Kılıçdaroğlu’ndan açıklamalar: İmamoğlu’nun Diyarbakır ziyareti…

Katıldığı canlı yayında gündemdeki konuları değerlendiren Kılıçdaroğlu, 'İmamoğlu'nu nereden bulduğundan', 'HDP'lilerin görevden alınmasına' kadar çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu’ndan açıklamalar: İmamoğlu’nun Diyarbakır ziyareti…
(DHA)\n

CHP Genel Başkanı Kemai Kılıçdaroğlu, Habertürk canlı yayınında Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtlıyor.

Ekrem İmamoğlu’nun CHP üzerindeki algıları kırdığını iddia eden Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun canlı yayında Kuran okumasını överek “CHP buralara giremez denilen bütün alanlara girdik” dedi.
İmamoğlu’nun Diyarbakır ziyaretini ve terörle ilişkileri gerekçesiyle görevden alınan HDP’lileri ziyareti de sorulan Kılıçdaroğlu, HDP’nin haksızlığa uğradığını savunarak, “Demokrasi orada sonlandırılıyorsa siz kalkıp demokrasiyi sadece kendiniz için değil sizin için düşünmeyenler için de isteyeceksiniz” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin hazırladığı “Kürt raporununun” daha önceki raporlarının güncellenmiş hali olduğunu belirterek, “Şimdi onun güncellenmesi lazım. Sivil toplum örgütleri, akademik dünya ve vatandaşlarla güncellenmesi lazım. Biz baştan beri çözü sürecinin yerinin yanlış olduğunu söyledik” dedi.

3 şehit verdiğimiz gün CHP’den HDP’li Türk’e dayanışma ziyareti

İşte Kılıçdaroğlu’nun Altaylı’nın sorularına verdiği yanıtlar:

‘ALGILARI KIRDIK’

Kürt vatandaşlarımız ‘Kürt sorununu neden çözmüyorsunuz’ diyordu. Dindar vatandaşlarımızın da eleştirileri vardı. Sayın İmamoğlu’nun türbeleri ziyaret etmesi hepimizin yaşamında olan şeyler. Ekrem Bey, Beylikdüzü’nde belediye başkanlığı yaparken de aynı şeyleri yapıyordu. Kendisi Yasin’i gayet güzel de okudu. Kuran okumasını biliyordu. CHP’ye yönelik algıları büyük ölçüde kırdık. Aramızda samimi bir bağ oluşturdu. Daha önce Erdoğan’ın ‘CHP buralara giremez’ dediği bütün alanlara girdik.

‘ERDOĞAN’IN TAHAMMÜL EDEMEDİĞİ KESİMLERE ULAŞTIK’

“Ekrem Bey’in etrafında televizyonlar olduğu için AK Partili’lerin tepkilerini yansıtıyordu. Ben televizyonlardan uzaktım. Benim o insanlarla oturup birebir konuşmam lazımdı. O toplantılardan bazılarını AK Parti’nin ilçe yönetimde görev alan hala ilçe yönetiminde olan kişileri de davet ettim. Toplumdan Erdoğan’ın hiç tahammül edemediği kesimlerine ulaştık. Medyanın önünde söylemedim ama onlarla konuştuğum her şeyin bugün de arkasındayım.”

İMAMOĞLU’NU NEREDEN BULDU

Ekrem Bey’i ilçe başkanıyken tanıdım. Gerek ilçe başkanlığı gerek belediye başkanlığında başarılıydı. Bulunduğu bölgede uyuşturucuların bir anlamda istilasına uğramıştı. Orayı kültür merkezine dönüştürmesi, gecekondu semtlerine büyük hizmetler götürmesi, okullar yapması. Açılışlara gidiyordum halkın kendisine gösterdiği sempatiyi görüyordum.

‘TATİLE DEĞİL ÇOCUĞUNU ALMAYA GİTTİ’

KILIÇDAROĞLU: Sayın Topbaş görevinden alınınca Ekrem Bey’i aday olarak gösterdik. Ekrem Bey samimi bir insan. Düşünmediğini söylemez, proje diyorlardı, kendisi de söyledi zaten, ben Cumhuriyet projesiyim diyordu.

ALTAYLI: Aynı şey Zeydan Bey, keza Antalya’da Muhittin Bey. Ekrem Bey inanılmaz bir popülarite elde etti. Tarzı, ailesi ve görüntüsü itibarıyla. Şu anda  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rakibi olarak görülüyor. Bu sizde kıskançlı yaratıyor mu?

KILIÇDAROĞLU: Hayır, asla. Bütün belediye başkanlarımızın öyle olmasını isterim. Herkes hizmet yapsın, çünkü vatandaş hizmete susamış. Şeffaf belediyeciliğe susamış. Bütün belediye meclis toplantılarını youtube’dan yayınlayın dedik. Şimdi bütün belediyelerimiz yapıyor bunu. Vatandaş borcumuzu, alacağımızı görsün. Şimdi her belediyemiz ne kadar tasarruf yaptığına dair, hangi harcamalara ağırlık verdi, bunların hesapları yapılıyor. İstanbul’a yağmur yağdı, 100’ün üstünde yerde suların nasıl biriktiği nelerin yapılması gerektiği tespit edildi. Onlar kısa süre içerisinde sonuçlanırsa inşallah bir daha İstanbul bunları yaşamaz.

ALTAYLI: Ekrem Bey izne çıkmıştı. Ben de ‘bu ne izni’ demiştim. Daha sonra sel sırasında kent dışında, bir kez daha izinde olması, insanlara ‘daha yeni başladın’ dedirtti.

KILIÇDAROĞLU: Küçük çocuğu vardı orada. Onu alıp geri gelecekti. Onu tatil olarak adlandırmamak lazım. Hacıbektaş’a geldi mesela. Şehir dışına çıkarken izin alıyorsunuz. Belediye başkanları yurt dışına giderken İçişleri Bakanlığı’nda izin alıyorlardı bir ara.

‘VİCDAN SAHİBİ OLANLAR HDP’LİLERİN GÖREVDEN ALINMASINI DOĞRU BULMAZ’

KILIÇDAROĞLU: Aynı şey diğer belediye başkanlarımız için geçerli. Günlük her türlü bilgiler alınıyor, talimatlar veriliyor. Mesela bir olay önüme geliyor arıyorum belediye başkanımızı kendisi beni arıyolor ve bilgi veriyor. Bugünkü teknolojik ortamda ‘neredesin’ diye eleştiri getirmek doğru değil.

ALTAYLI: Sayın İmamoğlu’nun Güneydoğu’ya gezisi oldu. Batmanlı bir gencin nikahına gitme sözü vermiş. Batman’a düğüne katılmaya gitti. O genç ‘senin için düğünü erteledim’ demiş, o da ‘Ben de senin düğününe geleceğim’ demiş. Orada görevden alınan belediye başkanlarıyla görüştü. Bu bir miktar eleştiri konusu oldu. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

KILIÇDAROĞLU: Partinin bilgisi dahilindedir. Ekrem Bey o tür şeylere dikkat ediyor. Elbette Batman’a gitmişken  Diyarbakır’a uğraması gayet doğaldır. Haksız bir şekilde görevden el çektirilen kişiyi görmezden gelmek doğru değil. HDP bizim siyaseten rakibimiz ama bir kişi haksızlığa uğruyorsa, demokrasi orada sonlandırılıyorsa siz kalkıp demokrasiyi sadece kendiniz için değil sizin için düşünmeyenler için de isteyeceksiniz. Belediye başkanı adayı aday oluyor, YSK bir şey demiyor. Sonra ‘Bunları görevden alın’ deniyor. Milletvekili olduğu dönemlere ait. Adam yerine yeni oturmuş. 1 Nisan’da siz yazı yazıyorsunuz. Bunun demokrasi, hukukla ne ilgisi var?

ALTAYLI: Dağa para yolluyor deniyor

KILIÇDAROĞLU: Onu görevden alanlar söylüyor. Bu devlete 27 yıl hizmet ettim. Pekçok Başbakan ve bakanla tanıştım. Bir belediye başkanı terör örgütüne parasal destek veriyorsa siz devlet olarak saptayamıyorsanız devlet değilsiniz, saptıyorsanız suç üstü yapacaksınız. Sur’da olanlara hepimiz karşı çıktık. Ahmet Türk ‘Ben hendeklere karşı çıktım’ diye kendisi söyledi. Kalkıp da bu insanları milletvekilliği yaptığı dönemdeki daha soruşturma aşamasında olan şeyler hakkında ‘Ben görevden aldım’ diyorsunuz. Bunları almanız doğru değil. Vicdan sahibi olan herkes bunu doğru bulmaz. Bu en çok PKK’nın işine yarar. Siz her türlü teröre karşı çıkmak zorundasınız. Patlayan bombalarda yüzlerce kişi, masumlar, çocuklar can verdi.

KILIÇDAROĞLU: İster kurum, ister parti, ister şahıs olsun. Teröre karşı ortak mücadele, ortak duruş sergilemek  durumundayız. Bu ülke terörden çok çekti. Bu duruşu hepimizin sergilemesi lazım. HDP’nin PKK ile arasına mesafe koyması lazım. Terörü besleyecek siyaseten kaçınmamız lazım. Bu bizim tarihsel sorumluluğuz.

KÜRT RAPORUNU GÜNCELLEDİK

ALTAYLI: Bir Kürt raporu hazırlanmış CHP’de.

KILIÇDAROĞLU: Daha önce de hazırlamıştık. Sonra çözüm süreci, darbe girişimi oldu. Şimdi onun güncellenmesi lazım. Sivil toplum örgütleri, akademik dünya ve vatandaşlarla güncellenmesi lazım. Biz baştan beri çözü sürecinin yerinin yanlış olduğunu söyledik. Yeri Meclis’ti. Biz teröre karşıyız, ama bu şekilde çözemezsiniz dedik. Kürt kanaat önderleri, yazarları ile biraraya geldik. Onlara da söyledim. Sorunun çözüm adresi TBMM’dir.

ALTAYLI: Siz İmralı ile görüşmeye karşınız?

KILIÇDAROĞLU: Meşru bir devlet gayrimeşru bir organı muhatap alamaz. Erdoğan’ın getirdiği sonuç işte o hendekler oldu. Hendekler kazılırken neredeydi bu Türkiye Cumhuriyeti  Devleti’nin hükümeti. Neredeydi bunlar? Kabahati terör örgütüne bağlıyoruz. İzin veren kim? Onu hiç sormuyoruz. 3,5 milyon Suriyeli gelmiş buraya, onlara kızıyoruz. Yahu onların ne günahı var?

ALTAYLI: Ekrem Bey’in Güneydoğu ziyaretinden sonra tartışma başladı. İstanbul’a da kayyum olabilir mi, diğer büyük şehirlere olabilir mi diye tartışma başlamıştı. Son olarak bugün İçişleri Bakanı sayın Süleyman Soylu ‘pejmurde olursun’ dedi. Ne demek istedi? Kayyum atanması gibi bir risk var mı?

‘HDP DEMOKRASİYİ SAVUNDU’

KILIÇDAROĞLU: Herşeyi yapabilirler, çünkü ortada hukuk, adalet yok. Bu akşam ikimizi de tutuklayabilirler. Yargıtay Başkanı diyor ki, ‘adalete güven yüzde 38’e indi’ diyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı ‘adalete güven kalmadı’ diyor. Bunlar şu anda koltukta olan kişiler. Savcılıktan temiz kağıdı almış, YSK seçime girebilirsin diyor. Sonra bunlara kayyum atanıyor. Anayasa’da o kadar açık ve net hükümler var ki. Anayasa 38. madde ‘suçluluğu sabit oluncaya kadar kimse suçlu olamaz’ diyor. Biz hukuk mücadelesini veriyoruz. Her alanda veriyoruz. Sıradan vatandaş belki bu mücadeleyi veremez ama tarihin bize yüklediği sorumluluğumuz var. Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak gibi mücadelemiz var..

ALTAYLI: Avrupa’da da benzer örnekler var. Dünya kötü bir gidişatta mı?

KILIÇDAROĞLU: Biz dünyaya armağan ettik. Tek adam rejiminde yerel seçimlerde başarı elde ettik. Bu ülkede yaşayan insanların bir vicdanı var. ‘Bu kadar da olmaz’ diyor. Sen bunu yaparsan ben de gidip oyumu vereceğim diyor.

ALTAYLI: Bazıları CHP’nin seçim zaferi yok. Cephelerin oylarına baktığınızda Millet İttifakı’nın CHP’nin klasik oyu, İYİ Parti’nin, HDP’nin oyu üstüne konulunca zaten bu çıkıyor diyor.

KILIÇDAROĞLU: Demokrasiden yana olanlar biraraya geldiler. Biz doğru ittifak kurduk. DP, Saadet demokrasiyi savundu. HDP de demokrasiyi savundu.

ALTAYLI: Süleyman Bey’in ‘pejmurde olursunuz’ sözüne ne diyorsunuz?

KILIÇDAROĞLU: Pejmurde adama ne söyleyeyim ben. Düne kadar Erdoğan’a söylediklerine bakın, bugün yaptıklarına bakın. Kişiliği olan insan söylediklerinin arkasında  durur. Kişiliği olmayan bir insana ne söyleyebilirim ben. Düne kadar en ağır lafları ediyordunuz. Allah kimseyi bu duruma düşürsünüz. Hangi gerekçeyle alacaklar, alsınlar. Bulsunlar bir gerekçe. Ekrem İmamoğlu çok konuşuyor desinler alsınlar. Bizim hortumları kesti desinler alsınlar. Görevden alma gerekçelerin başında belediyenin kaynaklarının İstanbulluya, İzmirliye, Adanalıya, Mersin’e verilmesidir.

ALTAYLI: Bu Kürt açılımı CHP için bir sorun yaratır mı  diye düşünüylor insanlar. Parti içinde ulusalcı bir kanat var. CHP eskiden bir sosyal demokrat partiydi, şimdi acaba sağ demokrat parti mi oluyor. Ortanın hafif sağına mı çekiyor biraz diye ya da sol liberal partiler konuşulurken acaba sol muhafazakar kimliğe mi geçiyor diye tartışmalar var.

KILIÇDAROĞLU: Şu eksenden asla çıkmayacağız. Herkesin kimliğine, inancına, yaşam tarzına saygı. Bu eksen sağı solu değil bu eksen insanlık ekseni. Bu eksende durduğumuz için eleştiri alabiliyoruz zaman zaman. Türkiye’nin en temel sorunlarından biri Kürt sorunu. Ülkeyi yönetmeye talip olan bir siyasal parti bu konuda düşünce ifade etmiyorsa söz sahibi olmasına gerek yok. Parti halkın partisi olma yolunda kararlılıkla devam ediyor. Herkesin partisi. Bir dönem CHP değişime direnen parti olarak adlandırılıyordu. Ben de muhafazakar kesime siz kendinize muhafazakar diyorsunuz, kendinize haksızlık ediyorsunuz, aslında muhafazakar olarak CHP’ye demelisiniz dedim. Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan CHP’dir. Bir dönem Erdoğan ‘Siz Sivas’ın ötesine geçemezsiniz’ diyordu. Ekrem Bey nereye gidiyor? Diyarbakır’a. Diyarbakır Türkiye Cumhuriyeti’nin vilayeti. Orada görevden alınan kişi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının seçtiği kişiler değil miydi? Bazı çevreler sorunların çözülmesini istemezler ve sorunlardan beslenirler. Bu 19. yüzyılın geleneği. Sorun yaratır sonra çözer ve kahraman olursunuz. Bu 21. yüzyılın geleneği olamaz. Ortadoğu bataklığına battınız. Bu da başka felaket. İşin özü, partimizin içinde güzel bir görüş birliği ve uyum var. Bütün arkadaşlarımız düşünce, fikirleriyle, PM’deki söylemleriyle gayet güzel performans sergiliyorlar.

ALTAYLI: Seçimden sonra Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın ‘Türkiye İttifakı’ diye bir söylemi olmuştu. CHP’yi de bu ittifaka sokmak istiyor diye algılandı. Türkiye’nin sorunlarını parlamenter ittifak çözebilir diye algılandı. MHP Lideri Sayın Bahçeli sert çıkış yaptı. Kendisinin bu işin içerisinde olmayacağına söyledi. Siz nasıl bakıyordunuz?

KILIÇDAROĞLU: Bu söylemden sonra 23 Nisan’da Meclis’te özel gündemle toplandık. Orada bir konuşma yaptım. Cumhurbaşkanlığının tarafsızlığından başlayarak. 6 maddelik bir konuşma yaptım. Bu maddelerin gerçekleşmesi için ittifakta oluruz. Keşke olsa. Ama bunlarla AK Parti’nin ilgisi yok. Her tarafa gidiyor ve başlıyor CHP’ye saydırmaya. Sen nasıl tarafsızsın. Bizi eleştirebilirsin ama diyeceksin ki ‘AK Parti’nin genel başkanı olarak bunları söylüyorum’. Cumhurbaşkanlığını istismar ediyorsun.

ESAD’LA NEDEN GÖRÜŞMÜYORSUNUZ

KILIÇDAROĞLU: Bir devlette Cumhurbaşkanı devletin sigortasıdır. Devlette olağanüstü olaylar çıkıp çözülemiyorsa Cumhurbaşkanı aktörleri çağırıp oturup konuşmalıdır. Şimdi böyle bir mekanizma yok. Sigortası olmayan devletiz biz. Yokuş aşağı freni patlayan kamyon gibiyiz.

ALTAYLI: Suriye’deki durum ortada. Bir güvenli bölge oluştu. Terör örgütünün Suriye uzantısı sınırdan bir miktar içeri gitmiş oldu. O bölgede Türkiye ve Amerika ortak kontrol uçuşları yapıyor. Birkaç mil aşağıda yerlerini koruyorlar.  İdlib sorunu var. Türkiye terörle ilişkilendirilen İslami grupların silahsızlandırma görevini ben yaparım dedi. Ancak tam sağlanamadığı için Suriye rejiminin ordusu İdlib’e harekat başlattı. Rusya rejiminin desteği var.

KILIÇDAROĞLU:  Oradaki Türk askerliğinin güvenliğini Rus ordusu sağlıyor. Acı ama gerçek bu. Bu konuda ilk iş Esad’la ilişkiye geçeceksiniz. Niye Rusya ile Amerika ile konuşuyorsunuz da Esad’la konuşmuyorsunuz. Esad Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunmuyor mu? Suriye’nin parçalanmasını isteyen kim?

ALTAYLI: İsrail ve Amerika

KILIÇDAROĞLU: Niye peki onlarla konuşuyorsunuz? Dış politikada düşmanlık olmaz. Venizelos ne yaptı?  Atatürk’ü Nobel’e aday gösterdi. Hani biz savaşmıştık? Bu çıtayı düşünsel olarak yakalamıyorsanız o devleti yönetemezsiniz. Mısır da aynı şey. Ortadoğu bataklığına niye girdik biz? Siz niye buraya silah gönderiyorsunuz? Putin’e kim sözü verdi? Türkiye. ‘Silahları bu terör örgütlerinden alacağım’ diye.

ALTAYLI: Silahları Türkiye verdi  demek ağır suçlama

KILIÇDAROĞLU: AK Parti’nin bakanı ‘adım gibi biliyorum silahlar Türkmenlere gitmedi’ diye. oradaki terör örgütlerine her türlü destek yapıldı.

S-400’LER NEDEN ALINDI

ALTAYLI: Siz gelseniz nasıl  değiştireceksiniz?

KILIÇDAROĞLU: Yüzseksen  derece değiştireceğiz. Her ülke ile barış içinde yaşayacağız

ALTAYLI: Bu mümkün mü? S-400’leri geri mi vereceğiz?

KILIÇDAROĞLU: Hayır! Alındı bir kez! Peki S-400 niye alındı. Bize kim saldıracak? Irak mı, İran mı bize saldıracak? Rusya mı bize saldıracak? Silahlar zaten onların. Yunanistan’la mı kavga edeceğiz.

KILIÇDAROĞLU: Bu dış politikayla Türkiye yol alamaz. Terör ithal eden bir ülke haline geliriz. Suriye’den bir 3,5 milyon daha kişi gelecek. 900 kilometre sınır var. Her yerden girebilir. Duvar örerseniz tünel kazarlar. Meksika sınırında harşeye rağmen giriyorlar. Nereye kadar engelleyebilirsiniz? Suriye’de iç savaşın bitmesi lazım, barışın olması lazım. Türkiye, Suriye bataklığına saplandı. Birinci galip Rusya’dır. İkinci İsrail’dir. Mağdur olan kim? 1 numara Suriye’deki Türkmenlerdir. Sonra da Türkiye’dir. Kendi topraklarından Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırmak zorunda olan Türkiye. Neden sadece Ahmet Davutoğlu. Onun üzerinde başka birisi yok muydu? Onun üzerindeki adamın kararı olmadan Ahmet Davutoğlu tek başına karar alabilir miydi?

ALTAYLI: O kararda Erdoğan’ı ikna etmiş olamaz mı?

KILIÇDAROĞLU: Erdoğan’ı ikna etmeyi düşündüğünü hiç düşünmüyorum. Sadece Davutoğlu değil hiçbir bakan Erdoğan’ın söylemlerinin dışına çıkmadı.  Çünkü Erdoğan, Ortadoğu’nun eş başkanıydı. Kendisi söylüyordu zaten. Sonra vazgeçti, ben söylemedim dedi ama bereket versin ki bu görüntülü google’dan, pekçok yerden bulma imkanı var.

ALTAYLI: Medeniyetler İttifakı diyordu

KILIÇDAROĞLU: Hangi medeniyet? ortada medeniyet mi bıraktılar?…

ALTAYLI: Diyelim ki yarın iktidar oldunuz?

KILIÇDAROĞLU: Alınan füzeler hangarlara konulacak. Göreceksiniz. Yaparım, edelim hepsi hikaye. Niçin alındı? Onu da göreceğiz. Tarih bunları yazacak. Bunların hepsi düzelir. Mısır, Suriye ile ilişkiler düzelir. Dış politikada devlet düşmanlığı olmaz.

NATO’DA YER ALMAMIZ LAZIM

ALTAYLI: Türkiye’nin NATO ilişkileri.

KILIÇDAROĞLU: Türkiye dünyanın demokratik yapılanması içinde yer almak zorundadır. Totaliter rejimlerin Türkiye’ye verecekleri hiçbir şey yoktur. NATO ittifakı içinde yer almamız lazım. Türkiye kuruluşunda Batı’yla mücadele etmiştir ama Batılı değerleri reddetmemiştir. Türkiye’de Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırırsak bütün İslam ülkeleri demokrasinin ne kadar değerli bir unsur olduğunu görmüş olacaklardır. Rusya’yı dışlayalım anlamına gelmez bu. Ticari, kültürel, eğitim alanında ilişkileri geliştirelim.