Kalın’dan S-400 ve F-35 açıklaması

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, kabine toplantısı sonrası açıklama yaptı.

Kalın’dan S-400 ve F-35 açıklaması

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın‘ın açıklamalarından satır başları:

Kalın’ın açıklamalarından satır başları:

Sayın Cumhurbaşkanımızın 13 Kasım’da gerçekleştirdiği ziyaretin bizim açımızdan başarılı geçtiğini ifade etmek isteriz. Sayın Cumhurbaşkanımız tabloyu net bir şekilde ortaya koymuştur. Sayın Trump’la ikili konular etraflı bir şekilde ele alınmıştır. S-400’den F-35’e kadar açık ve samimi biçimde ele alınmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın 5 senatörle yaptığı görüşmede Türkiye’de beklentileri, güveenlik kaygıları açık bir şekilde ifade edilmiştir. Dolayısıyla toplantı öncesi ‘radikal kopuş olacak’ beklentilerin boşa çıktığını söyleyebiliriz. Egemenlik hakları çerçevesinde ABD ile ilişkilerimizde eşit anlayışta temel prensibi oluşturmaktadır.

3-4 ARALIK’TA NATO ZİRVESİ OLACAK

Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi imkan ve kabiliyetleriyle geliştirdiği bu harekat, terör devletine çok ciddi bir darbe vurulduğunu mutlaka tarih yazacaktır. Harekatın başarısını ve sonrasında elde ettiklerimizi gölgeleyecek spekülasyondan uzak durulması gerekiyor. Uluslararası arenada bu çerçevede 3-4 Aralık’ta Londra’da NATO zirvesi gerçekleştirilecek. Sayın Cumhurbaşkanımız bu zirvede birtakım tespit, değerlendirme ve suçlamaların olduğu ortamda ciddi bir hazırlık yaparak gidecektir. NATO’nun 21. yüzyıldaki konumu, pozisyonu, öncelikleri bakımından bir zihni berraklığın olması gerekiyor. Bu zirvenin NATO’nin geleceğine ilişkin daha berrak, aydınlık bir tablonun çıkmasına vesile olmasını ümit ediyoruz.

‘ABD VE RUSYA MUTABAKATIN GEREĞİNİ YAPMALARINI BEKLİYORUZ’

Avrupalı mevkidaşlarımızın önerisi bu zirvenin bir defalığına mahsus olmak değil düzenli olarak yapılamsı önerileri var. Prensipte böyle bir platformun etkin şekilde kullanılmasının iyi olacağı kanaatindeyiz. Suriye Milli Ordusu unsurlarının bölgede güvenlik ve istikrar çalışmalarının devam ettiğini belirtmek istiyorum. Sahada tahrik ve tacizlerin olduğunu hep birlikte görüyoruz. 17 Ekim-22 Ekim anlaşmalarının muhatabı olan ABD ve Rusya Federasyonu’na mutabakat şartlarının yerine getirmesini yineliyoruz.

‘YPG, DEAŞ’IN GERİ GELMESİNİ İSTİYOR’

Aynı anda Irak, Suriye ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarında farklı üç büyük askeri operasyonunun yapılmakta olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu tabyola baktığınız zaman PKK terör örgütü ve Suriye’deki uzantılarına, DEAŞ terör örgütüne karşı hamdolsun ciddi neticelerin alındığını görmekteyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın koordinesinde İçişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız, Milli İstihbarat Teşkilatımız, jandarmamız ve polisimiz eşgüdümlü olarak çalışmaları yürütüyorlar. Resulayn-Tel Abyad bölgesinde YPG’nin planının ne olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Aslında YPG, DEAŞ’ın geri gelmesini istiyor. DEAŞ tehdidinin devam etmesi gerektiğini gayet iyi biliyor. ‘DEAŞ tehdidi geri geliyor, canlanıyor’ gibi söylemler gündeme geldiğinde bunlara dikkatle bakmak gerekiyor. Terör örgütünün DEAŞ’la mücadele gibi bir önceliği yok.

Suriye’de bir seçim yapılması gündeme gelecektir. Anayasa Komisyonu çalışmalarını tamamlaması ve ardından seçimmer yapılması Suriye’deki siyasi sürecin ilerletilmesi bizim için hayati öneme sahiptir. Seçimlerin uluslararası gözlemciler nezdinde yapılması büyük önem arzediyor.

‘ABD’NİN BATI ŞERİA KARARI KABUL EDİLEMEZ’

İsrail’in yaptığı işgaldir. Bunun adı işgalin meşrulaştırmaktır. Batı Şeria, Kudüs, Gazze’de Filistin topraklarının işgal edilmesini hiçbir şekilde kabul etmediğimizi, Filistin halkının meşru davasının yanında olacağımızı özellikle ifade etmek istiyorum. ABD Büyükelçiliği’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşımasının ardından gerginlikleri hep birlikte gördük. Golan Tepelerinin adeta İsrail’inmiş gibi takdim edildiğini nasıl sorunlar yarattığını gördük. Bu kararı kınadığımızı, reddettiğimizi ifade etmek istiyorum.

‘S-400’LER NATO’YA TEHDİT DEĞİL’

Biz çalışmayı başlattık. 3-4 Aralık’ta NATO zirvesinde biraraya gelmeyi planlıyoruz. Orada bir görüşme yapacağız. biz tekliflerimizi önereceğiz, onların teklifini alacağız. S-400 konusunda geri adım atmak sözkonusu değil. Bunun dışında teklifler egemenlik haklarımızı ihlal eden mahiyet arzetmesi kabul edilemez. Bunun ikili ilişkilerde sorun haline gelmesini önlemek için bazı çalışmalar yapacağız. Bize göre S-400 meselesi iddia edildiği gibi varoluşsal bir sorun değildir. Bunu teknik ve siyasi olarak çözmek mümkündür.

Biz NATO ittifakının önemli üyesi olarak öncelikle müttefiklerimizle savunma sanayi anlaşmasını tercih ettik. Ama Türkiye’nin yüzüne kapılar kapatıldığında Türkiye’nin alternatifsiz olmadığını herkes bilmelidir. Biz buna sıfır toplamlı bir oyun olarak bakmıyoruz. NATO ittifakında olmamamız Rusya ve Çin’le ilişkiler geliştirmemize mani değildir. Dış politakaya biz 360 derce perspektifinden, denge politikasından bakıyoruz.

2017’nin Nisan ayında imzaladığımız anlaşmayla süreç devam ediyor. Bataryaların gelmesi, eğitim programı, yazılım teknik olarak uzun süreç. Bu parçalar önümüzdeki haftalarda, aylarda gelmeye devam edecek. Bu vesile ile S-400’ler NATO güvenlik sistemine ya da hava savunma sistemine entegre edilmeyecek. Kendi başına savunma sistemi olarak kalacak. NATO’ya tehdit oluşturması sözkonusu değil. Bu bize yönelik tehditleri bertaraf edecek sistem. Gidip de bir başka ülkeye saldırmayacağız. Adı üstünde füze savunma sistemi bu.

SİYANÜRLE İNTİHARLAR

Bu toplu bir intihar değil bir toplu cinayettir. Bunu yapan kişi bir cinayet işlemiştir. Bu hadiselerin yaşanmaması için de bakanlık ve birimlerimizi harekete geçirmiş durumdayız. Siyanür kolaylıkla ulaşılan bir kimyasal bir düzenleme yapılacak erişim ve takip sistemi kurulacak.