Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan dün TBMM’de gazetecilerle bir araya geldi. Arıkan, ‘Terörsüz Türkiye’ olarak adlandırılan açılım sürecine ilişkin TBMM’de kurulan komisyona hiç olmadığı kadar iş düştüğünü belirterek, şunları söyledi:
“1 yılı aşkın süredir bu komisyon görev yapıyor. Tam bugün devreye girmesi gerekiyor ama uzun zamandır toplantını yapılmadığını yakından takip ediyoruz. Bugün o komisyon elini değil, vücudunu taşın altına koyarak bölgede neler olup bittiğiyle alakalı kamuoyunu doğru bilgilendirmesi gerekiyor. Orada yaşananlarla ilgili şeffaf haberlere ulaşım ihtiyacı var. Yapılacak şey çok net; ‘Terörsüz Türkiye’ komisyonu bir komisyon kuracak ve gerekirse 51 vekilimizin hepsi bölgeye gitmeli. Ne oluyor, ne bitiyor? Onlar kamuoyunu bilgilendirecekler.”
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Suriye ve Kuzey Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin temasları kapsamında Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile bir araya geldi
“Biz Türkiye’de Türk’ün ne kadar hakkı varsa Kürt’ün de, diğer bütün etnik kökenli insanların da o kadar hakkı olduğunu savunuyoruz. Aynı anlayışı Suriye için de geçerli görüyoruz. Arap nüfusunun fazla olması, diğer halkların ötekileştirilmesini asla meşrulaştıramaz. Çoğunluk hiçbir zaman hak sebebi olmamıştır.”

‘TÜRKİYE SURİYE’DE GARANTÖR ÜLKE OLMALI’
DEM Parti’nin Türkiye’nin Suriye’de garantör ülke olması yönündeki önerisini önemsediklerini belirten Arıkan, Meclis’in aktif rol alması gerektiğini savundu ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu kadar sıkıntının, bu kadar badirenin yaşandığı bir dönemde içeride bütünlüğü sağlamak, bölgemize büyük savaş gemilerinin hızlı bir şekilde yaklaştığı bir dönemde yakın bölgemizdeki komşu ülkelerimizde de huzuru sağlamak en önemli vazifelerimizden bir tanesi. Bugüne kadar Saadet Partisi her zaman işin yapıcı tarafında yer aldı. Sorunlar üzerinden oy devşirmek, sorunları istismar etmek yerine kısa vadeli çözümler yerine uzun vadede çözümler üretme gayreti içerisinde oldu. Hep söyledik; bizim Türkiye’mizde Türk’ün ne kadar hakkı varsa Kürt’ün de, diğer etnik kökenli insanların da hakkı olduğunu biz her zaman savunuyoruz. Aynı şekilde komşu ülke Suriye’de Arap’ın ne kadar hakkı varsa Kürt’ün de, diğer etnik kökenli insanların da haklarının olduğunu her zaman ifade ediyoruz. Nasıl ki bizim coğrafyamızda Türk’ün sayısal anlamda fazla olması diğer etnik kökenlerin dışlanmasını gerektirmediği gibi, Suriye’de de Arap nüfusunun fazla olması diğer etnik kökenli insanların ötekileştirilmesini gerektirmez. Ve her zaman hak tanımını biz doğru olan hak tanımı ve yanlış olan hak tanımı olarak değerlendiriyoruz. Ve hiçbir dönemde çoğunluk hak sebebi olmamıştır. Suriye’nin çok kısa bir şekilde toparlanarak bütün etnik kökenli insanlara eşit hak dağılımını yapabilmesi gerekir.
DEM Parti’nin kıymetli heyetinin daha önce bir teklifi vardı. Türkiye’nin Suriye’de bir garantör ülke olmasını teklif etmişti. Bu teklifi de biz önemsiyoruz ve Türkiye’nin bu noktada Suriye’deki bütün halkların mağdur olmayacağı bir düzene, yeni anayasa yapılana kadar garantörlük görevini üstlenmesini önemsiyoruz. Yakın bir zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir heyetinin gerek Şam yönetimiyle gerek Şam’da yaşayan diğer köken milletlerle, halklarla bir araya gelmesini, bir rapor hazırlamasını ve dünya kamuoyuna doğru bilgilendirme yapılmasını önemsiyoruz. Hep beraber görüyoruz ki çok farklı kanallardan gelen farklı haberler, farklı bilgiler var. Doğru bilgiye ulaşmanın yolu Türkiye Büyük Millet Meclisimizin bir heyet oluşturarak bölgeye bir an önce gitmesidir; bunu önerdiğimizi söylüyorum. İran’a yönelik büyük bir savaş hazırlığı olduğu bir süreçte Türkiye’nin de komşularıyla hem yakın diyalog hem de adil bir işleyişi temin etmede daha fazla inisiyatif, daha fazla rol almasını önemsiyoruz.
GAZZE MESAJI
İnsani yardım koridoru meselesi var. Nasıl ki biz millet olarak, ülke olarak Gazze’de yaşanan hadiselerde en güzel dayanışmayı sağladık, Gazze’ye insani yardım koridorunun açılmasıyla alakalı olağanüstü çalışmalar yaptık; aynı şey Suriye’deki bütün mağdur insanlara yardımın ulaştırılmasıyla alakalı olarak da geçerlidir. En kısa mesafelerden yardımların en hızlı şekilde ulaşacağı iletişim kanallarının bir an önce sağlıklı biçimde açılmasını önemsediğimizi ifade etmek istiyorum.”
telefonla goruntulu arayin, daha ucuz ve kolay. Gerci gidin, belki birsey olur geri donmezsiniz.