1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Mehmet Uçum’dan açılım süreci mesajları

Mehmet Uçum’dan açılım süreci mesajları

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan açılım sürecinin "kararlılıkla" sürdüğünü söyledi. Uçum, bölgedeki Kürtleri etnik siyaset üzerinden istismar ederek pro-İsrail bir uydu devlet kurmaya çalışan iç ve dış odaklara dikkat çekti.

featured

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda yürütülen sürece ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Sürecin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “tavizsiz öncülüğü” ile sürdüğünü belirten Uçum, devlet kurumlarının koordinasyonuyla ilerlemenin kararlılıkla devam ettiğini ifade etti.

Uçum, sürecin önemli aşamalarından biri olan TBMM “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun 18 Şubat 2026’da çalışmalarını tamamladığını açıkladı.

Komisyon raporu doğrultusunda, önümüzdeki dönemde TBMM’nin yeni hukuki adımlar atmasının beklendiğini vurguladı.

‘SÜRECİ BALTALAMA GİRİŞİMLERİ SÜRÜYOR’

Açıklamasında sürece yönelik eleştirilere de sert çıkan Uçum, Abdullah Öcalan’ın ifadesine atıfla “baltalama girişimlerinin” devam ettiğini savundu. Uçum, hem iç hem de dış aktörlerin ayrılıkçı söylemleri körüklemeye çalıştığını öne sürdü.

Bazı çevrelerin Kürt meselesini “etnik kimlik siyasetine indirgediğini” belirten Uçum, bu yaklaşımların Türkiye’yi hedef aldığını ifade etti. “Kürtlerin egemen millet olduğu” yönündeki söylemleri eleştiren Uçum, bu tür çıkışların bölgesel projelere hizmet ettiğini kaydetti.

‘TÜRKİYE, KÜRTLERİN EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ’

Uçum, Türkiye’nin bölgedeki Kürtler için en güçlü güvence olduğunu belirterek, “Türkiye bölgedeki tüm Kürtlerin en büyük dostudur ve bu devam edecektir” ifadelerini kullandı.

İRAN VE BÖLGE GERİLİMİNE DİKKAT ÇEKTİ

Bölgedeki gelişmelere de değinen Uçum, özellikle İran’a yönelik saldırıların “terörsüz bölge” hedefi açısından risk oluşturduğunu belirtti. Buna rağmen sürecin sekteye uğramadığını söyledi.

Açıklamasının sonunda sert mesajlar veren Uçum, Türkiye içinde ayrılıkçı söylemleri artırmaya çalışanlara karşı hem devletin hem de toplumun net bir duruş sergileyeceğini belirtti.
“Yeni bölücülük mecralarına asla göz yumulmaz” diyen Uçum, sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini ileri sürdü.

Mehmet Uçum’un açıklamasının tamamı şöyle:

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ ADIM ADIM HAYATA GEÇİYOR!

Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Ülke Liderliği, Sayın Bahçeli’nin bilgece ve tavizsiz öncülüğü, Cumhur İttifakının güçlü iradesi ve Devlet kurumlarının titiz çalışmalarıyla kararlı bir şekilde devam ediyor. Sürecin niteliksel bir aşaması olan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 18 Şubat 2026 tarihinde raporunu bitirerek görevini tamamladı. Komisyon tarihsel bir sorumluluk üstlendi ve bunun gereğini de layıkıyla yerine getirdi. Şimdi Komisyon raporunun önerdiği çerçevede tespit ve teyide bağlı olarak geçiş süreci hukukuna ilişkin TBMM’nin atacağı adımlar gündemde. Ayrıca raporda yer alan demokrasiyi güçlendirme perspektifine ilişkin imkanların artacağı da görülüyor. Süreç güvenli bir şekilde devam ederken süreci istismar eden yaklaşımlar da hız kesmiyor.

Bazı hususları bir kez daha ifade etmekte fayda var: Bir yandan Öcalan’ın deyimiyle süreci “baltalama girişimleri” zayıflasa bile halen devam ediyor. Öte yandan Ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğini körüklemek için tüm bölgede uygun ortam oluştuğunu düşünen dış ve iç odaklar yeni hamleler peşinde koşuyor. Özellikle Suriye’deki gelişmeler üzerinden Kürtlerin geleceğine ilişkin karamsarlık yaymaya çalışan bir tartışma açılmıştı. Ancak Suriye’nin birliği üzerinden atılan adımlarla, bu tip fikri sabotajlardan medet umanların bekledikleri etki olmadı. Çeşitli niyetlerle sanki bir felaket tablosu oluşmuş gibi Kürtlerin geleceği için ağıt yakanlar çıktı. Kürtlerin içindeki etnikçi kimi unsurlar bölücülüğün dilini; kah liberalizmle kah ümmetçilikle kah ayrılıkçı milliyetçiliğe sığınarak ve “bağımsız egemen millet” diyerek ihya etmeye çalışıyor. “Duygusal kopuş” aldatmasıyla vatandaş ulusçuluğu yerine etnik ulusçuluk yaklaşımına alan açma çabasına giriliyor. Kürtlerin siyasi temsil ve eşitlik sorunu olduğunu, statü haklarının tanınması gerektiğini, egemen millet olduklarının kabul edilmesini iddia edenler konuyu kasten etnik kimlik siyasetine indirgiyor. Bunların derdi Kürtlerin varoluşlarını güvence altına almak değildir. Tam tersine Kürt etnik kimliğini istismar ederek ve Kürtleri riske atarak pro İsrail bir uydu devlet kurulması veya o yolda özerk bölgeler oluşturulması arayışı içindeler.

Kürtleri bölgedeki güç savaşlarının malzemesi haline getirmek isteyen siyonist ve emperyalist projelerin daimi hizmetkarları bir kez daha Kürtleri istismar etmeye çalışıyor. Oysa Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefi ve bu hedeflere yönelik Devlet politikaları Kürtlerin geleceğinin ayrılıkçı milliyetçi yaklaşımlar üzerinden değil içinde bulundukları Milli Devletlerle bütünleşme üzerinden güvence altına alacağını çok net ortaya koydu.

Elbette bölgeyi etkileyen İran’a yönelik siyonist-emperyalist saldırganlık terörsüz bölge hedefi açısından riskler oluşturdu. Bununla birlikte Abd-İsrail vahşetine dayanan saldırganlıkta bölge Kürtlerinin gösterdiği anti-emperyalist ve anti-siyonist yaklaşımlar tarihsel bir öneme sahiptir. Bu durum bölgenin geleceğine son derece olumlu etkiler yapacaktır. Bu nedenle bölgede halen daha risk olsa da terörsüz bölge hedefini akamete uğratacak bir sonuç doğmadı. Daha önce de belirttiğimiz gibi bölgedeki tüm Kürtler açısından geleceklerini güvence altına alacak imkanlar ilk kez bu kadar güçlü hale geldi. Bu imkanların doğru kullanılması halinde Kürtlerin gelecek kaygısı olmaz. Bunun sağlanmasında Türkiye temel dayanaktır. Türkiye bölgedeki tüm Kürtlerin en büyük dostu ve en güçlü destekçisidir ve bu devam edecektir. Çünkü Türkiye’nin geleceği bölgedeki Kürtlerin geleceğiyle iç içedir. Türkiye bölge Kürtlerinden asla vazgeçmez. Hal böyleyken özellikle Türkiye içinde ayrılıkçı Kürt milliyetçiliği ateşini yakmaya çalışanların yaptığı tam bir fiili ve fikri sabotajdır. Bunun karşısında başta Milli Devletlerine sahip çıkan Kürtler durur. Devlet de Millet de bu tip yeni bölücülük mecralarına asla göz yummaz. Herkes hesabını buna göre yapmalıdır.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!