‘Kıbrıs konusunda tekrar masaya oturmayacağız!’

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlarının 2020 bütçesini sundu. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 'Milli davamız Kıbrıs konusunda sırf müzakere etmek için tekrar masaya oturmayacağız.' dedi.

‘Kıbrıs konusunda tekrar masaya oturmayacağız!’

Halihazırda diplomasinin sahası ve masasının daha geniş ve çok katmanlı olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, diplomasinin alanına giren meselelerin çeşitlenmiş ve iç içe geçmiş durumda olduğuna dikkati çekti.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin, çok boyutlu ve ciddi sınamalarla dolu bir coğrafyada olduğunu ve zorlu bir konjonktürün içinden geçtiğini belirterek, böylesi bir ortamda vizyonu geniş, ön alıcı ve manevra yeteneği yüksek dış politika izlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye’nin, bu amaçla “girişimci ve insani” dış politika geliştirdiğini dile getiren Çavuşoğlu, “Dış politikamızın esin kaynağı milli değerlerimiz, dayanağı insanımızdır. Dış politikamızı tasarlayıp uygularken dayandığımız temel ilkeler, milli çıkarlarımızın korunması, milletimizin huzur, güvenlik ve refahının sağlanmasıdır.” dedi.

Çavuşoğlu, girişimci ve insani dış politikanın bir diğer temel dayanağının Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” anlayışı olduğunu kaydederek, bu temel ilkelerin her tartışmanın üzerinde olduğunu bildirdi.

Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde oluşturulan bu politikanın, milli ve yerli unsurları, girişimci ruhu, insani ve vicdani kültürü yansıttığını belirterek, “Uluslararası sistem yalpalarken biz sağlam basıyor, kararlı adımlarla ilerliyoruz.” diye konuştu.

TEPKİ GÖSTERDİK

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye’nin, İran’la iyi komşuluk ilişkilerini ortak menfaatler temelinde geliştirmeye devam ettiğini belirterek, iki ülke arasında ticaret, turizm, ulaştırma ve enerji dahil birçok alanda iş birliğini güçlendirdiklerinin altını çizdi.

Başta Suriye olmak üzere bölgesel konular hakkında İran ile istişareleri sürdürdüklerini dile getiren Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Son harekatımıza yönelik İran’dan gelen eleştirilere de tabiatıyla her seviyede gereken tepkiyi gösterdik. İran halkına zarar veren ve bölgesel ticareti olumsuz etkileyen yaptırımlara karşı olduğumuzu da başından beri söyledik. Son günlerde İran’da yaşanan olayların bir an önce bitmesini ve İran’ın huzura kavuşmasını da diliyoruz.”

KKTC’NİN HAKLARINI KORUYACAĞIZ

Çavuşoğlu, Yunanistan’la diyalog kanallarını açık tuttuklarını belirterek, son seçimlerde iktidara gelen, Kiryakos Miçotakis başkanlığındaki Yeni Demokrasi Partisi hükümetiyle sorunlu meseleleri ele almayı kolaylaştıracak olumlu gündem başlıklarına odaklanmayı hedeflediklerini söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Milli dava Kıbrıs konusunda sırf müzakere etmek için tekrar masaya oturmayacağımızı sizler huzurunda vurgulamak isterim. Doğu Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip olan Türkiye’nin Kıbrıs Adası’nın batısında ve kuzeyindeki deniz alanlarında meşru hak ve çıkarları bulunmaktadır. Ülkemiz bunları korumak için gerekli tedbirleri almıştır, almaya da devam edecektir. Hem kendi kıta sahanlığımızda kendi haklarımızı, hem de garantör ülke olduğumuz KKTC’nin haklarını korumaya devam edeceğiz.” 

MAZLUMUN YANINDAYIZ

Çavuşoğlu, Türkiye’nin, tek havza ülkesi olmadığını ve gelecekte de olmayacağının altını çizerek, Türkiye’nin bugün birden fazla havzada dinamikleri olumlu yönde etkileyebilecek şekilde sahada ve masada güçlü olduğunu belirtti.

Çavuşoğlu, bu gücün en çarpıcı örneklerinden birini, Suriye’nin kuzeydoğusunda yürütülen Barış Pınarı Harekatı ve hemen sonrasında ABD ve Rusya ile 5 gün arayla müzakere edilen iki ayrı mutabakatın teşkil ettiğini belirterek, “Bu yaklaşım, Barış Pınarı Harekatı’ndan önce de devreye sokmaktan çekinmeyeceğimizi gösterdiğimiz üzere barışın yolunu açmak için gerektiği takdirde sert gücümüzü kullanabilmeyi içermektedir.” dedi.

Küresel sorunların çözümüne yönelik sonuç odaklı tezler ortaya koymak suretiyle uluslararası sistemin adalet ve hakkaniyet ekseninde şekillenmesi için çaba harcadıklarını söyleyen Çavuşoğlu, “Dış siyasetimizin insani yaklaşımını ortaya koyacak şekilde mazlum ve mağdurun yanındayız. Güçlünün değil, haklının yanında yer alacak bir sistemin oluşmasını destekliyoruz.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler (BM) ve NATO gibi geleneksel üyeliklerinin yanı sıra bölgesel ve tematik çalışmalarıyla öne çıkan çok sayıda uluslararası kuruluş ve süreçlerdeki etkin çalışmalarını sürdürdüğünü dile getirerek, D-8’in reformu, genişlemesi ve mümkünse D-20 haline gelmesi için çalışmalara devam ettiklerini söyledi.

Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ve Asya İşbirliği Diyalogu (AİD) dönem başkanlıklarını devraldığını anımsatarak, “Geçen hafta devraldığımız EİT Dönem Başkanlığımız süresinde özellikle ticaretin artırılması ve bağlanırlık konularına öncelik vereceğiz. Gelecek yıl da Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) Dönem Başkanlığını üstleneceğiz.” dedi.

Öte yandan, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Büyükelçi Volkan Bozkır’ın, BM 75. Genel Kurul Başkanlığına adaylığını ahiren duyurduklarını kaydeden Çavuşoğlu, “Bu amaçla lobi faaliyetlerimize başladık. Deneyimli diplomat ve siyaset adamı Büyükelçi Bozkır’ın, bu görevi başarıyla yürüteceğine ve ülkemizin BM’deki temsiline önemli katkıda bulunacağına inancımız tamdır.” dedi.

DIŞ TEMSİLCİLİKLERİMİZ

Çavuşoğlu, bu yılki Büyükelçiler Konferansı’nın temasının “Sahada ve Masada Güçlü Diplomasi” olarak belirlendiğini hatırlatarak, sahada ve masada etkin, girişimci ve insani Türk dış politikasının gerekleri doğrultusunda Dışişleri Bakanlığının kurumsal kapasitesini de sürekli güçlendirdiklerinin altını çizdi.

Dış teşkilatın genişleme sürecinin devam ettiğini kaydeden Çavuşoğlu, “2002’de 163 olan dış temsilcilik sayımız, bugün itibarıyla 142 büyükelçilik, 13 daimi temsilcilik, 89 başkonsolosluk, bir konsolosluk ajanlığı ve bir ticaret ofisi olmak üzere toplam 246’ya ulaşmıştır.” diye konuştu.

BATI’DA KARA PROPAGANDA VAR

Çavuşoğlu, komşu ülke Suriye’yi 2011’den bu yana rehin alan ihtilafın, kuşkusuz bu yılın en büyük sınamalarından birini teşkil ettiğini belirterek, “Ülkedeki yıkımın devam ettiği bu yıl boyunca da ihtilafın kalıcı siyasi çözümle sona erdirilmesine ve ülkedeki otorite boşluğundan beslenen terör tehdidinin tamamen bertaraf edilmesine öncelik verdik.” diye konuştu.

Türkiye’nin bekasına ve vatandaşların hayatına kasteden terör örgütü PYD/YPG’ye karşı 9 Ekim’de başlatılan Barış Pınarı Harekatı’nın, Fırat’ın doğusunda terör devleti oluşturmaya yönelik girişimleri akim bıraktığına değinen Çavuşoğlu, “Suriye topraklarında göğüs göğüse savaştığımız DEAŞ’a da PYD/YPG’ye de karşı olduğumuzu, bu terör örgütleriyle kararlılıkla mücadele edeceğimizi ortaya koymuş bulunuyoruz.” dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye’ye karşı kurulan her oyunu, bu meyanda Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini tehdit eden tezgahları bozacaklarını gösterdiklerine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Asılsız suçlamalara ve yaptırım tehditlerine rağmen, sahada ve masada yürüttüğümüz kararlı mücadele neticesinde, ABD ve Rusya Federasyonu meşru güvenlik kaygılarımızı, harekatımızın meşruiyetini ve sahada attığımız adımlarla oluşturduğumuz yeni statükoyu kabul etti. Kurmakta olduğumuz barış koridoruyla Suriyeli mültecilerin gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli geri dönüşleri için müsait ortam yaratılmasına da öncülük ediyoruz. Nitekim, harekatın başlangıcından bu yana yerinden edilmiş kişilerin yüzde 50’sinden fazlası bu topraklara, evlerine geri döndü ancak özellikle Batı’da ‘YPG romantizmini’ yücelten büyük algı yönetimi ve kara propaganda kampanyasıyla karşı karşıyayız. Asılsız söylemlere karşı harekatın gerekçe, hedef ve sonuçlarının en doğru şekilde aktarılması için stratejik iletişim faaliyeti yürüttük, yürütüyoruz.”

NECEF ve KERKÜK

Çavuşoğlu, Türkiye’nin, Suriye’de barış ve istikrarı yeniden tesis etmek için en fazla çabalayan ülkelerden biri olduğuna işaret ederek, Suriye’de kapsamlı siyasi değişimin kapısını aralayacak Anayasa Komitesi üyeleri üzerinde mutabakata varıldığını anımsattı.

Böylelikle yaklaşık iki yıldır devam eden sürecin başarıyla tamamlanarak komitenin 30 Ekim’de Cenevre’de çalışmalarına başlamasını sağladıklarını dile getiren Çavuşoğlu, çalışmaların şu ana kadar beklenenden daha iyi şekilde sürdüğünün altını çizdi.

Bakan Çavuşoğlu, Suriye’nin yanı sıra diğer önemli komşu Irak’ın güvenlik ve istikrarının da tüm bölgeyi etkilediğine dikkati çekerek, Irak’ın yeniden imarını desteklemek suretiyle bu ülkenin kalkınmasına yardımcı olmaya kararlı olduklarını ifade etti.

Irak’ın tüm kesimlerine ulaşma hedefi doğrultusunda Türkiye’nin Musul ve Basra başkonsolosluklarının yeniden faaliyete geçirildiğini hatırlatan Çavuşoğlu, “Necef ve Kerkük’te ilk kez başkonsolosluk açılmasına yönelik çalışmalarımız da devam ediyor.” dedi.

Çavuşoğlu, Irak’taki terör örgütü PKK varlığına karşı çabaların da aralıksız sürdüğüne işaret ederek, Pençe Harekatı neticesinde Türkiye’ye terörist sızmaların önemli ölçüde azaltıldığının altını çizdi.

Irak Türkmenlerinin güven ve huzur içinde yaşamaları ve her alanda adil temsillerinin sağlanması yönündeki çabaların aralıksız devam ettiğini belirten Çavuşoğlu, bu kapsamda Kerkük’ün statüsünün belirlenmesine yönelik süreçleri yakından takip ettiklerini ve destek verdiklerini dile getirdi.

Mevlüt Çavuşoğlu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile ilişkilerde de bu yıl içinde olumlu adımlar atıldığına dikkati çekerek, “Irak’ın siyasi birliği ve toprak bütünlüğü ile ilgili ilkesel yaklaşımımız temelinde bu ilişkilerimizi daha da geliştirmeyi arzu ediyoruz. Ülkede ekim başından bu yana yaşanan gösterilerde yaşanan can kayıplarını endişeyle izliyoruz.” şeklinde konuştu.

FİLİSTİN LÜBNAN YEMEN

Filistin davasının Türkiye için her zaman öncelikli konumunu koruduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “İsrail’in yasa dışı işgaline ve Filistin topraklarındaki uluslararası hukuka aykırı gayri insani uygulamalarına karşı sesimizi yükseltiyoruz.” dedi. Çavuşoğlu, ayrıca Filistin iç uzlaşmasının sağlanmasına önem atfettiklerini ve bu konuda gerekli desteği verdiklerinin altını çizdi.

Bakan Çavuşoğlu, Lübnan’a ilişkin, “Zengin etnik ve dini yapısıyla Orta Doğu’nun küçük modeli niteliğindeki Lübnan’ın içinde bulunduğu süreçten istikrarını ve toplumsal bütünlüğünü güçlendirerek çıkmasını temenni ediyoruz.” diye konuştu.

Yemen’de BM öncülüğünde sürdürülen siyasi çözüm çabalarını ülkenin toprak bütünlüğünün ve birliğinin korunması temelinde desteklediklerinin altını çizen Çavuşoğlu, Libya’da da kalıcı ateşkesin sağlanmasını ve BM himayesinde siyasi çözüm çabalarına devam edilmesini öncelikli konu olarak gördüklerini ve Türkiye olarak desteklediklerini sözlerine ekledi.

RUSYA’YLA İLİŞKİLER

Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinin olumlu bir zeminde gelişmeye devam ettiğini söyleyen Çavuşoğlu, “İş birliğinin ilerletilmesi için güçlü bir siyasi irade ve liderlerimiz arasında yakın diyalog var. Bu diyalog bölgesel bakımdan da önemli ve fark yaratıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye’den Kırım’a, Kafkasya’dan Balkanlara pek çok konuda Rusya ile fikir alışverişinde bulunulduğunu söyleyen Çavuşoğlu, Rusya ile başta Kırım olmak üzere anlaşılamayan hususlar olsa da diyalog yoluyla ortak payda bulmaya çalıştıklarını ve iş birliğini hedeflediklerini belirtti.

Çavuşoğlu, “Bu yapıcı yaklaşımın meyvelerini de toplamaya başladık. En son Barış Pınarı Harekatı özelinde aldığımız sonuçlar en somut örnek. Rusya’ya yönelik bu stratejik bakışımızı sürdüreceğiz.” diye konuştu.

Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğinden yana olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımıyoruz. Kırım Tatarlarının durumunu iyileştirmeye yönelik desteğimizi sürdürüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

BÜTÇE

Dışişleri Bakanlığına 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 4 milyar 631 milyon TL ödenek tahsis edilmesinin öngörüldüğünü aktaran Çavuşoğlu, buna ilaveten yüklendiği görevler çerçevesinde 569 milyon TL’si AB Başkanlığı için de toplam 656 milyon TL tutarında bütçe teklifini ve Türk Akreditasyon Kurumu’nun (TÜRKAK) 2020 yılı bütçe teklifi olan 26 milyon TL ödeneği de TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nun onayına sundu.

Çavuşoğlu, bakanlık bütçesinin yaklaşık yüzde 57’sinin yurt dışı teşkilatının harcamaları için kullanıldığını, yüzde 34’ünün katkı payı ödemeleri ve yurt dışındaki öğretmen, okutman ve din görevlileri maaşları için harcandığını da belirtti.