1. Haberler
  2. Analiz
  3. Kıbrıs Barış Harekâtı: 51 yıl sonra 

Kıbrıs Barış Harekâtı: 51 yıl sonra 

featured

Mustafa Özbey yazdı…

Tam 51 yıl olmuş… 15 Temmuz 1974.

Deniz Kurdu tatbikatının Ege Denizi safhasındayız. Ben genç bir üsteğmen olarak Komodor Dz. Kur. Alb. Necmettin Keski’nin harekât subayıyım. Ankara’dan gelen ‘Harekat İvedi Çok Gizli’ bir mesaj, Kıbrıs’ta bir darbe olduğunu, Makarios’un durumunun bilinmediğini ifade ediyor. Deniz Kurdu tatbikatının durdurulduğu bilgisi veriliyordu.

Rotada viyalamak anlamına gelen bu emir üzerine, radyolardan daha ayrıntılı bilgiler almak üzere, telsiz kamarası tam kadro çalışmaya başladı. Durumun çok ciddi olduğu, müdahale edilmediği takdirde Kıbrıs’ta büyük Türk katliamı yaşanacağı anlaşılmıştı. Kısa bir süre sonra Ankara, tatbikatı iptal ederek, birliklerin Yunanistan’a karşı bir savaş için, sefer görev yerlerine intikallerini emretti. Bu emir, İzmir ve Mersin/İskenderun bölgelerinde tertiplenme anlamına geliyordu. Denizde komuta düzeni de bu emire uygun şekilde işleme konuldu.

Kıbrıs’a karşı yapılacak müşterek harekatta görev alacak suüstü, denizaltı unsurları süratle bölgeye intikal ederken, Mersin’de konuşlu Çıkarma Filosu ve Amfibi Alayın da savaş planlarındaki hazırlıkları yaptıkları bilgisini aldık. Kıbrıs harekât sahasındaki görev; deniz, hava, kara unsurlarının katılacağı müşterek harekât şeklinde icra edilecekti. Harekat Planı, Amfibi Harekâtın yapılacağı Girne önlerindeki plajda kıyı başının yumuşatılması ve amfibi harekât, Havadan atma ve indirme ile kıyı başının elde tutulacağı güvenli bölgeyi en kısa zamanda ele geçirme ve ardından takviye, destek birliklerinin kıyıya intikalini öngörüyordu.

İzmir Bölgesinde tertiplenen Donanma Komutanı emrindeki unsurlar ise, Yunanistan ile olası bir savaşta, düşmanı yenecek miktar ve tertip içinde hazırlıklara başladılar. Ankara, bir yandan askerî hazırlıkları yönetirken , Başbakan Ecevit Londra’da, diğer garantör devlet olan Birleşik Krallık Başbakanı Callaghan ile görüşüyordu. Ecevit’in dönüşü ile, Kıbrıs’a askerî harekâtın yapılacağı kesinleşmiş oldu.

20 TEMMUZ 1974

Sabah 08.30 gibi Girne yakınlarındaki plaja ilk çıkarma gemimiz kapak attı. Ardından dalga dalga birlikler Girne’ye akmaya başladılar.  Beş Parmak dağındaki Rum mevzileri vuruldu, Hava Kuvvetleri derinlerdeki Rum takviye birliklerini imha etti. Aynı anda, havadan atma ve indirme harekâtı, planlı noktalara yapılmaya devam etti. Rumların birkaç hücumbotu, etkili olamadan imha edildi. Harekât kanlı çatışmalarla, ateşkesin ilan edildiği 22 Temmuz gece yarısına kadar devam etti. TSK, Girne ve sırtlarında belirli bir bölgeyi ele geçirmiş olmasına rağmen yeterli ve güvenli derinlik sağlanamamıştı. Ateşkes sonrası, diplomatik görüşmeler Cenevre’de başladı. Bu arada iki önemli gelişme daha yaşandı. Yunanistan’da askerî cunta yönetimi yıkıldı. Kıbrıs’ta ise, Rumlar karşı saldırı için yeninden tertiplenmeye hız verdi. Yunanistan’da iktidar değişimi ve yaşanan büyük kaos nedeniyle bu ülkenin Türkiye ile savaşı göze alacak iradesi ve karar verecek liderliği  artık yoktu. Bu nedenle Deniz Kuvvetlerimiz kuvvet çoğunluğu ile caydırma amaçlı Ege için tertiplenmeye devam ederken, bazı muhriplerini takviye için Mersin’e kaydırdı.

14 AĞUSTOS 1974

Türkiye’de hükümet, Cenevre görüşmelerinden sonuç alınamayacağını gördüğünden harekâtın daha güvenli bir genişliğe ulaşması için hazırlık emrini vermişti.  14 Ağustos sabahı ikinci Barış Harekâtı başladı ve 22 Ağustos tarihinde, bugün KKTC vatanı olan genişlikteki alan TSK’nın  tam kontrolüne geçti.

SONUÇ

Kıbrıs Barış Harekâtı, askerî planlaması ve icrası en zor ve riskli harekât türü olan, Deniz Hava ve Kara Kuvvetlerinin tüm unsurlarının katıldığı, müşterek harekâttır. Benzer müşterek harekât örneği olan Normandiya Çıkarmasının planlaması 1,5 yıl sürmüştür.Nikos Sampson’un darbe yaptığı tarih olan 15 Temmuz ile ilk amfibi geminizin plaja kapak attığı 20 Temmuz arasında yalnızca 5 gün geçmiştir. Haziran, temmuz ayları TSK için tayin intikalleri ve izin ayıdır. Bu kadar kısa sürede, böylesine olağanüstü karmaşık harekât için tertiplenme ve fiilen uygulayıp başarılı olmayı, dünya harp tarihi geçmişte hiç kaydetmemiştir. Başarıya, 50 yıl önceki teknik yetersizlikler içinde ulaşılmış olması, ayrı bir değer ve inceleme konusudur. Diğer bir ifadeyle TSK, harekâtın askerî hedeflerini muhteşem bir yetkinlikle elde etmeyi başarmıştır.

Kıbrıs Barış Harekâtı başarı ile tamamladıktan sonra 13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulduğu ilan edildi. Kıbrıs için çok kapsamlı bir harekât planlaması yapılmış olmasına rağmen, üzerinde titiz çalışılmış bir siyasi hedef belirlenmediğini bu karardan anlıyoruz. Rumlarla bir federasyon çatısı altında yaşamanın imkânsız olduğunu geçmişte yaşananlar bize göstermesine rağmen, Rumlar ile bir federasyon çatısı altında yaşayabileceği iradesini yansıtan bu hatalı karar, doğru siyasi hedef belirlemenin ne kadar önemli olduğunu bize hatırlatılıyor 

KKTC İLANI

Yıl 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edildi. Yani tam sekiz yıl Türkiye, ne yapacağını bilmeden, bu çok kritik süreyi boşa harcadı. Benzer durum Rusya’nın Kırım’ı işgali döneminde yaşandı. Ancak Rusya’yı yönetenler Türkiye’yi yönetenlerin içine düştüğü hatayı tekrarlamadı ve yapılan çabuk bir plebisit ile halkın rızasını alarak Kırım’ı ilhak etti. Belki bu ilhak uluslararası tanınma noktasında henüz değil ama, bu uygulama sessiz bir kabul de yaratmış durumdadır.

Bu arada, Askerî Cuntadan Türkiye sayesinde kurtulan Yunanistan çok kısa bir bekleme süresi ile hemen AB tam üyesi yapıldı. Türkiye ile Yunanistan’ı aynı anda AB üyesi yapma girişimi de oldu ama, Ecevit “Onlar ortak, biz pazar” olamayız diyerek maalesef fırsatı kaçırdı. Aslında, Türkiye için tarihi kırılma anı, bu kısa fakat ciddi AB daveti dönemidir. Yunanistan AB’nin tam üyesi olduktan sonra, tüm çabası Türkiye için her türlü engeli koymak, GKRY’nin üyesi olması ile ilgili her türlü şantaj dâhil eylemi kesintisiz sürdürmek üzerine olmuştur. 

Türkiye için bazı müzakere fasılları ‘sanal olarak’ açılır gibi yapılırken, GKRY’nin tam üyeliğe yaklaşacak görüşmelere başlamasına Türkiye’nin olur vermesi ikinci tarihî hatadır. Türkiye, kendisi tam üye olmadan GKRY ve KKTC’nin AB tam üyesi yapılamayacağı tezini maalesef ısrarla talep edemedi.

Annan Planı referandumu sonunda Rum tarafının ‘hayır’ oyu kullanmasına rağmen, 2004 yılında tam üye yapıldığı karara Türkiye’nin sessiz kalması ise son kırılma anıdır. Bu ahlak dışı kurguya rağmen Türkiye’nin AB’nin tüm dayatmalarına sessiz kalması ve onay vermesi, sonun başlangıcı olmuştur.

Türkiye, 1974 yılında şehitler vererek muhteşem bir askerî başarı göstererek Kıbrıs’ta tarihi bir kazanımın yolunu açmıştır…Ancak, daha sonra, bu tarihi başarı, siyasetin elinde maalesef siyasi kazanıma dönüşememiştir.

Kıbrıs, aradan geçen zaman içinde jeopolitik ve jeoekonomik önemi büyük ölçüde artmıştır. Görünür gelecekte Kıbrıs’taki Türkiye ve Türk varlığının azaltılması amacıyla büyük baskıların artacağını öngörmeliyiz. Adada kazanılmış hakların kaybedilmesinin telafisi mümkün değildir. Bu nedenle, Kıbrıs konusunda çok güçlü ve kararlı bir ortak iradenin açıklanmasına her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır.

Her iki harekâtta 498 şehidimiz oldu. Kıbrıs Türk halkından Mücahit ve sivil 1700 kahramanımız canlarını verdiler. Gazilerimiz de hepimiz için gurur ve onur kaynağıdır… Kıbrıs, şehit ve gazilerimizin asil kanı ile sulanmış kutsal vatan toprağıdır. Türkiye ve Kıbrıs Türk halkının meşru çıkarlarından kesinlikle taviz verilemez. Bize yavru vatanı bağışlayan kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 20 Temmuz 2025, 15:47

    Türkler savaşta kazanır, masada kaybeder.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!