1. Haberler
  2. Analiz
  3. Kaygı değil mücadele! Yaşam güçlü olanlara çözüm sunar

Kaygı değil mücadele! Yaşam güçlü olanlara çözüm sunar

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Şâyet kaygı ve korku insanı bitiren bir duygu olsaydı, milyonlarca yıllık evrim sürecinde doğaya uyum sağlayarak gelişen homo sapiens, bu iki duyguyu da ortadan kaldırırdı. Yani insanlık yaşam önündeki bariyerleri yok ederek büyük ilerleyişini sağladı. Korku, kaygı yokedici olsaydı insan bunun da üstesinden gelirdi.

İçinde bulunduğumuz politik ve ekonomik süreç elbette ki kaygı verici; ama bir kaygı bir derdi çözmez. Ülkemiz ve Cumhuriyetimizin geleceği ile ilgili kaygımız mücadele gücümüzü arttırmalı. Yaşamın gerçekliği bunu gerektirir. Kaygı aynı zamanda itici bir güçtür.

Cumhuriyet yıkıcıları ne kadar saldırırsa saldırsın, devrimleri tamamlama ve tam bağımsız, eşitlikçi bir Türkiye için mücadelemizi en az onların ki kadar kararlı sürdürmeliyiz. Çünkü Cumhuriyeti savunmak, halkı savunmaktır, kamucu âhlaktır, ezilenin yanında olmaktır ve tarih ezilenlerle yürüyenlerin kaybetmediğini gösteren sayısız örnekle doludur.

*****

Konunun kişisel boyutuna baktığımızda iki temel olgu ile karşılaşıyoruz.
Kaygı gelecekte oluşabilecek bir tehlike karşısında ortaya çıkan bir çatışmadır; korku ise şu anda var olan bir tehlike sebebiyle yaşadığımız duygudur.

Belirsizlik kaygıyı doğuran başlıca etkendir.
Gelecekte kötü şeyler olabileceğine dair endişe, geleceksizlik, başarısızlık, kaybetme ve kötüye gitme düşüncesi, kaygı sorununu ortaya çıkaran temel dinamiklerdir.

Kaygı tek başına düşünüldüğünde bir sorun değildir. Pek çok bilimsel araştırma kaygı hâlinin bir sorunu çözme ya da herhangi bir işi yapma konusunda motive edici olduğunu ortaya koymuştur.

Belli düzeydeki kaygı harekete geçiricidir. Çözüme ve sonuca ulaşmayı sağlayan konsantrasyon ve enerjiyi sağlar; sorun kaygının makûl ölçüde tutulamamasıdır.

Aşırı ve sürekli kaygı durumu muhakeme yeteneğini ortadan kaldırır, fiziksel aksiyonu gerçekleştirmeyi sağlayacak enerjiyi de yok eder. Bir korku hâline dönüşür; oysa ortada korkmayı gerektirecek bir tehlike yoktur; bir olasılıktan söz edilebilir. Şu anda gerçekleşmediğine göre, olasılığı ortadan kaldırma şansı vardır ve bunun yolları aranmalıdır.

Bu noktada ne kadar güçlü olduğunuz önemlidir. Kaygıyı kontrol altına almak ya da yönetmek kişilikle ilgilidir. Örselenmiş, aşırı travmatik kişilikler, belki başkalarının yardımıyla aşırı kaygı hâline direnebilmektedirler; fakat temelde insan, kaygılarını ortadan kaldıracak güce ve umuda sahip olmalıdır. Bunlardan yoksun olmak, kaygıların ve sonrasında gelecek korkuların esiri olmak demektir.

*****

Ne kendi küçük hayatlarımızdaki sorunlar ne de memleket meselesi oturup kaygılanarak çözümlenemez.

Güçlü ve umutlu olmak gerekir. Yaşam umudunu kaybetmeyen güçlü insanlar için çözümler sunar.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!