Kabil görevi SADAT'a mı?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Türkiye-Katar-Taliban hattında devam eden Kabil Havalimanı’nın güvenliğiyle ilgili görüşmelere ilişkin dikkat çeken bir mesaj verdi. Çavuşoğlu ‘Herkesin emin olacağı şekilde güvenliğin tesis edilmesi gerekiyor. Bunu Taliban'a ilettik. Özellikle havaalanının içinde güvenliğin tesis edilmesi gerekiyor. Bu konuda uzman şirketler de var.’ dedi. Çavuşoğlu ‘şirketler’ açıklamasıyla SADAT’a mı işaret etti?

Kabil görevi SADAT'a mı?

VERYANSIN TV

Ankara-Washington hattında başlayan ancak Taliban’ın Afganistan’da kontrol sağlamasının ardından örgüt ile Türkiye ve Katar arasında devam eden Kabil Havalimanı’nın işletilmesi ve güvenliğinin sağlanmasıyla ilgili önemli bir gelişme yaşandı. 

‘UZMAN ŞİRKETLER VAR’

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ‘Herkesin emin olacağı şekilde güvenliğin tesis edilmesi gerekiyor. Bunu Taliban'a ilettik. Özellikle havaalanının içinde güvenliğin tesis edilmesi gerekiyor. Bu konuda uzman şirketler de var.’ dedi.

Geçen hafta Middle East Eye’nin iddiasına göre Türkiye, Taliban ve Katar arasında “taslak anlaşma”ya varılmıştı. 

Halihazırda yalanlanmayan haberde anlaşmanın maddeleri şöyle sıralanmıştı. 

-Türkiye Taliban’ı Afganistan’ın meşru hükümeti olarak tanıyacak

-Türkiye ve Katar havalimanını ortak olarak işletecek

- Ankara havalimanının güvenliğini, personeli eski Türk askerleri ve polislerinden oluşacak özel bir güvenlik şirketi aracılığıyla sağlayacak.

Haberde iddia edilen özel güvenliğin kamuoyunda sık sık gündeme gelen Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin (SADAT) tarafından sağlanıp sağlanmayacağı merak konusuydu…

Çavuşoğlu’nun açıklamasının ardından gözler bir kez daha SADAT’a çevrildi…

SADAT KİMDİR?

Suikast ve gayri nizami harp eğitimi veren SADAT’ın kurucusu 1996 yılında irticai faaliyetlerden dolayı TSK’dan emekli edilen eski Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi…

'İslam birliği için Mehdi hazretleri gelmeli. Onun gelmesi için ortamı hazırlıyoruz' sözeriyle tepki çeken Tanrıverdi, şirketinin amacını 2012’de şu ifadelerle anlatmıştı:

“Türkiye’nin köklü askeri gelenekleri ve birikimini ihtiyacı olan ülkelere aktarmak. Kendi deneyimi ve birikimi olmayan ülkelerin silahlı kuvvetlerinin eğitim, strateji gibi ihtiyaçlarını karşılayacağız. Dünyada örneği çok. Türkiye’de ilk olacak.”

Tanrıverdi’nin kurucusu olduğu SADAT’ın para karşılığında Suriye’deki silahlı gruplarını eğittiği iddiası da basına yansımıştı.

AÇILIM DESTEKÇİSİ

15 Temmuz ABD/FETÖ darbe girişimi sonrasında Cumhurbaşkanı’nın Başdanışmanlığı görevine getirilen Adnan Tanrıverdi’nin, PKK ile yapılan “açılım” sürecine destek verdiği, eyalet sistemini ve Kürtçe eğitimi savunduğu ortaya çıkmıştı.

Tanrıverdi şunları demişti: 

“Devletin kurumlarında ve uluslararası ilişkilerde resmi dil Türkçe olmalı. Ancak Kürtlerin ve diğer etnik grupların kendi dillerini konuşma, geliştirme ve kendi dilinde eğitim yapma imkanı anayasa ile koruma altına alınmalıdır. Kürtçe dilinin geliştirilmesi, devletin kültür programlarında yer almalıdır. Devletin resmi okullarında isteyen Kürt vatandaşlarımıza kendi dilinde eğitim hakkı sağlanmalı, ikinci dil olarak da Türkçe öğretilmelidir. Türkçe eğitim yapan devlet okullarında da ikinci dil olarak Kürtçe dili tedrisata dahil edilmelidir…

Eyyubi Hanedanlığı Devleti’nin simgesinin 16 Türk Devleti’nin simgesiyle birlikte Cumhurbaşkanlığı forsuna 17. yıldız olarak dahil edilmelidir. Kürt kimliği tanınmalıdır. 1982 Anayasası’nın 66. Maddesinde geçen, “Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkese din ve ırk farkı gözetmeden Türk denir” hükmü yerine “Vatandaşlık temel bir haktır. Kanunun öngördüğü esaslara uygun olarak bu statüyü kazanan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır” ifadesine benzer bir hüküm yer almalıdır.”

FETÖ’NÜN TÜRK ORDUSUNA KUMPASLARINI SAVUNMUŞTU

Tanrıverdi, 2010 YAŞ kararları sonrası yazdığı yazıda FETÖ’nün kumpas davalarına şu sözlerle destek vermişti:

“Yeni kadroların en şanssız tarafı; TSK bünyesi içinde, hakkında darbe hazırlığı içinde olmaktan iddianame hazırlanarak suçlanan ve bu iddiaların ciddi bulunarak mahkemeler tarafından kabul edildiği için yargı önünde darbe zanlısı olarak bulunan bir kısım üst düzey komutanların hala aktif görevde olmasıdır. Bu durumu silahlı kuvvetlerimizin ve üst komuta kademesinin başını ağrıtmaya devam edecektir. İfadeye çağrılmalar, yakalanma ve tutuklanma kararları, bu kararlara uyulmaması gibi sebeplerden dolayı TSK’nın üst komuta kademesi yeni dönemde de suçlanmaya devam edecektir. Gönül isterdi ki YAŞ toplantısı bu meseleye son noktayı koysun. Şaibe altında olanlardan TSK temizlensin ve bu yeni dönem temiz bir sayfa ile başlasın. Tabii bu gerçekleşmedi. Şimdi yeni komuta kademesi darbecilikten yargılanan subay ve generalleri kendi isteği ile emekliliğe zorlamalıdır. Emekli olmayanları da Aralık 2010 Şurasında re’sen emekli etmelidir.”

Ergenekon kumpasında FETÖ’cü hakimlerin verdiği cezaların yetersiz olduğunu da savunan Tanrıverdi, “TSK dış konulara odaklanıp, asli görevine dönmesin, Türkiye bölgede güçlü olmasın diye Ergenekon’da cezalar fazla ve haksız propagandası yapılıyor. Geleceğimiz için çok dikkatli olmak lazım” demişti.

Balyoz davasında, sanıkların Anayasa Mahkemesi tarafından tahliye edilmesi sonrası bile davayı savunan yazılar yazmıştı.

NEJAT ESLEN YAZMIŞTI

Veryansın Tv yazarı Nejat Eslen 23 Haziran'da kaleme aldığı 'Kabil Havaalanının güvenliğini SADAT sağlasın' başlıklı yazıda, 'Mehmetçik’i gurbette  Taliban’ın insafına bırakmayalım, riske atmayalım' uyarısında bulunmuştu.