İsrail’in Lübnan Hizbullah’ına yönelik düzenlediği siber saldırıda, çağrı cihazlarının bomba gibi patlaması sonucu 1’i çocuk 9 kişinin hayatını kaybettiği, 200 kadarı ağır yaklaşık 2 bin 800 kişinin yaralandığını bildirilmişti. Bu olay, cihazların siber saldırılarla birer tehlikeye dönüşebileceğini ortaya koydu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, katıldığı Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda Lübnan’da dün çağrı cihazlarının patlatılmasına ilişkin soruya yanıt verdi.
Bakan Uraloğlu, mobil haberleşme cihazlarının belli teknolojilerle ve sistemlerle takibinin yapılabildiğini dolayısıyla bundan kaçınmak isteyen kuruluş ve örgütlerin çağrı cihazlarını kullanmayı tercih ettiklerini söyledi.
Radyo dalgalarıyla haberleşmenin takibinin kolay olmadığını belirten Uraloğlu, “Lübnan ve bir kısmının Suriye’de de olduğu bilgisini alıyoruz. Hizbullah’ın takipten kaçınmak için bunları kullandığına ilişkin tahmine, bilgiye sahibiz. Aynı anda bu kadar cihazın patlatılması, 9 insanın ölmesi, birçok insanın vücudunun zarar görmesi büyük bir olay” diye konuştu.
Bu konuyla ilgili siber güvenlik uzmanlarıyla görüştüklerini ve konuyu anlamaya ve cihazların neler olduğunu belirlemeye çalıştıklarını anlatan Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Burada iki türlü senaryo üzerinde duruluyor. Birisi Hizbullah’ın bu cihazları kullandığı biliniyor. İsrail’in de bunları bilip, bunların değişim ve yenileme sürecinde istedikleri gibi donatarak, patlayıcı yerleştirmiş oldukları ihtimalini de katarak söylüyorum, bu cihazların satın aldırıldıkları şeklinde. Bunların da aynı anda ve kısa aralıklarla sinyalle patlatılabildiği noktası. İkinci ihtimal de bazı sinyallerle bataryaların kısa devre yaptırılarak, ısıtılması sonucu patlaması. Geçmişte telefon tamircilerinde veya insanların cebinde cep telefonu bataryalarının patladığını gördük ve bunlarda ölümcül sonuç olmadı. Ufak tefek yangın ve yaralanma oldu. Onun için ilk ihtimal biraz daha güçlü gibi duruyor.”
‘TÜRKİYE’DE ÇAĞRI CİHAZLARI NEREDEYSE HİÇ KULLANILMIYOR’
Uraloğlu, Türkiye’de cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla birlikte çağrı cihazı kullanılmadığını belirterek, “Türkiye’de çağrı cihazları neredeyse hiç kullanılmıyor. Çağrı cihazları özelinde Türkiye’de bir risk olmadığını net olarak söyleyebilirim.” ifadesini kullandı.
Benzer cihazlarla ilgili alınması gereken tedbirlerin çok olduğunu dile getiren Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Ülkemizi ne kadar millileştirirsek, ne kadar yerlileştirirsek kendimizi o kadar güvende hissederiz. O noktada da ciddi aşama katettik. Yazılımından cihazların üretimine kadar. Dünyadaki hiçbir ülke bir cihazın yüzde 100’ünü üretmiyor ama ana yazılımı başta olmak üzere kendileri üretme gayreti içinde. Biz de Türkiye’de bunu yapmaya gayret ediyoruz. Bunu başardığımız zaman daha güvende olacağız. Bir taraftan da siber güvenlikle ilgili hem Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu hem de devletin ilgili kurumlarıyla işbirliği halindeyiz.”
‘DÜNYA GENELİNDE SİBER GÜVENLİK ALANINDA İLK 10 ÜLKE ARASINDAYIZ’
Uraloğlu, internet bağlantısı olan çok sayıda elektronik cihazın kullanıldığına dikkati çekerek, “Bunların da siber güvenliği kıymetli ve bu konuda biz ciddi şekilde kafa yoruyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızla diğer güvenlik birimlerimizle. Biz her gün 400’ün üzerinde büyük saldırıyı önlüyoruz. Şu aşamada biz, dünya genelinde siber güvenlik alanında ilk 10 ülke arasındayız. Endişe etmemiz gereken bir durum olmadığını ama mutlaka daha yapmamız gereken çok işin olduğunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Li-Ion pilin bulunduğu ve bir ağa bağlı olan her cihaz için bence bu risk vardır.
Cagri cihazlarini ( AYGIT ) kendin yapmiyorsan farketmez bu yada baska model, demektir ki risk altindasin !!!
Tam bir komedyen. Daha gecen gün 85 milyon insanin bilgileri calinmamis miydi? Dünyada siber güvenlik alaninda ilk 10 dalarmis.