1. Haberler
  2. Siyaset
  3. İmamoğlu’ndan Bahçeli’ye ‘açılım’ övgüleri: Türkiye’nin önünü açan hamlelere imza attı

İmamoğlu’ndan Bahçeli’ye ‘açılım’ övgüleri: Türkiye’nin önünü açan hamlelere imza attı

İBB'ye yönelik 'yolsuzluk' soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin açılım sürecindeki tavrını övdü. İmamoğlu, Bahçeli için "Terör ortamının bitmesi adına önemli bir adım attı. O tarihten bu yana terörün bitmesi ve çatışma çözümü hususunda Türkiye’nin önünü açan hamlelere imza attı. Kendisinin bu süreç boyunca devlet bilinciyle, oy kaygılarını bir kenara bırakarak ve Kürt meselesini dışlama tutumlarından vazgeçerek takındığı tavır, eksikleri olsa da oldukça değerli ve önemlidir" dedi. "DEM Parti yetkilileri de sürecin, bizim önerdiğimiz şekilde en geniş katılımla Meclis zemininde yürütülmesinden ve demokratikleşme adımlarıyla genişletilmesinden yana" diyen İmamoğlu, "Ne var ki, prensipte bizim gibi düşünmelerine rağmen isteklerini iktidara kabul ettirebilmiş değiller" ifadelerini kullandı.

featured

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kendisini ziyarete giden Medyascope’tan Ruşen Çakır’a gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

İmamoğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, masasında beyaz Toros olduğunu öne sürdüğü, İBB soruşturmalarında görev alan savcının operasyonlar sonrasında adliyede kendisinin ifadesini aldığını belirtti.

‘YARIN CUMHURBAŞKANI OLURSUNUZ, SİZ BİZİ YARGILARSINIZ’

İmamoğlu şunları söyledi:

“Size bu hususta başımdan geçen, “bu kadarı da olmaz, olmamalı” dediğim bir olayı anlatmak istiyorum. “Masasına Beyaz Toros koyup paylaşan savcı” bahsi geçti, biliyorsunuz. Genel Başkanımız da bu durumu ifade etti. Bu savcı, operasyonlar sonrasında adliyede benim ifademi alan savcıdır. İfade sürecinde, ne yazık ki, içi düzmece bilgilerle doldurulmuş MASAK raporları üzerinden kendisiyle aramızda sert geçen bir diyaloğumuz oldu. İfadem bittikten sonra avukatlarımla savcının odasından ayrılmak üzereyken, kendisi ayağa kalkıp bana;

“Sayın Başkan, kusura bakmayın. Yarın siz cumhurbaşkanı olursunuz, masanın bu tarafına siz oturursunuz. Ben diğer tarafa geçerim, o zaman da siz bizi yargılarsınız” şeklinde sözler sarf etti.

Bu sözleri duyduğumda yaşadığım hayal kırıklığını size tarif edemem. Türkiye burası, bizim ülkemiz. Nasıl bir savcı böyle bir şey der? Nasıl hukuksuzluk bu kadar normalleştirilir?

Bu sözleri duyunca kulaklarıma inanamadım. Masasına yaklaştım ve kendisine cevaben; “Bu nasıl bir söz böyle, savcı bey, benim sizi yargılamak için mi Cumhurbaşkanı olacağımı düşünüyorsunuz? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye uğraşıyoruz. Çok yazık.” diyerek avukatlarımla beraber odasından ayrıldım.

‘HİÇBİR YALANLAMA YOK’

Soruyorum, bu zihniyet bizim yargımızda ne ara ve hangi amaçla türemiştir? Bu zihniyete sahip bir kimsenin adalet dağıtması mümkün mü?

Kimi temsil ediyor bu insanlar? Devleti mi, milleti mi, yoksa bir avuç muhterisi mi? FETÖ’nün hain kumpas süreçlerini yaşayıp gördükten sonra, derin kaygılarla bu aklı ve uygulamalarını takip etmemiz şarttır. Bu durum, şerefli Türk yargısı adına çok ciddi bir tehdittir.

Bugüne dek savcının odasındaki Beyaz Toros fotoğrafına karşı ne Adalet Bakanı’ndan ne de savcının kendisinden bir açıklama geldi. Buna karşılık İzmir’de bu konuda görüşünü açıklayan bir avukata ev hapsi verdiler. Hiçbir yalanlama yok ama susturma gayreti var.

Neyi susturuyorsunuz? Hiç utanmıyor musunuz? Beyaz Toros’un ne manaya geldiğini, milletimizin ciğerinde nasıl yaralar açtığını bilmiyor musunuz? Hem açık açık masasına Beyaz Toros koyacak, hem de Anayasamızdaki yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı ilkesini çiğnediğini açıkça, yüzüme karşı ikrar edecek. Bu böyle olmaz! Milletin adalet beklentisi, şerefli Türk yargısının onuru ve ülkemizin geleceği adına yargı mensuplarımızın her birinin Anayasa’ya, toplumsal vicdana ve ahlaka uygun şekilde görev yapması gerekiyor.”

‘BAHÇELİ’NİN SAMİMİYETİNİ GÖRDÜK’

Açılım sürecine ilişkin de mesajlar veren İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, 22 Ekim çağrısıyla beraber Türkiye’nin kırk yıldır kanayan yarası olan terör ortamının bitmesi adına önemli bir adım attı. O tarihten bu yana terörün bitmesi ve çatışma çözümü hususunda Türkiye’nin önünü açan hamlelere imza attı. Kendisinin bu süreç boyunca devlet bilinciyle, oy kaygılarını bir kenara bırakarak ve Kürt meselesini dışlama tutumlarından vazgeçerek takındığı tavır, eksikleri olsa da oldukça değerli ve önemlidir. Türkiye’nin terörden kurtulması için atılan adımlarda her ne kadar Sayın Bahçeli’nin samimiyetini görsek de Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarının bu süreçte ayak direyen, süreci sahiplenmekte zorlanan ve süreci geciktiren tavrı, iktidarın bu mesele üzerindeki samimiyetini ciddi bir şekilde sorgulamamıza neden olmuştur.

İktidar ortaklarının aylarca ağzından doğru düzgün tek kelime çıkmadığı, “Belki bu işten vazgeçeriz” düşüncesiyle milletimizin aklındaki soru işaretlerini ve huzursuzluğu gidermedikleri, süreci yürütürken de “Ya tutarsa” zihniyetiyle ilerleyen tavrı, milletimiz adına doğru olmamıştır.

‘DEMOKRATİKLEŞME VE KALICI ÇÖZÜMLER ÇIKMADAN HEDEFE ULAŞAMAYIZ’

Hele bir de devletimiz ve milletimiz için böylesine kritik bir süreçte ana muhalefetin Cumhurbaşkanı adayına, belediye başkanlarına, siyasetçi ve bürokratlarına, iktidarın emriyle kumpas ve iftirayla bir yargı darbesinin uygulanması, bize göre hem Türkiye’nin demokrasisine hem de “Terörsüz ve Demokratik Türkiye” hedefine karşı bir sabotaj görevi görmüştür.

Türkiye’nin kurucu iradesi olan CHP, ne mutlu bize ki her zamanki gibi cumhuriyetin bekası, milletimizin huzur ve refahı, toplumumuzdaki adalet ve barış ihtiyacı adına gerekeni yapmış, doğru tavrı göstermiş ve milletimizle birlikte bu sabotajları bertaraf etmiştir.

Bu sürecin olmazsa olmazı demokrasidir, demokratikleşmedir, adalettir. Muhalefete yürütülen kuşatma, “Terörsüz Türkiye” sürecindeki samimiyetin milletimiz nezdinde yoğun bir şekilde sorgulanmasına neden olmuştur. Milletin şerhinin olduğu hiçbir süreç kalıcı olamaz. Türkiye’nin demokrasisine verilen bu büyük yara giderilmeden, doğru bir yol kat edemeyiz.

Düşünün, bu konunun Meclis’e gelmesi bile 10 ay sürdü. Buradan Meclis zemininde bir demokratikleşme ve kalıcı çözümler çıkmadan hedefe ulaşamayız. Artık bu işte milletimizin sözünün ve taleplerinin dinlenmesi için vakit geldi de geçiyor.

‘DEMOKRASİYİ VE ÇOĞULCULUĞU GÜÇLENDİRECEK…’

Silahların yakılması ve son silaha kadar, terör örgütü kendini tamamen feshedene kadar akıl, sabır ve cesaretle yürütülmesi gereken bir süreç bu. Taviz kaldırmaz! Herkesin bu konuda üzerine düşeni yapması ve Türkiye’nin terör belasından kurtulması gerekiyor. Biz üzerimize düşeni yapmaya, doğrulara destek olduğumuz gibi yanlışları ve eksikleri de söylemeye devam edeceğiz.

Millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM’de kurulacak komisyon bu hususta çok önemli. Biz bu komisyonun Türkiye’de daha fazla demokrasiye, adalete ve barışa vesile olmasını istiyoruz. Demokrasiden ve çoğulculuktan korkulmaması gerekli. Unutmayalım, milletin rıza göstermediği ve daha fazla demokrasi ve adalete yol açmayan hiçbir adım gönüllerde karşılık bulamayacaktır. Biz, gönüllerde kurulacak bir barış köprüsünün yolcusu olma iradesindeyiz.

Demokratikleşme adımlarının sağlam, sahici ve kalıcı bir şekilde atılabilmesi için, Sayın Bahçeli’nin de TBMM’de kurulacak komisyon konusunda “yaptım oldu” zihniyetine değil, demokrasiyi ve çoğulculuğu güçlendirecek bir kompozisyona destek vermesi, inanıyoruz ki milletimiz için hayırlı olacaktır.”

‘BU MESELEYİ DEM PARTİ’YE VE SEÇMENLERİNE KARŞI KULLANMANIN PEŞİNDE’

İmamoğlu, “Bu süreçte DEM Parti’nin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine de şunları söyledi:

“Yaptıkları açıklamalardan ve bizimle gerçekleştirdikleri görüşmelerden anladığım kadarıyla, DEM Parti yetkilileri de sürecin, bizim önerdiğimiz şekilde en geniş katılımla Meclis zemininde yürütülmesinden ve demokratikleşme adımlarıyla genişletilmesinden yana. Ne var ki, prensipte bizim gibi düşünmelerine rağmen isteklerini iktidara kabul ettirebilmiş değiller. İktidar, açıkça itiraf etmese de Terörsüz Türkiye sürecini, seçimlerin yapılmasını isteyeceği zamana kadar yaymanın, bu meseleyi DEM Parti’ye ve seçmenlerine karşı kullanmanın peşinde.

DEM Partililerin, iktidarın yapmak istediğinin esas olarak bu olduğunu zaten gördüklerini düşünüyorum. DEM Partili vatandaşlarımızın bu şantaja boyun eğmeyeceğinden eminim. Parti’nin de esas olarak bizim gibi, sürecin kapsayıcı olmasından ve güçlü demokratikleşme adımlarıyla desteklenmesinden yana olduğunu görüyorum.

Kendi adıma, DEM Partililerin de Kürt vatandaşlarımızın da “Türkiye demokratikleşmese de olur, biz işimize bakalım” demeyeceklerinden eminim.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 Yorum

  1. koselrınde ,bahcelıyı yerden yere vurup, ımamoglunu ovenlere sormak lazım. bu nasıl bır celıskıdır beyler.

  2. 25 Temmuz 2025, 14:43

    Al birini, vur ötekine derler ya; bu da öyle işte. Sonra ağızlarından Atatürk düşmez, altı ok düşmez.

  3. 25 Temmuz 2025, 13:49

    İçeriden bile bölücü açıklama yapıyor. İnanıyorsa vah CHP vah. İnanmadan ama hapisten çıkmak için söylüyorsa İmamoğlu’na birinin hapisten çıkmak için yalvarma, yağdanlık olma demesi gerekiyor.

  4. CHP, MHP, AKP Nato’nun partileridir. Arada iyi polis kötü polis oyunu oynuyorlar aralarında.

  5. 25 Temmuz 2025, 12:07

    Bizim Kemalist kesim , Chattam House’ un elemanı için kendini yırtıyor , guler misin, ağlar mısın?Hiç mi bu tip demeclerini okumuyorlar?

  6. İmamoğlu açılıma destek veriyorsa kalsın olduğu yerde gerek yok ona

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!