Mansur Yavaş’ı en çok o şaşırtmış

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 'Ben sadece Ankara'da değil Türkiye'de bir zihniyeti değiştirmeye çalışıyorum' dedi. Yavaş, Melih Gökçek döneminde bir ağaca 40 bin lira verildiğini belirtti.

Mansur Yavaş’ı en çok o şaşırtmış

“Ben insanların vergisiyle hizmet yapmaya çalışan bir memurum” diyen Yavaş, “Onlardan toplanan vergiyi harcıyorum. O zaman birinci mesele, bu parayı nasıl harcayacaksın? O paranın sahibi vatandaş olduğuna göre nasıl harcayacağını vatandaşa sorman lazım” diye konuştu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yaklaşık 10 aydır yürüttüğü görevi süresince başkentte hangi değişikliklerin yaşandığı konusunda Karar gazetesinden Elif Çakır ve Yıldıray Oğur’un sorularını yanıtladı.

Yavaş’ın verdiği yanıtlardan öne çıkanlar şöyle:

“Ben sadece Ankara’da değil Türkiye’de bir zihniyeti değiştirmeye çalışıyorum. Belediye başkanı seçiliyor, toplumun değer yargılarıyla oynuyor. İnsanları ötekileştiriyor, o makamdan yararlanarak. Halbuki o makamda oturmak bir hiç. Bu makam bunları yapabilecekleri bir makam değil. Bu makam hizmet makamı. Ve tarafsız bir şekilde sadece ve sadece işin yapılması gereken bir makam. Çünkü adı yerel yönetim olduğuna göre sizden yerel ihtiyaçların karşılanmasını isteniyor. Sadece asfalt veya su akıp akmaması da değil. Yoksa bunu DSİ  ve Karayolları yapabilirdi. Bunun yanında insanlar, doğumdan ölüme kadar bütün ihtiyaçlarını belediyeden bekliyor. Hatırlarsanız ödediğiniz vergi, yol su olarak size geri dönecek diye bir şey vardı eskiden. Türkiye’de bu tersine yürüyor. Şimdi ben baştan beri şunu söylüyorum.

‘HARCAMALARIN HESABINI VERMEM LAZIM’

Birincisi; ben insanların vergisiyle hizmet yapmaya çalışan bir memurum. Ötesi değilim. Hani bu hizmetkarlık falan filan da değil. Yani lafla hizmetkarınız filan değil. Gerçekten benim maaşımı halk veriyor. Ben onlardan toplanan vergiyi harcıyorum. O zaman birinci mesele, bu parayı nasıl harcayacaksın? O paranın sahibi vatandaş olduğuna göre nasıl harcayacağını vatandaşa sorman lazım. Gerçek yerel yönetim budur. Nasıl harcayacağımı da göstermem lazım şeffaf bir şekilde. Sonra da bu harcamaların hesabını vermem lazım. Dolayısıyla biz 10 ayda önce bu mantığı geliştirdik. Belediye başkanlarını gözünüzde büyütmeyin. Çağdaş ülkelerin bir çoğunda mesela İngiltere’de Londra hariç hiçbir belediye başkanı işe gitmez. Maaş almaz. Belediye Meclis üyeleri yönetir. ABD’de belediye meclisi seçilir. Bir bütçe vardır, yapılacak işleri planlar. Belediye başkanını maaşlı CEO  gibi atarlar. Beceremezse çıkarırlar. Bütçenin hazırlanmasına onay verirler. Şimdi bunu özellikle hep anlatmamın sebebi bizde belediye başkanları seçildikten sonra tabiri caizse Azrail kesiliyorlar. Hepsi değil ama birçoğu öyle. Parayı istediği gibi harcıyor. Kimseye hesap vermiyor. Vatandaşı da dinlemiyor. Burada bir yanlışlık var.

‘TOPLU ULAŞIMA BİNMEK İSTEMİYOR KİMSE’

Toplumun kaliteli, rahat ve ucuz ulaşım istediğini söyleyen Yavaş, şöyle devam etti:

“Bunu nasıl yapacağınızın maliyetini vatandaşa çıkarmanız lazım. Mesela metro meselesi. Ankara’da metronun bir hattı bir milyon dolara çıkıyor. Bir hat. Bir milyon dolara çıkan metronun şuandaki kullanım adedine baktığınız zaman hiç rantabl çıkmıyor. Neden çıkmıyor? Çünkü Ankara’da alt üst geçitler nedeniyle insanlar araba kullanma rahatlığına alıştı. Şehrin içi otoban gibi oldu. Toplu ulaşıma binmek istemiyor kimse. Yani neredeyse kanuni zorunluluk çıkarmanız gerekecek binilmesi için.”

‘SENİN DERDİN SANAT ESERİ OLAN HEYKELLERLE MİYDİ?

Ankara’nın bir estetik sorunu olup olmadığına ilişkin soruya yanıt veren Yavaş, şunları kaydetti:

“Hep derlerdi, CHP’li belediyeler genellikle heykel yapar diye. Tabii ki heykel yapılır, niye yapılmasın. Estetikse yapılır. İyi de kardeşim sen kendi yaptığın heykelleri görmüyor musun? Heykele harcanan paraya bir baksanız. 342 milyon lira. Robokop heykeli yapıyorsun, ses çıkarmıyorsun. Kedi heykeli dikiyorsun her yere, ses çıkarmıyorsun. Dinozor heykeli dikiyorsun. Ee senin derdin neyleydi,  o zaman. Sanat  eseri  olan heykellerle miydi senin derdin?

‘439 MİLYON TL ÖLÜ YATIRIMLARA’

Dinozorlara harcanan paraları geçen Belediye Meclisi’nde söyledim. Heykeller, kapılar, dinozorlar derken 439 milyon TL sadece bu tarz ölü yatırımlara, işlere para gitmiş. Şehrin estetiğini korumanız lazım. Tarihi dokuyu da koruyamadık. Peki bu neden oldu? O zihniyet yüzünden.  Sadece betonlaşmayı, bir yerlere yüksek binalar dikmeyi, birilerine rant vermeyi belediyecilik zannettikleri için. Belediyecilik bu değil. Dikilen binaların hepsinin bizim yolumuzu kestiğini, güneşimizi kestiğini, ışığımızı kestiğini sağlıklarını kaybettikten sonra anlıyor insanlar. Şu anda Ankara’daki bu yoğun araç trafiğinde o devasa Mayback arabalar aynı anda 600 kişinin içtiği sigaranın verdiği zarar kadar zarar veriyor. Biz her gün trafikteyiz ve yoğun trafikte zehir soluyoruz. Moskova’da belediyeler toplantısına gittiğimde sağlıklı kentler tartışıldı. İnsanları kentte nasıl sağlıklı yaşatırız. Tamamı elektrikli trene geçiyor. Ücretsiz taşımaya  geçiyor. Fosil yakıtlı araçların hiçbirisini kente sokmamaya  çalışıyor. Biz hala araçları nasıl  rahatlatırız peşindeyiz maalesef. Burada da zihniyetin değişmesi lazım. Onun için inşallah teşviklerimiz olacak. Toplu ulaşımın kullanılması için bir takım teşvikler yapacağız. Büyük bir sorun. Ne tarihi dokumuz ön planda ki bizim Ulus Hacıbayram’dan Hamamönü kadar projelerimiz var. Bir yandan da artık çok katlılara eskiden verilmiş izinleri biz vermek istemiyoruz.”

’40 BİN LİRAYA AĞAÇ ALINMIŞ’

Melih Gökçek dönemindeki harcamaları israf ve usulsüzlük örneği olarak açıkladığı hatırlatılan Yavaş, kendisini en çok şaşırtan harcamayı şöyle anlattı:

Belediyede elinizi nereye atsanız, özellikle ihalelerde, alımlarda bir hata usulsüzlük veya fesat çıkıyor karşınıza. Yani hepsi ihaleye fesat karıştırmak değilse de usulsüzlük var. Paranın nasıl harcandığı belli değil. Bir disiplin yok belediyede. Bunları görüyoruz. Şimdiye kadar incelememiz  gereken kaç tane ihale geldiyse hepsinde bir takım arzalar çıktı. Aslında bunun böyle olamaması lazım. Belediyenin çok disiplinli yönetilmesi  lazım. Şimdi onu yeniden kurmaya çalışıyoruz. Yeniden bir teşkilatlanma yeniden bir reorganizasyon yapıyoruz bir yandan. Belediyenin şu anda envanterinde 1 milyar 300 milyon  lira mal görünüyor örneğin. Başka bir belediye şirketi gidip aynı malı satın alıyor, haberi yok. Ağaçlar işte biliyorsunuz, en son söyledim. 40 bin liraya aşkın bir fiyatla bir tane ağaç alınmış. O ağacın fotoğrafını da yayınladık.  Estetik de değil. Ne yapacaksınız o ağaçları?”

‘KREDİYİ MÜTEAHHİT BORCUNU ÖDEMEKTE KULLANACAK DEMİŞLER’

Yavaş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile sık sık havalimanında karşılaştığının hatırlatılması üzerine ilişkileri hakkında şunları söyledi:

“Hoş geldiniz, güle güle. Onun ötesinde pek bir şey olmuyor. Bir sefer su kredisi için kendisine rapor sundum. Acil yapılması gerekiyor diye. İlgileneceklerini söylediler ama sonradan duyduğum kadarıyla, net bilgi değil bu, krediyi gerçekten acil ihtiyaçları için değil de müteahhit borcunu ödemekte kullanacak demişler güya. Öyle bir söz var. Halbuki acil ihtiyaçlar olduğu, kredinin niçin çekildiği belli. İlk defa ASKİ bütçesi 500 milyon liraya yakın eksik borçla kapatıldı.

Önümüzdeki yılın bütçesi. Halbuki eskiden ne oluyordu. Suyu şimdiki aldığınız fiyatın iki misline alıyordu Ankaralılar. Bununla uçak alıyorlardı, helikopter alıyorlardı, dinozor alıyorlardı, asfaltlara harcıyorlardı. Şimdi siz çocuğunuzun doktor parasını, ilaç parasını eğitim parasını üst baş almakta kullanır mısınız? Kalkıp da o parayla turistik geziye götürür müsünüz insanları. Su insan hakkıdır. Yüzde 10 maliyetle verilmesi gerekir. Ama yıllarca çok pahalıya verdiler. Aktarılan para 1 milyar 200 milyon dolar. Şunu söylüyor herkes, ne fark eder, o da belediyenin o da belediyenin. Tamam o zaman şöyle yapalım. Suyu 15 TL’ye çıkaralım Belediyenin ne borcu kalır, aldığınız parayla da her şeyi yapabilirsiniz. Ama bunun aldığınız nefesten vergi almaktan hiçbir farkı yok. İnsani değil. Onun için biz bu şartlara rağmen hizmet edeceğiz.”