1. Haberler
  2. Analiz
  3. Karadeniz’deki güvensizlik hali en çok iki ülke arasında ikili ticareti vuruyor

Karadeniz’deki güvensizlik hali en çok iki ülke arasında ikili ticareti vuruyor

featured

Okay Deprem yazdı…

Karadeniz’in kuzeyinde birkaç senedir devam eden savaş hali tüm gemi taşımacılığını ve de haliyle dış ticareti tam anlamıyla alt üst etmiş durumda. Son yıllarda başlayıp, maalesef ki peyderpey yaygınlaşmaya başlayan, ancak ağırlıklı olarak bu sene boyunca iyiden iyiye artan ve hemen hemen tamamı Ukrayna tarafından atılan insansız deniz ve hava araçları vasıtasıyla gerçekleştirilen ve de çoktandır doğrudan nakliye, kuru yük gemileri ile tankerleri hedef alan silahlı saldırılar neticesinde şimdiden, çok farklı ülkelere ait ve sayısız ülkenin malını karşılıklı taşıyan bir dolu gemi vurulurken, onlarca personeli de hayatını kaybetti ve çeşitli şekillerde yaralandı. 2022 yılına kadar adeta bir “barış denizi” olarak görülegelen Karadeniz’deki asayiş halinin, 2. Cihan Harbi’nden bu yana, hiç olmadığı kadar kötüleşmesi, yarattığı tüm can ve mal kayıplarının dışında toplamda tek tek ülkelerin ikili ticaretlerine tesir ediyor. Bunun başında da tahmin edileceği gibi, Karadeniz ticaretinin iki temel ve büyük aktörü Türkiye ve Rusya geliyor.  

KARADENİZ’DE İKİ ÜLKE ARASINDAKİ KARŞILIKLI TİCARET EPEYDİR DURMA NOKTASINA GELDİ

Kiev Yönetimi’nin ısrarla Rusya ile diğer ülkeler arasındaki her türden sivil ve ticari gemiyi ciddi ciddi vurmaya başlaması sonucunda Türkiye-Rusya arasında deniz üzeri karşılıklı ticaret aylardır adeta durma noktasına gelmiş durumda. Bunun da tahmin edileceği gibi, ilk etapta vurduğu sektörlerden birisi yaş meyve ve sebze. Söz konusu alana dahil olan ürünlerin bir kısmı eskiden beri Türkiye’den Rusya’ya ihraç edilirken ve düne kadar söz konusu trafiğin kayda değer bir kısmı doğal olarak gemiler üzerinden yerine getirilirken, son birkaç aydır ticaret tamamıyla kara yoluna dönmüş durumda. Türkiye’den Rusya’ya Gürcistan üzerinden giden tarihi “Askeri Yol” üstünden sürdürülmeye çalışılan ithalat (Rusya açısından) haliyle günler sürerken, düne kadar olmayan, normal şartlarda çok daha pratik ve hızlı olan deniz yoluna nazaran bir dizi sıkıntı, dezavantaj ve engeli de beraberinde getirmiş durumda. İşte tüm bunları yerinde, mevcut ve güncel problemlerin en çok hissedildiği yerlerin başında gelen HAL’de görmek amacıyla, Krasnodar Vilayeti’nde yer alan ve aynı adlı eyalet başkentine de pek uzak olmayan, Güney Rusya’nın en büyük HAL’ine, doğrudan yetkililerle genel durumu konuşmak üzere gidiyorum birkaç hafta önce. 

RUSYA, AZERBAYCAN’DA MAZOT ALINMASINA HOŞ BAKMAZKEN, GÜRCÜ TARAFI HABİRE CEZA YAZIYOR

Krasnodar şehrine nispeten yakın HAL’e gittiğimde ilk dikkatimi çeken burada hala ve sürekli çalışan Türklerin görece çokluğu oluyor. Uzak ara eskisi kadar olmasa da halen bir dolu Türkiye plakalı TIR da, etrafı kısa bir turlamaya başladıktan sonra hemen dikkatleri çekiyor. İlk olarak Hataylı şoför ve tüccarlara denk geliyorum. Örneğin, aralarından ismini Seyhan Kaya olduğunu öğrendiğim birisi Hatay’dan kalkan bir TIR’ın Avrupa Rusyası’nın merkezine gelene kadar maliyetinin ortalama 6000 – 7000, kimi zaman ise 8000 – 9000 doları bulduğunu söylüyor. Nitekim özellikle Azerbaycan güzergahını kullandıklarında Rusya tarafında çoğu zaman yüzlerce dolar ceza ödediklerinden bahsediyor. O esnada gene Türk grubundan adını Zafer Sahutoğlu olarak öğrendiğim bir başkası konuşmaya dahil oluyor. Ona neden ceza verdiklerini soruyorum. Rusya tarafının ceza kesme gerekçelerinden birisinin Rusya’da değil de Azerbaycan’da mazot almaları olduğunu söylüyor. Net cezaların kimi zaman 2000-2500 dolarlara kadar çıkabildiğine dikkat çekiyor. Bu arada orta istikamete kıyasla çok daha uzun olmasına karşın, Hazar Denizi kıyılarının bazen tercih edilmesinin temel sebebinin, Gürcistan yolunun çok eski, zor ve riskli; üstüne üstlük de, uzun kış aylarında çoğu zaman kapanabilen bir yapıda olması olduğunu dile getiriyor. Öte yandan Gürcistan’da, TIR’lara yazılan keyfi ve “şişirme” cezalar da cabası… 

LİDER, KALYON GİBİ BÜYÜK TÜRK ARMATÖRLERİN GEMİLERİ DE VSU SALDIRILARINDAN NASİBİNİ ALDI

Zafer Bey’e mazot fiyatlarının alıp başını gitmesi meselesini soruyorum. Hatay’dan çıkan bir TIR’ın Moskova’ya gidiş gelişinin, sürücünün ücret ve yevmiyesi de dahil olduğunda 7000-8000 dolarlara kadar çıkabildiğini belirtiyor ve devamında, her şeye rağmen Rusya Federasyonu topraklarında bir Gürcistan ve Azerbaycan kadar keyfi, sürekli ve fahiş cezaların kesilmediğini vurguluyor. Derken ortak konu dönüp dolaşıp, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin (VSU) denizdeki malum SİHA saldırılarına geliyor. Bu hususta dile getirdikleri hakikaten de çarpıcı: Bu seneye kadar, geçen yıl dahil, denizde seyrüseferdeyken tepelerinden daha ziyade İHA’ların keşif ve kontrol / gözlem maksadıyla uçmakta olduklarını, ancak bu sene yaza doğru gemilerin silahlı bir şekilde hedef alınmaya başlandıklarını anımsatıyor. Aralarında “Lider”, “Kalyon” gibi Türkiye’nin oldukça tanınmış armatör firmalarının bazılarının isimlerini zikrettikten sonra, onların da pek çok gemisinin son süreçte saldırılara maruz kalıp büyük hasar gördüklerini sözlerine ekliyor. 

30 YIL ÖNCEKİ KAZANÇLAR BUGÜNÜN 10 KATIYKEN ŞİMDİLERDE BAZEN 1500-2000 USD ANCAK KALIYOR

Hataylı şoför ve TIR’cılarla sohbetimiz devam ederken, “Türkiye’nin bütün bu saldırılara neden sessiz kaldığını, Türkiyeli birçok nakliyeci ve tüccarın tüm bunlar karşısında neden seslerini yükseltmediklerini” soruyorum. Buna gerçekten de bir anlam veremediği samimi itirafını benimle paylaşan Zafer Bey, bu yaza kadar meyve – sebze nakliyesinin temel olarak gemilerle yapıldığı için maliyetlerin neredeyse yarı yarıya olduğuna, dolayısıyla ticaretin ağırlığı karayoluna geçtikten sonra maliyetlerin tam tamına yüzde yüz arttığına işaret ediyor. Bu arada merak edip, bugünkü zor şartlarda kar marjlarını soruyorum. Tek bir TIR’da “3000 – 4000 dolar ya kalıyor, ya kalmıyor” şeklinde cevaplıyorlar. Ne var ki, şoför TIR’ın sahibi olmayınca veya ona ortak olmayınca, bir diğer ifadeyle sürücüye ek ücret verildiğinde, onun yeme – içme, vs. masraflarıyla birlikte, daha doğrusu bunlar da çıktıktan sonra nihayetinde net 1500 – 2000 dolar kar ya kalıyormuş ya da kalmıyormuş sonunda. Hem Seyhan hem de Zafer Beyler, örneğin bir 30 yıl kadar öncesinde en az 10 katı kadar para kazanabildiklerini, gelinen noktada ise kimi zaman neredeyse maliyetine yakın iş yapar hale geldiklerinden dem vuruyorlar. Netice itibariyle, giderek iflas eden firma sayısının arttığının hatta katlandığının altını çiziyor her ikisi de ve sohbetimizi dinleyen diğerleri. 

GÜNEY AFRİKA MANDALİNASI 1.5 KAT, ARJANTİN LİMONU DA YÜZDE 30 – 40 DAHA UCUZA MAL EDİLİYOR

Biraz ileride Mahmut adlı Filistin kökenli bir tüccarla tanışıyorum. On yıllardır Rusya’da olduğunu öğrendiğim Mahmut, bölgede üniversite okuduktan sonra baba işine girip meyve – sebze tüccarı olmuş. Bunları konuşadururken, etraftaki kasalarda Çin başta gelmek üzere, çok değişik ülkelerden gelen meyvelere gözüm ilişiyor. Ta Güney Afrika’dan mandalina gelmesine şaşırdığımı gören Mahmut esas şaşkınlığı o dakikada yaşatıyor bana: Türkiye’den gelen mandalinalar, Afrika kıtasının en güneyinden gelenlerine göre tam tamına 1.5 kat daha pahalıya mal ediliyormuş gelinen noktada. Ve bu bağlamda, Rusya’ya son aylarda dünyanın hemen her köşesinden gelen meyve ve sebzeler içerisinde Türk malları en pahalılar sıralamasında çoktan birinciliğe yerleşmiş bile. Biz konuşmayı sürdürürken, bir yandan da yanaşan kamyonlardan boşaltılmaya devam eden meyveler arasında üzümleri gözüm seçiveriyor. Düne kadar Rusya’da haklı bir üne sahip Türk üzümüne çoktan bir rakip çıkmış; İran üzümü, üstelik tam 2 katı daha ucuza!.. Yani İran’dan Krasnodar’a gelene kadar kat edilen mesafe aşağı yukarı aynı olmasına rağmen… Tam o sırada neredeyse dünyanın bir diğer ucu olan Çin Halk Cumhuriyeti’nden gelen meyve ile sebzelerin maliyetlerini soruyorum. Oradan gelenlerin bile fiyatlarının Türk mallarının yüzde 30-40 oranında altında olduğuna dikkat çekiyorlar. Bir diğer örnek ise limon. Türk limonu eskiden beri hem HAL’cilerin hem de Rusyalıların bir numaralı tercihi olmasına karşın, ilgili lokasyona göre gezegeninin en uzak noktası olarak kabul edilebilecek Arjantin’den gelen limonlar dahi Türkiye menşeli muadillerine göre yüzde 30 – 40 nispetinde ucuza mal edilebiliyormuş artık. 

*Devam edecek…

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!