Kanal İstanbul’un en önemli gerekçesi bizzat AKP raporuyla çöktü!

Hükümetin Kanal İstanbul projesine en önemli gerekçe olarak İstanbul Boğazı'ndaki gemi kazalarını gösteriyordu. Bizzat AKP tarafından hazırlatılan raporda, gemi kazalarının Kanal İstanbul'da daha büyük risk yarattığı ortaya çıktı.

Kanal İstanbul’un en önemli gerekçesi bizzat AKP raporuyla çöktü!

AKP tarafından, Yüksel Proje adlı firmaya hazırlatılan ve Fransız danışmanlık şirketi Artelia’nın da destek verdiği “Kanal İstanbul Projesi İşletme Risk Değerlendirme Raporu”nun detaylarında çarpıcı tespitler yer aldı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından da onaylanan 1220 sayfalık raporda Kanal İstanbul projesi seyir güvenliği, kaza analizi ve çevresel riskler açısından İstanbul Boğazı ile kıyaslandı.

Sözcü’den İsmail Şahin’in aktardığı rapora göre, 45 kilometre uzunluğunda 275 metre genişliğinde ve 20 metre 75 santimetre derinliğinde olacak Kanal İstanbul projesinde gemilerin kaza sıklığı riski en dar yeri 698 metre olan İstanbul Boğazı’ndan daha yüksek.

Raporda yüksek ve maksimum kaza riskiyle ilgili oluşturulan senaryolardan sonra şu değerlendirmeler yapıldı:

“Kanal İstanbul, en zor kısımlarda İstanbul Boğazı’ndan neredeyse 2 kat daha az oranda kazaya meyillidir. Seyir koşulları Kanal İstanbul’da oldukça iyi durumdadır. (Kolay seyire imkan sunan düzgün kanal kıvrımları, düzgün akım şartları gereği hidrolik çevrintilerin son derece az olması, kılavuz kaptan ve römorkör hizmetlerinin varlığı vb.)

Fakat, Kanal İstanbul, İstanbul Boğazı’ndan daha uzun ve dar olduğundan, karaya oturma ve hasar durumlarında konvoydaki bir geminin hasarlı gemiyi geçişine imkan sağlamamaktadır bu nedenle daha büyük bir risk taşımaktadır. Bu nedenden dolayı, Kanal İstanbul’daki toplam kaza sıklığı İstanbul Boğazı ile kıyaslandığında biraz daha yüksektir.

Çevre üzerindeki etkiler İstanbul Boğazı’na eşdeğerdir. Bu riski sınırlamak için acil durum prosedürleri tanımlanmalıdır. Düzenli olarak acil durum uygulamalı simülasyonlar organize edilmeli ve uygun malzemeler sağlanmalıdır.

Yüksek hızlı karaya oturma senaryoları, insani üçüncü taraf ile ilgili felaket sonuçlarına yol açmaktadır. Felaketle anılan bu sonuçlar sadece İstanbul Boğazı’nın kıyı boyu yerleşimi üzerinde etkindir. Dolayısıyla, Kanal İstanbul’un inşası bu riski azaltacaktır. Kanal İstanbul boyunca yeni yerleşimlerin inşa edilmesinin sınırlandırılması bu riski daha düşük hale getirecektir. ”

PETROL HIZLI YAYILACAK

Çalışmada, Kanal İstanbul’daki olası bir petrol sızıntısı yayılımının davranışları incelendi ve İstanbul Boğazı ile karşılaştırıldı. Raporda, “Petrol yayılımı hızı, Kanal İstanbul’da İstanbul Boğazı’ndan daha yüksektir” denilirken, çevresel etki açısından ise bir fark olmadığı belirtildi.

NÜKLEER BİR KAZANIN DOMİNO ETKİSİ…

Raporda Kanal İstanbul’daki hassas alanlar, İstanbul Boğazı’ndan daha az olmasına rağmen, bazı alanların çok hassas ve stratejik öneme sahip olduğu vurgulandı.

Raporda, Küçükçekmece göl kıyısına 500 metre mesafede bulunan nükleer araştırma merkezine dikkat çekildi. Binanın termal, aşırı basınç ve zehirli madde sızıntısı durumları karşısındaki durumu ve Kanal İstanbul ile birlikte acil durum prosedürünün güncellenmesi önerilirken, “Nükleer bir kazanın domino etkileri, İstanbul nüfusu göz önüne alındığında bir felakete yol açabilir” denildi.

Ayrıca, kanalın kuzey girişine yakın konumda planlanan İstanbul Havalimanı pistinin kanala bir kilometreden az bir mesafede olduğuna işaret edildi.