İlk günden FETÖ izi vardı! Hablemitoğlu, Alman vakıfları ve Fetullah Gülen…

Profesyonelce işlenen bir cinayet olduğuna kuşku yoktu. Olayı soruşturan savcının ilk açıklaması da bu yöndeydi. Dosyası tozlu raflarda kaldı. Tehditler alıyordu. Köstebek kitabı üzerinde çalışan Hablemitoğlu, öldürülmeseydi Fetullah Gülen ve Alman vakıfları davalarında tanıklık yapacaktı.

İlk günden FETÖ izi vardı! Hablemitoğlu, Alman vakıfları ve Fetullah Gülen…

Veryansın Tv

Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastının 17’nci yıl dönümünde, katil zanlılarından olduğu değerlendirilen kilit şüpheli N.G.B.’nin Ukrayna’da yakalanmasıyla birlikte Türkiye, o karanlık cinayeti yeniden odaklandı.

17 yıl öncesini ve sonrasını gelin yeniden hatırlayalım….

Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 günü evinin önünde uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Fetullah Gülen ve Alman vakıflarıyla ilgili davaya dayanak oluşturan çalışmalarıyla dikkat çeken Hablemitoğlu, sol gözüne isabet eden 9 mm. çapındaki merminin yarattığı tahribat soncu olay yerinde yaşamını yitirdi.

Türkiye’yi şoke eden cinayet uzun yıllar çözülemedi. Dosyası tozlu raflarda kaldı. Zaman zaman gündeme gelse de ciddi bir ilerleme kaydedilmedi. Profesyonelce işlenen bir cinayet olduğuna kuşku yoktu. Olayı soruşturan savcının ilk açıklaması da bu yöndeydi. Suikastta özel pirinç levhalı kurşun kullanıldığı kaydedildi. İki metreden ateş edilmiş ve kurşunun biri kafaya, ikincisi ise ölümünün garantiye alınması için ensesine sıkılmış. Kurşunlar aynı tabancadan çıkmış. Yetkililer suikaste en az iki kişinin katıldığını da belirttiler.

Öldürülmeden hemen önce marketten alışveriş yapmıştı.

OKULDAN EVİNE YENİ DÖNMÜŞTÜ

Hablemitoğlu’na yönelik saldırı akşam 20:45’te meydana geldi. Hablemitoğlu, Ankara Üniversitesi’ndeki ‘Devrim Tarihi’ konulu dersini verdikten sonra kendi kullandığı 06 TF 647 plakalı özel aracıyla Portakal Çiçeği 40 numaradaki evine döndü. Aracını, apartmanın önüne park eden Hablemitoğlu, apartmana girmek üzere arkasını döndüğü sırada kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin saldırısına uğradı. Sayıları belirlenemeyen saldırganlar, Hablemitoğlu’nun başına doğru iki el ateş etti. Kurşunlardan biri sol gözüne isabet eden Hablemitoğlu, park yerindeki iki aracın arasına düşerek hayatını kaybetti. Olay yerinde inceleme yapan Cinayet Büro Amirliği ekipleri ile Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekipleri, otoparkta 9 mm çapında iki boş kovan buldu. Ceset üzerindeki incelemede de Hablemitoğlu’nun sol gözünden tek isabet alması sonucu öldüğü belirlendi. Silahla ilgili olarak yapılan ilk incelemede ise silahın Hizbullah eylemlerinde kullanılan Takarov marka olmadığını saptadı.

OLAYA DGM SAVCILIĞI EL KOYDU

DGM savcılarının talimatıyla Hablemitoğlu’nun çalışma odasındaki bilgisayar kayıtları, diskler ve önemli bazı belgeler emniyete getirildi. Hablemitoğlu’nun evinin etrafındaki tüm binaları dolaşan polis, silah seslerini duyan herkesi sorguladı. Sorgu sırasında bir çok komşu, “Beşiktaş-Denizli maçının bittiği saate denk geldiği için ateşli taraftarlardan biri havaya silah sıkıyor zannettik” dedi. Polis, çevrede olayı duyduğunu söyleyen tüm isimleri ileride yeniden sorgulamak için tutanak altına aldı. Emniyet birimlerinin, suikastın en az iki kişi tarafından işlendiği, bir kişinin çalışır durumdaki araçta beklerken diğerinin Necip Hablemitoğlu’nu öldürdüğü ihtimali üzerinde durduğu kaydedildi. Hablemitoğlu’nun alışveriş yaptığı Migros’tan ayrılırken aracını bomba ihtimaline karşı uzaktan kumandayla çalıştırdığı belirtildi. Polis olayla ilgili olarak apartmanın kapıcısı dahil çevredeki 20 kişinin ifadesini aldı. Bölgede çalışan bir kapıcı polise verdiği bilgide, “Çöp dökerken silah sesi duydum. Yanıma gelen biri ‘defol git buradan’ dedi” bilgisini verdi.

Hablemitoğlu’nun telefon kayıtları incelendi. Ancak cinayetle ilgili olarak bir ilerleme kaydedemedi.

EŞİ, İKİ KİŞİYİ GÖRDÜĞÜNÜ BİLDİRDİ

Necip Hablemitoğlu’nun eşi Şengül Hablemitoğlu katilleri gördüğünü bildirdi. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Şengül Hanım, sabah saatlerinde evin etrafında şüpheli iki kişiyi gördüğünü polise bildirdi ve robot resminin çizilmesini sağladı. Bayan Hablemitoğlu yaptığı açıklamada ise, gördüğü iki kişinin evin etrafında tur attıktan sonra bir araca binerek gözden kaybolduklarını söyledi. Şengül Hanım, pencereden gördüğü iki kişinin bindiği aracın özelliklerini ve görebildiği kadarıyla da aracın plakasını bildirdi. Görgü tanıkları da aracın plakasını “06 T… 08” olarak bildirdi. Cinayet sırasında da Şengül Hanım ve iki kızının evde olduğu öğrenildi.

Şengül Hanım evine gelen İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya da eşinin tehdit edildiğini aktardı. Tehditlerin e posta ya da telefonla yapıldığını da vurguladı. Şengül Hanım, kızlarını ve gelenleri teselli ederek, “Sakın ağlamayın. Babanız bizi bu konuda hazırlamıştı” dedi.

Aksu şunları söyledi: “Saldırıyı, kınıyorum, lanetliyorum. Faillere ilişkin henüz somut bilgi yok. Kesin birşey söyleyemiyorum. Şüphelileri görenler var. DGM savcısı da bizzat kendisi soruşturuyor. Koruma talebi olmamış. Failleri en kısa sürede yakalanacaktır.”

Olayı duyar duymaz görevli olmadığı halde olay yerine gelen eski Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) savcısı Nuh Mete Yüksel yetkililerden bilgi aldı. Bir ara gözyaşlarına hakim olamayan Savcı Yüksel, “Soruşturma başlatıldı. Çok büyük bir vatanseverdi, bu yiğit de öldürüldü. Kendini feda etti” dedi. (Milliyet, 19 Aralık 2002.)

KÖSTEBEK’İ YAZIYORDU

Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, kamuoyunda Fethullahçılar ve Alman Vakıfları konusunda sık sık gündeme geliyor ve açıklamalar yapıyordu. Ölmeden önce de ‘Köstebek’ isimli kitap çalışmasını yürütüyor ve çalışmasını bitirerek kitaplaştırmayı düşünüyordu. Bu çalışması ölümünden sonra kitaplaştırıldı ve piyasaya verildi. Olaydan sonra gözler Fethullah Gülen’e çevrilmişti. Gülen’in avukatı Orhan Erdemli yaptığı açıklamada, “Olayla ilgisiz kişiler töhmet altına sokularak mağdur edilmeye çalışılıyor” dedi. Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu da cinayette dış kaynağa dikkat çekerek, “Siyasi cinayetler tekrar başlayabilir” uyarısında bulundu.

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de Gladyo’ya dikkat çekerek, “Bu cinayet Kıbrıs ve Kuzey Irak meselesinin sıcak gündemde olduğu bir ortamda işlendi. Çankaya Zirvesi’nden bir milli kararlılık çıktı. Gözdağıymış gibi. Türkiye; milletini ayaklar altına süren politikaya devam edilirse daha böyle birçok aydınını kaybedecektir. Bunun SüperNato yani Kontrgerilla cinayeti olduğu her tarafından akıyor” dedi. (Milliyet, 21 Aralık 2002.)

EŞİ ANLATIYOR

Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu 29 Eylül 2016’da eşi Necip Hablemitoğlu’nun 18 Aralık 2002’de silahlı saldırı sonucu ölümüne ilişkin soruşturmada ifade verdi. Hablemitoğlu eşinin öldürülmese, o dönem Gülen örgütüne ilişkin davalarda tanıklık yapacağını hatırlatırken, ailenin FETÖ çatı davasına müdahil olma talebi de kabul edildi. Devlet dosyayı belki ilk kez ciddiyetle açarken Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, yaşadıklarını sansürsüz anlattı.

29 Eylül günü Cumhuriyet Savcısı Necip Cem İşçimen ile yaptığı 6 saatlik görüşmeden Şengül Hablemitoğlu ‘14 yıldır ilk defa bir savcımız ve dosyamız oldu’ diye çıktı. Öte yandan Hablemitoğlu ailesinin FETÖ/PYD çatı davasına müdahil olma talebi de kabul edildi. Bu soruşturma sırasında Şengül Hablemitoğlu, Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel’e 9 Ekim günü açıklamalarda bulundu. İşte o açıklamalardan çarpıcı bölümler:

“Kötü olan şu: Bir geçiş sürecinde işlenmiş bir cinayet bu. 3 Kasım 2002 seçimleri oluyor, 18 Aralık 2002’de Necip öldürülüyor. Çok daha ilginç bir tarihi çakışma var. 26 Aralık tarihinde Alman vakıflarıyla ilgili dönemin DGM’lerinde görülmeye başlanacak olan davada Necip tanık sıfatıyla müdahil olacaktı. Yine aynı süreçte, Fetullah Gülen örgütlenmesine dair dönemin DGM’lerinde başlayacak davalarda da Necip tanıklık yapacaktı. Nuh Mete Yüksel bunu açıkladı: “Ben zaten iddianamenin önemli bölümünü Necip Bey’in çalışmalarına dayanarak oluşturdum. Kamu kurumlarında hazırlanmış raporlarla birleştirdim” dedi. Bu tarihi çakışmaların dikkate alınması gerekiyor.

Hablemitoğlu ailesinin avukatı uyardı: Engelleyebilirler!

Bu taraf ya da o taraf diyemiyorum ben. Belki başka bir şeydir. Basının birtakım spekülatif yönlendirmelerinin de olduğunu söyleyebilirim. O dönemde konuşan birtakım kanaat önderleri ve adının yanında ‘uzman’ yazan insanlar farklı yorumlarda bulundular! Ama ben şöyle yorumluyorum: Bir akademisyen, ağırlıklı olarak dış Türkler çalışıyor, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu şeriatçı terör tehlikesi ve cemaatler üzerinde çalışıyor. Yabancı STK ve vakıfların o dönemde Türkiye’de herhangi bir yasal düzenlemeye tabi olmadıklarını ortaya koymuştu. Necip’in ölümünden sonra Vakıflar Yasası değiştirilerek yeni bir düzenleme yapıldı. Dolayısıyla bu cinayetin içinde herkes olabilir. Üstelik de biri diğerine ‘Ben hallettim, sen merak etme’ gibi bir şey de söylemiş olabilir. Buradaki uluslararası ya da yerel alışverişleri bizim tahayyül etmemize imkân yok. Yerel taşeron, küresel bir işbirliği olabilir.

Bayan Hablemitoğlu “Yerel taşeron derken Fetullah Gülen’i mi kastediyorsunuz?” sorusuna şu yanızı vermişti:

“Bizim iddianame 15 Temmuz’dan önce hazırlanmaya başlanmış. İçinde Hablemitoğlu suikastının karartıldığına, görevlilerin sorumluluklarını yerine getirmediklerine dair birtakım bilgiler var. Böyle olunca biz FETÖ/PDY çatı davasına müdahil olmak istedik. 22 Temmuz’da dava kabul edildi, biz de dilekçemizi 25 Temmuz’da verdik. Müdahilliğimiz kabul edildi. Ama şu an benim görüştüğüm Savcı Cem İşçimen bu davayla ilgili 1.5 yıla yakındır çalışıyor. Çatı davadan sonra ne olur onu bilemiyorum.”

HABLEMİTOĞLU KİMDİR?

Necip Hablemitoğlu, 28 Kasım 1954 tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. 1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1977-1978 yıllarında “Dilde, Fikirde, İşde Birlik” adlı aylık bir dergi yayımladı. Uzun yıllar çeşitli kuruluşlarda basın müşaviri olarak çalıştıktan sonra Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde yüksek lisans ve doktora yaptı.

Türkiye dışındaki Türk topluluklarının yakın tarihi ile ilgili olarak çalışmalar yapan Hablemitoğlu, Orta Avrupa ve Balkanlar’da Türk eserleri, Türk azınlıkları ve Türk şehitlikleri konularında alan çalışmaları yürüttü. Bu çalışmalar çeşitli gazetelerde yazı dizisi olarak yayınlandı. 1995-1996 yılları arasında Birleşmiş Milletler’in UNDP projesinde görev alarak Moldova’da Gagauz Türkleri’nin Latin alfabesine geçişi ile ilgili olarak danışmanlık hizmeti verdi. Buradaki görevi sırasında, Cumhuriyet döneminin başında bölgede Atatürk tarafından görevlendirilen öğretmenlerin bulunduğunu belirleyerek, bu öğretmenlerin bugün yaşayan öğrencilerinin anılarını derledi ve bir kısmını “Kemal’in Öğretmenleri” başlığı ile yayınladı.

Evli ve iki kız çocuğu babası olan Hablemitoğlu Türkiye dışındaki Türk topluluklarının yakın tarihi ile ilgili olarak çalışmalar yaptı. Orta Avrupa ve Balkanlar’da Türk eserleri, Türk azınlıkları ve Türk şehitlikleri konularında alan çalışmaları yürütmüş, ve bu konularda çeşitli projelerde aktif rol almıştır. Çalışma alanına ilişkin çok sayıda kitap ve makalesi bulunan Hablemitoğlu, öldürüldüğü 18 Aralık 2002 tarihine kadar Ankara Üniversitesi’nde doçent doktor öğretim görevlisi olarak yirmi yıl süresince Atatürk ilkeleri ve devrim tarihi derslerini verdi.

Kendisi gibi öğretim üyesi olan Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu ile evli, Kanije ve Uyvar adında iki kız çocuk babası idi.