hususlar sürekli ortaya çıkıyor.

Bu senaryoda müvekkil 2 kere para aldıysa, bir de sohbet etmeye gittiği zamanı eklediğinizde, müvekkilin en az 3 kere Kayabaşı’ndan baz vermesi gerekirdi. Ama ortada sadece 1 tane baz kaydı var.

O tek baz kaydıyla ilgili de tek doğru beyan şudur: Zafer Keleş oraya sadece sohbet etmeye gitmiştir.

Selim Özderya ifadesinde ‘4-5 kere gelmiştir, daha fazla da gelmiştir’ dese de bu iddiayı destekleyen hiçbir baz kaydı yoktur; çünkü beyanı gerçeği yansıtmamaktadır.

Sabahtan beri size HTS ve baz kayıtlarındaki yanlışlıkları anlatıyorum. Gördüğünüz gibi eylemlere konulan hiçbir baz kaydı iddiayı doğrulamıyor.

İddia makamı, anlatılan kurguya uygun bir baz kaydı bulamadığı için yanlış tarihli ya da yanlış lokasyonlu bir kayıt dahi koyamamış. Diğer eylemlerde, yalan yanlış da olsa bir şeyler iliştirmişlerdi; demek ki müvekkil Zafer Keleş Kayabaşı’na hiç gitmedi ki oraya ilişkin bir baz kaydı da yok.

‘BOŞLUKLA SAVAŞIYORUM’

Sonuç olarak gördüğünüz gibi Zafer Keleş, 5 eylemden şu an itibarıyla 0 eyleme düşmüştür. Bu etkin pişmanlık ifadelerinin alenen tutarsız, hatta uydurma olduğunu görüyoruz. Baz kayıtlarının, eylemlerdeki hiçbir iddiayla uyuşmadığını da ortaya koyduk.

1,5 saattir konuşuyorum; hakikaten dakikalardır bir boşlukla savaşıyorum. Bu mağduriyetin acilen giderilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bahsettiğim eylemlerde ne rüşvete aracılık ne de rüşvet suçu oluşmuştur. Bu 5 eylemde, bırakın Zafer Keleş’i, Fatih Keleş’in dahi cezalandırılmaması gerekir; çünkü iddia edilen hiçbir rüşvet parası ya da yardım kartı adrese ulaşmamıştır. Çünkü ortada böyle bir şey yoktur.

Eylemlerle ilgili beyanlarım bitti. Çok kısa örgüt üyeliğine değineceğim. Meslektaşım bu konuda detaylı açıklama yapacak; ancak bir noktaya parmak basmak isterim: Müvekkil Zafer Keleş ve Murat Keleş hakkındaki örgüt üyeliği kısımları ‘falanın kardeşi’, ‘filanın yeğeni’ diye başlıyor. Hatta Mustafa Keleş için ‘Fatih Keleş’in oğlu’ deniyor.

Bunların hepsi, davanın başından beri ifade ettiğimiz ‘akrabalık ilişkisi üzerinden suç isnat etme’ safsatasının birer göstergesidir.

İrtibat kayıtlarına girmiyorum; müvekkilim zaten bu hususu detaylıca anlattı.

Mahkeme Başkanı, “Eylem 13’ü anlamadık” dedi, İmamoğlu “Bir tek savcı anlamış, o da yanlış anlamış” diye yanıtladı.

Bir diğer tutuklu sanık İBB Bilgi İşlem Dairesi personeli Emrah Yüksel’in savunmasına geçildi. Yüksel, 27 tutukluyla davada en çok insanın tutuklu olduğu, “İBB Hanem” ve “İstanbul Senin” ile ilgili olan 13. eylemdeki ilk savunmayı yaptı.

Mahkeme Başkanı, “iddianamedeki sıraya göre savunma yapacağını” söyleyen Yüksel’in savunması sırasında araya girerek “13. eylemi tane tane anlat. En anlamadığımız eylem. Zaten sıralamayı ona göre yaptık” dedi.

Ekrem İmamoğlu ise “Bir tek savcı anlamış, o da yanlış anlamış” dedi.

EMRAH YÜKSEL’İN SAVUNMASI

Yüksel ise Mahkeme Başkanı’na, “Heyecanımı dağıttığınız için teşekkür ederim” diye karşılık verdi. Salonda gülüşmeler oldu.

“18 yıldır belediyelerde çalışıyorum. Size yokluğumu anlatacağım. İstanbul Senin uygulamasında ne fikir, ne geliştirme, ne ihale sürecinde varım. USOME raporu 20 Mayıs’ta başlamış, hiçbir toplantıya davet edilmedim temmuz ayına kadar. İddianamedeki yöneticilerimden biri de ‘Emrah bu tabloyu da, akış şemasını da sen çiz’ dememiş. Ben İstanbul Senin’de yokum. USOME yetkilileri Emrah Yüksel’i görmemiş. Yokum çünkü.

4 gün emniyette kaldık. Savcıya log kayıtlarının tespit edilmesinin mümkün olduğunu anlattım. Bize iletilen analitik kodları web sitelerine yükleriz, İstanbul Senin’e yüklemeyiz, erişimimiz yok. Aynı akşam gazeteler ABD’ye veri çıkışı olduğunu itiraf etti denildi. Aileme, topluma gizliliği olan dosyada yanlış anlatıldım. İstanbul Senin uygulaması kapsamında ne yetkim ne de görevim bulunmaktadır. Log kayıtları İBB’ye yazılacak müzekkere ile temin edilebilir.

İBB Hanem projesi İPA’dan geldi. İBB’den hizmet alan vatandaşların kurum içinde sorgulanması, yani Emrah Yüksel askıda faturadan mı faydalanmış, İSMEK diploması mı var. İBB’nin resmi talep sistemleri üzerinden yapılmıştır. İBB Hanem vatandaş kullanımına açık değildir. Test aşamasında kaldı, hiçbir zaman faaliyete geçmedi.

Test kullanıcısıyım sayın başkanım. İddianame genelinde kendimi idare yönetici sandım. Allah aşkına şifrem 1-2-3, 1-2-3 mü olacak? Iraz isimli arkadaşımın anneannesinin ismi bile var orada. Birden fazla gözle kontrol ederek test etmek isteriz. Sunucuda bulunduğu iddia edilen sandık verilerinin gönderildiği iddiasını iddianamede okudum.

20 Mayıs’tan temmuza kadar kurumdan resmi izin almıştım, yurt dışına çıkmıştım. Avukatımdan yıllık izin belgemi, yurt dışı başvurularımı istedim, savcıya ilettim. Lehime olan hiçbir delilin değerlendirilmediğini gördüm. İBB Hanem’de vatandaş yok, erişim yok, konum verisi yok. Konum olması için vatandaş olması lazım. Uygulama kapalı. Konum erişimi olmayan bir uygulamanın konum suçlaması yapılmış.

Sandık verilerinin İBB Hanem içine işlenmesi denmiş ama İstanbul Senin’i kast ediyor, İBB Hanem yazmış. Uygulamaları karıştırmışlar. Burada kul hakkı var, gözyaşı var. Bu iddianameyi yazanlar bize çok büyük kötülük yaptılar. Test aşamasında kalmıştır, sandık verileri yoktur. İstanbul Senin ile elde ettiği verileri uygulamaya işlediğimi söylüyor, benim erişimim yok. Bizim iddianameyi çözümlememiz mi gerekiyor? Delil nerede? Ben bunları nasıl yüklemişim? Çıkar amaçlı suç örgütü üyesi nedir başkanım? Ben 6 aydır maaş alamıyorum. Suç örgütü üyeliği nedir?

Çocuklarım izliyor beni. 6 aydır maaş alamıyorum, çocuklarımın geçimini sağlamaktan aciz bir babayım. Sabah gözaltına alındığımda kızım uyandı, oğlumu öptüm. Akşam eve geleceğimden o kadar emindim ki karıma sarılmadım bile. Bilseydim tutuklanacağımı o evden farklı bir şekilde çıkardım. İdil, Naci, ben babanız olarak sizin başınızı yere eğdirecek bir şey yapmadım. Muhtemeldir ki kavuşacağımız bir bahar akşamı, ellerimizin kavuşacak.”

İMAMOĞLU: BU DOSYADAKİ TEK SUÇ ÖRGÜTÜ…

İmamoğlu ise salondan ayrılırken “Bu dosya niye çöktü biliyor musunuz? Bu kadar vicdansız bir iddia makamı var ki… İddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür” dedi.

Duruşma yarın devam edecek.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!