Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının ikinci haftası, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor.
Anka’nın aktardığına göre duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu’nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.
Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız’ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmaya geldi. Bazı tutuklu sanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile hazır edildi.
Mahkeme heyeti, saat 10.17’de salona giriş yaptı ve duruşma başladı.
Ertan Yıldız ve Tamer Gümüş avukatları sanık Ümit Polat’a soru sordu. Tamer Gümüş’ün avukatı, suç duyurusu talebinde bulunmak istedi. Avukat, “Ümit Polat’ın avukatı televizyona çıkarak ağır, gerçek dışı ve yönlendirici beyanlarda bulundu. Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu işleniyor” dedi. Mahkeme Başkanı ise “Herkes bir yerlerde açıklama yapıyor zaten” diye yanıtladı.
ERTAN YILDIZ’IN AVUKATI: ‘ÖRGÜT LİDERİ DEĞİL TANIK OLMALI’
Ertan Yıldız’ın avukatı Özlem Altun Akyol, Polat’a soru yöneltti. Akyol, “Ümit Bey sizin Ali Sukas’a bağlı olduğunuz, Sukas’ın da Ertan Yıldız’a bağlı olarak suç işlediği iddia edilmektedir. Sukas’ın topladığı paraların Fatih Keleş ve Ertan Yıldız’a gittiği öne sürüldü. Yukarıdan para istiyorlar dediniz. Yukarıdan kasıt Ertan Yıldız‘dır dediniz. Şimdi bu durum kendi içinde mantıksız değil mi? Siz bu paranın Ertan Yıldız’a gittiğini düşünüyorsanız Ali Sukas’ı neden Ertan Yıldız’a şikayet ettiniz?” diye sordu.
Polat, “Öncelikle ben ifademde Vali ile ya da Yıldız’la bizzat görüştüm demedim. Birileri vasıtasıyla haber gönderdim dedim” diye yanıtladı.
Akyol, son olarak ise “Müvekkilim Ertan Yıldız, görevde olmadığı dönemdeki birçok suçtan yargılanıyor. Biz beraat edeceğine inanıyoruz ve bize göre sıfatı ‘örgüt lideri’ değil tanık olmalıdır” dedi.
Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas da Polat’a soru sordu. Sukas, “Daha önce satın alma müdürlüğü yaptınız mı?” dedi. Polat da “evet” deyince Sukas, “Orda da o kişiyi şikayet ettiniz mi? Sorusunu yöneltti. Polat da “Evet. Yanlış yaptığı konularda şikayet ettim” dedi.
ÜMİT POLAT: ‘DÜZELTME YAPMAK İSTİYORUM’
Ardından ise savunmasına ekleme yapmak için söz isteyen Ümit Polat, şöyle konuştu:
“Ben sıkıntılı bir tutukluluk süreci geçirdim, psikolojim altüst oldu. Aylarca yerde yattım, aylarca sıkıntılı bir süreç geçirdim. Antidepresan kullanmaya başladım. Geçen günkü savunmamda kendimi tam ifade edemedim. Daha önce böyle bir topluluğa karşı hiç konuşmadım. Buradaki baskı beni çökertti. Algım kayboldu, bazı şeyleri atladım. Düzeltme yapmak istiyorum. ‘Vali yalanlandı’ dendi. Ben Valiye saygısızlık yapmak istemem, yanlış bir şey olduysa özür dilerim. Akrabası değil, akrabasının arkadaşı çalışıyor. İlk ifadeye avukatsız ve etkin pişmanlık talebim olmadan gittim. Üçüncü ifademde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istedim. Sayıştay hususu ile ilgili de ‘denetim geçirdiniz mi?’ diye soruldu. Sayıştay geldiğinde bitmiş dosyaları inceler. Paranın teslim edilmesi ile ilgili hiç ‘gördüm’ gibi bir ifadem olmadı.”
Mahkeme başkanı da “Çok fazla değişiklik yok ilk anlattığınla zaten” dedi.
Daha sonra Polat’ın avukatı Sevgi Dağdemir’in savunmasına geçildi.
‘EKREM İMAMOĞLU’NU SEVER VE SAYGI DUYARIM’
Dağdemir, şöyle konuştu:
“Bizim ne siyasi partilerle ne de Ekrem İmamoğlu ile bir sorunumuz yok. Kendisini seviyorum, çok da saygı duyuyorum. Biz usulsüzlüklerle ilgili konuşacağız ve burada bir usulsüzlük varsa bunların takdirini yapacak olan sizlersiniz. Duyduğumuz, gördüğümüz şeyleri söylemekle yükümlü olan kişiler de bizleriz.
Şu soru ortaya çıkıyor: Ertan Yıldız doğruyu mu söylüyor, yoksa başkanla bu konuyu hiç konuşmadı mı? Burada cevaplanması gereken mesele şudur: Ali Sukas korunuyor muydu, korunmuyor muydu? Ali Sukas bu eylemleri yaptı mı, yapmadı mı? Elbette bunların tamamı mahkeme huzurunda, deliller çerçevesinde tartışılacaktır. Ancak bu beyanlar ortaya konulduğunda, bizim de bunlara karşı söyleyeceklerimizin bilinmesini istiyoruz.
Ertan Yıldız’ın beyanlarının doğru olduğu varsayılıyorsa, kendisinin şu an dışarıda olması da dikkate alınmalıdır. Eğer müvekkilimin bu toplantılarda herhangi bir dahli olsaydı, onun da adının geçmesi gerekirdi. Ancak Ertan Yıldız’ın hiçbir beyanında müvekkilimin adı geçmemektedir.
Ali Sukas sadece bizim müvekkile iftira atmıyor. Sırası geldiğinde bunu da detaylı şekilde ifade edeceğiz. Hatta bir milletvekiline yönelik de benzer nitelikte isnatlarda bulunmuştur. Ancak maalesef şu an itibarıyla iftiraya maruz kalan taraf biz olduk.
Murat Or’un beyanlarına gelecek olursak; kendisi özel kalem müdürüdür. Biz satın alma biriminde olduğumuz için bazı şeyleri doğrudan görmemiz mümkün değildir. Ancak Murat, Ali Sukas’la birebir temas halinde olan, odasına giren çıkan herkesi görebilen bir kişidir. Bu nedenle beyanları önemlidir.
Murat’ın ifadesine göre Ali Sukas’ın odasına sık sık gidip gelinmektedir. 2024 yılının ortalarında, Ali Sukas’ın piyasadan yüzde 10 oranında komisyon aldığı ve Tamer Gümüş ile sektörde ortak olduğu yönünde duyumlar olduğunu söylemiştir. Murat, Ali Sukas’ın müteahhitlerden usulsüz şekilde para talep ettiğini anlatmak istemiş, ben de kendisine bunu ilgili kişilere iletmesini söyledim.
Yine Murat’ın beyanında, 2024 yılı Ramazan ayında Ümit Polat’ın A101’den alınmış çok sayıda yardım kartını içeren bir poşeti Ali Sukas’a getirdiği, sonrasında Ali Sukas’ın bu poşeti kendisine vererek teslim etmesini istediği ifade edilmektedir. Müvekkilimin bu süreçle bir ilgisi yoktur. Poşetin masaya bırakıldığı ve sonrasında kime teslim edildiği Murat’ın kendi beyanlarında yer almaktadır.
‘PARA KONUSUNA İLİŞKİN OLARAK BİZ HİÇBİR ZAMAN ‘GÖRDÜK’ ŞEKLİNDE BİR BEYANDA BULUNMADIK’
Para konusuna ilişkin olarak biz hiçbir zaman ‘gördük’ şeklinde bir beyanda bulunmadık. Ancak Murat, Ali Sukas’ın bazı zamanlar çantayla geldiğini, bu çantada dağıtılacak şeyler olduğunu söylediğini, bazı durumlarda ise çantayla eve gittiğini ve içinde para olabileceğini düşündüğünü ifade etmiştir. Bu beyanlar 2023 yılının sonlarına ilişkindir.
Murat açıkça ‘gözümle görmedim ama para alındığına dair şüphem var’ demektedir. Aynı şekilde Murat, hakediş listelerinin bazen kendi masasına bırakıldığını, incelediğinde bu firmalara öncelik verildiğini gördüğünü ifade etmektedir.
Burada müvekkilimin konumu açıktır. Bu süreçlerde ne yetkisi ne de etkisi bulunmaktadır. Hakedişlerin nasıl onaylandığı, hangi birimlerin sorumlu olduğu Murat’ın beyanlarında da ortaya konulmuştur.
2023 yılı sonu ve 2024 yılı başında bir kişinin özel kaleme gelerek kargo poşeti içinde bir şey bıraktığı, Ali Sukas’ın bilgisi dahilinde olduğu ve kendisinin şehir dışına çıkması gerektiğini söylediği, Murat’ın da bu poşeti Ali Sukas’a teslim ettiği beyan edilmiştir. Murat, poşetin içinde para olduğunu düşündüğünü ifade etmektedir.
Yine 2024 yılı sonlarına doğru bir ismin kapalı zarf içinde para bıraktığı ve bunun Ali Sukas’a teslim edilmesinin istendiği de Murat’ın beyanlarında yer almaktadır. Görüldüğü üzere sadece kargo poşetleri ya da çantalar değil, zarf içinde getirilen paralar da söz konusudur. Ancak bunların hiçbiri müvekkilimle ilişkilendirilmemiştir.
Eğer ortada bir rüşvet iddiası varsa, bu iddiaların muhataplarının kim olduğu açıktır. Bu durumda sorumluluğun doğru kişilere yöneltilmesi gerekir.
Murat ayrıca şunu da ifade etmektedir: Ali Sukas’ın tedarikçilere müdahale ettiği, nasıl ifade vermeleri gerektiği konusunda yönlendirmede bulunduğu yönünde duyumlar vardır.
Bugün dosyada sadece belirli sayıda firma üzerinden gidilmektedir. Oysa kurumda çok daha fazla sayıda firma çalışmaktadır. Eğer iddialar doğruysa, neden yalnızca belirli firmalar aleyhine beyanlar bulunmaktadır, diğer firmalar neden benzer şekilde ifade vermemiştir? Bu husus da değerlendirilmesi gereken önemli bir çelişkidir.
‘MÜVEKKİL DIŞARI ÇIKMAK İÇİN BEYAN VERMEDİ, ZATEN OLANLAR BUNLARDI’
Ümit Polat rüşvetçi değil, mağdur. Biliyorum dosya çok kalabalık ama adaletin tecelli edeceğinden şüphem yoktur. Müvekkil dışarı çıkmak için beyan vermedi, zaten olanlar bunlardı. Gerçekleri anlattı, bu durum yanlış anlaşıldı. ‘Savcılığa neden gitmedin’ diyorlar ama böyle bir durumda suç işlense dahi bu suçun failinin müvekkil olmayacağı açık. Müvekkilimin üzerinde ciddi bir baskı vardı. Dövdürülmüş, ailesiyle tedhit edilmiş biridir.
Bir grafik yayınlandı. Bu grafiğin muhatabı biz değiliz. Bunun sorulması gereken kişi biz değiliz. Cevap veremiyor olması pozisyonu nedeniyledir. Müvekkil kendisine iftira atıldığını düşündüğü için tedarikçiler gelince ses kaydı bile almış biridir. Bu baskıyı kabul etmeniz lazım. Ayrıca, bütün usulsüzlükler sayıştay denetiminden önce uygun hale getirilmiştir. Adaletinize sığınıyor, Polat’ın tahliyesini talep ediyorum.”
‘GİZLİ TANIĞIN İFADELERİ ASILSIZ’
Savunma yapan Ağaç A.Ş çalışanı tutuklu sanık Fatih Yağcı da hakkındaki suçlamaları reddederek, savunmasında şunları söyledi:
“Gürgen isimli gizli tanığın ifadeleri tamamen asılsızdır. Bu tarz para alışverişlerini ne gördüm ne duydum. Bana teslim edilen herhangi bir para yok, bunla ilgili beyan da yok. HTS eşleşmesi tamamen fiziki koşullardan kaynaklanıyor. Her gelen misafirin benimle HTS vermesi doğal. Firmalar gelip gittiği için bu normal.
Yeni Şafak’ta bir haber yapıldı, açıkça ismimiz yazıldı. Avukatıma ilettim, ‘Haberi yapan kişi ile görüşüp tekzip yazılmasını iste’ dedim. Ben de ulaşmaya çalıştım ama süreç uzadı, sonra da tutuklandım. ‘Rüşvet paralarını teslim alarak aracılık ettiğim’ söyleniyor. Herhangi bir aracılıkta bulunmadım. Yaklaşık 8 aydır tutukluyum. Eşimden ayrılmak durumunda kaldım ve 21 sene çalıştığım şirketimde ismim lekendi. Kimsenin benimle ilgili kötü bir yorum yapacağını düşünmüyorum, suçsuzum. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.”
Fatih Yağcı’nın avukatı Cengiz Ertekin de, müvekkilinin Ramazan Bayramı’nı ailesiyle geçirebilmesi için tahliyesine karar verilmesini istedi.
İŞ İNSANI ALİ ÜNER SAVUNMASINI YAPTI
Duruşmada savunması alınan 6’ncı sanık iş insanı Ali Üner oldu. İddianameyi dikkatle incelediğini belirten Üner, savunmasında şunları dile getirdi:
“Benim iddianameden anladığım şudur. Sayın Savcı, ‘Dosyada itirafçı olan diğer iş insanları rüşvet vermişse Üner de rüşvet vermiştir’ şeklinde bir değerlendirme yapmaktadır. Devamında ise ‘Ali Üner’in rüşvet verdiğini ispat edemedik ancak rüşvet anlaşması yaptığı sabittir’ denilmektedir. Ben kimseye rüşvet vermedim, bu yönde hiçbir anlaşma da yapmadım. Suçsuzum, üzerime atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Dosyada benimle ilgili beyanda bulunan toplam 4 kişi vardır. Bu kişilerin hiçbirinin benim rüşvet verdiğime ya da rüşvet anlaşması yaptığıma ilişkin somut, doğrudan ve kesin bir beyanı yoktur. Tüm ifadeler tahmine, yoruma ve duyuma dayalıdır. Gizli tanık Gürgen, ‘Hatırladığım kadarıyla listede Ali Üner vardı ancak para alınıp alınmadığını bilmiyorum’ demektedir. Ümit Polat, ‘Ben para alışverişi süreçlerinde hiçbir zaman yer almadım. Bu firma sahiplerinden para alınıp alınmadığını bilmiyorum’ demektedir ancak devamında, ‘Alınmadığına ihtimal vermiyorum’ diyerek tamamen kendi yorumunu eklemektedir. Murat Or, ‘Avrupa Yakası’nda Aluner isimli şahsın firmasının önceliklendirildiğini duydum’ demektedir. Adem Yavuz ise ‘İlknur isimli şahıs daha önceden Üner İnşaat’ta çalışırdı. Ağaç A.Ş’de göreve başladıktan sonra Ali Üner oradan birçok iş almaya başladı’ demektedir. Görüldüğü üzere hiçbir tanık, ‘Rüşvet verdi, para teslim etti, rüşvet anlaşmasına şahit oldum’ şeklinde somut bir beyanda bulunmamıştır. Hepsi ‘Hatırladığım kadarıyla, para vermemesi mümkün değildir, duydum’ gibi tamamen varsayıma dayalı ifadeler kullanmıştır. Adem Yavuz isimli şahısla hayatımda hiçbir iş yapmadım, kendisini tanımıyorum. Beyanları gerçeği yansıtmamaktadır.
‘HİÇ KİMSEYLE RÜŞVET ANLAŞMASI YAPMADIM’
Sanık Ümit Polat ifadesinde, ‘Ali Sukas’ın benden para talep ettiğini ve bu durumu kendisine benim anlattığımı söylemektedir. Bu iddia tamamen gerçek dışıdır. Ben hiçbir zaman Ümit Polat’a ‘Ali Sukas benden para istedi’ şeklinde bir beyanda bulunmadım. Aramızda böyle bir konuşma kesinlikle geçmemiştir. Kendisini tanımam da. Duruşma salonunda ifade ettiği gibi gördüğümde uzaktan selamlaşmaktan ibarettir. Bunun ötesinde bir ilişkim yoktur. Bu konuda gerçek dışı beyanda bulunmaktadır. Kaldı ki ben Ali Sukas ile böyle bir anlaşma yapmış olsaydım bunu neden gidip Ümit Polat’a anlatayım? Bu iddia hayatın olağan akışına açıkça aykırıdır. Uygun görülürse bu husus Ümit Polat’a yeniden sorulabilir. Ümit Polat, Mayıs 2025 tarihli ifadesinde böyle bir şey söylememektedir. Aradan yaklaşık 6 ay geçtikten sonra, 3 Eylül 2025 tarihinde savcılığa verdiği ifadede Ali Sukas’ın benden para istediği yönünde beyanda bulunmaktadır. Ben Ümit Polat’ın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla bu şekilde beyanda bulunduğunu düşünüyorum. Ben hiç kimseye rüşvet vermedim, hiç kimseyle rüşvet anlaşması yapmadım.”
‘ALİ SUKAS’LA YAKIN BAĞIM YOKTUR’
İş insanı Evren Şirolu da itirafçı olan Ağaç A.Ş Satın Alma Müdürü Ümit Polat’a tepki gösterdi. İddianamede 50 tane ihale aldığının söylendiğini belirten Şirolu, şunları kaydetti:
“EKAP’sız ihale zaten kanuna aykırı, EKAP’ta yayınlanmayan bir şey ihale olamaz. Tanık beyanlarında Ali Sukas’ın özel kalemi Murat Or’un ‘Evren Şirolu çok sık gelirdi. Ali Sukas’la yakın bağı vardı. Parasını nakit olarak alan ender firmalardan biriydi. Ali Sukas’a para verdiğini tahmin ediyorum, görmedim, duymadım’ dediğini söylenmektedir. Benim Ali Sukas’la yakın bir bağım yoktur. Ali Sukas’la 4 yılda 4-5 kere makamında 10 dakikayı geçmeyecek şekilde görüştüm. Bu görüşmelerde her zaman para olmadığını, ekonomik sıkıntıların olduğunu söylerdi. Zaten bütün sektör, mal satan firmalar, çalışanlara aynı şeyi söylemektedir. 9-10 aylık çekleri alırdık, günü geldiğinde Ağaç A.Ş muhasebe tarafından bankadan geri çekerdik, çekleri ödeyemediği için. Çalışanların faturaları ve araçlarının benzinleri ödenmediği için telefonları kapanıp benzin alamaz duruma gelmişlerdi. Ağaç A.Ş benim çalıştığım dönemde bu durumda olan bir firmaydı.
‘HAKKIMDA SUÇ İSNADINDA BULUNAN KİŞİLERİ ŞAHİT GÖSTERİYORUM’
Ağaç A.Ş’nin zaten rüşvet vererek böyle bir şey yapması imkansızdır. Zaten kimse Ağaç A.Ş’ye mal satmak istemezdi. Bu ifadelerimin sonucunda Ağaç A.Ş’deki bütün firmalara haciz geldi. Çeklerim yazıldı. Ağaç A.Ş’deki alacaklarıma haciz geldi. Hepsi kayıtlarda mevcut. Ali Sukas’la rüşvet ilişkisi olan birinin şirketlerine, alacaklarına haciz gelmesi mümkün müdür? Bu konuda benim şahidim Murat Or’dur, Ümit Polat’tır; hakkımda suç isnadında bulunan kişileri şahit gösteriyorum. Her şey belgelidir, kayıtları inkar etmeleri zaten imkansızdır. Ümit Polat, ‘28 Mayıs 2025’te savcılığa kendim gittim’ diyor. Benimle alakalı bu olayı orada söylemiyor. Temmuz ayında gözaltına alınıyor, yine ortada böyle bir olay yok, Evren yok. Daha sonra tutuklanıp eylül ayında 3. kez ifade veriyor. Etkin pişmanlıktan faydalanmak için onlarca kişinin adını söylüyor, savcılık beyanlarını kabul etmiyor. Çaresiz kalan Ümit Polat, 8. ayda daha önce hiç yanında görmediğim, adını dahi duymadığım birini Ataşehir’de bulunan galerime yolluyor. Orada çalışanlarım numarasını alıyor ve ben bu çocuğu arıyorum. ‘Evren’in dosyada adı geçiyor, yüz yüze görüşmemiz lazım. İrtibata geçelim’ diyor, ben de tabii ki de muhatap olmuyorum. Daha sonra ailesiyle de belgelerimi sunuyorum.”
‘BEN BU HİKAYEYE YERLEŞTİRİLMİŞİM’
Orman mühendisi olduğunu ve serbest çalıştığını belirten Hüsnü Yüksel Tunar, şunları söyledi:
“Büyükşehir ile ilk çalışmalarım 1997-1998 yıllarında oldu. İSTAÇ’a 2-3 iş yaptım. Benim mesleki hayatım Ağaç A.Ş’den daha yaşlı. 1 Haziran’da telefonla çağırıldım ve ifadeye gittim. Emniyet sorgusunda bana para gönderildiğine ilişkin Kadir Gümüş’ün ifadesi soruldu. Ben bunun doğru olmadığını söyledim ve tutuklandım. Hukuki olarak bunu karşılığı nedir, ben bilmiyorum. 3,5 ay tutuklu kaldım. Daha sonra ev hapsi kararıyla tahliye oldum. 4 gün sonra ifadeye götürüldüm ve tutuklandım. Kadir Gümüş 5 kez ifade vermiş. Son ikisi etkin pişmanlık ifadesi. Gümüş, ‘2024 yılı içerisinde biri 10 bin dolar, birisi 15 bin dolar olmak üzere benden para alındı. Bu paraları Hüsnü Yüksel Tunar aldı’ demiş. Bir sonraki ifadesinde ise ‘Ali Sukas benden para talep etti. Bu talepler karşısında bir 15 bin dolar, 10 bin dolar ve 12 bin 500 dolar kapalı zarf içerisinde Hüsnü’ye verdim, Ali Sukas’a götürdü’ demiş. Ben buna dair nasıl savunma yapacağımı bilmiyorum.
Keşke gözlerinin içine bakarak sorsam ‘Kadir Bey sen neden böyle bir şey söyledin’ diye. Ben bu hikâyeye yerleştirilmişim. Ertan Yıldız’ı hayatımda hiç görmedim, sıfır görüşme, sıfır baz kaydı. Ben iş insanıyım. İnsanlarla ticaret yapabilirim. 2020’den sonra Ağaç A.Ş ile yoğun olarak çalıştım. Kendi çapımda yapabileceğim işleri yaptım. Niçin böyle bir şey yapayım ben, menfaatim ne, neden böyle bir taşımacılık yapayım? Bir makam beklerim, daha fazla iş beklerim. Hiçbir siyasi partiye üye olmadım, siyasetle hiçbir alakam yok. Bu fiilleri işlemem için hiçbir neden yok. Ağaç A.Ş de çok tercih edilen bir alan değildir çünkü riski yüksektir. Ali Sukas ile aynı fakülteden mezunuz.”
Tunar’ın avukatlarının beyanlarının ardından duruşma yarına bırakıldı.
İBB BAŞKANVEKİLİ NURİ ASLAN’IN DURUŞMAYA GİRİŞİNE ENGEL
Öte yandan, İBB davasını takip etmek için Silivri’ye gelen İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın önce duruşma salonlarının bulunduğu kampüse girişi engellendi. Aslan kampüse alınsa da davayı izlemek istediği sırada bu sefer de duruşma salonuna alınmadı. Yaşadıklarını adliye koridorunda gazetecilere anlatan Aslan, şunları söyledi:
“Belediyenin aracıyla beraber Marmara Cezaevi’nin girişine geldik. Aracımızı durdurdular ve dediler ki ‘İçeriye giremezsiniz. Sizin adınız yok’. Biz de dedik ki biz milletvekili ya da siyasi parti olarak gelmedik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili olarak alana geldik. Neyse izin verdiler. Bu yargılamanın yapılacağı binanın önüne geldik. Oradan almadılar bizi, ‘Sizin isminiz yok’ diye. Ben de dedim ki, ben bir kamu görevi yapıyorum. Dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin şu an Ekrem İmamoğlu adına, seçilmiş belediye başkanı adına emanetini taşıyan, vekilliğini yapan kişiyim. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili eğer bir yargılamanın yapıldığı binaya giremiyorsa nereye girecek? İstanbul bana emanet ama ben kendi emanetimin olduğu şehre giremiyorum. Şehrin sınırları içindeyim ama bir kamu binasına giremiyorum. Bunu doğru bulmuyorum ama devletimiz buna bir çözüm yolu bulacaktır. Devlet mutlaka kendi tanımladığı belediye başkanlarına, onayladığı, seçimle gelmiş insanların özgürce bu ülkede çalışmasını ve hizmet etmesini, gerekli katkısını sağlayacaktır.”

DÜN NE OLDU?
İBB Davası’nın ikinci haftasında dün, duruşma başlamadan sona erdi. Sanıklar ve avukatlarının savunmasıyla devam etmesi beklenen duruşma, aynı zamanda hukukçu olan CHP Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Turan Taşkın Özer ile Mahkeme Başkanı arasındaki izleyici kısmına geçme tartışması nedeniyle yapılamadı. Heyet, duruşmaya önce ara verdi, ardından duruşmayı yarına bıraktı. Duruşmanın yarına bırakıldığını mahkeme heyeti değil, mübaşir salondaki izleyicilere duyurdu.
MAHKEME, ‘TURAN TAŞKIN ÖZER’ KRİZİ SONRASI İBB DAVASI İÇİN YENİ MÜZEKKERE YAZDI
İBB Davasına bakan İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, bugünkü duruşmanın yapılmamasının ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeni bir müzekkere yazdı.
Müzekkerede, “yargılamanın sağlıklı biçimde yürütülebilmesi, sanıkların savunmalarını tamamlayabilmesi ve yargılama faaliyetlerinin usul kurallarına uygun şekilde sürdürülebilmesi” amacıyla duruşma salonuna gidişlerde gerekli tedbirlerin alınması istendi.
Mahkeme yazısında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında, sanıkların savunma haklarının gözetilmesi gerektiği kaydedildi.
Bu kapsamda, davanın birinci celsesinin altıncı oturumuna, sanıklar ve vekalet ilişkisi bulunan müdafileri, müştekiler ve müşteki vekilleri, yargılamayı takip etmek isteyen basın mensupları ile tutuklu sanıkların birinci ya da ikinci derece yakınlarından birinin alınmasının uygun olacağı belirtildi.
BAŞSAVCILIK MAHKEMENİN TALEBİNİ KABUL ETTİ
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Mahkeme’nin yazısı doğrultusunda, İBB davası duruşmaları öncesinde güvenlik tedbirlerinin artırılması için İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na yazı gönderdi. Yazıda, duruşmanın ses ve davranışlarla aksatılmaması için gerekli önlemlerin alınması talep edildi.
Mahkeme, sayılan kişiler dışındaki kişilerin duruşma salonuna alınmaması için gerekli tedbirlerin alınmasını istedi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı “ihbar eden” sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı “suçtan zarar gören” sıfatıyla yer alıyor.
Ayrıca iddianamede, 16 kişi “müşteki”, 107’si tutuklu, 7’si firari, 5’i “müşteki sanık” olmak üzere toplam 407 kişi ise “sanık” olarak bulunuyor.
Suç örgütünün kurulduğu 2014’ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, “İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu”na ilişkin değerlendirme yapıldı.
Örgütün şemasının çizildiği iddianamede, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu’nun “örgüt elebaşı”, tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu’nun da “örgüt yöneticisi” olduğu belirtiliyor. Şemada Ekrem İmamoğlu’na doğrudan bağlı 10 örgüt üyesinin olduğu, 77’sinin Fatih Keleş’e, 35’inin Murat Ongun’a, 8’inin Ertan Yıldız’a, 7’sinin Hüseyin Gün’e, 6’sının Murat Gülibrahimoğlu’na ve 6’sının da Adem Soytekin’e bağlı olduğu gösteriliyor.
İddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun “suç işleme amacıyla örgüt kurmak”, “kişisel verilerin kaydedilmesi”, “kişisel verileri ele geçirme ve yayma”, “suç delillerini gizleme”, “haberleşmenin engellenmesi”, “kamu malına zarar verme”, “rüşvet”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “irtikap”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “ihaleye fesat karıştırma”, “çevrenin kasten kirletilmesi”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet” ve “Maden Kanunu’na muhalefet” suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İddianamede, Keleş’in 48 kez “rüşvet”, “rüşvet alma”, “rüşvet verme”, 55 kez “ihaleye fesat karıştırma”, 39 kez “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, 8 kez “suç gelirlerini aklama”, “Maden Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet”, “çevre kirliliğine neden olma”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet”, “irtikap”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “haberleşmenin engellenmesi” suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Ongun’un “rüşvet”, 53 kez “ihaleye fesat karıştırma”, 33 kez “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ile “suç gelirlerini aklama” suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız’ın “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.
İddianamede, Soytekin’in “rüşvet”, “zincirleme şekilde rüşvet”, “irtikap” ve “suç gelirlerini aklama” suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu’nun “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “suç gelirlerini aklama”, “evrakta sahtecilik”, “Maden Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet”, “çevre kirliliğine neden olma” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Gün’ün “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme” suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.
İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında “etkin pişmanlık” hükümlerinin uygulanması isteniyor.
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez “rüşvet alma”, 2 kez “irtikap”, “kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi”, “kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın ise 7 kez “rüşvet alma” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından toplamda 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.