1. Haberler
  2. Analiz
  3. İran-3: Olası müdahale sonrası

İran-3: Olası müdahale sonrası

featured

Terör ve Güvenlik Uzmanı Salih Aydemir yazdı…

İÇ SAVAŞ SENARYOLARI VE MEZHEPSEL FAY HATLARININ DERİNLEŞMESİ

İran’a yönelik olası bir askerî saldırı yalnızca devletler arası bir çatışma olarak okunamaz. Böyle bir müdahale İran’ın zaten kırılgan hâlde bulunan iç dengelerini bozarak çok katmanlı bir iç savaş sürecini tetikleme potansiyeli taşımaktadır. Bu sürecin en tehlikeli boyutu ise çatışmanın kısa sürede mezhepsel bir karakter kazanma ihtimalidir.

DEVLET OTORİTESİNİN ZAYIFLAMASI VE GÜVENLİK BOŞLUĞU

Dış müdahale sonrası merkezi otoritenin zayıflaması İran’da ilk aşamada güvenlik boşlukları doğuracaktır. Bu boşluklar birinci ve ikinci bölümde ele alınan etnik ve vekil yapıların hızla hareket alanı kazanmasına neden olur. Devletin baskı aygıtları zayıfladıkça silahlı gruplar meşruiyetlerini etnik veya mezhepsel kimlikler üzerinden kurmaya başlar.

Bu noktada çatışma siyasi taleplerden uzaklaşıp kimlik temelli bir mücadeleye evrilir.

Şİİ-SÜNNİ AYRIŞMASININ DERİNLEŞMESİ

İran’ın Şii kimliği bölgesel ölçekte onu yalnızca bir devlet değil aynı zamanda mezhepsel bir merkez hâline getirmiştir. İran’da yaşanacak bir iç savaş kaçınılmaz olarak Şii-Sünni ekseninde okunacaktır. Bu durum çatışmanın ülke sınırlarını aşmasına zemin hazırlar.

  • Sünni Beluç bölgelerinde yaşanacak çatışmalar, Pakistan ve Afganistan hattını etkiler
  • Kürt bölgelerinde mezhep-etnik kesişimi, Irak ve Suriye sahasına yansır ve Türkiye’nin güvenliğine doğrudan tehdit içerir,
  • Huzistan’daki Arap nüfus, Körfez ülkeleriyle ideolojik ve politik bağlar üzerinden yeni bir cephe üretir

Böylece olası İran iç savaşı bölgesel bir mezhep krizine dönüşür.

VEKALET SAVAŞLARININ MEZHEPSEL FORMU

İran’a yönelik saldırı sonrası süreçte dış aktörlerin doğrudan askerî varlık yerine mezhepsel ve etnik vekil yapıların kullanımını artırması beklenir. Bu yapıların her biri sahada farklı bir kimlik üzerinden konumlandırılır:

  • Şii milisler “direniş” söylemiyle
  • Sünni gruplar “baskıya karşı mücadele” iddiasıyla
  • Etnik yapılar “öz yönetim” talebiyle

Bu çoklu yapı çatışmayı çözülmesi zor bir mezhepsel düğüme dönüştürür.

Olası İran iç Karışıklığının İslam Dünyasına Yayılan Dalga Etkisi

İran merkezli bir mezhepsel çatışma İslam dünyasında zincirleme etki üretir. Lübnan’dan Yemen’e, Irak’tan Körfez’e kadar uzanan hat üzerinde:

  • Mezhepsel kutuplaşma derinleşir,
  • Devlet dışı silahlı yapılar meşruiyet kazanır,
  • Merkezî otoriteler zayıflar,
  • “Ümmet” söylemi yerini mezhep eksenli kamplaşmaya bırakır.

Bu durum İslam dünyasının ortak siyasi refleks üretme kapasitesini uzun yıllar felç eder.

TÜRKİYE AÇISINDAN STRATEJİK RİSK

Böylesi bir senaryoda Türkiye mezhepsel fay hatlarının doğrudan temas noktasında yer alır. İran’da tetiklenecek bir iç savaş:

  • PKK/PJAK hattını canlandırır,
  • Göç ve güvenlik baskısını artırır,
  • Mezhepsel söylemlerin Türkiye içine sızma riskini yükseltir.

Bu nedenle Türkiye açısından mesele İran’ın iç meselesi değil bölgesel güvenliğin geleceği ile ilgili olacaktır.

İran üzerine çalışırken mezhepsel konuları din bilgisine güvendiğim bir arkadaşımla konuşurken yaşadığım kısa bir diyalog, meselenin özünü berrak biçimde ortaya koymaktadır.

Bana “Sen mezhepçi misin, yoksa mezhepli misin?” diye sordu. Aradaki farkı sorduğumda verdiği cevap netti: “Bizim dinimizde mezhep vardır ama mezhepçilik yoktur.” Bu ayrımı daha iyi kavrayabilmek için kısa bir araştırma yapmam gerekti. Özetle mezhep bir yol ve yöntemken, mezhepçilik bu yolu başkasına karşı bir silaha dönüştürmektir. İran’a yönelik olası bir saldırı sonrası ortaya çıkacak senaryolarda asıl tehlike de tam olarak burada yatmaktadır. Sorun mezheplerin varlığı değil, mezheplerin çatışma üretmek amacıyla araçsallaştırılmasıdır. Mezhepçilik devreye girdiğinde kriz dinî bir zorunluluk gibi sunulur oysa gerçekte yaşanan siyasi ve stratejik bir güç mücadelesidir.

İran’a yönelik olası bir saldırı, kısa vadeli askerî kazanımlar üretebilir; ancak uzun vadede mezhepsel fay hatlarını derinleştirerek İslam dünyasını kalıcı bir istikrarsızlığa sürükleme riski taşımaktadır. Bu süreçte kazanan taraf devletler değil vekâlet savaşlarıyla beslenen kaos düzeni olacaktır.

Bu nedenle İran krizi yalnızca bir ülkenin değil; bütün bir coğrafyanın kaderini ilgilendiren stratejik bir eşiktir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!