Habertürk’te Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, ‘Şimdi Ulaştırma Bakanlığı yapan kişi eskiden İBB’de Genel Sekreter Yardımcısıydı. İş olmuş gibi tutanak tutuyor, düzenliyor, adama para veriyorlar. İhale yok, bina da yok’ dedi. Bu sözler sonrası yayına bağlanan Bakan Karaismailoğlu, Kılıçdaroğlu’na tepki gösterdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk ekranlarında yayınlanan Teke Tek programında Fatih Altaylı’nın konuğu oldu.
Gündemle ilgili açıklamalarda bulunduğu sırada Kılıçdaroğlu, “Şimdi Ulaştırma Bakanlığı yapan kişi eskiden İBB’de Genel Sekreter Yardımcısıydı. İş olmuş gibi tutanak tutuyor, düzenliyor, adama para veriyorlar. İhale yok, bina da yok” ifadelerini kullandı.
BAKAN KARAİSMAİLOĞLU YAYINA BAĞLANDI
Bu sözler sonrası Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, Kılıçdaroğlu’nun iddiaları yanıtlamak üzere canlı yayına bağlandı. Karaismailoğlu, ”Ben 24 yıl İBB’de çalıştım. Genel Sekreter Yardımcısı tutanak tutmaz zaten. Oturduğunuz yerden iftira atarak, çok ayıp. Belediye çalışanları için namus sözü vermişsiniz. Helalleşmekten bahsediyorsunuz bunlar kul hakkıdır. Biz Anadolu çocuğuyuz, üzülüyorum. Anlaşılıyor ki bu iftiraların ardı arkası kesilmeyecek. Kendinize gelin. İstanbul Havalimanı 10 milyar euroya yapılmıştır” dedi.
KILIÇDAROĞLU, ELİNDEKİ BELGEYİ GÖSTERDİ
Karaismailoğlu’nun açıklamalarının ardından Kılıçdaroğlu, elindeki belgeyi gösterdi. Bunun üzerine sinirlenen Karaismailoğlu ise ”Böyle bir şey olabilir mi ya?” diyerek sözlerine şu ifadelerle devam etti:
”Genel başkan kendi belediyelerine sorsun. Bu bir iddiadır. Kendi de söylüyor. Yolsuzluk yaptı diyor ya. İftira ya. Siz gidin belediye otobüsleri neden yolda kalıyor, hastane yolunu niye yapmadın diye belediye başkanından hesap sorun. Levazım Tüneli niye duruyor diye hesap sorun. Gidin belediye başkanında hesap sorun.”
SİNİRLER GERİLDİ
Karşılıklı sözler sonrası sinirler gerilirken Kılıçdaroğlu ile tartışmasının ardından Bakan Karaismailoğlu, yayından ayrıldı. Kılıçdaroğlu ise, ”Devletin kasasından para çıkmıyor diyorlar ya; garantileri kim verdi? Bu sözleşmeler gizli. Madem bu kadar şeffaf neden açıklamıyorsunuz? Önce gidiyorsunuz temel atıyorsunuz sonrada ihale yapıyorsunuz, aynı adama veriyorlar” dedi.
‘KAPI AÇIK OLSA DA GİRMEYECEKTİM’
Öte yandan, MEB’e gitmesiyle ilgili de programda açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Milli Eğitim Bakanlığı’na niye gittim? Bir tweet gördüm. Dereceye girmiş birisi KPSS sınavında, sözlü de eleniyor. Bunun üzerine hemen arkadaşlarla konuştum, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan randevu istedim. Özel kalemime söyledim. ‘Bu haksızlık nedir?’ diye soracaktım. ‘Bir insanın elinden ekmeği alınır mı?’ bunu soracaktım. Bekledik, yanıt yok. 12 saat bekledik. 15. saatin sonunda ben oraya gittim. Ben sınava girip, hakkı elinden alınan insanın hakkını savunmayacaksam niye siyaset yapıyorum o zaman. Danıştay kararlarına baktım. Daha önce benzer uygulamalar olmuş. Danıştay kararı ‘hayatın olağan akışını aykırıdır’ diye iptal etmiş. Bunlar tekrar alınmış ve eklenmiş. Bir kadın öğrenci şunu söyledi; ‘annem öldüğü zaman babam ağlamadı, ama ben dereceye girip sözlüye girince babamın ağladığını gördüm, içime sindiremiyorum’ dedi. Onun hakkını savunmayacağım da kimin hakkını savunacağım?”
Kılıçdaroğlu, “Ben Bakan’ı ziyarete gitmiyorum ki zaten. Onlar kendilerinden zincir takmış oraya. Randevu vermedi ki gideyim. Hiç kimseyle görüşmeyecektim. Oraya gidip, bu olayı kamuoyunda geniş kitlelere duyurmaktı. MEB’e gitmekteki amacım mülakat sistemine dikkat çekmekti, kapı açık olsa da girmeyecektim” ifadelerini kullandı.
ŞENTOP DA BAĞLANDI
Kılıçdaroğlu’nun, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ziyareti ile ilgili yaşananlara Meclis Başkanı’nın tepki göstermesi gerektiği sözleri üzerine TBMM Başkanı Mustafa Şentop da canlı yayına bağlandı.
Kılıçdaroğlu’nun, Milli Eğitim Bakanlığı ziyareti ile ilgili yaşanan olayı normal bir milletvekilinin randevu alarak gittiği bir görüşmede içeri alınmaması gibi sunduğunu ifade eden Şentop, şunları söyledi:
“Siyasetçilerin, genel başkanların kendilerine göre siyasi planları, senaryoları olabilir. İletişim stratejisi kurabilirler, oyunlar kurabilirler ama oyunlarını kendileri ve kendileriyle beraber gönüllü olanlar oynayabilir. Siyasi partinin kurmuş olduğu siyasi planın, projenin, iletişim stratejisinin bir oyuncusu olarak Meclis Başkanı’nı davet etmek, gelmediği takdirde, oyunun parçası olmadığı zaman da Meclis Başkanı’nı ağır şekilde siyasi tahammülün ve hukukun sınırlarını zorlayan şekilde itham etmek çok vahimdir. Yaptığınız planlamanın bir yerinde bir malzeme olmadı diye Meclis Başkanı’nı suçlayamazsınız.”
‘SİYASİ POLEMİKLERİN İÇİNDE MALZEME YAPILMASINDAN RAHATSIZLIK DUYUYORUM’
Siyasi parti genel başkanlarıyla günlük polemiğe girmediğini belirten Şentop, milletin doğru bilgilendirilmesi için cevap verdiğini, bir milletvekilinin Anayasa ve İçtüzük’ten kaynaklanan haklarının neler olduğunu, bu haklarla ilgili bir sorun yaşandığında Meclis Başkanı’nın ne zaman ve nasıl, hangi enstrümanlarla müdahale edeceğini çok iyi bildiğini söyledi.
Şentop, “Milletvekillerinin bütün yaptıkları işlerle ilgili olarak her zaman Meclis Başkanı onların yanında ve her türlü taleplerini karşılayacak bir merci, bir makam değildir. TBMM’nin ve Meclis Başkanlığı’nın günlük siyasi polemiklerin içinde bu şekilde malzeme yapılmasından rahatsızlık duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
Siyasi parti genel başkanlarının istedikleri gibi tartışıp, konuşabileceklerini ama kendilerini başarısız hissettikleri noktada da “Aman Meclis Başkanı niye benim yanımda değil” şeklinde kamuoyuna yanıltıcı açıklama yapmaması gerektiğini söyleyen Şentop, “Zaten Genel Başkan, o sözleri söyledikten kısa bir süre sonra ‘Ben zaten Milli Eğitim Bakanıyla görüşmeyi planlamamıştım. Bakanlığın önünde açıklama yapacaktım’ dedi. Meclis Başkanı’ndan böyle bir çalışmanın bir yerinde yer almasını talep etmek çok yanlıştır” diye konuştu.
‘SORMASI GEREKİRDİ’
Kılıçdaroğlu ise Şentop’un sözlerine şöyle yanıt verdi:
“Randevu istedim, TBMM sayın Başkanım randevu alsın diye bir beklentim hiç olmadı. Bu zaten yanlıştır. Böyle de bir şey söylemedim. Bir milletvekili olarak bakanlığa giderken önünüze kilit vurulmuş bir kapı çıkarsa her şeyden önce TBMM Başkanı ‘Beyler ne yapıyorsunuz, milletvekili gelebilir, sorusunu sorabilir, görüşmesi yapabilir’ diye sorması gerekirdi. Sayın Şentop zaten bunu sormayacaktı. Gerçek anlamda parlamentoda görev yapan kişinin bunu sorması gerekir diye düşünüyordum. Yoksa randevu alsın diye bir beklentim zaten yoktu. Ben TÜİK’e gittim, orada da demir kapı vardı. Sorulmayacak mı, nasıl oluyor da bir milletvekili giderken kapısına kilit vurulur.”
‘BEN GERÇEK MECLİS BAŞKANIYIM’
Kılıçdaroğlu’na yanıt veren Şentop da, “Ben gerçek Meclis Başkanıyım, Anayasaya ve İçtüzüğe göre seçildim. Meclis’te yapılan oylamayla seçildim. Eğer ben gerçek Meclis Başkanı değilsem Sayın Genel Başkanın da gerçek genel başkan olup olmadığı aynı yaklaşımla tartışılır. Karşılıklı birbirimizden bahsederken asgari nezaket ve hukuk kuralları içerisinde kalalım” ifadelerini kullandı.
Şentop, şöyle devam etti:
“Yüzlerce milletvekilinin gittiği, bakanlıkta bakan ya da başka yetkililerle görüştüğü bir bakanlıktan bahsediyoruz. Yaşanan olayın hala çok olağan bir milletvekilinin bir bakandan randevu isteyerek gittiği ama engellendiği bir durummuş gibi yansıtılmasını çok yanlış buluyorum. Böyle şey olamaz. Siz çok özel, çok spesifik bir şey planlamışsınız kimsenin size bir şey diyeceği yok, buyurun yapın. ‘Meclis Başkanı niye benim yanımda değil, niye milletvekili gitti kapılar kapandı…’ Hayır, bir sürü milletvekili gitmiş, yüzlerce gitmiş. Sizin partinizden de. Sordum ben, ‘var mı böyle bir sorun, gelen bir milletvekilinin önüne böyle bir engel çıkartıldı mı?’ Yok, hayır. Özel bir planlamayla bir şey yapmak istiyorsunuz. Buyurun yapın. Buna da kimse bir şey demek istemiyor ama bu yaptığınız planlamanın bir yerinde bir malzeme olmadı diye Meclis Başkanı’nı suçlayamazsınız.”
Ulastirma Bakani,falan yer niye yapilmadi diye soracagina,neden IBB’nin calismalari iktidar tarafindan engelleniyorun cevabini verseydi.Istanbulda Metrolarin adlarini degistirerek bunu biz yaptik bunu IBB yapti diyen bir Ulastirma Bakani ancak iftira diyerek kendini aklamaya calisir.Kilicdaroglu elimde belge var diyor.Ulastirma Bakani’nin zahmet edip o belgeyi görmesi gerekirken,iftira diyerek akli sira hakli cikmaya calisiyor.IBB’nin AKP’de oldugu yillarda hic yapilmayan sorusturmalar simdi yapiliyor.IBB’nin kasalari AKP’nin yandaslarina bosaltilirken Ulastirma Bakani o belediyede görev yapiyordu.