ERDEM ATAY/ ÖZEL HABER
Enver Altaylı’ya 21 Ekim 2016 tarihinde verdiği ifadesinde eski Sağlık Bakanı Halil Şıvgın’ın, 12 Ekim 2016 tarihinde verdiği ifadeler soruldu. Halil Şıvgın, Enver Altaylı ile FETÖ’nün bir zamanlar Türkiye imamı olarak bilinen Mustafa Özcan’ın kendisini aracı kılarak ‘cemaat’ hakkında kitap yazan Necip Hablemitoğlu ile görüşmeki istediklerini, kendisinin ise bunu kabul etmediğini anlatmıştı.
‘HABLEMİTOĞLU İLE HİÇ GÖRÜŞMEDİK’
Bu ifadeden 8 gün sonra dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Necip Cem İşçimen, Enver Altaylı’nın ifadesine başvurdu. Altaylı ifadesinde Halil Şıvgın’ı 1979-1980 yıllarında Hergün gazetesinin genel yayın yönetmeni olduğu dönemlerden tanıdığını, 2000’li yıllarda da görüştüklerini anlattı. Altaylı, “Halil Şıvgın’ın ifadesinde belirttiği gibi onun bürosunda Necip Hablemitoğlu ve Ramazan Toprak (Eski AKP milletvekili) ile karşılaşmam olmadı, Habletmitoğlu ile hiç görüşmedik” dedi.
‘ÖZCAN’IN ARACIYA İHTİYACI YOK’
Altaylı şunları söyledi:
“Benim Mustafa Özcan’ı Halil Şıvgın’ın ifadesinde iddia ettiği gibi Necip Hablemitoğlu ile görüştürmek için bir girişimim olmamıştır. Ayrıca Mustafa Özcan’ın belirtilen tarihlerde toplum içerisindeki itibarı sebebiyle Necip Hablemitoğlu ile görüşebilmesi için bir aracıya da ihtiyacı bulunmamaktadır. Bunun dışında Ramazan Toprak isimli AK Partili Milletvekili olduğu belirtilen kişiyi de hiç görmedim ve tanımıyorum. Ramazan Toprak ve Necip Hablemitoğlu’nu televizyon programlarından ve kitaplarından biliyorum.”
ŞIVGIN’A ‘ARACI OLAMAM’ DEMİŞ!
Eski Sağlık Bakanı Halil Şıvgın’ın ifadelerini reddeden Enver Altaylı, kendisinin aksine, Halil Şıvgın’ın Mustafa Özcan’la görüşmek istediğini ileri sürdü. Altaylı ifadesinde, “Halil Şıvgın ile yaptığımız bir sohbet sırasında Halil Şıvgın Necip Habletmioğlu ile birlikte Mustafa Özcan’ı görmek istediklerini, aracı olmamı istedi. Ben Mustafa Özcan’ı tanıdığımı ancak cep telefonunun bende olmadığını, bu nedenle yardımcı olamayacağımı söyledim. Halil Şıvgın’a Mustafa Özcan’ın çalıştığı holdingin adını söyledim. Santralinden kendisiyle görüşebileceğini söyledim” ifadelerini kullandı.
İFADESİ ‘YALAN’ DENİYOR
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan inceleme sonucunda Enver Altaylı’nın ‘yalan’ ifade verdiği iddia ediliyor. Altaylı’nın eski bir siyasetçi aracılığıyla, Hablemitoğlu ile 3 ayda birden fazla kez görüştüğü, görüşemelerde Mustafa Özcan’la birlikte oldukları da yine yoğun HTS trafiği kayıtlarıyla tespit edildiği ileri sürülüyor.
Enver Altaylı FETÖ’nün üst düzey yöneticisi olan Mustafa Özcan ile yurtdışına FETÖ mensubu bir MİT’çiyi kaçırmaya çalıştıkları gerekçesiyle tutuklanmış, görülen dava sonunda Altaylı 23 yıl 4 ay hapis cezası almıştı.
Öte yandan eski AKP’li milletvekili Ramazan Toprak ve Halil Şıvgın’ın Hablemitoğlu ile görüşerek Köstebek kitabının 3 Kasım 2002 seçimleri sonrasında yayımlanmasını istedikleri biliniyor.
ENVER ALTAYLI’NIN İFADESİNİN TAMAMI
İşte Enver Altaylı’nın 2016 yılında Necip Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili ‘tanık’ sıfatıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifade:
“Ben 1944 doğumluyum. Milli İstihbarat Teşkilatı’na uzun yıllar hizmet ettim. 1963 yılında 1459 harp okulu öğrencisi ile birlikte Talat Aydemir’in darbe teşebbüsü sonrasında o tarihte beraat etmemize rağmen ihraç edilmiştik. İhraç sonrası Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdim ve 1967 yılında mezun oldum. 1968 yılında Fuat Doğu beni MİT’e kazandırdı. Yurt dışında devlet olanakları ile eğitim gördüm. O dönem soğuk savaş yıllarıydı. Sovyetolog eğitimi gördüm. Alman dilini, Rusçayı, tüm Türk lehçeleri ve daha sonrasında da İngilizceyi öğrendim. 1974 yılında istifa ettim ancak zaman zaman çeşitli operasyonlarda görev aldım. Bunun dışında rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal ve Süleyman Demirel ile de çalıştım. Onlara bilgi notları hazırladım. Devletin Sovyetler Birliği’ne karşı siyasi politikaları ile ilgili de raporlar hazırladım. Bu konu ile ilgili yaptığım çalışmalara Özden Sanberk tanıktır. Bunun dışında birçok başbakanımızın yurt dışındaki daha doğrusu Orta Asya’daki gezilerini ben hazırladım.
Özbek Devlet Başkanı Kerimov dostum ve arkadaşımdı. Aynı zamanda danışmanlığını da yaptım.
1979-1980 yıllarında Halil Şıvgın’ı Hergün Gazetesi’nden Genel Yayın Yönetmeni ve Baş Yazarı iken tanıdım. Kitap pazarlaması yapıyordu. Halil Şıvgın’ın bakanlığı döneminde kendisiyle bir bağlantım olmadı. Daha sonraki dönemlerde de bürosuna çok sık gitmişliğim yoktur. 2000’li yıllarda zaman zaman gidiyordum. Halil Şıvgın’ın ifadesinde belirttiği gibi onun bürosunda Necip Hablemitoğlu ve Ramazan Toprak ile karşılaşmam olmadı. Necip Hablemitoğlu ile ise hiç görüşmedik.
Mustafa Özcan’ı 1990’lı yıllarda tanıdım. O dönem başbakanımız olan Süleyman Demirel beni arayarak Orta Asya’dan gelen Türk Cumhuriyetlerindeki öğrencilerin yurtlara yerleştirilmesi ile ilgili benim yardımımı istedi. Bana ‘Seni Diyanet kadrosundan birisi arayacak, bu öğrencilerin yurtlara yerleştirilmesi hususunda sana yardımcı olacak’ dedi. Sonrasında beni Mustafa Özcan aradı. Biz bu çalışmayı Mustafa Özcan ile yaptık. Ben Mustafa Özcan’ın o tarihte Fetullah Gülen Cemaati’nden olduğunu bilmiyordum. Benim Fetullah Gülen Cemaati’nin (Gülenist) kuruluşlarıyla hiçbir alakam olmamıştır. Gazetelerinde yazı yazmadım. Cemaatin birçok yayın kuruluşu ve kitap dağıtım firmalarında da kitaplarım satılmamıştır. Satılması için de bir görüşmem ve teşebbüsüm olmamıştır. Sadece 2010 yılında eğitim ile ilgili bir vakıfları bana Antalya’da bir konferans teklifinde bulundu. Zamanımın olmadığını belirterek bu teklifi reddettim.
2008 yılında çıkan ‘Büyük Oyundaki Türk Enver Altaylı’ isimli kitabımda cemaat ile ilgili hiçbir lehte beyanım da olmadığı, kitabım okunduğunda anlaşılacaktır.
(Halil Şıvgın’ın 11/10/2016 tarihli ifadesi soruldu)
Benim Mustafa Özcan’ı Halil Şıvgın’ın ifadesinde iddia ettiği gibi Necip Hablemitoğlu ile görüştürmek için bir girişimim olmamıştır. Ayrıca Mustafa Özcan’ın belirtilen tarihlerde toplum içerisindeki itibarı sebebiyle Necip Hablemitoğlu ile görüşebilmesi için bir aracıya da ihtiyacı bulunmamaktadır. Bunun dışında Ramazan Toprak isimli AK Partili Milletvekili olduğu belirtilen kişiyi de hiç görmedim ve tanımıyorum. Ramazan Toprak ve Necip Hablemitoğlu’nu televizyon programlarından ve kitaplarından biliyorum. Şu anda kullandığım telefon numarası 0 532 … .. ..’tür. Bu hat 1993-1994 yıllarından bu yana kullandığım hattır. Bu numara daha önceden kız kardeşimin üzerine kayıtlı idi, sonrasında kendi üzerime aldım. Şengül Hablemitoğlu’nu da tanımam. Kendisiyle herhangi bir görüşmem olmadı.
Halil Şıvgın ile yaptığımız bir sohbet sırasında Halil Şıvgın Necip Habletmioğlu ile birlikte Mustafa Özcan’ı görmek istediklerini, aracı olmamı istedi. Ben Mustafa Özcan’ı tanıdığımı ancak cep telefonunun bende olmadığını, bu nedenle yardımcı olamayacağımı söyledim. Halil Şıvgın’a Mustafa Özcan’ın çalıştığı holdingin adını söyledim. Santralinden kendisiyle görüşebileceğini söyledim. Mustafa Özcan’ı ben o tarihlerde çalıştığı, İstanbul’da bulunan Sema Hastanesi’nin yöneticisi olması sebebiyle birkaç defa aramıştım. Arama sebebim de Özbekistan’da benim ve Türkiye’nin dostu olan eski Dışişleri Bakanı’nın (Ubeydullah Abdurrazzakov) tedavisiyle ilgili olarak aramıştım. Bu konu ile ilgilenmemi Sayın Süleyman Demirel istemişti. Daha sonra Mustafa Özcan ve Halil Şıvgın ile ayrı ayrı görüştüğümde Necip Hablemitoğlu, Mustafa Özcan ve Halil Şıvgın’ın görüşmeyi Nenehatun’da bulunan Halil Şıvgın’ın bürosunda yaptıklarını öğrencim ancak tam tarihini hatırlamıyorum. Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesinden kısa bir süre önce Alman Vakıfları ile ilgili yazmış olduğu kitabın yayınlanmasından sonra görüştüklerini hatırlıyorum.
Mustafa Özcan ile görüşmelerimiz çok sık değildir. Sadece daha önce yukarıda bahsettiğim gibi Orta Asya’daki Türk öğrencilerin Türkiye’de barınmalarını sağlaması sebebiyle yaptığımız görüşmelerdir. Ayrıca Mustafa Özcan benden Özbekistan’da Türkmenist Okulların faaliyette bulunmasına yardımcı olmamı istedi. Ben bu okulların yararlı olduğunu düşünmediğim için bunu Özbeklerle paylaştım. Bu sebeple Özbekistan’da bu okullar kapatılmıştır. Türk Cumhuriyetleri içerisinde Fetullah Gülen’in faaliyette bulunmadığı tek ülke Özbekistan’dır.
Bunun dışında, sorduklarınızla ilgili başka bir bilgim ve görgüm yoktur.”
‘ben suçsuzum hakim bey’
hırsız ben çaldım demez.