Umur Kutlu yazdı…
5 yıl süren Köy Enstitüleri eğitim sürecinde, “toprak, hukuk, hekimlik” gibi eğitimler verilmiştir. Ayrıca
matematik, resim, tuğlacılık, demircilik, dikiş-nakış gibi dersler de verilmiştir. Ünlü müzisyenler,
yazarlar yetiştirmiş ve tarımda ilerleme yaşanmıştır.
Gençler enstitüden ayrıldıklarında hem ekonomik hem sosyal özgürlüklerini kazanmış olarak ayrılırlardı. O dönemde gençlik üreten taraftayken günümüzde tüketen tarafa geçmiştir. Türk gGençliği, o dönemde sanayileşmiş Türkiye’de birçok gelişme yaşamıştır. Köy Enstitüsü mezunlarından en önemli kişilerden örnek verecek olursak bence; Talip Apaydın ve Fakir Baykurt gibi yazarlarımızdır. Güzel Türkçemize birçok eser bırakmışlardır.
Geçlerimiz şu an da Meslek Yüksekokullarında, Köy Enstitüleri’ndeki eğitimi almaya çalışmaktadır.
Ancak alınan eğitim müfredatın konularını yıl içinde tamamlayıp yıl sonunda geçer notu almak
çabasından ibarettir. Gençler mezun olduktan sonra kalifiye eleman olmak için yeterli beceriye sahip
değiller. Çevrelerine yarar sağlamak bir yana almış oldukları eğitim bir sonraki adım olan iş
kariyerlerinde yetersiz kalmaktadır.
Bu yüzden köylerimiz boşaldı. Bu yüzden topraklarımız işlenemez hale geldi.
Bence yeni dönemde kurulması gereken vatan iktidarıyla köy ve kent enstitüleri kurularak daha fazla
üretken gençler ve gençlere iş olanakları sağlanabilir.
Atatürk ilke ve inkılapları ışığında yeni müzisyenler, çiftçiler, hekimler, memurlar yetiştirilebilir. Köy enstitülerinin kapatılması ulusal bilincin öğretilmesi açısından da olumsuz bir olgudur.
Köy Enstitüleri, ulusal şuurun, demokrasinin, sanayileşmenin hazırlayıcısı olmuştur. Üreten millet
daima ileridedir. Vatan; üretime karıştıkça değer kazanır. Köy Enstitüleri milli ekonominin sonucunda
inşa edilmiştir.