Ahmet Tatar: Bu gazeteciler FETÖ senaryosunda etkin ve başrol oyuncularıdır!

Kumpas şehidi Yarbay Ali Tatar'ın kardeşi ve Kumpas-Der'in başkanı Ahmet Tatar, Ahmet Altan'ın cezaevi mektuplarını yayınlayacak denli Altan’ların Ilıcaklar'ın lehine yayın yapan Cumhuriyet gazetesine bu kişilerin gazeteci değil planlanmış bir sürecin bilinçli parçaları olduğunu yazdı.

Ahmet Tatar: Bu gazeteciler FETÖ senaryosunda etkin ve başrol oyuncularıdır!

Ahmet Tatar Cumhuriyet gazetesinin “Olaylar ve Görüşler” köşesinde “Altan’lar, Ilıcak ve utanmak” başlıklıyazı yazdı.

Tatar yazısında Goethe’nin “İnsanların ne kadar kötü olduklarını görmek beni hiç şaşırtmıyor, fakat bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce çok şaşırıyorum” sözünü anımsatarak Altanlar’a yüklendi:

“Ne yaptıklarını en iyi kendileri biliyor. Ne kadar ağır ve affedilmesi güç bir vebal ile yüklendiklerinin farkındalar ki, yakıp yıktıklarına sırtlarını dönüp, arsızlığı ve tepelerden himmet dilenmeyi tercih ediyorlar. Bütün yalanları ayan beyan olmuşken utanmazca yaptıklarını savunabiliyorlar.

“Bu dönemde siyasi iktidarın öncelikle neye mal olursa olsun iktidarını sağlamlaştırmak amacında olduğu, cemaat örgütlenmesi FETÖ’nün ise ABD kaynaklı daha büyük bir projenin uygulanmasının aracı olduğu ortaya çıktı. Bu ortaklık, devleti dönüştürmek için bütün imkânları seferber ederken, bu dönüşüm için kamuoyunun hazırlanması ve inandırılması görevi, medyadaki uzantılarına verildi.

Bunlar, medyada el geçirebildikleri her köşede Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ilkelerine, kazanımlarına, başta ordu olmak üzere bütün kurumlarına karşı savaş ilan ettiler. Her türlü yalan, her türlü kumpas, polis ve yargı eliyle pişirilip medyadaki tetikçiler tarafından kamuoyuna servis edildi. Bunun için, Taraf benzeri gazeteler, FETÖ’ye bağlı televizyon kanalları kuruldu. Buralarda Amerika’lardan Yasemin Çongar gibi profesyoneller, Baransu gibi bavul taşıyıcıları ve “kullanışlı aptallar” istihdam edildi. Kumpas davalarının altyapısı buralarda oluşturuldu. Bunun sonucunda:

Bugün, bütün bu medya yapılanmalarının özellikle oluşturulduğu, oralardaki “görevlilerin” rasgele seçilmediği, yapılan bütün yayınların ülkemizi adım adım 15 Temmuz’a getiren sürece hizmet ettiği açık olarak ortada duruyor.

Önce Ergenekon Balyoz Kumpasları sürecinin onlarca şehidi, daha sonra 15 Temmuzun 250 şehidi, dağılan aileleri, söndürülen ocakları, yıkılan hayalleri de orta yerde duruyor.

ABD menşei, FETÖ senaryolu bu büyük oyunda etkin ve başrolü oyunculardan ikisidir Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak.

GAZETECİLİK DEĞİL

Bazı siyasilerin, gazetecilerin iddia ettikleri gibi bunların yaptıkları sadece “kötü gazetecilik” olarak geçiştirilemez. Kötü gazetecilik, bu ülkede her dönemde aşina olunan, gazeteci etiğinin hilafına bir tutumdur. Eninde sonunda teşhir olurlar ve çok çok kınanırlar. Kaldı ki, bahsettiğimiz isimlerin sicilleri 12 Eylül faşist cuntasına, Özal döneminin talan ekonomisine dair bu tür örneklerle doludur. Ama bu kez Altan’ların, Ilıcak’ın, Nagehan’ların hizmetkârı oldukları ve adına asla gazetecilik denemeyecek faaliyetleri ile destekledikleri süreçte masum insanların kanı akmış, canları gitmiş ve ülke uçurumun kenarına sürüklenmiştir.

FETÖ denen cinayet şebekesine sağladıkları lojistik destek ile yol açtıkları büyük mağduriyetler konusunda şu ana kadar gerçek anlamda herhangi bir pişmanlık duymadıkları gibi bunu hâlâ savunabilmektedirler.

Daha da önemlisi, ne Altan’lar ne de Ilıcak, bu suçlarından dolayı hazırlanmış bir iddianame ile yargılanmamışlar ve hapis yatmamışlardır…”

Ahmet Tatar yazısında bu kişilerin gerçek FETÖ üyeliğinden, gerçek suçlarından yargılanmadıklarını ama kamuoyunun gönlünde çoktan müebbet aldıklarını yazdı.