Libya ile imzalanan mutabakat muhtırasında onun imzası var

Türkiye, Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları sınırlandırmasına dair mutabakat muhtırası ile Mavi Vatan için büyük bir atılım yaptı. Tüm dünyanın konuştuğu bu gelişmenin arka planında başta Tüma. Cihat Yaycı başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değerli komutanları var.

Libya ile imzalanan mutabakat muhtırasında onun imzası var

Veryansın TV

Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım’da imzalanan deniz yetki alanları sınırlandırmasına dair mutabakat muhtırası, bölgede denklemleri değiştirdi.
Libya ile yapılan anlaşma Türkiye’nin dünya üzerindeki eğimli duruşundan yola çıkarak diyagonal hatların oluşturulması sonucunda Akdeniz’in karşı kıyısındaki sahillere ulaşılması sayesinde gerçekleşti.

Bu anlaşmanın teorisyeni ise Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı. Libya ile anlaşmanın kökeni çok gerilere Libya’nın NATO saldırıları sonrası katledilen lideri Muammer Kaddafi dönemine gidiyor.
Yaycı, yaklaşık on yıl önce dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanına Libya ile karşılıklı kıyı konusu ve deniz yetki alanları sınırlandırma antlaşması yapılması fikrini sunuyor. Yaycı’nın fikirleri kabul görüyor ve projenin devlet yetkililerine aktarılması için çalışmalara başlıyor.
Uzun süre Seyir Hidrografi Oşinografi Dairesi’nde çalışan Yaycı, nihayet devlet yetkililerine sunulacak haritaları çıkarıyor ve konu dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a iletiliyor. Kasım 2010’da Libya lideri Kaddafi’nin Erdoğan’ı 3. AB-Afrika Zirvesi’ne onur konuğu olarak davet etmesi üzerine Libya’ya giden Erdoğan, görüşmeler sırasında Türkiye ile Libya’nın MEB ilanını gündeme getiriyor ve Cihat Yaycı’nın hazırladığı haritaları sunuyor. Kaddafi de karşılıklı MEB ilanına sıcak bakıyor.
Ancak bu ziyaretten aylar sonra Arap Baharı adı altında eylemler patlayınca başını Fransa ve ABD’nin çektiği Batı bloku Albay Kaddafi’yi devirmek için harekete geçiyor. Türkiye ilk anda Libya yönetimini destekler tutum alsa da kısa sürede Kaddafi’nin görevi bırakması isteniyor ve NATO koalisyonuna dahil olunuyor. Kaddafi yönetiminin yıkılmasıyla birlikte günümüze kadar süren darbe, çatışma ve göç kargaşası sürüp gidiyor.

Yönetimin değişmesine karşın Cihat Yaycı projesi üzerinde hız kesmeden çalışıyor. Atatürk Stratejik Araştırmalar Enstitüsü tarafından yayımlanan Güvenlik Stratejileri Dergisi’nin 14. sayısında (Aralık 2011) konuyu kamuoyu ile paylaşıyordu.

“Doğu Akdenizde Deniz Yetki Alanları’nın Sınırlandırılmasında Libya’nın Rolü ve Etkisi” başlıklı araştırma bugün imzalanan mutabakat muhtırasının temelleri niteliğinde.
Yaycı, makalenin girişinde şunları belirtiyor:
“Libya’nın 27 Mayıs 2009 tarihinde Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmesinin ve uluslararası anlaşmalara açık olduğunu beyan etmesinin Türkiye açısından akademik yönden incelenmesinin ve değerlendirilmesinin önemli olduğu görülmektedir. Bu makale, Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgeler üzerinde yapılan tartışmalara değinmekte ve ardından Türkiye ile Libya arasında olası bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağını incelemektedir.”

Makalede Rum yönetiminin bölge ülkeleriyle birlikte Türkiye’yi sıkıştırma planlarına yıllar öncesinde şu ifadelerle değiniliyor:
Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de Antalya Körfezi açıklarında 41.000 km²’lik dar bir deniz alanına mahkum edebilecek ve Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını ihlal edebilecek gelişmeler giderek tehlikeli bir hal almıştır.”

Doğu Akdeniz’deki enerji rezervlerine dikkat çeken Yaycı, bölgenin yeni enerji rezervlerinin keşfi ve paylaşımı için dünya devlerinin ilgi odağı haline geldiği uyarısını yapmaktadır.
Makalede Libya halkı ve tarihi hakkında genel bilgiler verilirken, Libya’nın Deniz Yetki Alanları ve Uluslararası Adalet Divanı’nda sunduğu tezler ele alınmakta.

Makalenin sonuç kısmında bugüne ışık tutan şu tespitler yapılmıştır:

Doğu Akdeniz’de karşılıklı kıyıları bulunan iki kıyıdaş devlet olarak Libya ve Türkiye’nin denizcilik alanında ilişkilerinin geliştirilmesi oldukça önem arz etmektedir. Uluslararası hukuka göre, karşılıklı kıyıları bulunan Libya ve Türkiye’nin hakkaniyet ölçüleri çerçevesinde bir an evvel deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması yapmasını her iki ulusun menfaatinedir. Bu konuda uluslararası mahkemelerin önemli mesnet ve emsal oluşturan kararları ile Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin ilgili hükümleri kapsamında; Doğu Akdeniz’de hakkaniyet ilkesi temelinde deniz yetki alanları sınırlandırmasının, Türkiye ile Libya arasında yapılması gerekmektedir. Uluslararası hukuka tümü ile uygun böyle bir sınırlandırma anlaşmasının gerçekleşmesi hem Türkiye’nin hem de Libya’nın meşru hakkı olduğu gibi menfaatinedir. Böylece Libya, Yunanistan ile yapacağı antlaşmaya nazaran daha fazla bir deniz yetki alanına sahip olacaktır…”

Yaycı 2012 yılında yayımlanan “Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanları Paylaşımı Sorunu ve Türkiye” ve “Türkiye ile Libya Arasında Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması” isimli makalelerinde de konuyu derinlemesine ele almıştı. Makalelerin yanı sıra Yaycı’nın yazdığı 8 kitap Türkiye’nin “Mavi Vatan” programına ışık tutuyordu.

Tümamiral Cihat Yaycı, Ekim ayında yayımlanan ‘Libya, Türkiye’nin Denizden Komşusudur’ isimli kitabında meseleyi tekrar Türkiye’nin gündemine getirmişti.
Doğu Akdeniz konusunda soru ve cevaplarla kamuoyuna Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) kavramını tanıtan Yaycı, Libya konulu kitabında ise Türkiye’nin Libya ile MEB sınırlandırma anlaşmasının hukuki gerekçelerini anlattı.
“Türkiye ile Libya arasında sınırlandırılacak deniz yetki alanı şeridi, Yunanistan ile GKRY-Mısır arasında bir Türk kalkanı şeklinde durmaktadır. Libya ile deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması imzalanması ile Yunanistan’ın GKRY ve Mısır ile GKRY’nin Libya ile MEB anlaşması yapmasının önü kesilmiş olacak. Ayrıca Doğu Akdeniz’de Türk MEB’inin batı sınırı da belirlenmiş olacaktır.”
Yaycı, halen Libya’daki mevcut konjonktürün iki ülke arasında karşılıklı deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasının imzalanması için en uygun zemini oluşturduğunu belirtti.

Türkiye sondaj ve arama faaliyetleri hamlesinin ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Libya Ulusal Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac arasında 27 Kasım 2019’da Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı imzaladı. TBMM de bu anlaşmayı onayladı ve Libya’nın onayını müteakiben BM Sözleşmesi’nin 102. maddesi uyarınca taraflar anlaşma metnini Birleşmiş Milletler’e tebliğ edeceklerdir.
Anlaşma sayesinde, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle anlaşma yapamadığı konusundaki hipotez de yıkılmış ve Mısır-Lübnan-Suriye-İsrail sektörlerinde de yeni uzlaşı zeminlerine basamak teşkil edilmiştir. Böylece, Türkiye’nin hukuki ve siyasi açıdan Doğu Akdeniz’de dışlanmasının hukuken ve fiilen mümkün olmayacağı gerçeği açıkça ortaya konulmuştur.

Anlaşma ile belirlenen Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki MEB ve Kıta Sahanlığı sınırlarını gösteren harita tıpkı Yaycı’nın Seyir Hidrografi Oşinografi Dairesi’nde yıllar önce hazırladığı haritayla hemen hemen aynı. Büyük emek alan çabalar boşa gitmiyor. Şimdi sırada anlaşmanın BM’ye tebliğ edilmesi var.

Cihat Yaycı’nın 2011 yılında yayımlanan makalesinde yer alan harita

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı MEB sınırları (2019)