Kurultay acelesi bunun için mi? CHP’de ‘Gül ve Babacan ayarlı’ Parti Meclisi iddiası

CHP kurultayının, koronavirüs salgınına rağmen ertelenmemesi ve kısıtlı toplanma kararı verilmesinin altında ne yatıyor? Soruya CHP'li Bedri Baykam ve HaberTürk Ankara Temsilcisi Muharrem Sarıkaya'dan aynı yanıt geldi: Kapalı yapılacak kurultayda çok fazla tartışmaya yer vermeden Parti Meclisi'nin Abdullah Gül ve Ali Babacan'la ittifaka uyumlu isimlerden oluşturulmasını sağlamak!

Kurultay acelesi bunun için mi? CHP’de ‘Gül ve Babacan ayarlı’ Parti Meclisi iddiası

CHP olağan kurultayı 25-26 Temmuz günlerinde Ankara’da Bilkent Odeon’da toplanacak.

Koronavirüse rağmen kurultayın daha geniş bir katılımla yapılabilmesi için ileri bir tarihe ertelenmemesi ve “kısıtlı” olarak toplanacak olması partililerin tepkisini çekmişti. Üye katılımına kapalı olacak kurultaya bin 300 delege katılacak. Diğer parti yöneticileri, kadın ve gençlik kolu başkanlarıyla birlikte sayısının 3 bin 500’e çıkabileceği ancak salona sınırlı sayıda insanın alınacağı belirtiliyor.

Buna rağmen kurultayın yapılmasında ısrar edilmesini değerlendiren CHP’li Bedri Baykan, Cumhuriyet’teki köşesinde yeni oluşturulacak Parti Meclisi’ne dikkat çekti.

“Kurultayda, üyelerin PM’ye seçilme haklarının sağlıklı bir şekilde uygulanamadığı ve belki de önceden saptanmış bir genel merkez blok listesi ile antidemokratik ve kaotik bir ortam yaşanacak” diyen Baykan şu ifadeleri kullandı:

“Evet, Kılıçdaroğlu ve ekibi, bu sayede belki geçen seçimlerden “içlerinde kalmış cumhurbaşkanı adayını”, bu sefer muhalefetten çatlak sesler çıkmadan ortaya atabilmeyi deneyebilir! Muharrem Sarıkaya, iki gün önce HaberTürk’te, “Yeni PM’nin potansiyel bir yeni ittifaka ve Babacan ile çalışmaya uyumlu, Gül’e ve kentli muhafazakârlara, liberal sağ siyasete açılabilen bir profilde olması istendiğini” yazdı! Kaynağı da Kılıçdaroğlu’nun yakın çalışma arkadaşlarından biri!”

İTTİFAKA UYGUN İSİMLER

Baykam’ın atıf yaptığı Muharrem Sarıkaya, HaberTürk’te yayımlanan 30 Haziran tarihli “CHP Kurultayı” başlıklı yazıda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Kılıçdaroğlu daha önce 52 kişilik PM için 104 isim yazmış ve tercihi delegeye bırakmıştı; buna karşın bir de anahtar liste çıkarmıştı.

Bu kez aynı yola gitmesi beklenmiyor.

Yakın çevresine göre Kılıçdaroğlu, Merkez Yürütme Kurulu’nu da içinden çıkaracak PM’nin dinamik, seçim odaklı, müstakbel ittifaka yakın isimlere yönelmesi…

Bunun için de iki gerekçeleri vardı.

İlki, seçilecek kadroların gelecekteki genel seçimi ve aday belirleme süreçlerini de yönetecek olması; o nedenle programdan çok, seçime odaklı bir yapıya ihtiyaç duyuluyor.

ABDULLAH GÜL’ÜN SON RÖPORTAJI

Yakın çalışma arkadaşları bunları aktarırken içlerinden birinin, “Babacan ile de uyumlu çalışacak bir kadro olur” cümlesi dikkatimi çekti.

Ayrı partisiniz buna neden gerek duyacaksınız?” soruma yanıtı şöyle oldu:

Eğer ittifak söz konusu olacaksa, bugünden altyapısının oluşması lazım. Daha önce İYİ Parti ile ittifak sürecinde deneyimledik. Genel Başkan, aynı sıkıntıları yaşamak istemiyor; parçalı değil, güçlü tek bünye ile yol almakta kararlı…”

Bunu söylerken 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Karar’dan Taha Akyol’a verdiği mülakata vurgu yaptı.

Kılıçdaroğlu ve Gül’ün aynı noktalara işaret ettiğini, benzer kaygıları dile getirdiğini söyledi…

KILIÇDAROĞLU VE GÜL AYNI VURGUYU YAPTI

Dolayısıyla ileride iktidar odaklı işbirliği yapmayı planlıyorsa bunun için öncelikle söylem ittifakını kurabilmesi gerekir.

Gül’ün dünkü demeci de bu açıdan okunuyor ve Kılıçdaroğlu ile bakışı ve söyleminin örtüşmesine vurgu yapılıyor.

Her ikisinin de sorun tespiti ve çözüm önerilerinde aynı söylemi dile getirdiğini, bunun toplum kesitleri üzerinde ileride önemli etken yaratacağı varsayılıyor.

İttifak ve iktidar işbirliği açısından politik algoritmaya uygun bir yapı olmalı” görüşü dile getiriliyor.

Anlaşılan o ki kentli muhafazakarlara da açılabilen, liberal sağ siyaset söylemini de başaran, çok fonksiyonlu ve eğilimli PM yapılanması ile karşılaşacağız…”