1. Haberler
  2. Analiz
  3. İsrail’de ulusal parlamento (Knesset) seçimleri: Fırtınadan önceki sessizlik

İsrail’de ulusal parlamento (Knesset) seçimleri: Fırtınadan önceki sessizlik

featured

Okay Deprem yazdı…

27 Ekim tarihinde İsrail’de Knesset yani ulusal parlamento seçimleri yapılacak. Ülke bu dönüm noktasına adeta sosyal açıdan parçalanmış bir halde gidiyor: Toplum birçok siyasi bileşene bölünmüş halde ve de “dış tehdit ve düşmanların” sayısı, azalmak bir yana tersine, her geçen gün çoğalıyor. Yahudi devleti halkının yaklaşan milli iradesinden neler beklenebileceği konusunda, ünlü Rus uzman, “Siyasi Analiz Merkezi” analisti ve “Rusya Siyasi Danışmanlar Derneği” (RAPK) üyesi Fyodor Danilin ile yakın zamanda yapılmış uzunca bir röportajın çevirisini yapmak suretiyle “Veryansın” okuyucuları ile paylaşıyoruz.

– Medyada ekim ayındaki Knesset seçimlerinin “tarihi” bir öneme sahip olacağına inanılıyor. Böyle bir tanıma katılıyor musunuz?

– 27 Ekim seçimleri sıradan bir oylama değil, İsrail’in geleceği ve 7 Ekim 2023 olaylarının siyasi mirası üzerine gerçek bir referandum niteliğinde. Genel görüş, 38 yıl sonra ilk kez zamanında düzenlenen seçimlerin, İsrail devleti için geri dönüşü olmayan bir dönüm noktası olacağı yönünde. Devlet, neredeyse tüm uluslararası toplumla sürekli bir savaş ve düşmanlık ile  kendi özünün yeniden tanımlanması arasında bir seçim yapmak zorunda kalacak. Sürekli çatışma ye da normallik, dış saldırganlık ya da gerilimi azaltma, daha fazla militarizasyon ya da iç sorunların çözümüne odaklanma… İktidar kurumlarına güvenin yeniden sağlanması ve de “kuşatılmış kale” bilincinin dayatılması yoluyla yönetmeden vazgeçilmesi – işte İsraillilerin seçmeye davet edildiği şey bu olacak.

– Seçim kampanyasının gergin bir ortamda geçiyor oluşunu nasıl açıklıyorsunuz? 

– Durum, son yıllarda İsrail’in dünya sahnesinde birçok müttefikini kaybetmesiyle daha da kötüleşiyor. Kalanları listelemek, kayıpları tarif etmekten daha kolay. “Kalanların” başında da elbette Neokonların, Hıristiyan siyonistlerin ve AIPAC lobicilerinin iktidarda olduğu ABD geliyor. Ama Amerika’da bile Yahudi devletine verilen destekte erozyon başlamış durumda. Diğerlerinden ise Hindistan önemli bir ortak olarak öne çıkıyor ve İsrail’den büyük miktarlarda silah alımı yapıyor. Azerbaycan Kafkasya’da önemli bir güç olarak, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rus Kesimi “Akdeniz’de bir savunma kuşağı” olarak, Almanya ve Çek Cumhuriyeti (Çekya) ise İsrail’in Avrupa’daki “avukatları” olarak boy gösteriyorlar. Bununla birlikte, “müttefik” kayıpları çok daha büyük ve son yirmi yılda elde edilen kazanımlardan belki de sadece “İbrahim Anlaşmaları” sonucunda İsrail’in yanına çekebildiği Birleşik Arap Emirlikleri ve Milei’nin diğer ülkelerin “sağcı” hükümetleriyle birlilkte “sağcı” bir ittifak kurmaya karar verdiği Arjantin sayılabilir.

– Görünüşe göre son aylarda ABD’den İsrail’e verilen destek de azalmaya başlıyor…

– Amerika Birleşik Devletleri İsrail’e mali ve askeri yardım sağladı, Güvenlik Konseyi’nde vetosunu kullandı ve siyasi destek verdi. Netanyahu için böyle bir düzen neredeyse mükemmeldi: Washington’un kanatları altında başbakan koalisyonlar kurabilir, yurttaşlarına “tam güvenlik” garantisi verebilir ve de Filistin krizini çözmek yerine kendi siyasi sorunlarına odaklanabilirdi. Dış destek, iç politikanın maliyetlerinin devletin dışına aktarılmasına izin verdi. Ancak Trump ve Netanyahu’nun İran’daki ortak macerasından sonra, Yahudi devletinin ABD’den eskisi gibi destek alamayacağı anlaşıldı. Bir yandan, başarısız bir savaşın sonucunda ABD’nin dünyadaki ve İsrail’in Ortadoğu’daki mutlak güç imajı sarsıldı. Öte yandan, Amerika’da İsrail’e yönelik toplumsal tutum hususunda tektonik değişimler yaşanıyor. Eskiden koşulsuz bir artı olarak algılanan, Amerikan seçimlerinde Yahudi lobisinden adaylara verilen destek sistemi şu anda ya çalışmıyor ya da adeta eksi durumda çalışıyor. Hep birlikte bu, Kudüs’ün iç politikasını doğrudan etkiliyor.

– Ama daha yakın bir zamana kadar, Yahudi devletinin iktidar çevreleri için her şey olabilecek en iyi şekilde ilerliyordu: İsrail aynı anda birkaç cephede saldırıya geçmiş ve Trump, Benjamin Netanyahu’ya “İran sorununu” çözmesi için ordusunu kolaylıkla kullanmıştı. Ne değişti peki?

– İsrail’in Gazze, Lübnan, Suriye ve İran’daki operasyonları ne düşmanların tamamen yenilgiye uğratılmasıyla ne de istikrarlı bir barışın sağlanmasıyla sonuçlandı. Gazze’de on binlerce sivilin hayatını kaybettiği süreç, sadece dış politikanın değil, fakat aynı zamanda iç politikanın da sürekli bir faktörü haline geldi; bu durum göz ardı edilemez, unutulamaz ve sessiz kalınıp görmezden gelinemez. İsrailli rezervist askerlerin yüzlerce gün ev dışında geçirdikleri; işlerini, ailelerini ve sağlıklarını kaybettikleri seferberlik modunda üç yıl yaşayan toplum, artık cesur propaganda anlatılarına pek tepki göstermiyor. Toplumda muazzam bir yorgunluk birikmiş durumda ve muhtemelen bu yüzden mevcut seçim kampanyası, birkaç yıl öncesine kadar meydanları dolduran kitlesel mitingler olmadan gerçekleşiyor. Bunun bir fırtına öncesi sessizlik olduğu doğru.

– Yine de gelecekteki parlamentonun bileşimi ile ilgili olarak hangi tahminler yapılabilir?

– Seçimler, Yahudi devleti içinde biriken tüm çelişkileri ortaya çıkarıyor. Netanyahu Bloğu (Likud) – ultra ortodoks ve dinsel Siyonist partilerle birlikte – anketlere göre mecliste 51-55 arasında sandalye alıyor gözüküyor. Gadi Eisenkot’un “Yashar”, Bennett’in “Be-Yahad”, Liberman’ın “Bizim Evimiz İsrail” ve “Demokratlar”ın hakim olduğu muhalefet kampı ise biraz daha yüksek rakamlar gösteriyor: Tahminlere göre – yaklaşık 60 sandalye. Arap partileri — “Birleşik Liste” ve RAAM — Knesset’te 10-14 sandalye kazanacak ve esasen “altın hisse”nin sahipleri olacaklar, ancak Yahudi muhalefetinin önemli bir kısmı onlarla koalisyonu açıkça reddediyor. Yüzde 3,25’lik baraj, bir filtre olarak işlemeye devam ediyor: Küçük sağ partiler sınırda dengede duruyor, özellikle de “sağ kanat” için bu geçerli. Bu, Netanyahu bloğunun beklentilerini tehdit ediyor, bu nedenle başbakan, «alanı bulanıklaştırmamak» için seçimlerden çekilmelerini talep ederek küçük partilerin adaylarına mümkün olan her şekilde baskı yapıyor.

– Dindar Ortodokslardan bahsettiniz. Son zamanlarda sıradan İsraillilerin kafalarında onlarla alakalı birçok soru var.

– Ultra Ortodoksların (Haredim) askere alınması sorunu, seçimlerde bölünmenin merkezi çizgisi haline geldi. Rezervistlerde yetersizlik görüldüğünde, bunlar arasında yüz bin genç hizmet vermeyecek. Koalisyonu sürdüren Netanyahu, koalisyon ortaklarını elinde tutmak amacıyla bu sorunun çözümünü yıllarca erteledi. Aynı zamanda, İsrail’in çoğu sakinini ilgilendiren ekonomik konular, sanki tartışmaların merkezinden çevreye itilmiş gibi görünüyor. Özellikle, savunma harcamalarının GSYİH’nin yüzde dokuzuna yaklaşması, seferberliğin işgücü arzını sınırlaması, yaşam maliyetlerinin artması gibi bariz sorunlar, seçim gündemindeki tartışmaların ana ekseni değil. Ama görünüşe göre, seçmenler için belirleyici olan konu tam olarak Haredimlerle ilgili olan mesele. Devletin militarist eylemlerine katılmayan, ancak yine de İsrail’i sürekli çatışmalara sürükleyen başbakan tarafından korunan önemli bir azınlık (bir buçuk milyon kişi), kendi içinde savaşın yükünü taşıyanlara meydan okuyor.

– Sizce Knesset seçimlerinin sonunda herhangi bir siyasi birliğin veya ittifakın belirleyici bir üstünlük kazanacağını düşünüyor musunuz?

– Seçimlerin referandumsal niteliği hiçbir gücün başarısını garanti etmiyor. Bölünmüş İsrail, eşit derecede bölünmüş bir Knesset seçecek. Hiçbir blok istikrarlı bir çoğunluğu bir araya getiremeyecektir. Netanyahu büyük ihtimalle başbakan vekili olarak görevine devam edecek. Ancak yine de, bu sivil bölünmenin tam olarak nasıl çerçeveleneceği ve sonuç olarak İsrail devletinin bir veya iki yıl içinde izleyeceği yolu karakterize edecek.

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!