1. Haberler
  2. Gündem
  3. İmamoğlu’nun diploma davasında hakim karşısına çıktı… Akın Gürlek’e seslendi: Cirmin kadar yer yakarsın

İmamoğlu’nun diploma davasında hakim karşısına çıktı… Akın Gürlek’e seslendi: Cirmin kadar yer yakarsın

Tutuklanıp İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu hakkındaki "diploma" davasının dördüncü duruşması için bugün hâkim karşısına çıktı. İmamoğlu, savunmasında yeni atanan Adalet Bakanı Akın Gürlek ile ilgili "Sabah ile aynı grupta yer alan A Haber’e çıkan yeni Adalet Bakanının, İBB davası devam ederken oraya çıkıp dava ile ilgili suçlamalar yapmasının tarihte bir benzeri var mı? Cirmin kadar yer yakarsın" diye konuştu.

featured

Tutuklanıp İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu hakkında, diplomasıyla ilgili “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” iddiasıyla açılan ve 8 yıl 9 ay hapsi istenen davanın dördüncü duruşması, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kampüsündeki 2 no’lu duruşma salonunda görüldü.

ANKA’nın haberine göre; bir önceki duruşmada ara kararını kuran hakim, idare mahkemesindeki İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı açtığı davayı, bekletici unsur olarak kabul etmişti. Hakim, kararın henüz kesinleşmediğini belirtti. İmamoğlu’ndan, savunmasını ek sözleri olup olmadığını sordu.

İstanbul 5. İdare Mahkemesi heyeti, bu duruşmadan önce, İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı açtığı davanın oy birliğiyle reddine karar vermişti.

Jandarma eşliğinde, salona getirilen İmamoğlu, alkışlarla karşılandı. Hakim, idare mahkemesindeki, İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı açtığı davadaki kararın henüz kesinleşmediğini belirtti.

Duruşmada ilk sözü avukat Tora Pekin aldı. Pekin, “Ocak 2026 tarihinde mahkeme kalemince sisteme bir evrak yüklendiğini gördük. Bu yazılım üzerinden dosyaya eklendiği anlaşılıyor. Mahkemeniz tarafından yazılmış bir yazı söz konusu. Dosyaya düştüğünde bunu gördük ve çıktısını da aldık. Ancak buraya gelmeden önce, bu hafta dosyaya yeni bir evrak gelip gelmediğini kontrol ettiğimizde söz konusu belgeyi göremedik. Sizin de şu an okumamanızdan hareketle, acaba bu evrak sehven mi dosyadan çıkarıldı, yoksa hâlen dosyada mevcut mu emin olamadık. Eğer dosyada mevcutsa okunmasını talep ederiz; en azından bu hususla ilgili beyanda bulunma imkânımız olur” dedi.

İMAMOĞLU: TARİHTE GÖRÜLMEMİŞ BİR YARGI SKANDALI

Ardından Mahkeme Başkanı, İmamoğlu’na savunmasına ekleyecekleri olup olmadığını sordu.

Savunmasına devam edeceğini beyan eden İmamoğlu, ramazan ayının birlik, vicdan ve muhasebe ayı olduğunu belirterek, 2019 yılında ramazan ayında seçimlerin iptal edildiğini, 2025 yılında ise diplomasının iptal edildiğini ifade etti. Mart ayında yargılanacağı sürecin ramazan ayına denk getirildiğini söyleyen İmamoğlu, hakkındaki iddianamenin gerçeği yansıtmadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini kaydetti. Yargı sürecinde hakim değişikliği yapıldığını belirten İmamoğlu, doğal hakim ilkesinin yok sayıldığını aktardı.

İmamoğlu, söz konusu davaların hukuki değil, siyasi olduğunu savunarak, kendisine yönelik sürecin Cumhurbaşkanı adaylığıyla bağlantılı olduğunu ifade etti.

‘MİLLETİMİZİN İKTİDARI DEĞİŞTİRME HAKKI GASBEDİLİYOR’

İmamoğlu, savunmasında şunları kaydetti:

“Yaklaşık 16 aydır, iktidarın talimatlarıyla İstanbul’a konumlandırılmış bir avuç muktedir tarafından yürütülen operasyonlar ve oluşan davalar zinciri, tarihte görülmemiş bir yargı skandalı dönemini ülkemize yaşatmıştır. Bunun milletimize maddi ve manevi maliyeti çok ağır olmuştur. Koltuk hırsıyla yürütülen 19 Mart darbesinin maliyeti 250 milyar doları aşmıştır. Milletimiz fakirleşmiş, işsizlik artmış, itibar kaybı yaşanmıştır. Bu utanç verici iddianameyi yazan savcı ise terfi ettirilerek İstanbul’da bir ilçenin başsavcı vekili yapılmıştır. Bilinmelidir ki bu konu ne diploma ne de yolsuzluk meselesidir. Davaların komikliği, korkunun yarattığı yargı sefaletini açıkça göstermektedir. Ahmak, çirkin, casusluk, diploma iptali, evrakta sahtecilik, savcıya hakaret… Rezalet, rezalet, rezalet. Bütün bunların ana sebebi korkudur. Sadece dört seçimi milletimizin oylarıyla kazandığım ve Cumhurbaşkanı adayı olarak önümüzdeki seçimi kazanacağımı gördükleri için, rakiplerinden korkan bir anlayış her yolu mübah görmektedir. Milletimizin gönlündeki temiz yerimi gördükleri için buradayım. Benim milletimle bağım samimidir, sahte değildir. Toplumun büyük çoğunluğu bu yapılanların hukuki değil, siyasi olduğunu bilmektedir. Yurttaşlarımın verdiği güçle alnım ak, başım dik, özgüvenle buradayım. Hiçbir kuldan korkmuyorum.

Ama olan millete oluyor, geleceğimize oluyor. Adalete olan inanç yerle bir edilmiştir. İnsanlarımızın büyük bir kısmı artık adalete inanmamaktadır. Buna utanmak yerine hâlâ rahatça konuşanlarla karşı karşıyayız. Bu zihniyet sadece şahsıma saldırmıyor; milletimizin demokratik yolla iktidarı değiştirme hakkını da gasbediyor. Millete gözdağı veriliyor. ‘İstediğimde malına, mülküne el koyarım’ mesajı veriliyor. Milletin nefesi, neşesi ve umudu çalınıyor.

‘BU SAHTE İÇİNDEKİ TÜM UYGULAMALAR TAMAMEN SİYASİDİR’

Ucube Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi adı verilen yapı, Türkiye’nin kaderini tek bir kişinin iki dudağı arasına bırakmıştır. Yıkmak için her yolu, çatışmayı ve her türlü kötülüğü göze alan iktidar zihniyeti, 2024 yılı yazından itibaren —burayı dikkatle dinleyiniz lütfen— düğmeye basmıştır. Yerel seçimden dört ay sonra İstanbul’a atanacak başsavcı ve başarılı olursa getirileceği makam çoktan belirlenmiştir.

Bu sebeple şunu söyledim: Yürütülen her işte, her operasyonda ve yapılan tutuklamalardaki hukuksuz ve ahlak dışı uygulamaları savunan ve sürecin savcılığına soyunan, iktidarın başındaki zihniyet olmuştur. İstanbul’daki yargı makamı değiştikten sadece bir ay sonra, Esenyurt üzerinden uydurma yalanlarla, iftiralarla ve operasyonlarla sürece başlanmıştır. Ömrünü akademiye adamış Sayın Prof. Dr. Ahmet Özkan gibi, 65 yaşındaki saygın bir belediye başkanını sabahın köründe evinden aldırmak, tutuklamak ve bir yılı aşkın süre cezaevinde tutmak nasıl bir vicdan çöküşüyse, tutuklu yargılanan bütün arkadaşlarımızın maruz kaldığı tablo da tam olarak budur.

Bir yıl o insanı hapiste yatırdınız ve hakkında hiçbir şey bulamadınız. Herkes ‘masum’ diye haykırıyor. İşte benim hapiste yatan bütün arkadaşlarım da aynı şekilde masumdur. Bu sahte sürecin içindeki tüm uygulamalar tamamen siyasidir ve hedef bellidir. Cumhuriyet Halk Partisi muhtemel adayıyız. Ekrem İmamoğlu ile birlikte hedefteyiz. Hem partimiz hedeftir, hem Cumhuriyet Halk Partisi hedeftir; elbette başkaları da hedeftir. Bütün işlemler adım adım, vahşice ve hukuksuzca yürütülmüş, 19 Mart operasyonu devreye sokulmuştur. Kısacası, 19 Mart siyasi darbe girişimi öncesi ve sonrasıyla ifade ettiğim gibi bu süreç çökmüştür. Hukuksuzdur ve geçersizdir. Burada yargılananlar ve yargılanacak olanlar masumdur.

‘HER TÜRLÜ HAKSIZ KAZANIMINIZIN YANLIŞ İŞ VE İŞLEMLERİNİZİN HESABINI ADİL MAHKEMELERDE VERECEKSİNİZ’

Bu süreçte makam ve menfaat elde eden o bir avuç muhterise sesleniyorum: Bu makamlar liyakatle ve alın teriyle elde edilmiş makamlar değildir. Buradan söylüyorum; siz kaçacaksınız ama Türk milletinin iradesi, feraseti, adalet duygusu ve inancı sizi peşinizi bırakmadan kovalayacaktır. Sandık gelecek, gong çalacak, bu fetret devri sona erecek. 86 milyon yurttaşımız kazanacak. İnanın, zaman tahmin ettiğiniz kadar uzun değil; çok kısadır, yakındır, kapının eşiğindedir. Her türlü haksız kazanımınızın, yanlış iş ve işlemlerinizin hesabını adil mahkemelerde vereceksiniz. Kulaklarınıza küpe olsun. Yaşadıklarınız, makamlarınız ve yaşattıklarınız sahtedir, sahteciliktir. Benim çok iyi bildiğim bir büyüğü hatırlatayım: Esas makam nedir biliyor musunuz? Esas makam, aziz milletimizin gönlündeki makamdır. Ben her zaman o makama talip oldum. Milletimi çok sevdim ve milletimin de beni sevmesini arzu ettim. Tek dileğim bu olmuştur. İktidarın zihniyeti yolunu şaşırmış, milletin gönlündeki makamı unutmuştur. Öyle bir şaşkınlığa sürüklenmişlerdir ki, artık bir kişinin gönlündeki makamı gerçek makam zannetmektedirler. Oysa o makam sahtedir, aldatmacadır. Vakti dolduğunda, zamanı bittiğinde bunu anlayacaksınız.

Güç, kendinden emin olana değil; korkana serttir. Koltuğunu kaybetmekten korkanların yolu her zaman sahtecilik olmuştur. Koltuk düşkünü olanların yöntemi tarih boyunca ahlak dışı olmuştur. Dosya üretenler, manşet atanlar, TRT, Anadolu Ajansı, itibarsız ve kişiliksiz sözcüler, medya kuruluşları içindeki tetikçiler… Bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını yakın tarihte gördük. Yine sıçan gibi kaçacaklar.

Kendine güvenenler ise bekler. Sakince bekler. Kendinden emin olduğu yüzünden okunur. Gerçeğin konuşmasına izin verir. Ve gerçek asla şaşmaz. İşte ben o taraftayım. O taraftaki konumumu da asla değiştirmeyeceğim. Çünkü ben hakikatin tarafındayım. Didik didik ettiler. Ne oldu? Didik didik ettiler. Yeryüzünde bu şekilde didik didik edilen başka bir insan yoktur. Hücrelerine kadar incelediler.

‘SIÇAN GİBİ KAÇACAKLAR’

Asıl makam milletin gönlündedir. Benim tek derdim de o olmuştur. İktidar bu makamı unutmuştur, bir kişinin gönlünün makamına dönmüştür. O makam da sahtedir ve aldatmacadır. Vakti dolduğunda anlayacaksınız. Güç, kendinden emin olana değil korkana sertleşir. Koltuk kaybetmekten korkanların yolu hep sahtecilik ve ahlak dışı yöntemler olmuştur. Dosya üretenler, manşet üretenler, TRT, Aanadolu Ajansı; bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını göreceksiniz. Sıçan gibi kaçacaklar.

Ben hakikat tarafındayım ve o taraftaki konumumu hiç değiştirmeyeceğim. Yer yüzünde benimki gibi, bu kadar didik didik edilen bir insan yaşamı yoktur. Buraya 12 metrekare hücreden geliyorum. Tarihte böyle bir tecrit yaşanmamıştır. Ne yapmışsak bu tecritin içerisindeyiz. Maşallah aramıza mikrop gelemiyor ama şunu söyleyeyim, mikrop aranızda. Bunu net olarak ifade ediyorum.

‘DOĞUM BELGEME NE ZAMAN DAVA AÇACAKLAR?’

Ben gerçeğim ama doğum belgeme ne zaman dava açacaklar diye merak ediyorum. Trabzon’da da delikanlıydım, Kıbrıs’ta da gerçek bir Kıbrıslıyım. İstanbul’a geldiğimde de İstanbul Üniversitesi öğrencisi Ekrem İmamoğlu’ydum. 35 yıllık iş yaşamımda gece-gündüz çalıştım. Arkadaşlarım bilir. Onlarca konut ve iş merkezi ürettim. İstanbullu bir iş adamıydım. Kurduğum kulüpler, yönetcilik yaptığım kulüp ve dernekler.. Hayatımı gerçek şekilde yaşadım.

Karanlık işlerden ve kişilerden hep kaçmaya çalıştım. Beni İstanbul’un pazarlarına, restorantlarına, sokaklarına, caddelerine ve meydanlarına sorun. Beni okul arkadaşlarıma ve iş dünyasındaki arkadaşlarıma sorun. Ben gerçeğim. Ne sahteyim ne sahteciyim. Her adımım milletin önünde oldu. Hakkımı alanlara, hırsızlara karşı hep mücadele ettim. Şu an da mücadele ediyorum ve yine kazanacağım.

15.5 milyon insanın, dünyada eşi benzeri olmayan şekilde, 103 yaşındaki ninelerin bile oy kullandığı İmamoğlu gerçek bir kişiliktir. 25 milyona yakın insanın imzayla destek verdiği bir İmamoğlu var karşınızda. O kadar gerçek ki.. Pusu bilmem, iftira bilmem; bu kadar mercek altındayım ama bir tane iftira, bir tane yalan, bir tane omurgasız sözümü önüme koysunlar gelsinler özür dileyeceğim. Yoktur.

‘KÖYDE ATALARIMIN MEZAR TAŞLARINA BAKTILAR’

İmamoğlu, duruşmada yer alan savcıya bakarak “35 sene öncesinin diploması üzerinden niyet okumak.. Allah size akıl fikir versin. Ruhunda sahtekarlık olan beni anlamaz. Şunu çok net söylüyorum: İmamoğlu dürüsttür, ahlaklıdır. Ben sahteciyim ha? Hadi oradan” diye konuştu.

Sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben demokratım. İBB Başkanı seçildiğimde ‘İnşallah gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olurum dedim. Beylikdüzü’nde de öyle. Ben hayatımı şeffaflıkla anlatırken başkaları siyaseti nasıl yapmış ona bakmak lazım. Seçimden önce terörist diyerek seçimden sonra montaj demeler.. “

“Milletimizi uyandıracağız. Buna büyük bir ihtiyaç var. Bu zihniyet sadece kendini düşünüp bana ne olacak diyor. Banane senden. Benim memleketime ne olacak, yarınları nasıl karşılayacak? Benim derdim o. Beni sahtekarlar anlayamaz. Bu iddianameyi yazana soruyorum. Bana hangi belgeyle sahteci diyeceksiniz. Köyümde atamın mezar taşlarına bile baktılar. Videolarını çektiler. Eşimin, ailemin, çevremdeki herkesin tarlalarını kazıdılar. Utanç verici. Evleri aradılar baktılar. Yazıklar olsun bunu yapanlara.”

Mahkeme başkanına doğru konuşan İmamoğlu, geçmişteki davalarında hakimlerin değiştirilmesine atıf yaparak “Yarın size de ıslık çalacaklar. O yüzden doğru kararı vermekle yükümlüsünüz” ifadelerini kullandı.

FATİH KELEŞ HAKKINDAKİ AVUKAT AYRINTISI

İmamoğlu, savunmasında İBB davası tutuklusu olan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in cezaevinde yaşadığı olayı anlatarak savunmasına devam etti:

“İftiracıların avukatlığını yapan Recep Seyhan ve Hamza Uçan, Kandıra’da Fatih Keleş kardeşimi ziyaret ederek ‘Sen iftiracı ol, seni tahliye ettirelim. Ama bunu yapmazsan iddialar ağırlaşacak ve tahmin edemeyeceğin şeylerle karşı karşıya kalacaksın’ diyorlar. Fatih Bey bunları dinleyip sert bir şekilde geri gönderiyor. Haklarında şikayet oldukları için isimlerini vermekten hiç çekinmiyorum. İlk ziyaretten 12 gün sonra bir daha gece yarısı gidiyorlar. Birisi içeri giriyor birisi de kapıda bekliyor. Tekliflerini yineliyorlar. Fatih Bey’in bir azmettirici ile Aziz İhsan Aktaş’ı öldürme senaryosunu hazırladıklarını anlatıyorlar. Fatih dehşetle ayağa kalkara bu sefer o iki avukatı kovuyor. Ertesi sabah yazdığı bilgi notu üzerinden olanları İstanbul’daki avukatına gönderiyor. Bu aşağılık girişimin üzerine biraz beklemeye başlıyorlar. Tezgaha bakar mısınız? 12 gün sonra ise Sabah gazetesinin manşetine bakın: ‘İtirafçı Aktaş’ı öldürün emri’ diye bir manşet. Manşetler üç gün üst üste devam ediyor. Bunu gören Keleş’in avukatı, hemen o hukukçuları ve gazeteyi suç duyurusuyla savcılığa şikayet ediyor”

Cinayet için azmettirici olduğu öne sürülen Selahattin Yılmaz isimli bir kişi, sonraki günlerde bu iddiayla gözaltına alınıyor. MHP lideri Devlet Bahçeli ise sonraki günlerde ‘Yılmaz benim kardeşimdir’ diyor. Sonraki günlerde haberler kesiliyor. Sonrasında genel yayın yönetmeni istifa ediyor. Dedim ya ‘sıçan gibi kaçacaklar’ diye. Bu, sadece küçük bir göstergesi.”

“Sonra Selahattin Yılmaz benimle aynı cezaevine gönderildi. Gazetelerde benimle yan yana koyulduğunu gördükten sonra görüş sırasında arkamda isminin söylendiğini duydum. Tanımıyordum ama o beni tanıdığını, Trabzonspor’daki yöneticilik günlerimden bildiğini söyledi. Peki bu avukatların niye ifadesi alınmadı? Bunların ortakları kim? Bazı gazeteciler sabah gözaltına alınırken manşeti 12 gün önceden atan gazeteye neden bir işlem yapılmadı?”

AKIN GÜRLEK’E SESLENDİ: BAKANIN YAPTIĞININ TARİHTE BENZERİ VAR MI?

İmamoğlu’nun anlattığı olayın ardından hakim, “Dosya kapatıldı mı?” diye sordu. İmamoğlu, “HSK’ya başvuru yapıldı ama bilmiyorum. Yargıyla ilk kez burada tanışıyorum. Sorduğunuz için teşekkürler” diye yanıtladı.

Söz konusu olayla ilgili sözlerine devam eden İmamoğlu, yeni atanan Adalet Bakanı Akın Gürlek ile ilgili şu sözleri söyledi:

“Sabah ile aynı grupta yer alan A Haber’e çıkan yeni Adalet Bakanının, İBB davası devam ederken oraya çıkıp dava ile ilgili suçlamalar yapmasının tarihte bir benzeri var mı? Cirmin kadar yer yakarsın”

CASUSLUK İDDİANAMESİNE TEPKİ

Hakkında geçtiğimiz günlerde düzenlenen ‘’casusluk iddianamesine savunmasında bir kez daha tepki gösteren İmamoğlu, şunları söyledi “Butlan davasını beklerken alt yazıda casusluk soruşturmasını gördüm. Butlan davasından olumlu bir karar çıkar çıkmaz altta böyle bir yazı geldi. Sonraki günlerde ifade için Çağlayan’a götürülüp 6.5 saat -7. Katta bekletildim. Çıktığımızda karşımızda gergin bir savcı vardı. Saatlerce ben bekledim ama o gergindi. Casusmuşum.. Necati Özkan’dan, Merdan Yanardağ’dan casus mu çıkaracaksınız? Yanardağ gözaltına alındığı saatte TELE1’e el konuldu.”

İdare mahkemesinde diplomasının iptali için açtığı ve ocak ayında reddedilen davayı hatırlatan İmamoğlu, “Üniversite avukatı bile ‘İmamoğlu’nun doğrudan yaptığı bir fiili kastetmiyoruz diyor. Bu şartlarda bir suç isnat etmek nasıl oluyor? ‘Eyy’ diye seslenesim geliyor. ‘Eyyy Trump’. Ben de ABD’ye mi seslensem? Ne yapsam?”

İmamoğlu, 1 saat 15 dakika süren savunmasının son kısımında “Bu zihniyet, bu süreçte Türkiye’yi otoriterliğin test aşamasına sokmuştur” derken kendisine ve yönelik süreç üzerinden iktidara tepki göstererek sözlerini şöyle noktaladı: “Yürütülen tüm işlemler bu sürecin parçasıdır. Teşekkür ediyorum sayın hakim.”

6 TEMMUZ’A ERTELENDİ

Savunmasından sonra İmamoğlu’nun avukatları taleplerini iletirken savcı ise İstanbul 5. İdare Mahkemesi’ndeki iptal davasının sonucunun kesinleşmesinin beklenmesini talep etti. İmamoğlu’nun avukatları bu karara itiraz etmesine rağmen hakim, önceki celsede bekletici unsur olarak gördüğü İdare Mahkemesi’nin gerekçeli kararının kesinleşmesini bekleyeceğini aktardı. Diploma davası 6 Temmuz 2026 saat 10:00’a ertelendi.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!