1. Haberler
  2. Analiz
  3. Kapitalizmden neden nefret ediyorum?

Kapitalizmden neden nefret ediyorum?

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Nefret büyük bir kavram; öfkelendiğimiz her durum ya da kişiden nefret edemeyiz.

Nefret sıradan kızgınlık hâlinin çok ötesindedir; köklü nedenleri içerir; bir varoluş sorunu ile ilgilidir.

VAR OLMAK İLE İLGİLİDİR NEFRET

Dolayısıyla bir adam veya kadının kendisini terkeden kişiye karşı biriktirdiği tepki nefret değil, yoğunlaşmış bir öfkedir. Trafikte kavga ettiğimiz, herhangi bir sebeple vuruştuğumuz kişi de mutlak biçimde nefretimizin öznesi olmaz. Ancak sevdiklerimizin canına mâl olan kişi ya da durumlar bir nefret sebebidir.

Yani var olmak ilgilidir nefret.

Ben de tam bu nedenle kapitalizmden nefret ediyorum.

KAPİTALİZM CANLI YAŞAMINI YOK EDİYOR

Kapitalizm insan dâhil tüm canlı yaşamını yok ediyor. Doğası bunu gerektiriyor; emeği, insanı ve toplamda doğayı öldüresiye sömürerek çalışıyor.

Devamlılığını mutlak bir gerçekmiş gibi anlatan âhlak anlayışından dolayı nefret ediyorum kapitalizmden.

Kapitaliste göre kendinden gayrı tüm sistemler bir hayalden öte, eşitlik diye bir şey yok.

Bu çarpuk çurpuk âhlak anlayışını içselleştiren insan, “Eşit bir dünya olamaz. Zaten doğa eşitsiz; kapitalizmden öte düzenler eşitlik getirmez, kapitalist sömürmese, başkası sömürür. Ayrıca milletin malını mülkünün alırlar” diyecek kadar, kendi gerçek ve sınıfsal çıkarını inkâr eder. Düşünsel bir köleliktir yaşadığı… Kapitalizmin uyguladığı ekonomik zor aklını kullanmasını engeller, dahası sağduyusunu bütünü ile siler.

EKONOMİK ZOR; DÜŞÜNSEL KÖLELİK

İşte bu denli sığ ve cahil olan âhlakı ile geniş insanları kolay yönetilir yığınlar hâline getirdiği için nefret ediyorum kapitalizmden.

Yolda bir adım öne geçmeyi, metroda 5 dakika oturmak için diğerinin çıkış hakkını hiçe sayan, geçebileceği yeterince alan olmasına karşın başkasına sürtünerek geçmeyi hayatın olağan akışından sayan; mesafeye saygıdan bihaber, daha da fazlası, insanlık şuurunu kaybetmiş yığınlar yarattığı için nefret ediyorum kapitalizmden.

Geniş yoksul ve dar gelirli kitleleri, insanlıktan çıkaran, sürekli yarış ve birbiriyle mücadele eden, engellenmişlik duygusu ile bencilleştiren varlıklar hâlinde “metropol” denen yercil ceheneme mâhkûm ettiği için nefretle bakıyorum kapitalizme.

İş sahibi olmayı, işini sürdürmeyi, kendisi gibi sömürülen bir başka ücretli köleyi bertaraf ederek, patronuna pervane olarak sağlamaya çalışan insan tipini sürekli ürettiği için nefret ediyorum kapitalizmden. Kapitalizmin ezerken, ezdiğine daha güçsüz olanı ezmeyi telkin eder; bu mide bulandırıcı ilişkiler ağını hayatın olağan akışı sayar. Kapitalizm insanı insanlığından tasfiye eden, onu paraya ve statüye tamah eden küçük, kaypak bir varlık hâline getiren ilişkiler evrenidir.

KAPİTALİST KÂR, TÜM TEMEL VE YAŞAMSAL HAKLARIN KARŞISINDA

Sağlığı ilaç tekellerine tahvil ettiği için nefret ediyorum kapitalizmden. Parası olmayanın hastane kapılarında ya da kamusal nitelik taşıdığı söylenen sağlık kuruluşlarının koridorlarında baskı ve iş yükünden canavarlaşmış doktor ya da sağlık yetkililerin kayıtsızlığı, çaresizliği altında ölüyor olmasından dolayı nefret ediyorum bu kapitalizmden.

Kanserin pek çok türüne ve en tehlikeli hastalıklara radikal çözüm ürettiği hâlde, Küba’yı baskıladığı için nefret ediyorum bu yalan üreten sistemden. Yaşam hakkını verimli bir kâr, rant alanı olarak gören ilaç tekelleri ve özel sağlık sistemi lehine, ambargolar yoluyla, Küba’nın, ilaçlarını dünyaya ulaştırmasını engelliyorlar.

En temel hak olan barınma, eğitim, sağlık, iş ve iş güvencesi, elektrik, su, ısınmayı satın alınması gereken bir hizmet olarak sunup, kabul ettirdiği için derin bir nefret içerisindeyim tarihin en acımasız sistemi kapitalizme karşı…

İnsanlar para vererek satın almak zorunda kaldıkları bu “hizmetleri” ve tüm bunların temel hakları arasında olduğunu, yani para ödemeksizin almaları gerektiğinin farkında bile değiller. Tüm bunlar biraz düzenli verildiğinde şükrediyorlar ve mevcut yerel, ulusal yönetimleri kutsuyorlar. Kapitalizm insanı bu kadar çaresiz, izandan uzak bir varlığa dönüştürüyor.

ÜRETİMDEN KOPAN, SICAK PARA SPEKÜLASYONLARI İLE DÖNEN BİR SİSTEM

Kapitalist, sosyo politik düzeyde kendine boyun sunan kitleler yaratırken, 20. yüzyılda ulaştığı emperyalist kimliğinin gereği olarak dünyanın tüm kaynak ve zengiliklerini gasp etmek amacıyla bir savaş makinesi işletiyor. Bunun için masumları katlediyor, hastaneleri bombalıyor, anti demokratik etiketi yapıştırdığı yasal ve meşru hükümetlere karşı darbeler düzenliyor. Türkiye’de 12 Mart, 12 Eylül, Şili’de Allende’ye karşı faşit Pinochet darbesi, bugün Venezula devlet başkanı Maduro’ya yönelik darbe ve suikast teşebbüsleri, dün Bolivya’da Morales’e yapılanlar ve bundan sonra yapılması muhtemel müdahale ve komplolar.

Daberciliğin süper masterı ABD, devlet çıkarları için kendi yurttaşlarını bile öldürdü. Küba devrimini yıkmak için tertiplediği Domuzlar Körfezi’ni meşru kılmak için özel ekipleri büyük şehirlerde kendi yurttaşlarını kitlesel biçimde öldürdü. Yalan makinesi marifeti ile bu katliamları Küba devrimci hükümetinin yaptığı propaganda etti.

Kapitalizm dünyayı üretimden koparttı. Sıcak para, borsa, para spekülasyonları üzerinde dönen bir “ekonomik sistem” yarattı. 

Kendini tekrarlayan ve kaybetmeye mâhkûm bir sistem. 

GERÇEK OLMAYAN SÜT ve YOĞURT; HIRSIZLIK TİCARET İLE YENİ KİMLİK KAZANIYOR

Kapitalizmden nefret ediyorum; çünkü markete girdiğimde ederinin en az 5 katı fiyatla aldığım yoğurdun, sütün ve diğer tüm besinlerin gerçek olmadığından neredeyse eminim.

Kapitalizmden nefret ediyorum; çünkü düz hırsızlığı, ticaret marifetiyle yasal hırsızlığa dönüştürüyor: İkiye mâl et, 10’a sat..! Hırsızlığın başka türlüsü… kapitalizm bir düzenbazlık sistemi… bu hâliyle insan ile doğa ve diğer canlılar arasındaki ilişkiyi bozuyor. Tekerleği doğa ve insan yıkımı üzerine yürüyor.

YALAN VE ÇÜRÜMÜŞLÜK ÜRETİYOR

Kapitalizm yalan ve çürümüşlüktür.

İnsanı uyuşturucu ile kumar ve bahis oyunları ile çürütür. Adım adım yok oluşa götürür. Üretmeyen, hatta üreteni küçümseyen, kolay yoldan para kazanmayı marifet sayan “küçük zenginler, hilkat garibeleri yaratır.

İnsanı kendi doğasına yabancılaştırarak, kendini tehdit etmeyen, kolay yönetilir yığınlara dönüştürür.

KAPİTALİZMİN MEZAR KAZICILARI

Bugün eşcinselleğin bir moda gibi sunuluyor olması, unisex akımın hayatın her alanında olağan hâle getirilmesi, eşcinselliği bayrak yapan örgütlerin sistemin muhalifi olarak gösterilmesi, kapitalizmin kendi mezar kazıcılarından kurtulma çabasının, yani kendini ebedi kılma düşünün bir parçasıdır. 

Kolay yoldan para kazanmanın teşvikcisidir. Erdemli olmayı, çıkarcı ve kurnazlıkla yer değiştirir. Büyük hırsızların hırsızlıklarını, küçük hırsızlar yaratarak meşrulaştırır.

Bundan dolayı, 12 Eylül’ün sivil başbakanı Özal, “Benim memurum işini bilir” diyerek hırsızlığın, rüşvetin önünü açmıştı.

‘İNSAN İNSANIN KURDUDUR’ DER, İNSANI İNSANA DÜŞMAN EDER

“İnsan insanın kurdudur” der, yani insanı insana bitmeyen bir hainlikle düşman eder. Hayatın böyle olduğunu, değişmeyeceğini telkin eder.

Kapitalizmin sufli âhlakıdır bu; kapitalist için iyi insan yoktur, hep daha fazla kâr isteyen sermayenin “kutsal” çıkarları vardır. 

İnsanı kötücül bir varlığa dönüştürürken, insanın hümanist özünü inkâr eder. İnsanın iyi olamayacağını propaganda eder, kötülüğü kendi sömürü ağından yalıtıp, sıradan insanın sırtına yükler ki kimse kapitalist sistemi suçlamasın; herkes hayatın böyle işlediğini, hep böyle olduğunu ve kalacağını düşünsün.

SÜREKLİ YALAN ÜRETİR, SÜREKLİ TÜKETEN İNSAN İSTER

Kapitalizm, her aşamada, insanı sürekli tüketen, ama dünya ve hayat üzerine düşenme yeteneğinden uzak duran calılara dönüştürüyor. 

Cep telefonunu, arabayı, eşyayı tüketen, markalarla statü elde etmeye çalışan insan tipini üretiyor. Oysa gelişmiş insan edebiyatı, kitabı, tiyatroyu, sanatı tüketir. 

Kapitalizm dünyanın damını deldi. Yüksek kâr hırsı, otomotiv endüstrisi, kimyasallar, emisyon salınımları ozon tabakasında delikler açtı.

Bu nedenele, bugün, insanlık ve canlı yaşamı küresel iklim krizinin derinliğinde yokoluş ile karş karşıya; kapitalist ise Mars’ta yaşam üniteleri ve plantasyonlar kurarak kendini kurtarmanın derdinde.

Bütün sınıflı toplumlar içerisinde en yalancı olanı kapitalizmdir. 400 yıldır insana sunturlu yalanlar söylüyor.

Önce enformasyon ve bilgi iletişim teknolojileri aracılığı ile, şimdi dijitalleşme ve yapay zekâ üzerinden sistemin değiştiğini, dünyanın eşit ve özgür bir seviyeye geldiği yalanını söylüyor.

Kendisini aşacak sistemi ise “sizin arabanızı, evinizi, arsanızı alacaklar” büyük yalanıyla kötülemeye çalışıyor.

ÖZEL MÜLKİYET BAŞKA, KAPİTALİST MÜLKİYET BAŞKA…

Oysa sosyalizm kimsenin evi, arabası ya da özel mülküyle ilgilenmez. Sosyalizmin derdi kapitalist mülkiyet ilişkileriyledir. 

Bilimsel sosyalizm, en geliştiği yerde çözülmeye mâkûm olan kapitalist üretim biçiminin daha hızlı biçimde ortadan kaldırma çabasıdır.

Kapitalizm bir yalan üretme makinesidir. 

Kapitalizmden nefret etmekte çok haklıyım: çünkü insanım; eşit ve yalansız yaşamak istiyorum.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. 15 Aralık 2025, 16:52

    Yetmez ! Emp- Kapitalist Sistemin organizatörleri YAHUDİ HANEDANLAR dan da nefret etmen gerekir…Yahudi’nin IRKÇI Dini ve IRKÇI Karakteri ile Kapitalizm arasında ki UYUM u bilmeliyiz.Paradan tefeciliğe, hamiline Seneye,Bankadan Kredi Sistemine, Borsaya,bakanı Borçlanmasına kadar birçok alanda Kapitalizmin KURAL KOYUCULARI dırlar…Marx 1844 de” …Evrensel egemenliğe ulaşan YAHUDİ, yabancılaşmış DOĞA yı ve İNSANI elden çıkarılır KILIP, egoist gereksinimin ve ticaretin KÖLELİĞİNE tabi NESNELER haline getirmiştir.” diyor.YAHUDİ SORUNU ÜZERİNE makalesinde…

  2. 16 Aralık 2025, 19:30

    Sayın Sancar tüm tespitlerinize katılıyorum. Ama ben buna vahşi kapitalizm diyorum. Bildiğiniz gibi 19. 20. yüzyılda Avrupa pek çok ülkeyi sömürge olarak kullandı ve bu ülkelerin bütün zenginlik kaynaklarını kendi ülkelerine aktardılar.

  3. 16 Aralık 2025, 19:46

    Biz okulda Kristof Colomb’u kaşif olarak anlattık öğrencilere, hâlbuki o Amerika’nın yerlisi kızılderililerin kökünü kazıdı. Afrika’dan taşıdıkları insanları da yıllarca köle olarak kullandılar. Günümüzde de İsrail’in Filistinlilere uyguladığı soykırımı bütün dünya izliyor ve ne acıdır ki ABD ve Avrupa hiç birşey yapmıyor.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!