İsrail ile sıcak ilişkileriyle tanınan Barzani’nin yayın organları İsrail-Filistin savaşını tartışıyor. Barzani liderliğindeki KDP’nin yayın organlarından “Darka Mazi”de “İsrail-Hamas savaşında Kürtler kimi tutmalı?” başlıklı bir yazı yayınlandı.
Aksa Tufanı operasyonunun ardından başlayan İsrail katliamı sürerken, Barzani tarafı, “Filistin bayrağı sallayan Kürtlerden” rahatsızlığını dile getirdi.
İsrail ile geçmişten gelen yakın ilişkisiyle bilinen Barzani’nin bu yayın organı, Kürtlere “İsrail’e tavır almama” mesajı verdi ve Yeşil Sol Parti’ye (HDP) de sert tepki gösterdi.
“PKK geleneğinin bir uzantısı olan HDP-YSP ‘Kürtlerin devlet kurma hakkını savunuyoruz’ sözünü tek bir gün kullanmadığı halde Filistin’e destek verdi” denilen yazıda, “Kürtler adına yapılan bu açıklamalara şunu söyleyebiliriz “ayranı yok içmeye atla gider sıçmaya” ifadeleri kullanıldı.
“Ve hemen söyleyelim Kürtler Filistin’i desteklese bile Filistin Kürtleri desteklemiyor. Filistin’in şimdiki Başbakanı Mahmut Abbas 2017 tarihinde Kürtler bağımsızlık referandumu yapınca ‘Bağımsız Kürdistan devleti Arapların sırtına saplanmış zehirli bir hançerdir’ dedi. Efrin işgalini ise Filistinliler kutladı” ifadeleri kullanılan yazıda, şöyle denildi:
“Kürtler 1970’lerden beri Filistin sevicilik aşılanmaya çalışılıyor. Solcular bu “anti-emperyalist, halkçı”, İslamcılar ise “ümmetçi” söylemlerle bunu yapıyor. Kürtleri Filistin’in yanına itmek Ortadoğu’da statükoyu savunan, gerici güçlerin stratejisidir.”
Yazının satır başları şöyle:
“Kürtler kimi tutuyor? Kürtler İsrail’den yana mı olmalı, Filistin’den yana mı olmalı?” Sorusunu Kürtler tartışmaya başladı. Tartışmayı bırakalım bazı Kürtler eline bayrak alıp sokaklara çıktı bile…
Tabi ki Kuzey Kürdistan’daki Kürtlerin en çok oy verdiği YSP’nin çağrısı bunlarınkinden bir tık daha farklıydı. YSP “Filistin’in devlet kurma hakkını savunuyoruz” dedi. PKK geleneğinin bir uzantısı olan HDP-YSP “Kürtlerin devlet kurma hakkını savunuyoruz” sözünü tek bir gün kullanmadığı halde Filistin’e destek verdi. YSP-HDP ile ittifak yapan Türk Sol örgütleri EMEP; ESP vb yapılar zaten hemen Filistin’in yanında olduklarını duyurdu.
Dünyada hiç kimsenin desteklemediği, defalarca saldırıya uğramış ve sonunda “bizim dostlarımız yok ama dağlarımız var” demek zorunda kalmış olan Kürtlerin bir kısmı Filistin’i destekliyor. Hatta meydanlara çıkıp Filistin bayrağı sallıyor. Kürtler adına yapılan bu açıklamalara şunu söyleyebiliriz “ayranı yok içmeye atla gider sıçmaya”.
Kürtlerin şu anki askeri, siyasi pozisyonu Ortadoğu’da hiçbir gücü destekleyecek konumda değildir. Kürtler ancak kendini desteklemeli ve ancak kendi bayrağını kaldırmalı, kendisi için slogan atmalıdır.
Kürtler Ortadoğu’nun en mağdur halklarından biridir. Kürtler Filistin’den daha mağdurdur. Filistinliler İsrail meclisinde bile temsil ediliyor, bayrağı kabul ediliyor, dili kabul ediliyor, BM’de de temsilcisi var. Onu destekleyen başka Arap devletler var.
Ve hemen söyleyelim Kürtler Filistin’i desteklese bile Filistin Kürtleri desteklemiyor. Filistin’in şimdiki Başbakanı Mahmut Abbas 2017 tarihinde Kürtler bağımsızlık referandumu yapınca “Bağımsız Kürdistan devleti Arapların sırtına saplanmış zehirli bir hançerdir” dedi. Efrin işgalini ise Filistinliler kutladı. Filistinlilerin sembolü Leyla Xalid bile Amed’de katıldığı bir konferansta hiç haddini bilmeden Kürtlerin sembolü Leyla Zana’nın üstüne yürüdü.
Ayrıca Filistin’i destekleyen güçlerde Kürtleri desteklemiyor, Kürtleri yok etme stratejisini yürütüyor. İran’ın başını çektiği Şii Hilal projesinin sahipleri ve paramiliter güçleri ellerinden gelse Kürtleri katliamdan geçirirler. Aynı biçimde Filistin’i destekleyen Sünni yapılar ve paramiliter güçleri de daha önce IŞİD örneğinde olduğu gibi Kürt düşmanıdır.
Kürtler 1970’lerden beri Filistin sevicilik aşılanmaya çalışılıyor. Solcular bu “anti-emperyalist, halkçı”, İslamcılar ise “ümmetçi” söylemlerle bunu yapıyor. Kürtleri Filistin’in yanına itmek Ortadoğu’da statükoyu savunan, gerici güçlerin stratejisidir.
Ortadoğu’da var olan statüko Kürtlere karşı acımasız davranmıştır. Bu statükonun değişmesi Kürtlerin çıkarınadır. Bölge güçleri statükoyu değiştirmeyeceğine göre Batı Kürtler için iyi seçenektir. Fakat Batı’nın özellikle ABD’nin son yıllarda gerek Rojava gerekse Kürdistan Bölgesi’ndeki tutumu, Kürtlere karşı çıkarcı ve ilkeli olmayan tutumu nedeni ile Batı’ya da temkinli yaklaşmak zorundadır Kürtler. Bunun için Filistin bayrağı ile sokağa çıkmak yanlış olduğu kadar Batı için slogan atmakta yanlıştır. Kürtlerin bu süreç ki söylemlerinin iki ayağı olmak zorundadır.
Birinci ayak ilkesel söylemlerdir. Kürtler öncelikle savaşta sivillerin korunması, yasaklı silahların kullanılmaması ve kabul edilen savaş yasalarına uyulması gibi konularda evrensel ilkeleri vurgulamalıdır. İkinci olarak da yine kabul edilmiş olan “halkların kendini yönetme hakkı” da ilkesel olarak Kürtlerin vurgulaması gereken bir yöndür. Bu iki genel ilke kamuoyunun vicdanını incitmeyecektir. Yani Kürtler savaşın taraflarının değil ilkelerin yanında olduğun ortaya çıkarmak zorundadır.
Fakat işin sahadaki gerçeği şudur, Kürtler herkes ile ilişki halinde fakat bölge gericiliği ve Kürdistan sömürgeciliğini zayıflatacak taraflarla iyi bir pazarlık halinde olmak zorundadır. Şimdiden kendini bir tarafa bağlamak, bir tarafın sloganlarını atıp bayrağını taşımak Kürtlerin çıkarlarına zarar verir. Kürtler bekleyip görmeli, Kürtler için ne gerekiyorsa o adımı atmak zorundadır.
Kısaca Kürtler bu savaşta sadece kendi bağımsızlık ve özgürlüğünün tarafını tutmalıdır, başka bir lüksümüz de yoktur.”