İstikşafi görüşmeler ya da görüş-meme-ler

featured
service

Dr. Semih Dikkatli yazdı…

Sigal’in de belirttiği gibi, karşılıklı ilişkiler, misillemeler, müzakereler ve tehditlerden öğrenebileceğimiz şey şudur: Diplomasi, ancak iyi niyetle uygulandığı vakit işe yarar.

Amerika’nın önde gelen 20. Yüzyıl filozoflarından John Dewey’e göre “siyaset, büyük iş dünyasının toplum üzerine düşen gölgesidir” ve güç “özel bankalar, toprak ve sanayi üzerinden şahsi kar elde etmeye çalışan; basın, basın mensupları ile diğer kamuoyu yaratma ve propaganda araçları tarafından desteklenen iş dünyasının elinde durduğu sürece de böyle olmaya devam edecektir.”

Türkiye’de de durum farklı değildir. Siyaset hem iş dünyasını hem de basının neredeyse tamamını kontrol eder. Bu kontrol sadece siyasi iktidar eliyle değil, muhalefet -az sayıda farklılıklar dışında- ile de sağlanır. Yani iktidarın sahip olduğu kadar bir kontrol içermese de muhalefet partileri de önemli ölçüde sermaye ve basın organı üzerinde kontrole sahiptir. İşin can sıkıcı yanı ise; hem iktidarın hem de muhalefet partilerinin bu kontrol konusunda duydukları memnuniyet nedeniyle aynı değirmene su taşımaktan kaçınmamalarıdır.

Chomsky, Tortilla adlı makalesinde; “ABD’nin tek parti sistemi var; iş dünyası partisi. Bunun da Cumhuriyetçiler ve Demokratlar olmak üzere iki fraksiyonu bulunmaktadır” saptamasını yapar. O halde bizim ülkemizde durumun farklı olduğunu neden düşünelim?

Bizde de sermaye ve o sermayenin fraksiyonu olan siyasi partiler ve o partilerce kontrol edilen medya bulunmaktadır. Bu sistem uzun yıllarca “tavşana kaç, tazıya tut” oyununu bize demokrasi diye yutturmuş ve hepimizin dolaylı veya direkt olarak rızasını imal etmiştir. Biz kendi hür irademizle seçtiğimizi düşündüğümüz siyasetin oyuncağı halindeyiz oysa…

Şimdi durup dururken bunlardan niye söz ettiğimi düşünenler olabilir. Söyleyeyim…

Bugün neredeyse muhalefetin elinde tuttuğu tüm medya organları ve uzantılarında ve sosyal medya trollerinin paylaşımlarında karşımıza bir fotoğraf çıktı. Bu fotoğrafta Ahmet Davutoğlu, Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu bir yuvarlak masa çevresinde oturmuş halde görüntü vermişlerdi. Masanın düzeni öylesine iyi ayarlanmıştı ki şaşırmamak elde değildi. Bir kere yuvarlak olması, sandalyelerin eşit dilim aralıklarıyla konulması, yüzlerin birbirine aynı açılarla bakması filan nefis bir kurguydu. Daha buradan bile AKP iktidarının eski başbakanı-dışişleri bakanı ve Suriye felaketinin baş sorumlularından biriyle hem Akşener hem de Kılıçdaroğlu’na eşit statü veriliyordu. Sadece bu fotoğrafla bile seçmenin rızası imal edilmeye başlanmıştı bile… Bir reklam repliği gibi açık bir fotoğraf…

“Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı bankasıyız.”

Bundan önceki günlerde aynı Kılıçdaroğlu HDP kurmaylarıyla benzer pozlar vermekten kaçınmıyor ve aslında kendisini seçecek sermaye ve uzantısı medya kuruluşlarına gülücükler dağıtıyordu. (Bu kuruluşların hangi ülkelerden nasıl fonlandıkları konusunu ayrıca birileri elbette tartışacaktır.)

Zamanında “İstikşafi Görüşmeler” adı altında aylarca bir çözüm çıkaramadan halkı oyalayan ve sonunda iktidarı yine AKP’ye bırakacak seçimin yolunu açan siyasiler şimdi yuvarlak masa çevresinde ve herkes pek memnun…

Sizce bu görüş-meme-lerden muhalefet mi iktidar çıkar, yoksa mevcut iktidarın yeniden yolu mu açılmaktadır?

Geçmiş “İstikşafi Görüşme”yi düşünürsek, ikinci sonuç daha olası gibi…

Nasılsa hepimizin rızasını imal edecek medya full kadro emirlerinde.

Peki bu sonuçtan bizi ne korur? Hiç mi kurtuluşumuz yok?

Demokrasinin ve onu temsil eden tüm kurumlarının içinin boşaltıldığı şu günlerde en tehlikeli şey tarihi unutmaktır. Tarihi unutkanlık çok tehlikeli bir olgudur, zira ahlaki ve entelektüel dürüstlüğü zayıflatmakla kalmaz, aynı zamanda ortaya çıkacak yeni suçlar için de zemin hazırlar.

O nedenle size tarihinizi hatırlatan, geçmişte yaşanan kepazelikleri özgürce dile getiren, korkmadan, kelle koltukta doğrulardan yana olan ve sayıları giderek azalmış aydınlara kulak vermek ve onlara sahip çıkmaktır kurtuluşumuz.

Yoksa daha çok çeşitli yuvarlak masa toplantılarıyla fikrimizin sınırları belirlenir ve bizler demokrasi diye diye emperyalizm için oy kullanmaya devam ederiz. Oyumuzu kime atarsak atalım aynı cebe gittiğini unutmadan, yeni ve mili alternatifler yaratmak zorunda olduğumuzu unutmadan geleceğe umutla bakmalıyız.

Doğarız elbet küllerimizden, kimsenin bizi maniple etmesine ihtiyacımız yok. Kendi sesimize, vicdanımıza kulak versek yeter bence…

İstikşafi görüşmeler ya da görüş-meme-ler

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

3 Yorum

  1. 4 ay önce

    Çare: Veryansin

    Cevapla
  2. 4 ay önce

    İstikşafi ne demek Bu sözcüğün Türkçesi yok mu. Anlamını bilen bu yoruma yazabilirmi acaba. Saygılar.

    Cevapla
  3. 4 ay önce

    Bu fotoğrafın bende yaptığı çağrışım!
    ÇOK PARTİ, İKİ İTTİFAK, TEK SEÇENEK.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!