‘Kozmik Oda’da ismi geçenlere ne oldu?

featured

Sözcü yazarı Saygı Öztürk ‘Bülent Arınç’a suikast’ komplosuyla taşları döşenen Kozmik Oda kumpasında ismi geçenlerin başlarına neler geldiğini yazdı.

Saygı Öztürk bugünkü yazısında ‘Bülent Arınç’a suikast’ iddiasıyla 19 Aralık 2009’da başlayan ve Kozmik Oda’ya girilmesiyle farklı bir boyut kazanan soruşturmada adı geçen isimlere neler olduğunu yazdı.

“Tümgeneral Selahattin Kısacık, o belgeleri hakimin bile götürmesine izin vermemişti. Genelkurmay karargahında özel bir odada tutulmasını sağlamıştı. Paşa gitti, belgelerin tamamının kopyası alındı ve yurtdışına çıkarıldı. Kozmik odayla girmeye çalışan savcı, 17 yıla mahkum oldu. Hakim Kadir Kayan yurtdışına kaçtı. Sivil savcılığın da, askeri savcılığın da soruşturmalarının sonucunda “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” kararı çıktı. Çıktı ama o dosyada ismi geçenlerin başlarına neler geldiğinin de bilinmesi gerekiyor” diyen Öztürk, şunları aktardı:

Yenik düştü: Kahraman asker Tümgeneral Selahattin Kısacık, yaşananlardan çok etkilendi. Emekliliğini istedi. Devlet sırlarını çıkartmamak için adeta tek başına mücadele etti. Covid-19’a yenik düştü.

Canlı bomba: Bülent Arınç’ın adresinin yazılı olduğu kağıdı sözde yutmaya çalıştığı öne sürülen Albay Erkan Büyükköprü “Canlı bomba” diye gözaltına alındı. Soruşturma döneminde başka bir şehre gönderildi. Savcıları sokmamak için direnen albay, terfi ettirilmedi. Emekliye ayrıldı, açtığı davaları kazandı.

Cep telefonu kullanmadı: Polisin ilk gözaltına aldığı isimlerden birisi de Binbaşı İbrahim Göze’ydi. Daha önce cep telefonu kullanan oğlu, babasının gözaltına alınmasından sonra asla cep telefonu kullanmadı. Sanki konuşursa başlarına bir şey gelecekmiş gibi düşündü. Binbaşı İbrahim Göze, suçsuz bulununca terfi ettirildi. Ancak o çok sevdiği askerlik görevini bundan sonra layıkıyla yapamayacağını düşündü. Çok kırıldı, yalnız bırakıldı, haksızlıklara uğradı ve 2016 yılı başında emekliye ayrıldı.

‘VATAN HAİNİYLE EVLİ KALAMAZ’

Ruh sağlığı bozuldu: Kıdemli Başçavuş Muzaffer Ata, Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı’nda görevliyken, soruşturmaya dahil edildi. 1902 gün süren soruşturmadan sonra hakkında “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verildiğine yakınları sevinemedi bile. Çünkü, Muzaffer Ata, haklarında soruşturma yürütüldüğü dönemde kendilerine yapılanlara daha fazla dayanamamış, ruh sağlığı bozulmuştu. “Silah kullanamaz” diye rapor verildi, mesleğinden koparıldı.

Türkiye’den ayrıldı: Piyade Yarbay Sayım Arslan’ın durumuna ne demeli? Kendilerinin “vatan haini” gibi gösterilmesi onları da hayli etkilemişti. Çocukları yaşanan olaydan o kadar etkilenmişti ki geceleri uyuyamıyordu. Eşi, daha ilk günden onların yanlış yapmadığına inanmıştı ama çevre hiç öyle demiyor, öyle düşünmüyordu. Sayım Arslan da eşi ve çocukları da üzerlerindeki baskıya, kendilerine farklı gözle bakılmasına daha fazla dayanamadı, “Biz bu ülkeden gidelim” dediler. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yerleşti. 

Boşanma gerekçesi: O soruşturma, adını vermek istemediğim aile üzerinde de kara bulutlar estirdi. Askerin eşinin babası eve geldiğinde, “Benim kızım vatan haini olan birisiyle evli kalamaz” dedi ve kızının boşanma davası açmasını sağladı. Bunlar “boşanma tutanağına” da geçti.

“Ergenekoncu” diye: Kozmik Oda soruşturması aşamasında Fetullahçı polisler hakkında tutanaklar tutturan TÜBİTAK Kriptoloji Uzmanı Barış Erdoğan, “Ergenekon Terör Örgütü”nün üyesi olduğu iddiasıyla sahte isimlerle telefonu 3 yıl dinlendi. TÜBİTAK içindeki Fetullahçı yapı tarafından 4 kez görev yeri değiştirildi, sık sık geçici görevle Ankara dışına gönderildi. Mobbing uygulandı. 2012 yılında TÜBİTAK’tan kendi isteğiyle ayrıldı.

O ALBAY DA AYRILDI

Albay Baki Kaya, bazı kişilere gizli bilgi sızdırdığı iddiasıyla takip edildiğini öğrendiğinde üzüldü. 2010 yılında Alay Komutanlığı’na tayini çıkması gerekirken, çıkmayacağı izlenimi edindi ve o yılın eylül ayında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. İstese, albay rütbesiyle 2017 yılına kadar görevde kalabilirdi. Kaya, “yaşananlardan çok etkilendim. Durmamın anlamı olmadığı için ayrıldım” dedi.

Avukat Süleyman Ayhan, Kozmik Oda soruşturmasında yargılanan askerlerin avukatıydı. Ayhan’ın Sıhhiye’de bulunan bürosunun hemen karşısında “ortam dinlemesi” yapan bir otomobil bulunuyordu. Nitekim, avukat Süleyman Ayhan, “suç unsuru olmadığı için kanunen imha edilmesi gereken dinleme kayıtlarını imha etmeyen” Emniyet mensupları hakkında dava açtı ve polisleri mahkûm ettirdi. Subayların, hatta yakınlarının telefonları da yine sahte isimlerle dinlendiğini ortaya çıkardı. Mücadelesi sonuç verdi ve açtığı tazminat davalarını da kazandı.

‘Kozmik Oda’da ismi geçenlere ne oldu?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!