1. Haberler
  2. Analiz
  3. İki kişinin bildiği sır değildir!

İki kişinin bildiği sır değildir!

featured

Muhsin Türkseven yazdı…

Kurtlar Vadisi dizisiyle hayatımıza giren ama aslında Mevlana’ya ait olan _“İki kişinin bildiği sır değildir”_ sözü, dijital çağda ve sosyal medya devrinde, dünden çok daha geçerli bir hakikate dönüştü.

Hele ki konu, devletin güvenliği, milletin birliği ve geleceği gibi hayati meseleler olunca, gizlilik perdesinin ardında yürütülen süreçlerin halktan kaçırılması sadece güveni zedeler, aynı zamanda milli güvenliğin en büyük teminatı olan toplumsal dayanışmayı da zayıflatır. Tam tersine, halkın bilgilendirildiği şeffaf süreçler, dış tehditlere karşı en güçlü kalkan olur.

Çözüm Süreci’nin devlet tarafına göre “terör sorununu” Terör örgütü tarafına göre “Kürt sorununu” çözme iddiasıyla başlatılan son “müzakere” girişimi, ne yazık ki eski hastalıkların tekrarı gibi görünüyor. MHP’nin ısrarlı iteklemesiyle Abdullah Öcalan yeniden “muhatap” konumuna taşındı.

Devlet, yıllardır ağır bedeller ödeyerek etkisizleştirdiği bir terör örgütü liderini, adeta zafer kazanmış bir komutan gibi karşısına oturtarak görüşüyor.

Ancak bu kez ayrılıkçı hareket, devletin İmralı’ya heyet göndermesinden beklediği “tarihi itibar” zevkini tam tadamadı; çünkü süreç, önceki dönemlerin aksine, kamuoyu baskısı altında ve çok daha kırılgan bir zeminde yürüyor.

Görüşmeleri takip eden Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ise artık dağılmak üzere. Aralık 2025’te birkaç toplantı daha yaptıktan sonra bir rapor sunup kapanacak. Peki sonra? Elde kalan ne olacak?
Maalesef elde kalan, PKK ve Öcalan’ın son bir yılda tek kurşun atmadan, 10 yılda savaşarak elde edemeyeceği meşrûiyet ve siyasi kazanımı cebe indirmiş olmasıdır.

Örgüt, süreç boyunca ara ara devlete racon kesmiş, tehdit savurmuş, nalıncı keseri gibi bütün avantajları kendine yontmuştur. Devlet ise hazırlıksız yakalanmış, süreci yönetenlerin müzakere yeteneği eksikliği bir kez daha orta yere serilmiştir. Daha önce sızan tutanaklarda gördüğümüz manzara tekrarlanıyor: Devlet heyeti dağınık, karşı taraf ise usta bir PR makinesi gibi çalışıyor.

MİT, İçişleri ve güvenlik birimleri komisyona “çok gizli” brifingler veriyor ama millet bu brifinglerden habersiz. Soru çok net: Terör örgütünün siyasi uzantılarının her kelimeyi dışarıya servis edeceğini bal gibi biliyorsunuz da, millete mi güvenmiyorsunuz?

Nitekim çok yakında DEM Parti kanalıyla komisyondan tutun İmralı’ya kadar konuşulan her şey zaten kamuoyuna “faş” edilecek. O zaman bu gizlilik tiyatrosu kime oynanıyor?

En acı olanı ise şu: Koskoca devleti bir eşkıya başının ayağına götürmenin vebalini, külfetini taşımaktan çekinmeyenler, şimdi üç milletvekilinin Öcalan’la çektirdiği fotoğrafın ve görüşme tutanaklarının açıklanmasından korkuyor!

Madem bu kadar hassasiyet gösteriliyor, neden daha önce ağırlaştırılmış müebbet almış İmralı’da yatan eli kanlı PKK’lı üst düzey mahkûmlarla Öcalan’ın yan yana “zafer pozu” verdiği fotoğrafları manşetlere taşıdınız? O fotoğraflar milletin yüreğine hançer gibi saplanırken rahatsızlık duymamıştınız?

Şeffaflık, günümüzün en stratejik kavramıdır.

Kendine güvenen devlet, kendine güvenen lider, şeffaftır. Şeffaf olan güvenilir, güvenilir olan ise güçlüdür. Kapalı kapılar ardında yürütülen süreçler, eninde sonunda sızar, çarpıtılır ve milletin devlete olan inancını bir parça daha eksiltir.

Halkın “Ne konuşuluyor, ne vaat ediliyor, ne taviz veriliyor?” sorularına cevap alamadığı her gün, birlik ruhu biraz daha aşınır.

Dağda ininden kafasını çıkaramaz hale getirilmiş bir eşkıyaya masa kurup “can suyu” verirseniz, akrep hikâyesini unutmayın: Eninde sonunda o akrep, kendisini sırtında taşıyanı sokar.

Hülasa

Bu süreç ya acilen ve radikal bir şeffaflıkla milletin önüne konulacak ya da eski hataların tekrarıyla yeni bir Haziran 2015 travması yaşanacak.

Millet, “Biz değil devlet görüştü” bahanesini yaşayarak, ileride de “biz değil MHP istedi” bahanesinin ardına sığınarak sorumluluktan kaçılacağını görecek kadar tecrübe kazandı!

Artık sır saklama devri bitti. İki kişinin bildiği sır değildir; hele ki milyonlarca insanın geleceğini ilgilendiriyorsa, o sır zaten çoktan herkesin malumudur.

Devlet aklı, milletin aklıyla birleşmedikçe hiçbir süreç başarıya ulaşamaz.

Şeffaflık olmadan; ne müzakere olur, ne güvenlik, ne de barış!
Tercih, süreci yönetenlerin değil, milletin önündedir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!