Kılıçdaroğlu’ndan ‘Müyesser Yıldız’ tepkisi: Eğer casus aranıyorsa…

Koronavirüs salgını nedeniyle üç aydır yapılamayan TBMM grup toplantıları CHP Grup Toplantısı ile yeniden başladı. CHP lideri Kılıçdaroğlu konuşmasında gazeteciler Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel’in ‘casusluk’ suçlamasıyla gözaltına alınmasına tepki göstererek, 'Eğer bu memlekette bir casus aranıyorsa, devletin sırlarını terör örgütüne peşkeş çeken birisi aranıyorsa o da Kozmik Oda'yı açanlardır' dedi.

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Müyesser Yıldız’ tepkisi: Eğer casus aranıyorsa…

CHP lideri Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu:

Kılıçdaroğlu, gazeteciler Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel’in ‘casusluk’ suçlamasıyla gözaltına alınmalarına sert tepki gösterdi.

‘BU KADAR DA AYAĞA DÜŞÜRMEYİN CASUSLUĞU’

“Eğer bir ülkede özgür gazeteciler varsa, o memlekette huzurun yolu açılıyor demektir” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Özgür gazeteciler bizi bilgilendirmek istiyorlar, zor koşullarda görev yapıyorlar. Ama bir sabah bir haber geliyor, iki gazeteci sabahın köründe gözaltına alınıyor. İsmail Dükel, Müyesser Yıldız. Biz nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Gazetecinin huzur hakkı yok mu? Müyesser Hanım’a su vermiyorlar.

Bu gazeteciler ne yaptı? Haber peşinde koşuyorlar, bu kişileri suçluyorlar. Bu kadar da ayağa düşürmeyin bu casusluğu ya. Ne ajanlığı, ne casusluğu… Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Murat Ağırel, Aydın Keser neden içeride? Allah akıl fikir versin.

‘EĞER CASUS ARANIYORSA KOZMİK ODA’YI AÇANLARDIR’

FETÖ taktiğini hepimiz biliyoruz. Önce havuz medyasına yazdırıyorlardı, ondan sonra sabah baskınıyla tutuklama. Casus arıyorlar. Eğer bu memlekette bir casus aranıyorsa, devletin sırlarını terör örgütüne peşkeş çeken birisi aranıyorsa o da Kozmik Oda’yı açanlardır. Bunun hesabını soran var mı? Yok. Millet İttifakı olarak iktidara geldiğimizde devlet sırlarını terör örgütüne peşkeş çekenlere hesap sormazsak namertiz. Devletin sırlarını verdiler.

‘VEKİLLİKLERİN DÜŞÜRÜLMESİ MİLLET İRADESİNE DARBE’

Kılıçdaroğlu konuşmasında, CHP’li Enis Berberoğlu ile HDP’li Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın milletvekilliğinin düşürülmesini değerlendirdi.

Milletvekilliği düşürülen isimlerin halk tarafından seçildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Bunlar seçime girdi mi girdi. Kim izin verdi seçime girmesine? Savcılıktan temiz kağıdı aldılar mı, aldı. Yüksek Seçim Kurulu baktı mı, baktı. Dosyayı onayladı mı, onayladı. Seçime girebilirsin dedi mi, dedi. Ne oldu da şimdi birdenbire ‘mahkemeden karar çıktı ben bunu düşüreceğim’ diyorsun. Hayır arkadaş, düşüremezsin. Yaptığın yanlıştır, Anayasa’ya aykırıdır. Darbe hukukunu içeren bu Anayasa’ya bile aykırıdır.”

Karşılarında AKP-MHP koalisyonu olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Tek başına AK Partili milletvekilleri oy verse dokunulmazlık zaten kalkıyor. Neden işletmediniz o zaman? Kaldı ki bu olay komisyonlarda görüşülürken, komisyon raporu da var, doğrudan doğruya Sayın Şentop’un komisyon başkanı olduğu sırada; Anayasanın 83. maddesinin 3. fıkrası saklıdır. Seçim olur eğer bu kişiler tekrar seçilirlerse dokunulmazlık kazanırlar. Pek çok mahkeme de bu yönde karar verdi. Olay ne? Olay idarenin saraya ipotek edilmesi. Beyefendiler saraya gidecek, saraydan talimat alacaklar, talimatın gereğini yapacaklar.”

Kılıçdaroğlu, her zaman her yerde demokrasiyi savunduklarını dile getirerek, şunları söyledi:

“Kim olursa olsun. Çünkü demokrasi sadece benim için değil, herkes için geçerli bir kavram. Benim gibi düşünmeyen için de demokrasi geçerli bir kavramdır, öyle olması lazım. AK Partili Balıkesir Belediye Başkanı görevden alındığında biz itiraz ettik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı görevden alındığında kim itiraz etti, biz. ‘Milletin oyuna, darbe yapıyorsun’ dedik. Onları İstanbullular, Balıkesirliler, Ankaralılar seçti. Neden görevden alıyorsunuz? Neden zorla istifa ettiriyorsunuz bunları? Biz söyledik. Aynı şekilde milletvekillerinin üyeliklerinin düşürülmesi millet iradesine yapılmış bir darbedir. Sen düşüreceksen milletvekilliklerini, millet neden sandığa gidiyor?”

‘MİT TIR’LARININ DURDURULMASI DEVLET SIRRI DEĞİL’

MİT’e ait tırların durdurulmasının devletin sırrı olmadığını, tüm dünyanın bildiği bir gerçek olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Adana’da görevli hakim ve savcılar gittiler MİT tırlarıyla ilgili tutanakları tuttular. Bu hakim ve savcılar şimdi terör örgütünün üyesi olmaktan içeride. Peki vatandaşlarıma sesleniyorum; terör örgütünün bildiği, terör örgütünün tutanak tuttuğu bir olay nasıl olur da devlet sırrı olur? Enis Bey ile ilgili böyle bir iddia var ama hiçbir belge yok.” dedi.

“Bizim, kim olursa olsun adaleti, demokrasiyi, hakkı ve hukuku savunmak gibi bir görevimiz var. Baskı yapacaklar biliyorum ama iktidar olanlar şunu unutmasınlar; baskı karşısında hiçbir Cumhuriyet Halk Partili boyun eğmez.” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Bunlar, hangi demokrasiden söz ediyorlar, hangi adaletten söz ediyorlar. Hani milli irade vardı? Şimdi, ‘milli iradeye nasıl bir kumpas kurabiliriz’, ‘Seçim Kanununu nasıl değiştiririz’ diye kafa kafaya vermiş konuşuyorlar. Nasıl değiştirirseniz değiştirin, siz gidicisiniz arkadaşlar, bu millet sizi gönderecek.”

‘BİLİM KURULU’NUN ALDIĞI KARARLARA UYULMASI GEREK’

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının tüm dünyada etkili olduğunu, olmaya da devam ettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, virüsün kimsenin kimliğine, inancına, siyasi görüşüne, yaşadığı ülkeye bakmadığının altını çizdi.

Vatandaşların Bilim Kurulunun aldığı kararlara uyması gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, salgın sürecinde fedakarca görev yapan apartman görevlilerine yönelik çalışmalarının olduğunu bildirdi.

Kuryeler, eczacılar, güvenlik görevlileri, zabıtalara da salgın sürecindeki özverili çalışmaları dolayısıyla teşekkür eden Kılıçdaroğlu, “En büyük teşekkürümüz ise sağlık çalışanlarına. Sağlık çalışanları hepimizin göğsünü kabarttı. Cumhuriyeti aydınlanma felsefesinin yarattığı bir başarıdır bu. 1923’de Türkiye’de 554 doktor vardı. 4 hemşire, 69 eczacı, 139 ebe vardı. Bugün Avrupa’nın en güçlü sağlık ordusu bizde. Bu süreçte eve gitmediler, yeri geldi 24 saat çalıştılar, bazıları virüs kaptı, hepsine şükran borçluyuz.” dedi.

Kılıçdaroğlu, sağlık çalışanları için ödüllendirici bir şeylerin yapılması gerektiğini daha önce dile getirdiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu süreçte en azından iki maaş ikramiye verilmesi lazımdı. Bu miktarda değil ama ek ödeme verildi. Güzel, hiç itirazımız yok buna. Ama sağlık çalışanları arasında ayrım yapıldı. Bunu bütün sağlık çalışanlarına ver, sağlık çalışanları arasında ayrım yaparsan haksızlık yapmış olursun. Tıbbi sekretere, hastanenin güvenlik görevlilerine, sağlık işçilerine, hasta bakıcılara, laborantlara, radyoloji teknisyenleri ve aşçılara ek ödeme verilmedi. Bu doğru değil, bu devletin saygınlığına gölge düşürür. Sağlık çalışanları bir bütündür, yardım yapacaksan hepsine yap. Tamam birisine yüksek birisine az olabilir ama hepsine yapman lazım. Ayrımcılık yaparsan sen devleti iyi yönetemiyorsun anlamına gelir.”