‘Kadrolu’ hibeciler

featured

Eray Çelebi yazdı…

Türkiye’nin kronik sorunlarından biri de kişisel menfaat grupları… Kamu kaynaklarını çıkar amaçlı kullananlar…

Bazen ihaleyle, rüşvetle, bazen de kanunları esneterek…

Ancak bunu, göstere göstere yapanlar enderdir.

Bugün size bu eşine az rastlanan usulsüzlüklerden birini anlatacağız: Avrupa Birliği hibeleri…

Önce kısaca mekanizmadan bahsedelim:

Aralarında Türkiye’nin de olduğu üye ve aday ülkelerin verdiği paralar ve AB’nin bütçesinden ayrılan kaynakla bir hibe havuzu oluşuyor.

Buradaki detay önemli. Türkiye’nin cebinden para çıkıyor. Yani havuzdaki para yalnızca Avrupa Birliği’nin değil.

Ardından Avrupa Birliği, havuzdan katkı sağlayan ülkelere fon ayırıyor.

FON BU 2 PROGRAMLA DAĞITILIYOR

Ankara’ya ayrılan kaynak, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’na bağlı Türkiye Ulusal Ajansı’na geliyor. Ve Ajans fonu 2 temel programla dağıtıyor: “Erasmus Plus” ve “Avrupa Dayanışma” Programları…

“Erasmus Plus” sonuçlarını yazmıştık.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a ait olan vakıflar, 6 milyon TL’nin üzerinde hibe aldı. İlim Yaymacılar da listedeydi.

*********

İSİM VAR RAKAM YOK

“Erasmus Plus” sonrası, başvuru yapan proje sahipleri Avrupa Dayanışma Programı sonuçlarını merakla bekliyordu.

Milyonluk hibeleri kim alacaktı?

Sonuçlar açıklandı. Listede yine tanıdık bir isim; Bilal Erdoğan’ın vakıfları…

Şaşırmadılar…

İlk göze çarpan şey ise şuydu:

Kurumlar/kuruluşların isimleri var ama rakamlar yoktu.

Kim ne kadar hibe almış belli değildi.

Neden daha önce olduğu gibi açıklanmamıştı?

HİBE ALDIKLARI KURUMUN EĞİTMENİLER!

Listeye bakmaya devam ettiler.

Hibe almaya hak kazanan kurumların bazı başkan/yönetici isimleri dikkatlerini çekti:

-32 numarada Sivil Toplum Destekleme Derneği Başkanı Nuriye Memişoğlu ve aynı derneğin eski başkanı Abdülkadir Ergün

-72 numarada Antalya Valiliği Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmet Müdürlüğü’nün proje koordinatörü Serap Yeter

Bizim için olmasa da AB hibelerini takip eden, aylarca bir projenin üzerinde çalışıp, hakkıyla hibe almak isteyenler için çok tanıdık isimlerdi.

Niye mi?

Çünkü eğitmenleriydi!

Yani, hibe aldıkları Türkiye Ulusal Ajansı’nın “görevli kadrosu”ndaydı!

Hem eğitim veriyorlar hem de hibe alıyorlardı!

************

Peki, Ulusal Ajans içerisindeki menfaat grubu, bu isimlerle mi sınırlı?

Hayır…

Küçük bir araştırmayla 2 isim daha keşfettik:

Aytaç Uzunlaş, İbrahim Dikici…

Yeni açıklanan listede değiller ancak onlar da eğitimci… Son yıllardaki hibelerden yararlanmışlar.

Söz konusu 5 isimden bazıları doğrudan Türkiye Ulusal Ajansı’nın etkinlikleri için eğitim verirken, bazıları da Ajans’a bağlı faaliyet gösteren “Eurodesk”in irtibat görevlisi olarak yetkilendirilmişler.

Eurodesk, Ulusal Ajans’ın yerel kolu işlevi gören bir bilgilendirme ağı. Bu ağa katılan kurum ve kuruluşlar Ulusal Ajans’ın yereldeki temas noktaları olarak kabul ediliyor. Yani bir anlamda “temsilci.”

İLAN ETMİŞLER!

Şimdi bu çarpık ilişki ağının belki de en ilginç yanına geliyoruz.

Eurodesk’in temas noktaları, yani bizim ifademizle Ulusal Ajans’ın “temsilcilikleri” -kuruluş adı, irtibat yetkilisi ve adı soyadıyla- kendi sayfalarında ilan edilmiş!

Yani açıkça “Bizim ‘temsilcilik’ verdiğimiz eğitmenlerimiz şu kurumlarda çalışıyor, ama biz bunda herhangi bir sorun görmüyoruz, bu kurumlara hibeyi veriyoruz” diyorlar!

Göstere göstere bir menfaat grubuna sağlanan ayrıcalık…

Kamu kaynaklarının çıkar amaçlı kullanılması…

Bunun adı yolsuzluk değil midir?

Gerçi….

Sanıyoruz ki, yolsuzluk da kelime mezarlığındaki yerini çoktan aldı.

Zira içi boş; karşılığı, kullanan kişilerin kattığı anlamla orantılı…

Sizce hukuka uydurulmuşsa, legal ve “şeffaf” ise yolsuzluk yok mudur?(!)

‘Kadrolu’ hibeciler

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!