Kovid aşısından daha çok ahlak aşısına, hoşgörü aşısına ihtiyacı var

Dr. Semih Dikkatli yazdı...

Kovid aşısından daha çok ahlak aşısına, hoşgörü aşısına ihtiyacı var

Öyle bir yere geldik ki geri dönüşü neredeyse imkânsız…

Renk renk, desen desen, model model ayrıştırıldık hepimiz. Empatiden yoksun, dinlemekten uzak, öfkeden başka bir şey üretmeyen insanlara ve topluluklara dönüştürüldük.

Yıllardır süren bir toplum mühendisliğiyle içten içe düşman cephelere siperler kazdık. Sorgusuz sualsiz saldırıyoruz birbirimize… Gece gündüz, ateşkes bile olmadan, yaralılarımızın yaralarını sarmadan taarruz üstüne taarruzlar gerçekleştiriyoruz.

En ufak vicdan kırıntısı kalmadan, kişisel ikballeri, iktidarları, koltukları için savaşan acımasız kişilerin peşinde robot-insanlar olduk. Kendi evladımızın acısında hatırladık ana baba olduğumuzu, kendi ana babamız tartaklandığında evlatlığımızı. Kendi tarafımızdan birinin canı yandığında hatırladık adaleti, usulsüz gözaltlarında tutulurken tanıdık yeniden faşizmi…

Açlığı, yokluğu görmedik bizden yana değilse, mülteciliğin acılarını bilemedik. Tecavüze uğrayan kadınları, çocukları koruyamadık ve saramadık yaralarını.

Şehit kardeşlerimiz sayı olmaktan öteye geçmez oldu. Kovid bir bilgisayar oyunundan farksız halde. Her gün ölen yüzlerce insanı umursamamak vicdansızlığı kapladı ruhlarımızı.

Havadan bulaşan kovidten bile daha korkutucu oldu birbirimize giderek bulaştırdığımız vicdansızlık…

Bir takım liderlerin çıkarları, hevesleri ve arzularının birbirimize düşmanlığımızı körüklemesine izin verdik durmaksızın.

Hırsız bizdense sesimiz çıkmadı, ahlaksız bizdense sustuk, göremedik topyekün yozlaşmanın ağır sonuçlarını…

Ayrıştık, tuğla tuğla, gen gen, şehir şehir, mezhep mezhep, tarikat tarikat…

Ayrıştık, ideolojilerle, partilerle, ceketlerle kravatlarla bile ayrıştık.

Kadın erkek ayrıştık, doktor savcı, asker sivil, dindar dinsiz ayrıştık.

Bölündük dilim dilim, parça parça, vida vida bölündük.

Kanallarla bölündük, boğazlarla bölündük, milyar dolarlarla bölündük.

Koca bir geminin karşı tarafını deliyoruz acımasızca, o taraf batsın istiyoruz. Batıyoruz oysa, “saçma adamlar orkestrası” arkada çalmaya devam ederken müziğini…

Batıyoruz tümüyle ve batarken bile silahlar elimizde, ellerimiz tetiğe basıyor hala. Ne kadar yok edersek kardır diyoruz karşı taraftan.

Batıyoruz tümüyle, oysa oksijen tüpleri, kurtarma sandalları bile alınmış çoktan ellerimizden.

Ayrışıyoruz, bölünüyoruz, dönüştürülüyoruz. Devam ediyoruz karşı siperleri bombalamaya…

Birilerinin isteğiyle saldırarak diğer yarımıza, yok ediyoruz bedenimizi ve ruhumuzu.

Ya durup nefes alacağız sakince ve hiç değilse ateşkes arayacağız ya da derin sularda boğulurken hep beraber, son nefesimizden bir önce pişmanlık nefesini vereceğiz.

Görülüyor ki; ülkenin Kovid aşısından daha çok ahlak aşısına, barış aşısına, hoşgörü aşısına, iyilik aşısına, affetmek aşısına ihtiyacı var.

Yıkmayın efendiler, kıymayın bu güzelim ülkeye…