İki farklı açıklama, iki farklı tepki

Ahmet Müfit yazdı

İki farklı açıklama, iki farklı tepki
İki farklı açıklama, iki farklı tepki

Bu yazıda, biri doğrudan iktidarın ekonomik uygulamalarını hedef alan, diğeri ise ABD ve NATO’nun uzun süredir rahatsızlığını belirttiği Montrö Boğazlar Sözleşmesi konusundaki hassasiyeti ortaya koyan, orduyu (TSK) Atatürkçü düşünce sistemi dışında göstermeye yönelik faaliyetlerin kınandığı iki farklı açıklama ve bu iki açıklamaya karşılık olarak siyaset cenahından gelen iki farklı tepkiyi ele alacağım.

İlk açıklamanın mekanı TÜSİAD Genel Kuruluydu. 30 Mart 2021 tarihinde yapılan TÜSİAD Genel Kurulunda, TÜSİAD’ın ileri gelenleri tarafından yapılan konuşmalar, TÜSİAD’ın ülke siyasetindeki “ağırlığını” ya da daha doğru bir tanımlamayla siyasete doğrudan ve dolaylı müdahalelerini bir kez daha hatırlatır nitelikte oldu. 1970’li yıllardaki gibi iç ve dış mihrak sorununun, cari açık ve finansman sorununun devam ettiğini söyleyen, “Bugün ile 1970’ler arasında ciddi paralellikler var” diye konuşan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan’ın, 12 Eylül 1980’e giden süreci işaret eden sözlerine beklendiği/olması gerektiği gibi iktidarıyla muhalefetiyle olumsuz bir tepki gelmedi. TÜSİAD Üyesi Faruk Ekinci’nin, söz konusu gazete ilanlarını/muhtırayı hazırlayanlardan Prof. Dr. Emre Gönensay’ın, 24 Ocak kararlarına giden yolun başlangıcı olarak nitelediği Nisan 1979 tarihli gazete ilanlarını hatırlatan bir üslupta söylediği, "Sürekli yukarıdan kayalar yuvarlanıyor. Bizim TÜSİAD olarak yukarı çıkıp, o kayaların indirilmesini önlememiz ve çözüm bulmamız gerekiyor. O kayalar o kadar büyük ki, TÜSİAD olarak o kayaların altında kalacağız aksi takdirde. TÜSİAD'ın artık tribünlerden oyun sahasına inmesi gerekiyor. Bunu yapmayarak, kaybettiğimizi daha çok kaybediyoruz." şeklindeki sözleri de benzer şekilde tepki almadı. 

İkinci açıklamaya yani bir grup emekli amiral tarafından yayınlanan, yayınlandığı andan itibaren, özellikle iktidar ve iktidar yandaşı medya tarafından “darbe çağrısı” olarak nitelenerek, gündemin birinci maddesine oturtulan duyuruya verilen tepki ise tamamen farklı oldu. 

İktidar cephesi, bir yandan Montrö Sözleşmesi’nin -şimdilik de olsa- değiştirilmesi düşüncesinde olmadıklarını, tekkedeki amiral görüntüsünden kendilerinin de rahatsızlık duyduğunu ifade eder, söz konusu açıklamanın içeriğine ilişkin olarak, en azından bir şeyler söyleme ihtiyacı duyar iken, diğer yandan söz konusu açıklamayı darbe çağrışımı yapan bir “bildiri” olarak yorumlamayı tercih etti.

Muhalefet cephesinin açıklamaya tepkisi de iktidar gibi ikircikli oldu. Bir yandan, duyuruyu ve tabii ki duyuruya yönelik iktidar cephesinden gelen tepkileri, gündem değiştirme çabası olarak niteleyip, söz konusu duyurudan siyasi sonuç hele ki darbe mağduriyeti çıkarılmasının yanlış olduğunu söylerken, diğer yandan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve laiklik ilkesi konusundaki hassasiyetlerin dile getirildiği söz konusu açıklamayı içerik açısından değerlendirmekten kaçındılar. Açıklamayı, söz konusu hassasiyetler açısından değerlendirip, konuyla ilgili kendi düşüncelerini net olarak ortaya koymak yerine, içeriği görmezden gelip, bildiriyi üslup ve zamanlama açısından tartışarak, bilerek ya da bilmeyerek içeriği önemsiz, değersiz, kıldılar/kılmaya çalıştılar. Daha da ileri giderek, bir “muhalif parti başkanının” ağzından, açıklamanın altında imzası bulunan kişileri “zevzeklikle” suçladılar.

Sonuç olarak, biri dar gurupsal/sınıfsal çıkarlara diğeri ise toplumsal/ulusal hassasiyetlere vurgu yapan, kişisel olarak her ikisini de Anayasal bir hak olan ifade özgürlüğünün kullanımı bağlamında değerlendirdiğim iki açıklama ve bu açıklamalara yönelik, neredeyse bir birinin zıttı iki farklı siyasi ve hukuki tavrın söz konusu olduğunu söylemek mümkün. 

https://www.veryansintv.com/tusiaddan-hukumete-ekonomi-elestirisi-kendi-aramizda-kavga-ettikce-herkes-kaybediyor

https://www.haber3.com/guncel/hukumet-deviren-ilan-haberi-399744

https://www.veryansintv.com/fahrettin-altun-amirallerin-ataturk-bildirisine-vesayet-dedi https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56427609 

https://twitter.com/meral_aksener/status/1378989779916886022